🔴 #SONDAKİKA Antalya Kepez Kaymakamlığı'nda silah sesleri
❗️ Vatandaşlar tahliye edildi, olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi
https://t.co/bOOCo9RlNW
LGS kalkarsa not enflasyonu olur mu?
Bu yönde gelen yorumlara toplu yanıt: Evet, not enflasyonu bir realitedir ama bunun çözümü var: Ağırlıklandırma!
Her okulun hatta her öğretmenin not verme alışkanlığı farklı. Bazısı cömert, bazısı cimri. Ama bunu ölçmek mümkün. Yıllara göre başarı verisi, sınav sonuçları, bölge ortalamaları incelenerek her okula bir katsayı verilir.
Yani herkesin notu ham haliyle değil bu faktörlere göre hesaplanmış ağırlıklı haliyle daha adil bir terazide tartılır.
ABD, Kanada, Fransa, Avustralya gibi ülkelerde bu sistem yıllardır uygulanıyor. Bizde de geçmişte yapıldı.
Okulların, derslerin önemini artırmak istiyorsak, tek bir günde yapılan ve geçerliği tartışmalı olan sınavın önemini azaltmamız gerekiyor. Yoksa açın yapay zekayı. Çocuk sınava ekrandan çalışıp diploma alsın. Okula gerek yok.
Son olarak, hiçbir ölçme aracı (not ya da sınav) kusursuz değildir. Amaç hata payını azaltmaktır. Sadece yüzde 2-3’ü başarılı sayıp geriye kalan 1 milyon çocuğa başarısız damgası vuran bir sınavın savunulacak bşr tarafı yok.
LGS’yi Kaldırın! Çocuklara Eziyet Etmeyin!
Geçen hafta bir kuşağa daha “senden bir şey olmaz” dedik.
Bir sınavla, bir milyon çocuğun motivasyonunu, öz güvenini, geleceğe olan inancını kırdık.
Oysa LGS ne adil, ne eğitici, ne de insani bir sınav. Bir soru kaçıran, en iyi liselere veda ediyor. Ergenliğin tam ortasında çocuklara “yetersizsin” diyoruz.
Bu böyle gitmez!
Dünyada hiçbir başarılı eğitim sistemi 14-15 yaşındaki çocukları bu kadar baskılamıyor.
Benim önerim net:
✅ LGS yerine ağırlıklı nota dayalı karma bir sisteme geçilsin.
✅ Nitelikli lise sayısı artırılsın.
✅ Gelişimsel olarak uygun yaşta, yani lise sonunda değerlendirme yapılsın.
Bugün başlarsak, bir nesli daha kaybetmeden bu adaletsizliği durdurabiliriz.
Çocukları seçelim! #LGSyiKaldırın
Gerekçelerim bu haftaki @GazeteOksijen ‘de!
Sağlık Bakanlığı’nın “normal yolla” doğum oranlarını artırmak ve bunu teşvik etmek gibi hedefi olabilir.
Ancak bunu yaparken kullandığı dil rahatsız edici olmanın ötesinde taciz edici.
Bakanlığın yayınladığı kamu spotunda sezaryenle doğum yapan kadınlar tam manasıyla kötü, acımasız ve vicdansız olarak tasvir ediliyor.
Sezaryenle doğum yapanları suçlayıcı bir dille topluma hedef göstermek, anneleri vicdani bir çıkmazda bırakmak, kadınların kendi bedenleri üzerindeki haklarını bu denli pervasızca yok saymak kabul edilemez.
Teşvik etmenin başka yolları, yöntemleri vardır. Bunun yolu anneleri kırmak, anne adaylarını korkutmak değildir.