Deniz Göktaş yalnız değildir! @idgoktas
Milletvekillerimiz İskender Bayhan (@iskenderbayhn) ve Sevda Karaca (@sevdakaraca) mizahı suç unsuru yapan sarayın Adalet Bakanına anlayamayacağı bazı sorular sordu. Cevap beklemiyoruz:
📌Ölü Deniz isimli stand-up gösterisinde milli güvenliği tehdit eden unsur tam olarak nedir: Şakanın yapılması mı, şakanın anlaşılması mı, yoksa şaka üzerinden ülkenin halinin fark edilmesi mi?
📌Bakanlığınızca hazırlanan bir "Resmi Kahkaha ve İroni Rehberi" bulunmakta mıdır?
Emperyalist savaş örgütü NATO'nun, 7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlemek istediği zirveye karşı bir aradayız!
Türkiye gençliğini, antiemperyalist mücadeleyi büyütmeye, barış ve demokrasi bayrağını yükseltmeye çağırıyoruz!
📍 Trump AVM Önü
Nurtepe'deyiz. 25 yaşında bir sağlık emekçisi, kardeşine bakıyor, atama bekliyor. Savaşı desteklemediğini ama yalnız kalmaktan korktuğunu söylüyor. Sonra ekliyor:
“Bir savaş çıksa olan yine bize olur, yine en çok kadınlara olur.”
✒️Ezgi Tatlı
https://t.co/uFlnrN398n
NATO ZİRVESİNE TAM 10 GÜN KALDI!
Emperyalistlerin savaş örgütü NATO; yeni savaş planları yapmak, emekçilerin ekmeğini küçültmek, gençlerin, kadınların, yurttaşların haklarını gasbetmek için geliyor!
Bu savaş ve sömürü düzenine sessiz kalmıyoruz!
Türkiye'nin dört bir yanında gençliği antiemperyalist mücadeleyi büyütmeye, gerçek barış ve demokrasi için omuz omuza vermeye çağırıyoruz!
10 Ekim, Suruç, Diyarbakır…
7 Haziran 2015 ve 1 Kasım 2015 tarihleri arasında art arda yaşanan katliamlara tanık olduk.
IŞİD tarafından gerçekleştirilen tüm bu katliamlar emek, barış ve demokrasi için mücadele veren güçleri hedef almıştı.
Geçen 11 yılda ne AKP’ye yeniden tek başına iktidar olmanın yolunu açan bu katliamlar aydınlatıldı ne de katliamlara yol veren dönemin siyasi yetkilileri ve bürokratları hesap verdi.
30 Haziran’da bir kez daha Ankara Adliyesi’nde ailelerle adalet için bir araya geleceğiz.
Tüm failler ve kamu sorumluları hesap verene kadar mücadeleden ve hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.
X HESABIMIZ ERİŞİME ENGELLENDİ!
Saray rejimi, NATO zirvesi yaklaşırken baskı ve saldırılarını artırıyor! Sansür yasalarıyla gazetecileri, sendikacıları, sömürüye ses çıkaranları tutuklayarak sindirmeye çalışan sermaye iktidarı; sosyal medyayı da bu saldırıların dışında tutmuyor.
19 Mart eylemleri sürecinde kapatılan X hesabımızın ardından, NATO zirvesi öncesinde hesabımız bir kez daha Türkiye'de erişime engellendi!
Dayanışmayı büyütelim ve bu saldırılara karşı sesimizi güçlendirelim!
‘Fıkra’ ile açılan hastane arazisinin 57 yıllık rant öyküsü: Koç-kondu
Koç Holdingin İzmir Balçova’da açılışını yaptığı Amerikan Hastanesinin temelinde yarım asırlık bir rant ve sermaye birikim öyküsü var.
🔴 1969: Balçova’da hazineye ait arazi, gecekondulaşmayı önlemek için yurttaşlara satılmaya başlandı. Ancak toplanan bu paralar altyapı projeleri ve lüks otel inşaatlarına aktarıldı.
🔴1980: 12 Eylül darbesi ile arsa dağıtım süreci tamamen yarıda kaldı. İlerleyen dönemde Balçova Belediyesinin kapatılmasıyla binlerce yurttaş tapu haklarından mahrum bırakıldı.
🔴 1984: İzmir’in ANAP’lı Belediye Başkanı Burhan Özfatura, körfez sermayesi ile belediyenin ortak olduğu ARİZKO adında bir şirket kurdu; araziye otel ve kumarhane açıldı.
🔴 1999: Türkiye genelindeki tüm kumarhanelerin kapatılması, anlaşmazlıklar ve değişen belediye yönetimleri nedeniyle Grand Plaza Oteli eski cazibesini yitirdi. Tesis, atıl kaldı.
🔴 2001: Yıllardır boş duran otel binası, 18 milyon dolar karşılığında İzmir Ticaret Odasına satıldı. Bu devir işleminin ardından aynı bina üzerinde İzmir’in ilk özel üniversitesi kuruldu.
🔴 2017: İzmir Ekonomi Üniversitesi, tıp fakültesi kurma kararı alarak yeni bir yatırım sürecine girdi. Bu amaçla 19 milyon lira ödenerek 21 bin metrekarelik yeni bir arsa satın alındı.
🔴 2018: Alınan arsa üzerinde 30 bin metrekarelik kapalı alana sahip hastanenin kaba inşaatı tamamlandı. Değişen üniversite mütevelli heyeti inşaatı durdurdu, yapıyı çürümeye terk etti.
🔴 2020: YÖK, özel üniversitelerin tıp fakülteleri için en az 200 yataklı kendi hastanelerini açma zorunluluğu getirdi. Aynı yıl mahkeme, 1969 mağdurlarına gülünç ödemelere hükmetti.
🔴 2021: YÖK’ün kararı ile üniversite yönetimi harekete geçme kararı aldı. Fakat bu adım hastaneyi tamamlamak için değil, kaba inşaatı sermayeye satmak amacıyla atıldı.
🔴 2022: Düzenlenen şaibeli ihalede tek rakibi çekilen Rahmi Koç, inşaatı 260 milyon TL’ye satın aldı. İtirazlar sonucu fiyatı artırılan bu ihale, yargı sürecine rağmen hızla sonuçlandırıldı.
🔴 2023: Koç Holding, satın aldığı bu hastane projesi için genel seçim öncesinde devasa bir devlet teşviki aldı.
🔴 2026: Yarım asırda tapularını alamayan arsa mağdurlarının mücadelesi sürerken, rant zincirinin son halkası Amerikan Hastanesi adıyla kapılarını açtı.
Emirhan Durmaz (@emrhndrmz) yazdı
İŞTE AİLE ON YILI: 2026’DA HER GÜN EN AZ BİR KADIN KATLEDİLİYOR, SARAY REJİMİ İSE MİLLİ AİLE HAFTASI KUTLUYOR!
Saray rejiminin güvencesiz çalışan, güvencesiz yaşayan kadınlara müjdesi bu ay da Milli Aile Haftası oldu.
Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi ile ilan edilen bu haftanın beslediği vizyonu görmek için belgeye bakalım:
* “Cinsiyetsizleştirme başta olmak üzere zararlı akımlar insan hakları ve bireysel özgürlükler söylemi araçsallaştırılarak aile kurumunu, nesilleri, milli ve manevi değerleri tehdit etmeye başlamıştı” ifadesi ile LGBTİ’lerin eşitlik ve hak mücadelesinin “aile” örtüsüyle baskılanacağının ilanı
•Genç yaşta evliliklerin teşviki
•“Aile ve nüfus yapısını koruma ve güçlendirme yaklaşımıyla” yeni hukuki düzenlemeler
Geçtiğimiz günlerde AYM’nin ömür boyu nafaka düzenlemesini iptal etmesiyle, 11. Yargı Paketinde geçiremediği nefret dolu yasaları 12. Yargı Paketiyle yeniden tartışmaya açmasıyla gördük ki saray rejimi bu politikaları hayata geçirme konusunda elini ağırdan almıyor.
Kadınları doğurganlığıyla tanımlayan, eve hapseden, evi ve aileyi baskının başka bir aracı haline getiren iktidar kadınları sıkıştırdığı şiddet, taciz, ölüm sarmalını daha da derinleştiriyor.
Genç kadınlar da bu politikalardan doğrudan etkileniyor. Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırmasına göre en fazla şiddete maruz kalan grup 15-24 yaş arası kadınlar.
Veriler, genç kadınların hayatın erken dönemlerinde birden fazla şiddet türüyle karşılaştığını gösteriyor.
Artan şiddet, cezasızlık ve işsizlikle boğuşan genç kadınlara iktidarın cevabı evlilik kredileri oluyor.
Hakları için sokaklarda olan genç kadınların aileleri aranıyor. Aile, mücadele etmek isteyen kadınları bastırmak için devletin bir silahı olarak kullanılıyor.
Rojin Kabaiş, Gülistan Doku, Bahar Taş ve nice genç kadının ölümü aydınlatılmıyor, faillik adeta teşvik ediliyor.
Saray rejimin kadınları geleceksiz, güvencesiz yaşamlara mahkum eden politikalarının karşısında mücadeleyi büyütelim!
Şüpheli kadın ölümleri aydınlatılsın!
Soruşturmalar açık ve şeffaf şekilde sürdürülsün!
Sorumlular yargılansın, cezalandırılsın!
Zirvede NATO, Hedefte Halklar!
1991 Roma: Müdahale doktrini
Sovyetler Birliğinin dağılma sürecinde gerçekleşen 91 Roma zirvesi, Sovyetler ve komünizm tehditine karşı kurulmuş olan örgütün, hedef kapsamını genişlettiği bir zirveydi. Bu zirvenin çıktısı olarak yayınlanan Stratejik Konsept belgesiyle etnik çatışmalar, siyasi istikrarsızlıklar ve ekonomik krizler de NATO müdahalelerinin gerekçesi haline getirildi.Yani Yugoslavya’nın dağılmasıyla Balkanlarda yaşanan çatışmalar artık NATO’nun müdahale edebileceği bir gündemdi ve etti:
1995’te 15 ülkenin dahiliyetiyle NATO güçleri, hava operasyonlarıyla Bosna Savaşına müdahale etti. 1999’da da NATO Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden açık bir savaş yetkisi almadan Yugoslavya’yı bombalamaya başladı. Bu kritik bir eşikti, çünkü NATO ilk kez büyük çaplı bir saldırı düzenledi. 78 gün süren bombardımanlarda altyapı, köprüler, televizyon merkezleri, enerji tesisleri hedef alındı. Çok sayıda sivil yaşamını yitirdi.
1999 Washington: Saldırı doktrini
Yugoslavya’nın dağılma sürecindeki müdaheleleriyle beraber NATO artık kağıt üzerinde bile bir savunma ittifakı değildi, açık bir saldırı örgütüydü. Washington zirvesiyle de bu dönüşüm resmi bir stratejiye dönüştü: NATO 1990’lu yıllar boyunca Doğu’ya doğru genişlemeye başladı, kendine yeni işgal alanları belirledi, kriz yönetimi, insani müdahale ve istikrar operasyonu gibi kavramları güvenlik doktrinine ekledi. Bu zirveden sonra NATO’nun sınırdışı müdaheleleri yoğunlaştı ve bir savaş örgütü olarak konumu belirginleşti.
2001’de NATO, tarihinde ilk ve tek kez, "Bir üyeye yapılan saldırı tüm üyelere yapılmış sayılır" ilkesini içeren 5. Madde'yi Amerika Birleşik Devletleri için devreye soktu. 2001’de Afganistan’ı, 2003’te Irak’ı işgal etti. ABD ve NATO Ortadoğu'nun birçok noktasında kalıcı askeri üsler kurdu.
2004 İstanbul: Ortadoğu’ya açılım
2001 ve 2003 işgallerinden sonra gerçekleşen İstanbul Zirvesi, bölgenin enerji hatlarını kullanmak isteyen ve Balkanlar’dan Ortadoğu’ya genişlemek isteyen emperyalistler için önemliydi. Bu zirvede kurulan İstanbul İş Birliği Girişimi, zengin doğal kaynaklara sahip körfez ülkelerini de NATO ağına entegre etmeyi amaçlıyordu. Bu zirveyle NATO’nun müdahele sınırları Ortadoğu’ya genişledi; örgüt Ortadoğu, Körfez, Kafkasya ve Karadeniz hattında da kalıcı güvenlik mimarisi kurmaya yöneldi.
2025 Lahey: Daha fazla silah, daha fazla savaş
2025 zirvesinin öncelikli konusu, NATO üyelerinin yıllık savunma harcamalarını GYSİH’lerinin %5’ine çıkarma hedefinin kararlaştırılmasıydı. Yüzde 3,5'inin maaş, silah ve mühimmat gibi doğrudan askeri harcamalara ayrılması, kalan yüzde 1,5'inin ise savunmayla ilgili faaliyetlere harcanabileceği kararlaştırıldı.
NATO, dünya emekçilerinin ve halkların en büyük düşmanıdır. Patronların çıkarlarını korumak için savaşlar çıkarmayı, kan dökmeyi açıkça göze alan: düzenlediği zirvelerde hangi halkların kanını nasıl akıtacağını kalem kalem planlayan ve bunu meşrulaştıran bir örgüttür.
Neredeyse 1 ay sonra Ankara'da yapılacak olan NATO Zirvesi de diğer zirveler gibi bu amaca hizmet edecek: Lahey zirvesindeki taahhüt edilenler bu zirvede eyleme dökülecek. Bu da Türkiye gençliğinden, işçi ve emekçilerden tırpanlanacak, savaşa ve silahlanmaya ayrılacak en az 66 milyar dolar demek. Üstelik bize ancak yıkım ve sefalet getirecek olan bu kararlar bizim ülkemizde verilecek.
NATO Zirvesinde "zirveleştirilen" emperyalist barbarlık, saldırganlık olacak. Bu sömürü düzeninden kurtulmanın tek yolu ise geleceğimizi ABD emperyalizmi ve işbirlikçilerinin elinden almaktır.
2026 Ankara Zirvesi'ne giderken anti-emperyalist mücadeleyi büyütelim!
NATO zirvesi iptal edilsin!
ABD-NATO üsleri kapatılsın, NATO'dan çıkılsın, NATO dağıtılsın!
CHP’YE MUTLAK BUTLAN KARARI ÇIKTI!
İstinaf mahkemesi mevcut CHP yönetiminin görevden uzaklaştırılması, Kılıçdaroğlu ve yönetiminin geri gelmesi kararına vardı.
Saray rejiminin faşizm inşasını hızlandırıyor, ülkenin ana muhalefet partisinin yönetiminin kurultay sonucuna karışıyor. Ülkenin muhalif bütün kesimlerini baskı ve yasaklarla sindirmeye çalışıyor.
FAŞİZM İNŞASINA GEÇİT VERMEYECEĞİZ!
GELECEĞİMİZİ KAZANMAK İÇİN MÜCADELEYE!
İşçinin emekçinin hakkını savunan Birtek-Sen Başkanı Mehmet Türkmen 57 gündür tutuklu. Önce Kadıköy şimdi de Mecidiyeköy metrobüs istasyonunda "Mehmet Türkmen serbest bırakılsın" bildirilerinin dağıtıldığını gördüm. İstanbul'da da Gaziantep'teki işçi önderi unutulmuyor