İçerik üreticisi Rıdvan Şah’ın son parodisi, 24 saatte 12 milyondan fazla izlendi ve 300 bine yakın beğeni aldı:
“Şimdi ben mi sapığım, yoksa bu mu sapık?”
"Körler çarşısında ayna satma,
alan olmaz.
Sağırlar çarşısında gazel okuma,
duyan olmaz." diyor Mevlana.
Edebi olmayana edep öğretilmez, hâlden anlamayana hâl anlatılmaz, yol yordam bilmeyene yol gösterilmez."
Epstein dosyaları yayımlandı ama ana akım medya dünyanın birçok yerinde bu sapkınlara karşı ya suskun ya da “geçiştirme” modunda. Ortada yıllardır konuşulan bir karanlık var; buna rağmen bedel yok, yargılama yok, gerçek bir hesap verme yok.
En acısı şu: Kurbanların isimleri dolaşıma sokuluyor, mağdurlar yeniden teşhir ediliyor ama küresel güç sahiplerinin isimleri ya bulanık, ya eksik, ya da “özenle” korunaklı. Mesela Netanyahu, Epstein'e dosyasında 6300 kez ismi geçiyor ama gönderdiği tüm e-postalar sansürlenmiş bir şekilde yayımlanıyor. Siyaset, iş dünyası, kraliyet aileleri ve teknoloji dünyasının sözde elitlerinden oluşan küresel bir sarmalda kimse hesap vermiyor. Kamuoyu ise okuyor, öfkeleniyor ve her defasında aynı duvara tosluyor: Delil var, hikâye var, travma var… sonuç yok.
Bu sadece bir “skandal” değil. Bu, gücün denetimsiz kaldığında nasıl bir karakter bozucu asit olduğunun canlı kanıtı.
Parayla birlikte bazı insanlar, hayatı şu şekilde algılamaya başlıyor:
•Her şey satın alınabilir
•Her sonuç ertelenebilir
•Her bedel başkasına ödetilebilir
Ve böylece ahlak, sınır, sorumluluk… “başkaları için yazılmış kurallar” haline geliyor.
Asıl rahatsız edici olan, bu düzenin tek başına kurulmaması: Onlara rütbe, dokunulmazlık ve otorite kazandıran mekanizma çoğu zaman yine diğer insanlar.
İnsanoğlu hayranlıklarıyla, sessizliğiyle, çıkar ilişkileriyle, “Bana dokunmayan…” diyerek büyüttüğü kayıtsızlığıyla inşa ediyor bu mekanizmayı.
İnsanı insan yapan, arzunun varlığı değil; arzunun sınırla terbiye edilmesi.
Sınırlar yok olduğunda vicdan da susturulur. Ve bir noktadan sonra en iğrenç fikirler bile “normalleşir” — çünkü o çevrede normalin tanımı, güçlünün konforuna göre yeniden yazılır.
Tatmin olmayan zihin “daha fazlasını” arar. Bir süre sonra arzu bile yetmez; daha karanlık uyarıcılara kayar. Uyuşturucu, fuhuş, pedofili, insan ticareti ve her türlü sapıklık beraberinde sürekli yüksek kalma ihtiyacı, gerçeklikten kopuş.. Bunlar “kaçış” değil, bir yaşam tarzı olur. Bu yüzden mesele tek tek bireyler değil: Gördüğümüz şey, kontrolsüz güçle beslenen kolektif bir çürüme.
Ve belki de en sert gerçek şudur: İnsanlık, kendini yüceltecek kadar iddialı; ama o iddiayı taşıyacak etik omurgayı her zaman kuramıyor. Güç hesap verebilirlikten koptuğunda, bazıları için suç “risk” olmaktan çıkar; oyun olur.
Oyunların bedelini ise her zaman masumlar öder.
Bu dosyalar özelinde en azından ülkemizde adı geçen kimseler hakkında gerekli soruşturma başlatılmalıdır. Çünkü biz seyirci kaldıkça, bu sapkın düzen kendini yeniden üretiyor.
#EpsteinDosyaları
Erkeklerin ruh sağlığı çoğu zaman ciddiye alınmaz. Onların yaşadığı stres, depresyon ve acılar görmezden gelinir ta ki içlerinde birikenler öfke olarak dışarı taşana kadar. Ve o noktada, yardım bekleyen bir insan değil, sadece “kötü adam” olarak damgalanırlar!
Bugün sadece bir günü değil, hayatımıza dokunan koca bir emeği selamlıyoruz. Bir harfle başlayan yolculuğumuzda ışık olan tüm öğretmenler… İyi ki varsınız, iyi ki kalbimize dokundunuz. 🌿📚 #ÖğretmenlerGünü
Yaş aldıkça tamamen kişilik değişiminden kimse bahsetmiyor.
Artık hiçbir şekilde etkileyici olmak istemiyorsunuz, dinlenmek istiyorsunuz.
Düzenli olmak ve sizi tüketen her şeye karşıda tamamen uzak olmak istiyorsunuz.