Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın “75. Yıl dönümünde Kürdistan Uluslararası Lozan Konferansı'na" sunduğu mesajı sizlerle paylaşıyoruz.
���Mesaj, Serxwebûn'un Temmuz 2023 tarihli sayısında yayınlanmıştır.
Uluslararası Lozan Konferansı’na!
Değerli katılımcılar!
Halkımızın tarihinde en talihsiz antlaşmalardan birisi olan Lozan Antlaş̧ması’nın 75. yıl dönümü dolayısıyla gerçekleştirdiğiniz bu konferans sadece yakın tarihin değil, günümüzün temel gerçeklerine ve Kürdistan boyutuyla ağırlaşan sorunlarına temel teşkil etmesi anlamında da büyük önem taşımaktadır. Sırf hukuksal açıdan değil, tarihsel, bilimsel, hatta moral değerleri açısından yoğ̆unca değ̆erlendirmeyi ve bir uluslararası kararlılık düzeyini sağlamayı önümüze koymaktadır. Bu temelde isabetli bir düzenlemeyi gerçekleş̧tirdiğinize inanıyor ve sizleri selamlıyorum.
Kürt halkının tarihinde buna benzer tehlikeli bir anlaşma da 1639’da Kasr-ı Şirin’de imzalanmış ve yarattığı parçalanma hâlâ bütün etkisiyle sürmektedir. Fakat en ciddi parçalanmanın 1923’te bir taraftan Türkiye’nin, diğer taraftan Batılı devletlerle birlikte Bolşevik Rusya’nın da taraf edilmesiyle gerçekleştirilen bu anlaş̧ma bir soykırımı tamamlamıştır. Ermeni, Asuri ve Grek halkından bazılarını azınlık statüsüne düşürüp soykırımlarını gözardı edip tükenişine yol açarken ve bu konuda içine düştükleri vahim durumu görmezlikten gelirken, Kürt halkının da adeta yeni baştan çizilen bir soykırımın başlangıcına alınması her şeyden önce tarihsel bir gerçektir. Günümüze kadar olup biten de zaten bunu doğ̆rulamış̧tır.
İkinci Dünya Savaş̧ı soykırımı üzerinde çok duruldu. İnsan hakları alanında yine çok şeyler söylendi, yapıldı. Hukuk yoluyla değerlendirildi, mahkemesi kuruldu, yargılamalar gerçekleştirildi, cezalandırmalar yapıldı. Ama özellikle Birinci Dünya Savaşı sonrasında Anadolu’da kemalistlerin yürüttükleri soykırımlar, Almanya’daki faşistlerin yürüttüklerinden daha mı az önemlidir! Elbette ki, soykırım açısından hayır. Hem ilktir hem de çok vahimdir.
Sayın Öcalan’dan Sırrı Süreyya Önder için mesaj:
SEVGİLİ SIRRI SÜREYYA ÖNDER’İN ANISINA
Sevgili Sırrı Süreyya Önder’in vefatıyla kalbimize derin bir hüzün çöktü. Çok değerli bir insan, halkların gerçek bir evladıydı. Anadolu ve Türkmen geleneği büyük bir evladını yitirdi, coğrafyamızın bütün toplulukları ve halklarımız büyük bir yoldaşını kaybetti. Onun anısına büyük bir saygı duyuyorum. 27 Şubat’ta, son görüşmemizde yapacağımız çağrıya eklediğimiz son cümleyi elleriyle not almıştı ve bizzat okumak istemişti. Barış içinde bir arada yaşamak adına unutulmaz bir çalışkanlığı ve emekçiliği vardı. Yaşanan tüm olumsuzlukları olumluya çevirmek gibi ustaca bir hünere sahipti. Gerçek bir barış kimliği ve barış kültürüydü.
Barışın ve barış sürecinin hepimize kazandıracağını çok iyi biliyordu ve bu onun büyük özlemiydi. Bu umut asla yarım bırakılamaz. Hepimiz için mühim olan, bu ruhu barışa taşımak ve Sırrı Süreyya Önder’in adıyla taçlandırmaktır.
Bir kez daha anısına sonsuz bağlılığımı ifade ediyor; değerli ailesine, dostlarına, sevenlerine ve tüm halklarımıza başsağlığı diliyorum.
Hepimizin başı sağ olsun.
Abdullah Öcalan
3 Mayıs 2025
Bundan 100 öncesi; 1. Paylaşım Savaşı yıllarında Ortadoğu’yu kendi çıkarları temelinde şekillendiren İngiltere ve Fransa; güçlü petrol yataklarına, tarıma elverişli geniş arazilere ve zengin su kaynaklarına sahip Mezopotamya’yı ve onun kalbindeki Kürdistan’ı parçaladılar.
İngiltere, 1916 yılında Fransa’yla yaptığı Rusya’nın da onayladığı Sykes-Picot anlaşmasına dayanarak 1917 başlarında Basra, Kerkük ve Musul bölgelerini işgal etti.
Burada yaşayan Şiileri, Sunni Arapları ve Kürtleri Mezopotamya Manda İdaresi altında – zorla- birleştirdi ve ardından bu topraklarda Irak adında yapay bir devlet inşa etti. Devletin başına da Şam’dan getirttiği Haşimi ailesinden Kral Faysal’ı geçirdi.
İngiltere bu anlaşmayla petrol zengini Mezopotamya’yı kendine aldı ama, buna karşılık Şam’ı ve Doğu Akdeniz hattındaki Klikya‘yı da Fransa’ya bıraktı.
İngiltere’nin Bağdat’ta yaptığını Fransa da Şam’da yaptı. O da orada Suriye adında yapay bir devlet yarattı.
İngiliz-Fransız ikilisi Basra’dan Filistin’e bütün bölgeyi kendi aralarında paylaştılar.
Buralarda sınırlarını cetvelle çizdikleri kukla devletçikler yarattılar. Kukla her devletin başına
da kendileriyle işbirliği içinde olan bir şeyh ya da bir kral atadılar.
Ortadoğu’yu böylece kanlı bir kaosun içine attılar. Bölgede ve tek tek ülkelerde kanlı çatışmalar yaşanırken onlar, petrol başta olmak üzere bölgenin bütün zenginliklerini yağmaladılar.
İngiltere ve Fransanın sınırlarını çetvelle çizdikleri kukla devletçiler yarattıkları dönemde Dersim’den Kerkük’e, Afrin’den de Süleymaniye’ye kadar uzanan; petrolü, madenleri, tarıma elverişli arazileri ve su kaynaklarıyla zengin Kürdistan üç parçaya bölündü.
Bu parçalardan Musul eyaleti; yani Güney Kürdistan İngiliz mandasındaki Irak’a, bugünlerde adından çokça söz edilen ROJAVA yani Batı Kürdistan Fransız mandasındaki Suriye’ye, büyük parça kuzey Kürdistan ise Türkiye’ye verildi.
Türkiye’de manda yönetimi kurulmamıştı çünkü, buna gerek duyulmamıştı. Ne de olsa Kemalist Cumhuriyet daha başından vesayet altına alınmıştı.
1923 tarihinde imzalanan Lozan Antlaşması’yla birlikte Türkiye’ye, Sovyetler Birliği’ne karşı ‘tampon ülke‘ görevi verildi. Bu görev Soğuk Savaş döneminde NATO’un ‘ileri karakolu‘ olarak yeniden olarak revize edildi.
Kemalist elit Türkçü bir yönetimin Lozan'da tescili karşılığında Kerkük- Musul petrollerini İngilizlere bıraktıktan sonra Kürtleri tarihten silmeye, devlet zoruyla asimile etmeye; direnenleri de yok etmeye
yöneldi.
Sadece Türkiye’de değil, Irak ve Suriye’de Kürtler merkezi devletlerin ‘düşmanı‘ olarak ilan edildiler. Bu ülkeler Kürtlerle çatışma içine girdiler ve onlara ağır bedeller ödettiler.
Churchill’in 100 yıl önceki kanlı oyunları nedeniyle Kürtler 100 yıldır acı çekiyor ve bedel ödüyor. Bu tarihsel haksızlığın giderilmesi Lozan Anlaşması'nın lağvedilmesi gerekiyor. Kürtler Lozan'ı ret ve mahkum ediyor... #StopLausanneGenocide
“Camlar düştü yerlere
Elim elim kan içinde
Yanıma gel yanıma anne
İki yanımda iki polis
Ellerim kelepçede
Beni bul, beni bul anne…”
Bu topraklara her gün bir acı ekiliyor😢
#CumartesiAnneleri916Hafta#Bartın
‘İyi’ çocukların ‘İyi’ Partisi
Benim zihnime Meral Akşener ‘Tansu Çiller’in yanında kamuflajlı haliyle’ kazınmış durumda. Askeri elbiselerini çıkarıp siyaset elbisesini giymiş ama zihniyet olarak milim kayma yoktur.
Herdem Fırat / Forum
https://t.co/MVTN6H11rI
Dembaş hevalino!
Di encama kedê da gotar tê nivîsandin.
Xiwendin û parve (neşir) kirin jî erkek e.
Bi hêvîya ku hun bixwînin û parve bikin!
#gotar#kurdî#azadêararatî
https://t.co/7CFSOlP4WU