Emekli eyleminde hayatına son veren Ali Şekeroğlu’nun toprağa verildiği gün AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın fon soygununda milyarlarca liralık vurgun yaptığı ortaya çıktı. Kaya aranıp sorulduğunda ‘Müsait değilim’ diyebiliyor. Halka hesap vermek zorunda bile değil. Demokrasinin katledilmesi işte bu soyguncuların işine yarıyor.
Ekrem İmamoğlu'nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan:
"Cezaevleri bir deneyim merkezi değildir. Romantize edilecek, kahramanlık hikâyeleri yazılacak yerler de değil.
Kuyruğu dik tuttuğumuza bakmayın, ben dahil birçok insanın cezaevi günleri ağır tecrit altında geçiyor. Tecritin kırıldığı o görüş günlerinde de üç yaşındaki kızımın asla yanıt veremediğim sorularıyla boğuluyorum. Henüz zaman kavramı olmayan bir çocuğa belirsiz bir başka zamanı nasıl tarif edeceğimi bilmiyorum."
Ben üç çocuk sahibi bir anneyim.
35 yıllık avukatım,
1 yıl belediye başkanlığı yaptım, 1,5 yıldır hapis yatıyorum.
Suçum yok, delil yok, suç iddiası olan kişilerle temasım yok.
Buna rağmen tutukluluğum devam ediyor. İddiaların hepsinden suçlu bulunsaydım bile yattığım süre göz önünde bulundurulup salınmam gerekirdi.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bu tip bir mağduriyet yaşatılan ilk kişiyim.
Benden ne isteniyor?
Çocuklarıma ve memleketime kavuşmak için ne yapmalıyım?
İkinci gösterim Ölü Deniz, bugün 20:00’da, youtube kanalımda yayında.
Harbiye’de çektik, 90 dakika, olduğu gibi, size emanet. sevgiler.
tam şurada olacak: https://t.co/uynn4dJQL5
Bu da geçer ya hû!
Örgütle suçladılar, çöktü. Örgüt olmadığını 2 yıl sonra ikrar ettiler.
İddianameyi hazırlayan savcı, önce hakkımda 415 yıl ceza istedi.
Mahkemeye gelince, istenen ceza 234 yıla kadar düştü.
Bugün ise hakkımda 23 yıl cezaya karar verdiler.
Ya kendi çıkarı için iftiracı olmuş ya da baskı gördüğü için iftiraya zorlanmış kimi insanların ifadeleriyle bize bu cezaları vermeyi tercih ettiler.
Güzel ülkemde cana kast edene, kadın cinayetine, çocuklarımıza el uzatana bile reva görülmeyen ceza, sırf siyasi kimliklerimiz ve görüşlerimiz nedeniyle bize reva görüldü.
Neredeyse 2 yıldır tutsağım…
İlk günden beri dediğim gibi, çocuklarımın, ailemin, yol arkadaşlarımın ve 6 yıl hizmet ettiğim Beşiktaşlı komşularımın yüzünü öne eğecek tek bir suçum olmadı. Benim alnım ak, başım dik.
Her zamankinden daha kararlıyım: “İftira at beraat et” düzenini yol arkadaşlarımızla birlikte ülkemizden söküp atacağız.
Bedeli ne olursa olsun, hep birlikte halkın ve hakkın yolunda yürümeye devam edeceğiz.
Er ya da geç, gücü yetenler değil hakkı yetenler kazanacak!
Rıza Akpolat
Silivri Zindanı
Değerli Dostlar,
Varsayalım ki kasten öldürmeyle suçlanıyorsunuz ama böyle bir şey yapmadığınıza eminsiniz. Sormaz mısınız, öldürülen kim? Nerede, ne zaman, nasıl öldürülmüş? Ceset nerede?
Sorarsınız….
Ben de “zimmet”le suçlanıyorum. Soruyorum; nerede, ne zaman, nasıl yapmışım? Ne kadar para zimmete geçirmişim?
8 aydır hiçbir hakim bu sorularıma cevap vermediği için her ay segbis üzerinden yapılan tutukluluk gözden geçirmelerine katılmıyorum.
Dosyada tüm deliller toplandı her belge tekrar tekrar suçsuzluğumu kanıtlıyor. 14 aydır tutukluyum hala iddianame bekliyorum.
Çok şükür İzmir’de Adalet’in tatili haftaya bitiyor. Sayın Savcı’nın tatil dönüşü, artık iddianameyi yazmasını, sorularımı cevapsız bırakmamasını diliyorum.
24 Ağustos 2026
İzmir 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu, Koğuş B/63, Buca - Kırklar
Süleymancılar’ın servetini üç yıldır anlatırken bize din düşmanı diyenler şimdi “Alihan Kuriş suç örgütü” diye yazıp çiziyor, demediğini bırakmıyor. Süleymancılar, Menzil, İsmailağa ve dahası… Hepsi birbirinin aynı, ne zaman anlayacaksınız? Tarikat, ticaret ve siyaset üçgeni
Gazeteci Fatih Altaylı, Cem Küçük hakkında;
“Ben gözaltına alındığım zaman ‘Gazeteci müsveddesi gözaltına alındı’ diye yazmış. Ben tutuklandığım zaman ‘Müsvedde tutuklandı’ demiş.
Emin olun, o gün de umursamamıştım, bugün de umurumda değil.
Ama şimdi okurlar diyor ki, ‘Sen bir şey yazmayacak mısın, bir şey demeyecek misin?’
Demeyeceğim. Denmesi gerekeni, Bosna Savaşı sırasında Bosna’ya gittiğim zaman tanıştığım Aliya İzzetbegoviç yıllar önce söylemişti;
‘Savaş ölünce değil, düşmanına benzeyince kaybedilir’ yani ahlaki olarak onun gibi olunca.
Sakın yanlış anlamayın, ne Küçük’ü ne de onun gibi önce FETÖ’cülere sonra kimden nemalandılarsa onlara yalvar yakar olup beni ve benim gibi birkaç gazeteciyi içeri attırmak için uğraşan bir avuç zavallıyı düşmanım olarak gördüm.
Hissettiğim şey düşmanlık değil farklı bir duyguydu. Belki iğrenme, belki tiksinme. Evinizde çıkan hamamböceğine karşı duyduğunuz gibi bir his.
Siz bir hamamböceğine düşmanlık besler misiniz? Sadece olmaması gereken bir yerde olduğu için rahatsız olursunuz.
Onlar da olmamaları gereken bir yerdeydiler. Ortalıkta ‘gazeteciyiz’ diye dolaşıyorlardı ama gazeteci değildiler.
Her ne pahasına olursa olsun zengin olmak, özendikleri bir yaşama kavuşmak, kapısından bile geçemeyecekleri bir çevreye girebilmek için büründükleri kisve idi gazetecilik.
Bu amaçlarına ulaşmak için gazeteciliği kullanarak herkesle işbirliği yapar, her yana döner, her şeye razı gelebilirlerdi.
Tüm bunları da yaptılar zaten.
Bizler zaten duyuyor, biliyorduk ama artık sizler de biliyorsunuz, pislik ortalığa döküldü. O kadar pespayeleşmişler ki, mobilyacıya borcunu ödememek için kendi halinde bir esnafı köşelerinden FETÖ’cülükle suçlamaya bile tenezzül etmişler.
Bunu yapanların geçmişte FETÖ borsası kurmadıklarına kim inanır, kurmalarına kim şaşırır?
Tehditle, şantajla, henüz ortalığa çıkmayan ve inşallah çıkacak olan, kimbilir neler yapmışlardır. Ben bunları mı muhatap alıp ‘Asıl gazeteci müsveddesi bunlar’ diyerek kendilerini onurlandırayım.
Gazeteci değiller ki, müsveddesi olsunlar.
Ahmet Hakan Coşkun da bir yazı yazmış ve Küçük’ü bir zincirin son halkası ilan etmiş. Veyis Ateş, Mehmet Akif Ersoy, ROK zincirinin son halkası. Hiç zannetmiyorum.
İktidar medyasında da sadece ideolojisinden, inandığı değerlerden dolayı orada olan, yazan çizen, edepli, namuslu insanlar da az değil, tahmin ediyor hatta biliyoruz.
Ama zinciri dört halka ile sınırlamak biraz safdillik ya da zinciri az zarar vereceği bir yerden koparmak anlamına geliyor ki, durum hiç öyle değil.
Bu tutuklamalar ve yargılamalar için pek çok kişi ‘İktidar içindeki güç odaklarının hesaplaşması’ diyor.
Olabilir, muhtemelen öyledir de. Hep öyle olmamış mıdır zaten! Gazeteciler onca belgeye bilgiye nasıl ulaşır ki! Hep bir iç çekişmenin sonucu değil midir rezaletlerin ortaya çıkması. Yıllardır her skandal böyle patlamamış mıdır!
Ama sonuç iyidir. Memnuniyet vericidir. Temizlik temizliktir. Yapanın da eline sağlık denir.
Biz gazetecilere düşen ise onlar gibi olmamaktır. Bir gün Timur Soykan bana ‘gazeteci müsveddesi’ derse gerçekten üzülürüm.
Cem Küçük veya benzerleri demiş, umurumda olmaz.
Bilmem anlatabildim mi!”
500 gündür Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu’nun, Beylikdüzü Belediye Başkanımız Mehmet Murat Çalık’ın, Şişli Belediye Başkanımız Resul Emrah Şahan’ın ve milyonların sandıkta ortaya koyduğu halk iradesinin özgürlüğü gasp ediliyor.
Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in katılımıyla 1 Ağustos Cumartesi günü saat 20.00’de Beylikdüzü Belediyesi önünde buluşuyor, Yaşam Vadisi 6 Mayıs Sahnesi’ne yürüyoruz.
Halkın iradesine, demokrasiye ve adalete sahip çıkmak için tüm hemşehrilerimizi omuz omuza mücadeleye davet ediyoruz.
🗓️ 1 Ağustos Cumartesi
⏰ 20:00
📍 Beylikdüzü Belediyesi Önü
Sinem Dedetaş'ı Şehir Hatları genel müdürlüğü sırasında tanıdım. AKP döneminde zarar üstüne zarar eden, kendi vapurlarının bakımını Haliç Tersanesi'ne sahip olmasına rağmen özel tersanelerde yaptıran şirketi tekrar kâra geçirdi. Deniz taksileri tasarladı ve Haliç Tersanesi'nde üretti. Atıl haldeki dünyanın en eski tersanesini gemilerin ve teknelerin bakım için kapısında sıra beklediği bir duruma getirdi. Sonra AKP'nin kalesi denilen Üsküdar'ın belediye başkanı oldu. Sorun tanıdığınız Üsküdarlılar'a. Memnunlar mı değiller mi hizmetlerinden. Yakından tanıdığım için en ufak bir yolsuzluğa bulaşmadığına kefil olabileceğim bir isimdir Sinem Dedetaş.
Ama mesele bu değil elbette.
Tek bir CHP'li veya Yeni Partili belediye başkanı kalmayıncaya kadar devam edecekler.
Bu arada AKP'li belediyelerde hiç bir şey olmuyor, her şey pırıl pırıl.
Varsa yoksa muhalif belediyeler.
Sorsan "millet iradesi" derler.
@sdedetas@uskudarbld
@celebimehmeta Sayın vekil,
Cevabınız vatandaş olarak beni tatmin etmemiştir, ailem acil durumlar için Balıkesir’de ambulans bulamıyor, saatler sonra gelse de, gidecek hastahane bulamıyor, benim vergilerimle milletvekiline Bentley arabaya ailesine tahsil edebiliyor bu nasıl adalet ya!
@ortamlardab, bu yıl @Spotify ile en çok dinlediğim podcast olduğun için teşekkür ederim. 1.493 dakikanın hepsi çok keyifliydi. #SpotifyWrapped https://t.co/FxLROPwbdy