Bu konuyu cok önemsiyorum. Mutlaka okuyun. Kendi adimiza uluslararasi alanda söz söyleme imkanimiz sinirli; hak arayisimiz ise sürekli bu devletlerin “ic meselesi” denilerek geri plana itiliyor. Bize yapilan zulüm sinirlarin arkasina gizleniyor, ihlaller cezasiz kaliyor.
Örnegin, BM tarihinde Kürtleri dogrudan konu alan karar sayisi cok az. 1988’de Halepce, 1991’de Irak’ta insani erisim talebi… Bu bile basli basina nasil bir duyarsizligin ve yok sayilmanin göstergesi! Cünkü bir halkin haklari, onu yöneten devletlerin insafina birakiliyor.
Üye olmayan gözlemci statüsünün elde edilmesi halinde konusma hakki, kalici misyon bulundurma, belgelere erisim ve BM’ye tevdi edilen antlasmalara taraf olma imkani dogar. Filistin örneginde bu statü, Roma Statüsü’ne katilarak Uluslararasi Ceza Mahkemesi’nin yetki alanina girilmesini sagladi. Böylece ciddi insan haklari ihlallerinde uluslararasi hesap sorulabilirlik zemini güclenir. Olaylar yalnizca ilgili devletlerin ic isi olarak kalmaz, BM platformunda dogrudan gündeme getirilebilir. Bu statü oy hakki/tam üyelik vermez, ama kendi adimiza konusma ve hesap sorma kapasitemizi artirir. Bu da bizim icin önemli bir kazanim olur.
🔴 Kürtçe şarkı söylediği için 11 yıldır tutuklu bulunan Nûdem Durak’ın annesi Hatice Durak, ‘Her gün tahliye olur diye bekliyorum’ dedi
https://t.co/8aCOFeAoUf
@Unaamattiiinaa@kardelenbassak Biliyorum , Arabada kaporta seni korur, motorda ise kaporta sensin… Ama bazı insanlar güvenli yaşamaktan çok, özgür yaşamayı seçer…
@Unaamattiiinaa@kardelenbassak Vallahi ben psikiyatrist olsam, hastalarıma motor kullanmalarını tavsiye ederdim. O özgürlük hissi var ya… Gerçekten mükemmel bir duygu. 🏍️
Türkiye de yaşamak , motor kullanmak daha tehlikeli ayrıca 😄