eskiden sanatsal, donanımlı insanlar ilgimi çok çekerdi. bayılırdım. şimdilerde insanın insana verebileceği en yüce şeyin samimiyet olduğuna inanıyorum. karşımdaki tam ideallerime uygun bir insan olsa dahi samimiyeti, o sıcacıklığı hissetmiyorsam konuşmuyorum.
nostalji bir dolandırıcıdır. geride bıraktığın hiçbir şey hatırladığın gibi güzel değildi.
o insanlarla görüşmemenin bir nedeni var. o ortamda olmamanın birden
çok sebebi var. üzül, özle, ders al ve hayatına devam et. anlık gelen
"o zamanlar ne güzeldi." hissine güvenme.
içsel dünyasını kasıp kavuran meseleleri ucube gibi gözükmemek için gündelik hayatta açamayan insanların bunları konuşmanın fevkalade normal olduğu masalarda yaşadığı katarsis
Beni yüreğinde meskûn kıl” diyor Heidegger Hannah Arendt’e yazdığı mektupta.
“Meskûn kılmak” yalnızca “beni sev” demekten öte, “beni içinde barındır, bana iç dünyanda bir yer ver, beni sende ikamet eden biri kıl” demek. Vay be…
Proust, insanın sevebilme, acı çekebilme ve tutku duyabilme kapasitesinin sınırsız olmadığını savunur. Gençlikte bir ilk aşka ya da hayale harcanan devasa duygusal sermaye, zamanla tükenir. Hayatın ilerleyen dönemlerinde karşılaşılan yeni insanlar veya fırsatlar, zihinde sadece sığ bir ilgi uyandırır; çünkü duygusal sermaye azalmıştır.