Soykırımcı İsrail’in saldırıları altındaki Gazze’deki hayatı çektiği videolarla dünyaya gösteren Nisrin Sekik, Digital Creator Awards 2026’nın ‘genç içerik üreticileri’ kategorisinde finale kaldı.
Küçük Nisrin, haberi sevinç gözyaşlarıyla karşıladı.
Video of masked Israeli settlers striking European diplomats and elected officials near Taybeh, a Christian village in Palestine. The 78-year-old French mayor Bernard Baudoux was thrown to the ground and beaten with iron bars.
Make no mistake: If the Israeli government wanted to put an end to this, they could within minutes. They don't.
Just like Biden pretended that he wanted a ceasefire, but in reality worked tirelessly to enable Israel's genocide.
They are playing the same trick on us again.
Filistinli Saide Ude, katil İsrail'in saldırılarında 7 çocuğunu da kaybetti.
📌 "Artık kimse beni anne diye çağırmıyor. Günlerim sadece devam eden bir acı."
Modern dünyanın kalbinde büyüdü..
Bütün kirli zincirlerini kırdı..Temiz yaşadı.. Özgür ve iman üzere öldü...
Allah rahmet etsin.
Mekanı cennet olsun.
19 Ekim 2003
CENAZE DUYURUSU
Yayınevimizin kurucularından, Genel Yayın Yönetmenimiz, kıymetli büyüğümüz ve hocamız Cevat Özkaya’nın cenaze namazı, 17 Ekim 2026 Cumartesi günü öğle namazını müteakip Üsküdar Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camii’nde kılınacaktır.
Merhum, cenaze namazının ardından Kartal Soğanlık Mezarlığı’nda defnedilecektir.
Hocamıza Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyoruz.
Pınar Yayınları
İsrail Cumhurbaşkanı Herzog konuşmaya başlayınca Hakan Fidan eliyle bir hareket yapıyor ve Türkiye ile birlikte Filistin, Pakistan, Suudi Arabistan, Irak, Mısır, Kuveyt, Katar, Ürdün, Malezya, Endonezya ve Bangladeş heyetleri salonu terk ediyor.
Türk Devletleri ise Azerbaycan ile salonda kalıyor.
Sanki karşımıza genişlemiş Mekke İttifakı'na karşı Türk Devletleri gibi bir tablo çıkıyor.
Biliyorsunuz Azerbaycan haricinde Kazakistan gibi ülkelerde de "Araplaşmaya" karşı başörtüsüne karşı adımlar atılmıştı.
Tabii ki bu tarz ayrışmalar başta İsrail olmak üzere sayısız ülkenin işine geliyor.
Azerbaycan'daki CICA Zirvesi'ne katılan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve birçok ülke temsilcisi, soykırımcı İsrail'in Cumhurbaşkanı Herzog konuşmaya başlayınca salonu terk etti.
“Hocam, ne güzel Kur’an okuyorsunuz! Ne uğraşıyorsunuz toplumsal meselelerle? Siz sadece Kur’an okuyun.”
Doğrudur, ben Kur’an okuyorum. Ama okuduğum Kur’an bana yalnızca güzel sesle okumayı değil, onun mesajını yaşamayı da öğretiyor.
Bana adaleti emrediyor; haksızlık karşısında susmamayı, mazlumun yanında durmayı, zalime destek olmamayı öğretiyor.
Yakınım da olsa haksızlığı savunmamayı, aleyhime de olsa adaletten ayrılmamayı, iyiliği emredip kötülüğe karşı durmayı öğretiyor.
Öyleyse Kur’an okuyan bir insan, toplumun dertlerinden nasıl uzak durabilir?
Ben Kur’an okumaya devam edeceğim; ama onun bana yüklediği sorumluluklardan da kaçmayacağım. Çünkü Kur’an, yalnızca okunan değil, asıl gayesi hayatımıza yön vermesidir.
Azerbaycan kardeşimizdir. Kardeşler birbirlerinin sevincini de acısını da paylaşırlar. İslam’ın kardeşlik anlayışı ise bize bunun ötesinde iki yönlü bir sorumluluk yükler: Kardeşimiz zulme uğradığında yanında durmak, zulmettiğinde ise onu zulmünden vazgeçirmeye çalışmak.
Hazin bir tecelli olarak Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin okullara alınmaması ve eğitim haklarından mahrum bırakılması, kardeşlik hukukunun bu iki sorumluluğunu da bugün bize hatırlatmaktadır.
Hâlisane duygularla kaleme aldığımız bu sözlerin, kardeşliğin bize yüklediği sorumluluğun bir gereği olarak okunmasını temenni ediyoruz.
Türkiye bir 28 Şubat tecrübesi, hatta kâbusu yaşadı. Gencecik kızlarımızı hedef alan uygulamalarla başlayan baskıların zamanla bütün bir toplum üzerinde nasıl ağır yaralar açtığına hep birlikte şahit olduk. Aradan yaklaşık otuz yıl geçmesine rağmen millet olarak o dönemin bıraktığı travmayı bütünüyle geride bırakabilmiş değiliz.
Nerede ve ne zaman olursa olsun, hangi gerekçeye dayandırılırsa dayandırılsın, hangi siyasi hesapla yapılırsa yapılsın, insanların inanç ve ibadet özgürlüğünü baskı altına almak, dinî şiar ve sembolleri devlet takibatının konusu hâline getirmek hiç kimseye hayır getirmemiştir. Bu tür uygulamalar devletleri güçlendirmemiş, iktidarları yüceltmemiş, aksine milletlerin hafızasında derin yaralar bırakmıştır.
Çocukları inançları ile eğitimleri arasında tercihe zorlamanın ne adaletle ne vicdanla ne de insan haysiyetiyle bağdaşır bir tarafı vardır.
Bizler samimiyetle “iki devlet, bir millet” diyoruz. Bu şiar, yalnızca ortak tarihimizin ve kardeşliğimizin ifadesi değil, aynı zamanda birbirimizin tecrübelerinden ders çıkarma sorumluluğunun da ifadesidir.
Karabağ Zaferi, Azerbaycan halkının fedakârlığını, diriliş iradesini ve sahip olduğu manevi gücü bütün dünyaya göstermiştir. Karabağ’da ve başka cephelerde şehit düşenler, hayatlarını yalnızca bir toprak parçası uğruna feda etmediler. Onlar, ecdatlarından miras kalan değerleri korumak ve gelecek nesillere onurlu bir istikbal bırakmak için şehit oldular.
Öyleyse bir millete güç veren manevi değerlerin, o milletin günlük hayatında yasakların konusu hâline getirilmesi nasıl izah edilebilir?
Bir kez daha hatırlatmak isteriz: Devletler ve iktidarlar insanların inançlarına engeller koyarak büyümez. Büyük devlet, milletinin haklarını, hürriyetini ve haysiyetini adaletle koruyan devlettir. Bir milletin evlatlarını inançları sebebiyle eğitimden mahrum bırakmak, o milletin geleceğinden eksiltmektir.
Kız çocuklarımızı eğitimleri ile inançları arasında tercihe zorlayan bu vahim uygulamadan bir an önce dönülmesi, insan haklarına ve inanç hürriyetine saygı duyan herkesin talebi, kardeş Azerbaycan’ın iyiliğini isteyen bütün Müslümanların beklentisi ve nihayet bütün kız babalarının gönülden ricasıdır. Tüm Azerbaycan halkına selam, sevgi ve saygıyla...
Katil İsrail’in Gazze’deki soykırımını onun kamerasından izledik.
Yıkılan evleri, yaralı çocukları, hayata tutunmaya çalışanları…
Ateşkes haberini sokağa çıkarak duyuran Salih el-Caferavi, ateşkesin ilanından 2 gün sonra şehit edildi. Bugün şehadetinin yıl dönümü...
This was Copenhagen yesterday.
The European establishment's abysmal failure on Israel/Gasa is not shared by the European public.
The gap between the two is untenable. The public will eventually prevail, but Europe's moral collapse will take years to repair.