Esselâmu Aleyküm ey davanın neferleri…
Ey nice zorlukta sabırla direnenler, ey sayılardan değil sadakatten güç alanlar…
Bu satırlar size; sayıların değil, imanların konuştuğu o kutsal ırmaktan yazıldı.
Zaman değişti, ama Talut’un nehri hâlâ akıyor…
Ve biz, o suyun başında yine sınanıyoruz.
Kur’an’da Talut, ordusuyla Calut’a yürüdü.
Ama yolda bir nehir çıktı karşılarına.
Emir açıktı:
“Kim ondan içerse, benden değildir.”
Ve o gün, ordunun üçte ikisi elendi.
Susuzluktan değil; sabırsızlıktan…
Dava değil, rahat seçildi.
Bugün de sosyal medyada, meydan aynı.
Bir kısmı suya koşar gibi destekten kaçar,
bir kısmı paylaşmaktan korkar,
bir kısmı “yeter ki adım karışmasın” der…
Oysa zafer, hep o kalan azınlığa yazıldı.
Bir dava sadece “beğeni” ile yürümez.
Gerçek mücadele; paylaşmak, sahip çıkmak, ses olmakla olur.
Bugün kim Talut’un safında kalırsa,
yarın Calut’un karşısında dimdik durur.
Bugün destek vermek;
bir gönderiyi paylaşmak, bir kardeşin sesini duyurmak, bir mazlumun duasına omuz olmaktır.
Nehrin başındayız dostum…
İçmek mi, geçmek mi?
Tercih zamanı.
Biz eksilsek de davamız eksilmez.
Biz yorulsak da Talut’un izinde yürüyenler vardır.
Ve unutma:
Her çağda bir Calut vardır,
ama her çağda onu yenecek az da olsa bir topluluk da vardır.
Bu yazıyı gören her kardeşim,
bugün paylaşıyorsa —o “az”ın içindedir.
Sessiz kalanlar çok olur,
ama Allah hep “azın yanında”dır.