📌Türkiye, Suriye uğruna pek çok şehitler verdi. Suriye adına terör örgütleri ile mücadele etti, rejimi değiştirdi.
📌Suriye için milyarlarca dolar harcadı 6 ila 8 milyon Suriyeliye kapılarını açıp ev sahipliği yaptı.
⚠️Tüm bunlar olurken FRANSA konfor alanından eski mandasını izliyordu.
📌Eş Şara (Colani) 2025'te ilk yurtdışı ziyaretini Fransa'ya yaptı. Fransa Suriye'de aslan payını koparıyordu.
Ve önceki gün Colani ve Macron pek çok sözleşme imzaladılar...👇👇👇
👉Suriye’nin dış dünyaya açılan en önemli kapısı olan Lazkiye Limanı 30 yıllığına Fransız lojistik devi CMA CGM grubuna devretti.
👉Fransız CMA CGM şirketi, Şam Havalimanı’nın hava kargo taşımacılığı ve lojistik operasyonlarını yönetmek üzere ortaklık anlaşması imzaladı.
👉Fransız enerji devi TotalEnergies ise Suriye açıklarında enerji arama ve çıkarma faaliyetlerine başladı.
‼️Bakın burası çok önemli zira Fransa'nın hamleleri MAVİ VATAN Politikamıza ters ve Kıbrıs Rum Kesimi ile ortak hareket ediyorlar.
📌Bunları geçtim Macron'un bir isteği daha var Suriye'den. Onu da şöyle dile getirmiş👇👇👇
“Eski rejimin kapatmaya zorladığı Suriye’deki Fransızca eğitim veren Hıristiyan okullarının yeniden açılmasını istiyoruz.”
(Eski rejim kafirdi hani?)
Ve bu isteğini Colani'ye bildirdikten sonra aşağıda görselini kullandığım Emevi Camisinin hatıra defterine şunları yazmış Macron;
👉Şam'ın kalbinde, binlerce yıllık tarih, dinler ve medeniyetlere yakın olmaktan onur duyuyorum.
👉Bu kadim coğrafyada, Hristiyan ve Müslüman ibadethaneleri, aynı halkın ve tarihin ayrılmaz bir parçası olarak bir arada yaşamaya devam etmektedir.
👉Bölgenin içinden geçtiği umut dolu bu günlerde, halkın birliği ve geleceğe bakışıyla Suriye yeniden diriliyor.
👉Fransa Suriye’nin yanındadır.
➖️➖️➖️➖️
‼️AKP'nin Suriye Politikasının tamamen ÇÖP olduğunun resmidir bu.
⚠️Sen Suriye için onlarca şehit ver, yüzmilyarlarca dolar harca, milyonlarca Suriyeliye bak, Limanı, Havaalanı, petrolleri, santralleri Fransa kontrol etsin, üstüne üstlük Fransızca eğitim veren Hristiyan okulları açılsın...
⏩️Ama olsun, Hakan Fidan'a Kasyun Dağı'nda kahve ikram ettiler, Emevi camisinin halılarını Gaziantep belediyesine kilitlediler, içişleri bakanımıza da Emevi Camisinde kuran okuttular ya, daha ne istiyorsun Nankör Volkan???
#NATOsummit #Suriye #Macron #Perşembe
✍️🏻Bugün Ankara'nın bir ziyaretçisi vardı, Ahmet Şara!
✍️🏻IŞİD militanı iken ABD politikalarının bizim de katkılarımızla gerçekleşmesiyle, Suriye'nin başına oturtulan sözde "Müslüman!"
✍️🏻Şu anda Doğu Akdeniz'de deniz yetki alanlarıyla ilgili, Türkiye'nin aleyhine GKRY, Yunanistan ve İsrail'in politikaları doğrultusunda hareket eden,
✍️🏻"İsrail'le ortak düşmanlarımız var ve bölgesel güvenlikte önemli rol oynayabiliriz" diyen,
✍️🏻Geçtiğimiz aylarda Wasington'da Suriyeli Haham Yosef Hamra'nın duasını alıp kutsanan, bizdeki bazıları tarafından pek makbul kabul edilen kişi!👇
✍️🏻✍️🏻Lafım, ayrıntıyı görmemezlikten gelip karşıtlık üzerine konumlanan kesin inançlılara değil, Allah'ın verdiği aklı kullanıp sorgulayanlara...
Ülkemiz ekonomik buhranın pençesinde inliyor;
Emekliler açlıkla mücadele ediyor;
Esnaf yıkılıyor;
Sanayici iflas ediyor;
Çiftçi üretimden vazgeçiyor.
Dış politikada NATO zirvesinin sahte ışıkları altında tam bir geri çekilme yaşıyoruz.
Kıbrıs’ta yeni bir Annan planının hazırlığı yapılıyor;
Doğu Akdeniz’de geri çekilme yaşanıyor;
1 milyar dolar ödenerek alınan sondaj gemileri 4 yıldır limanlarda yatıyor.
Suriye’yi fethettik diyorlardı:
Yeni Suriye yönetimi Doğu Akdeniz’de Kıbrıs Rum kesimi ile anlaşıyor;
Bütün bunlar yaşanırken PKK’ya ve Öcalan’a af geliyor;
PKK kendisini tasfiye etmedi silah bırakmadı yine de PKK önünde adeta diz çökülüyor!
Ve nihayet milyonlarca Suriyeli sığınmacının ülkelerine dönmeyeceğini Şam büyükelçimiz ilan etti!
Gayri Milli Eğitimsizlik bakanı İstiklal Harbi ve Kurtuluş Savaşı kavramlarını ders kitaplarında yasakladı!
Eşsiz vatanımızın güzel insanları, Büyük Türk Milleti,
Vatanına ve halkına yapılan bu saldırılara dur demek için seçimlere kadar sabret, öfkeni içinde büyüt ve sandığa taşı! @zaferpartisi@zpgencresmi
TRUMP VE ÇUVAL...
Üç gün önce 4 Temmuz Amerikan bağımsızlık gününde İstanbul'da köprünün Amerikan bayrağının renkleriyle ışıklandırılması ve bugün Trump'ın şaşalı ve abartılı bir şekilde karşılanmasına bakılırsa Türkiye 23 yıl önce 4 Temmuz'da Türk askerinin başına çuval geçirilmesini unutmuş gözüküyor.
Peki ABD bu çuvalı çıkarmak ve özür dilemek adına bir şey yaptı mı ki Türkiye böyle davranıyor? Hayır, ABD parmağını bile kıpırdatmafigı gibi Irak'ta Suriye'de PKK terör örgütüne açık destek verdi. 15 Temmuz FETÖ kalkınmasına ortam hazırladı destek verdi.
Türkiye F35 programından kovuldu. Yaptırımlar başlatıldı. Türkiye'nin egemenlik hakları ihlal edildi. Trump tek bir twitiyle Türk ekonomisini krize soktu. Türkiye Suriye'de PKK'ya karşı operasyon yapıyor diye yaptırımlar uyguladı.
İlginçtir bunların önemli bölümünde Trump'in imzası var.
Ve bugün Trump lütfedip bize uçak motoru satışına onay verecek, F35 satışına yeşil ışık yakacak diye dünyanın tartışılması tek liderimiz gibi karşılanıyor.
Üstelik Trump'in bugün vereceği sözlerin hiçbirinin gerçekleşme garantisi yokken. Buna rağmen Trump 23 yıl önce Türk askerinin başına geçirilen çuval olayını unutturacak algı operasyonunu başarmış gözüküyor.
Türk askerinin başına çuval geçirilmesi unutulacak bir olay değildir.
Çünkü unutursak kanımız kurur.
Sovyetler yıkılırken görevdeki bürokratlar fabrikalara tesislere yönetimi altında olan her yere çökmüşlerdi, Türkiye’ye bakınca tam olarak o manzarayı görüyorum.
Kimse ama kimse bağımsız Türk Yargısına laf söyleyemez...
Ne demek "aradım ve onu serbest bıraktı"
Kararı yargı vermiyor mu?
En azından biz öyle biliyoruz...
Yusuf Tekin, bu Atatürk'ün el yazısı ile düzelttiği dip not.
"İstiklal harbi" değil "Kurtuluş Savaşı "diye düzeltmiştir.
Senin düzeltme yapmaya gücün yetmez..
Git başka müfredatla oyna .
Kendileri tek ulus ama buraya önerdikleri halklar pavyonu.
Yersen!
Sert tokalaşma milliyetçileri/ şadırvan müselmanları/ boğazlı kazak solcuları da sizin gibi düşünüyor merak etmeyin.
Ama hesabınızı 100 yıl önceki gibi bozacak o ruh buradadır.
Gayri Milli Eğitimsizlik Bakanı açıkladı:
104 senedir büyük ve haklı bir gurur ile kutladığımız İstiklal Harbi’nin adı (Kurtuluş Savaşı) ders kitaplarından çıkarılacakmış.
1919-1922 arasında yaşananlara Milli Mücadele denilecekmiş. Gayri Milli Eğitimsizlik Bakanı “Neyden kurtulduk. Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı” buyurmuş.
Bu Gayri Milli Eğitimsizlik Bakanına sormak lazım: Savaş sonunda verilen madalyanın adı Milli Mücadele Madalyası mı İstiklal Madalyası mı?
Genelkurmay Başkanlığı’nın yayınladığı ve bütün savaşı anlatan kitabın adı Türk İstiklal Harbi değil mi?
Elbette İstiklal Harbi Milli Mücadele’ye dayanır. Ancak kapsayıcı kavram İstiklal Harbi (Kurtuluş Savaşı) kavramıdır.
Eğitimsizlik bakanı, kurtuluş kavramı ile Osmanlı’dan kurtulduğumuzu sanıyor. Oysa İstiklal Harbi başladığı zaman Osmanlı zaten tarih olmuştu.
İstiklal/Kurtuluş, Batı emperyalizmiyle savaşın sonunda Batı emperyalizmine karşı elde edilmiştir.
Eğitimsizlik Bakanı bunları bilmez mi? Elbette bilir. Peki, ne yapmak ve neden yapmak istiyor? Öncelikle Gayri Milli ve Eğitimsizlik Bakanı Türklük bilincinden nefret ediyor.
Türklük bilincini sürekli besleyen kaynakların başında ise İstiklal Harbi geliyor. O zaman İstiklal Harbi kavramını ortadan kaldırarak başlayacaksın.
Zihinler savaşında, muharebeler kavramlar üzerinden yapılır. Önce varolan kavramlar yıkılır, silinir, anlamsızlaştırılır. Sonra ya varolan kavramlara yeni anlamlar yüklenir veya yeni kavramlar üretilir.
Burada sinsice İstiklal Harbi ve Kurtuluş Savaşı kavramları yok edilirken İstiklal Harbi’nin bir boyutunu oluşturan Milli Mücadele onun yerine konulmak istenmektedir. Aslında Milli Mücadele, İstiklal Harbi ve Kurtuluş Savaşı o kadar içe geçmiş kavramlardır ki, bugüne dek birbirlerinin yerine de rahatlıkla kullanılmışlardır.
Şimdi bu zihniyetin İstiklal Harbi ve Kurtuluş Savaşı kavramlarını yasaklayarak gelmek istediği yer sonunda aslında İstiklal Harbi olmadığı noktasıdır.
AK Parti 24. ve 25. Dönem Ordu milletvekili İhsan Şener 2011 senesinde davet edildiğim bir TBMM alt komisyonunda İstiklal Harbi diye bir harbin olmadığını şehitliklerin sembolik olduğunu söylemişti. Ben de gereken cevabı vermiştim. Olay yargıya yansımıştı. Tabii vekillik sonrasında cumhurbaşkanlığına danışman olarak atandı bu zat.
Özetle, bugün Şeyh Sait’in hatırasına hakaretten cezalar verildiği, Şeyh Sait’in isminin bulvarlara verilmek istendiği, narko-teröristlerin kurucu önder ve baş müzakereci ilan edildiği bir dönemde, devletimizin ve milletimizin İstiklalini sağlayan İstiklal Harbimizin ismi ders kitaplarından çıkarılıyor olmasına maalesef şaşıramıyoruz!
Elbette helal süt emmiş Türk tarih öğretmenleri İstiklal Harbimizi öğrencilerimize anlatmaya devam edeceklerdir.@zaferpartisi
Şevket Süreyya yazıyor;
"Doğu vilayetlerinde silahlandırdığımız ve Abdülhamid devrinde 'Hamidiye Alayları' adını taşıyan, Müslüman Kürtlerden kurulu İhtiyat Süvari Aşiret Tümenleri, kendi tümen karargâhlarını da yağmalayarak çok defa silah atmadan dağıldılar.
Araplar, asker ve deve vermiyorlardı. Suriye'de arkadan vurulduk. “
Tarihi gerçekler bu…
5 Temmuz 1993’te Erzincan’ın Başbağlar köyünde hain terör örgütü PKK tarafından hunharca katledilen 33 masum vatandaşımızı rahmet, saygı ve hüzünle anıyorum.
Ruhları şad, mekânları cennet olsun.
#Başbağlar#5Temmuz1993
Bu görüntülerde menfaat yok, çıkar yok, hesap yok. Sadece merhamet var.
Annesini kaybetmiş, henüz gözleri bile açılmamış bir yavru kediyi kızım evimizin yakınında tek başına buldu. Eve getirdiğimiz ilk andan itibaren köpeğimiz onu hiç yabancısı gibi görmedi. Korudu, yanından ayrılmadı, şefkat gösterdi.
Bazen insanlara anlatamadığımız merhameti, hayvanlar tek bir davranışla öğretebiliyor.
Umarım bu görüntüler, sevginin ve vicdanın türü olmadığını hepimize bir kez daha hatırlatır.
Sn. Bakan herhalde sonradan vatandaşlık verilen Suriyelilere ya da Afganistan’dan göçetmişlere hitaben böyle bir açıklama yapmış olmalı.
1945 yılında memuriyete girmiş bir babanın oğluyum. Ben de 1976 yılından 2007 yılına kadar kamuda sivil ve üniformalı olarak görev yaptım.
Devletin maaş ödemesini geciktirdiğini ya da ödeyemediğini ne babamdan duydum ne de kendim yaşadım.
ASELSAN, Kıbrıs Barış Harekatı sonrası ABD’nin ambargolarına karşı, Türk milletinin bağışları ile kurulmuştur.
ABD’li bir şirkete satmak!
Bence vatanı satmakla eş değerdir.
Nihat Ali Özcan (@nihataliozcan) hocam ile hazırladığımız "Self-criticism mechanism in Marxist–Leninist oriented organizations: the PKK case" başlıklı makalemiz Dynamics of Asymmetric Conflict dergisinde yayımlanmıştır. İyi okumalar...
👇
https://t.co/nDBqQhhm0j
Şu bir patisi suyun içinde halini aklımdan çıkaramıyorum.
Koca ülkeye Allahın dilsiz kullarını sığdıramadılar.
Sistematik olarak her tür kötülüğe maruz kalıyorlar ama bu kırılma noktası oldu.
Allahımmm sen büyüksün,adaletini göster ya Rabbim