Lacan’ın dediği gibi arzu her zaman Öteki’nin arzusudur. Reels atmak, Öteki’nin arzusunu yoklamaktır. Benim seçtiğim nesne, senin arzu alanına düşecek mi?Benim dikkatimi çeken şey, senin bakışında da parlayacak mı?
Sağlık Bakanlığı bir yönetmelik yayımlıyor ve bu yönetmelikte lisans mezunu olan sağlık mensuplarına serbest çalışma izni tanınıyor. Bir tanesi hariç! Eğer psikoloji bölümünü bitirip Psikolog olursanız bu yeterli görülmüyor. Yönetmelik diyor ki eğer psikoloji bölümü mezunu bir Psikologsanız bu yetmez, sizin bir de Klinik Psikoloji alanında yüksek lisans yapmanız gerekli. Diğer tüm değerli sağlık mensuplarının lisans mezuniyetleri yeterli ama konu Psikologların lisans mezuniyetine gelince “yetersiz”.
Burada iki ayrı problemden bahsetmek gerekiyor. Birincisi Klinik Psikoloji yüksek lisansını özel bir üniversitede yapmak isterseniz diğer birçok alanda göremeyeceğiniz milyon liraları gözden çıkarmanız gerekebiliyor. Çünkü günümüzde bu alanın ticarete dönen bir tarafı da var. Devlet üniversitelerinde ise kontenjanlar psikoloji lisans mezuniyet oranları düşünüldüğünde çok düşük kalıyor. Dolayısıyla zaten halihazırda erişilebilirlik açısından sorunlar mevcut.
İkinci ve bence en önemli problem neden diğer sağlık mensuplarının lisans mezuniyetlerinin yeterli görülüp psikologların lisans mezuniyetlerinin bu anlamda yeterli görülmediği problemi. Mevcut sistemin de bence bu probleme kafa yorup çözüm üretmesi başlangıç adımı olmalı zaten. Sonuç olarak bu problem hem eşitsizlik yaratacaktır hem de mesleki kimliğimiz açısından büyük ve belki geri dönülemez sorunlara yol açacaktır.
Sağlık mensupları arasında gösterilen Psikologların önüne koyulan yüksek lisans bariyerinin kaldırılmasını talep ediyor ve bekliyoruz. #TeknikerDeğilPsikolog
Şahit olduğum ve deneyimlediğim kadarıyla gözyaşları depremin kendisine akmıyor. Ses gelen yere yardım gitmemesine, yepyeni dairelerin çöküşüne, geciken ilk yardıma, kimsesizliğe ağlıyoruz.. Ancak çok birliğin içinde kapsanabilecek bir acı ve öfke. Tarifsiz bir yas.
Travmaya maruz kalmak, hiperaktivasyon ve donmaya sebep olur. Bazen insan, bu iki uç hal arasında parçalanmışçasına gidip gelir. Yerinde duramama, yoğun kaygı (özellikle yoğun fizyolojik belirtilerle) yaşama, sürekli bir şey yapma zorlantısı hiperaktivasyona;