Unutulmamaması gereken, hesap sorulması gereken ve boykot edilmesi gereken kurum-kuruluş ve şahıslar :
1- Borsa İstanbul : Depremden sonra 3 gün açık tutuldu. Tepkiler sonucunda 8 şubat işlemleri iptal edildi. Ama insanlar zarara uğradı, özellikle depremzedeler.
Heyet geldi sözde duruşma tekrar başladı.
Kürsüdeki kişi İmamoğlu’nun susma hakkını kullandığı “tespit ettiğini” söyledi.
İmamoğlu’na “ya savunmanı benim istediğim sürede yani yarım günde yaparsın ya susma hakkını kullanmış sayarım” tehdidini geçirdiği zaptı okuyor.
Sıkıyönetim mahkemelerinde bile görülmemiş bir rezalet yaşanıyor şu an Silivri’de.
İmamoğlu’nun avukatları kürsüdeki kişiyi rezil ediyor şu anda.
Tora Pekin:
“Savunma yapmaktan kaçıyorsunuz dediğiniz müvekkil 9 Mart’ta ilk duruşmada buraya geldi, ifade vereyim dedi.
İlk ben konuşayım dedi. Siz kabul etmediniz. Sen son sırada konuşacaksın dediniz.
Aylar geçti şimdi son sıradayız, şimdi de aynı müvekkile ya yarım günde konuşup susacaksın ya da susma hakkını kullanmış sayarım diyorsunuz.
Susma hakkınızı mı kullanıyorsunuz dediniz, HAYIR DEDİ.
Şimdi ne okuyorsunuz?
Tutanağınız hakikat dışı.
İşlemleriniz hakikat dışı!”
Tam da meslektaşımın dediği gibi yaşanan her şey gerçek bir kepazelik!
İstanbul metrosunda bir genç, NATO’yu sözlü protesto ediyor.
Tam bu esnada sivil polis olduğunu söyleyen bir şahıs ve metro güveliği gence müdahale ediyor.
Ama dikkat ederseniz “boynunu kıracak seviyede” arkaya çekiyorlar adeta gence işkence yapıyorlar!
Üstelik böyle bir yetkileri yok! Bu olayın sonuna kadar takipçisiyim! Kimse bir gence böyle müdahale edemez!
Şu çok saçma degil mi?TEFE-TÜFE nedir ENFLASYON nedir?Ya maaşları TEFE-TÜFE den hesapla, yada Ev kiralarını ENFLASYONDAN hesapla. Kardeşim bir eve zam %33 gelirken bir maaşa gelen zam nasil %13.52 olur? Barinmak insan yaşamının en temel olgusu, nasil bu kadar pahali olabilir?
Ya iki kelimeyi bir araya getiremeyip mizahı ilkokul çocuğu gibi hayvana indirgemeniz cidden güldürdü. Cidden ama. Siz böyle devam edin lütfen olur mu?
şunu chp yapsa, insanlık jupiter'de koloni kurup yaşama başlamışken bile anlatırlardı camilerimizin üstünde abd bayrağı dalgalandırdılar bayraklı isler döktüler diye.
Güya TRT'den yayınlayıp Ekrem İmamoğlu'nu rezil edeceklerdi. İddianame çıkınca rezil olan başkası oldu. Şimdi TRT'den yayınlamayı bırak, adamı duruşma salonuna bile getiremiyorlar. Çünkü orada yaptığı çıkışlarla, sorduğu sorularla davayı her gün daha da çökertiyor. Yakında savunmasını koğuşundan yazılı versin biz okur karar veririz diyecekler.
Bu yaşananlar beni şaşırtmıyor. Çünkü amaç en başından beri bir suçu yargılamak değil, Ekrem İmamoğlu'nu göz önünden çekmekti. Göz önünden çekersek unutulur ve halk desteğini kaybeder sandılar. Ama bu gerçekleşmedi. O yüzden de TRT'den yayını geçtim, adamı artık duruşma salonuna bile getiremiyorlar. Doğum belgesini iptal edip, hiç doğmamış, hiç yaşamamış gibi farz edelim diyecekler sonunda.
"gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. o kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.”
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Sadece bu değil. Avukatı, bir karar olmaksızın mahkemeye getirilmediğini söylüyor. Mahkeme başkanı ise “kararı arada yazarız” diyor. Ne demişti Soylu, “Siz yıkın, karar arkadan gelir.”
köpek saldırısında 1 patisini kaybeden kedimize yuva arıyoruz. daha önce sahiplendirdiğim kişi bakamadığını söylediği için tekrar sokağa bırakılacak. 2 gün önce kısırlaştırdım dikişleriyle sokağa dönmesini istemiyorum biraz acil yayarsanız sevinirim.
istanbuldayız
Çok zor şartlarda kendi imkanlarıyla Silivri'ye gidip duruşmaları takip ediyor, halka duyuruyordu. Evde de hasta annesine bakıyor. Her gün dava takibi için adliyede olan bir gazeteciyi ifadeye çağırsanız gelecektir. Kayhan Ayhan Gazetecidir. Gazetecilik suç değildir.
Sadece dükkan açmıyorum isteyene yavru kedi de kitleyebilirim her an 🤭 Bahçemize doğum yapan annenin maviş yavruları, detaylı bilgi ve sahiplenmek için mesaj atabilirsiniz. Biraz aciliyetli paylaşarak destek olursanız çok sevinirim 💙
Bir çift olarak lokantaya vs gidildiği zaman garson gelir menü bırakır gider. Siz neyi sipariş edeceğinize karar verdikten sonra garson gelir ve erkek kişisi tüm siparişi verir. Kadın 2 lahmacun yada bir adana diye sipariş vermez. Masaya ayran geldiği zaman kadın kişisi eline ayranı alıp çalkalamaz. Erkek kişisi alır çalkalar pipeti koyup kadın kişisinin önüne indirir.