Yasemin Hanım’ın talebinin ne olduğu tam anlaşılmıyor sanırım. Hukukçuların dahi bunu etraflıca anlatmamasına şaşırıyorum. Ben de sora araştıra öğrendim.
Zaten dünyada da uygulaması olan “trial as an adult” talebi, yani “yetişkin gibi yargılanabilir”, ama bu durum her durumda değil, ‘cana kastedilen cinayet suçunda’ ve ‘çocuğun davranışlarının idrakinde’ olduğu durumlarda, 18 yaş altı çocuklar da, yine yaş grupları ve çocuğun gelişimi dikkate alınarak, özellikle de 15-18 yaş grubu için “yetişkin gibi yargılanabilir” istisnası uygulanabiliyor. Dediğim gibi, bunun dünyada da örnekleri varmış.
Buradaki söz konusu fail çocuklar 18 yaş altı ama
(1) önceden sabıkalılar,
(2) planlı ve organize hareket etmişler; hangi bıçak kullanılırsa yasaklı alet sayılmaz, bunu dahi hesaba katmış olabilirler,
(3) suçu ve şiddeti yücelten bir tavır içindeler, bu cinayet öncesinde de silahlı resimleri var,
(4) cinayet sonrası gülerek resim çektirmişler, nefret suçu işlemişler,
(5) bu çocuklar ya da uzantıları olan kişiler aileyi HALA tehdit ediyorlar.
Tüm bunlar bir araya gelince, bu çocukların ‘suçun bilincinde olduklarının, organize olduklarının ve cana bilinçli olarak kastettiklerinin, planlı cinayet işlendiğinin’ dikkate alınmasını istiyor Yasemin Hanım. Bu durum da çok acayip bir talep değil, dünyada örnekleri var, çocuk suçları ve çocuk çeteleri bir tek bizim ülkemizde yok. Uygun mu değil mi bir çekişmeye dönmeden değerlendirmesini yapmak gerekir.
Suça sürüklenen çocuklar (SSÇ) tabii ki vardır, tabii ki mağdurdur, ama suçun direkt mağduru çocuklar da var. Bir taraf seçmek zorunda da değiliz. Sistemin hakkaniyetli olmasını ve tüm şartları gözetecek, bir suç oluştuğunda her detayı değerlendirecek hassasiyette olmasını talep etmek yeterli.
SSÇ’ler mağdur, evet. O zaman daha da mağdur olmamaları ve başkalarını da mağdur etmemeleri için adalet sisteminde döner kapı gibi yakalanıp yakalanıp bırakılması da büyük bir sorun değil mi?
Mesela Ata Emre Akman’ın da faili E.Ö. 17 yaşında bir çocuktu. Kasten yaralama suçu da dahil olmak üzere 6 kere sabıkalıydı. Kendi halinde harçlık çıkarmak için sipariş götüren bir üniversite öğrencisi olan Ata Emre’yi öldürdü. “Kasten yaralama suçu” işlemiş bir SSÇ olan E.Ö. serbest bırakılmadan önce uygun rehabilitasyon almış mı, mesela? Cevap hayır ki Ata Emre bugün aramızda değil. Yıllar önce bir Serpil Öğretmen olayı vardı. Serpil Öğretmen de yaşları 15-17 arasında değişen 4 çocuk tarafından tecavüz edilip öldürülmüştü ve içlerinden biri daha o gün salınmıştı, akşamına da bu suçu işlemişti. Demek ki bu “döner kapı” sorunu gerçek bir sorun.
“Sorunu cezanın ağır olması çözmez, sistemin iyileştirilmesi çözer, SSÇ’ler de inanın mağdur” sözleri doğrudur ama gerçeğin bir kısmıdır. Devlet - toplum, SSÇ’lerin oluşmaması için gerekli şartları sağlayacak, uygulayacak. O sırada bir hiç uğruna evladı ölmüş bir anne ve “ya bizim de başımıza gelirse?” diye endişelenen diğer anneler ne yapsın? Her konuda iki uca savrulmamıza gerek yok, bazen aynı anda birden fazla gerçeklik vardır ve dikkate alınabilir.
Dünyada örneği varsa da birileri bunu düşünmüş demek ki. “Hayır, bu olmaz, çok sakıncalı” demeden önce bakın bir, onlar ne şartlar altında düşünmüşler bunu, nasıl uygulanıyor - bunun bir açıklamasını yapın topluma. Şu anda bizim dışarıdan gördüğümüz 4 duruşmadır bir ilerleme yok. Kimseyi suçlamadan bunun değerlendirmesini yapın.
Ve bir hiç uğruna bir nefret suçuna evladını kaybetmiş bir anneye de destek vermek bu kadar şarta bağlı olmamalı. Görüntüleri izlemeniz de yeterli, gerçekten de savunmasız pazarda gezinen bir çocuğu bir hınç uğruna çevirip saldırmışlar. Ne diyecekseniz de bir tartın öyle deyin.
Çocuk suçları konuşması ve uygulamaları zor bir alan. Bununla ilgili ciddi, bilimsel ve topluma faydalı, tüm çocukları koruyan bir sonuç çıkmasına vesile olur inşallah bu olay. Yasemin Hanım ve Andrea Bey’e de sabır ve bir parça bile olsa ferahlık diliyorum.
@nefesgazete@cerentheacemi hanım konunun uzmanı olarak merak ediyorum, size sormak istedim. Türk geleneğinde buna benzer bir dua yada beddua var mıdır?
İstanbul başta olmak üzere topraklarımız İtilaf Devletleri tarafından işgal edildikten hemen sonra mitingler yapılmaya başlandı. İstanbul’dakilerin çoğunu Darülfünun öğrencileri örgütledi. Mücadele başladığı anda Mustafa Kemal yurdun her yerine protesto çağrısı yaptı.
Aynı gün içinde insanların size hem tebrik hem de başsağlığı mesajı attığı oldu mu?
Bu hafta akademik hayatımın belki en önemli başarısına imza attım, ama önce depremi konuşacağız.
Çünkü, bir şeyleri değiştirmezseniz başınıza "gelecekleri" duymaya ihtiyacınız var.
Depremde binanız yıkılabilir ve enkaz altında kalabilirsiniz, ülkenize sadece iki günlüğüne konferansa gelmiş olsanız da kalabilirsiniz. Kendimden biliyorum.
Öyle ya da böyle herkes farklı gerekçelerle yıkılabilecek bir binada yaşıyor olabilir, bunu "yarına" değiştirecek bir gücünüz de olmayabilir.
Ama şans eseri yıkılan bir binadan canlı çıkarsanız, hayatta kaldığınıza pişman olacağınız şeyler yaşayabilirsiniz...
Kızınızın enkazdan yaralı çıkartılıp "ambulansa" verildiğini duyduğunuzda sevinirsiniz dimi?
benim annem de sevinmişti. sonra 2 ay boyunca morg morg, mezarlık mezarlık gezerek yüzlerce kadın cesedi arasında kızını aradı.
Ablamın telefonu yanındaydı, defalarca aradık, belki Telekom operatörleri çalışsaydı.... dimi?
Ben aynı enkazdan ölü çıkan babamın, nenemin, amcamın, halamın yasını tutamadım. Benden "ölülerimin yasını tutma" hakkımı çaldılar.
2 ay sonra ablamın kıyafetleriyle, ceset torbasız, leş gibi gömülmüş cesedini isimsiz bir mezarda bulduğumuzda sevinç çığlıkları attım, bulduk diye :)
2 yıldır, ne kimse onurunu düşünüp isfifa etti, ne de kimse çıkarını düşünüp birini görevden aldı. Çıkar masalarında koz olacak kadar bile önemsenmiyoruz.
Binalarınızı güçlendiremiyorsanız, kurumlarınızı güçlendirin, buna ihtiyacınız var.
Zaman görelidir, farklı sistemlerde farklı hızlarda akar.
Genel görelilik hocam bana Zamanın sadece fotonlar için durabildiğini öğretmişti.
Şimdi daha iyi anlıyorum, ablam Ayşegül'ün zamanı da durdu, o artık bir ışık oldu.
Ve ben onun ışığını karanlığa boğulmaya çalışan tüm kız çocuklarına, gerekirse tek tek taşıyacağım.
Ve bunun en önemli adımlarından birisi olarak, bu hafta Cambridge Üniversitesi'nin en köklü kolejlerinden Thomas Young, John Harvard gibi isimleri bünyesinde bulundurmuş Emmanuel College'a 5-yıllık Fellow olarak seçildiğimi hüzünlü, öfkeden dişlerim ve yumruğum sıkılmış, gözlerim kan çanağı bir şekilde sizlere paylaşmak istiyorum...
Belki bunu "paylaşmanın sırası mı bunun" dersiniz, ama orada bir yerde yalnız bırakılmış, her şeyini kaybettiğini düşünen çocukların, annelerin, babaların bunu duymaya ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.
Unutmayacağız, unutturmayacağız...
Nerde nasıl olursa olsun, mücadelenin içinde ölmek dileğiyle...🕯️
#6subat2023
#DepremiUnutmaUnutturma
#Santorini#Kolumbo volkanları ...
Volkanizmanın ürettiği depremler.
En son 4 Şubat saat 04.00 de alınan güncel veriler ışığında kafa karışıklıklarını gidermeye çalıştım.
Volkan patlaması ve büyük #deprem olursa ne olur çizerek cevap verdim.
Videoyu kısaltmak için hızlandırdım,sonuna kadar izleyiniz.
(Etkileşimlerden maddi kazancım yoktur)
@SunExpress Samsun İzmir 8:10 uçuşunda arıza var denilerek uçaktan indirdiniz. Bize bilgi vermenizi bekliyoruz ne zaman uçacağımıza yâda uçamayacağımıza dair. Çağrı merkeziniz bihaber durumdan. Sizden bilgi bekliyoruz.
Ayağı takılsa aşıdan diyen, düşünmeyi bırakmış bir kitle var @cenkerenonline. Artık biz de laf anlatmaktan yorulduk. Daha geçtiğimiz Nisan’da 20 milyon insanla yapılan ve en saygın dergilerden HEART da yayınlanan makale aşıların kriz ve pıhtıya neden olmadığı gibi, onlara karşı koruduğunu gösterdi. Tam tersi, covid hastalığı krizleri tetikliyor ve hala yaygın olarak aramızda var… Bu safsataları yayanları Allah’a emanet ediyoruz artık, anlamaları mümkün değil çünkü…
Çocuk doğurmamış insan bir evladın kaybının ne olduğunu anlayamaz. Bu cani karısına eziyet etmek için bile isteye öldürmüş çocukları, akıl hastası fln değil. İntikam almış bir cani.
İzmir merkezde bulunan ve birçok ilçeye bağlantı noktasında olan Yeşildere Köprülü Kavşağı, güzergahı kullanan sürücülere adeta 'Survivor'u yaşatıyor. Her gün binlerce taşıtın geçtiği ve onlarca kazanın meydana geldiği kavşakta yaşanan karmaşa böyle görüntülendi.