Coğrafya mı kaderdir? Yoksa coğrafyamızı yönetenlerin marifetsiz politikaları mı?
Dünyada; Suriye, Arjantin, Güney Sudan, Filistin ve Zimbabve’den sonra en yüksek enflasyona sahip 6. ülkeyiz.
Milletimizden ihtiyacınız olan neyi alamadınız? Bu sorunu çözecek hangi yetkiye sahip değilsiniz?
Toprakları bu kadar verimli, potansiyel iş gücü ve stratejik konumu bu denli kıymetli olan bir ülkenin enflasyon ile başa çıkamıyor oluşu sadece beceriksizlik ile açıklanabilir!
Dikkat! Lütfen sonuna kadar dikkatle okuyun.
Türkiye'de 6500 akaryakıt istasyonunun tüm teknolojisini, otomasyonunu, pompa sistemlerini kuran, adeta tekel gibi bir şirket var. Adı TURPAK
Müşterileri OPET, Shell, Petrol Ofisi, Sunpet, Aygaz, BP, Aytemiz, mOil, Milangaz , yani neredeyse akaryakıt şirketleri.
Bu şirket şu andaki araçlara UTTS montajını yapan en büyük şirket. Öyle ki https://t.co/sK3nxIgLCZ u bile almışlar, girdiğinizde TURPAK'a ulaşıyorsunuz. Anlıyoruz ki #UTTS'nin en büyük paydaşı TURPAK. Pastanın en büyük dilimi de onun.
Araçlardaki UTTS modülünü okuyacak olan pompa sistemindeki UTTS sistemini akaryakıt istasyonlarına kuran şirket yine TURPAK.
Peki TURPAK kim? Eskiden ORPAK adında bir İsrailli şirketin Türkiye'deki şirketiydi. ORPAK'ın sahibinin ismi Hayim Kohen
Sonra Gilbarco Veeder-Root isimli bir Amerikalı şirket ORPAK'ı 2018'de satın aldı.
ORPAK'ın İsrailli bir şirketken CEO'su olan Shay Bakfan isimli bir Yahudi yönetici ( Tel Aviv University'den mezun ) şu anda Gilbarco Veeder-Root'un bir başka şirketi olan Vontier'in CEO'su.
Gilbarco Veeder-Root şirketinin aldığı tek İsrailli şirket ORPAK değil.
2015 yılında da yine İsrailli Odysii isimi bir şirketi satın almış. Odysii 2004 yılında kurulan Tel Aviv merkezli Odysii, istihbarat yazılım çözümleri sağlayan küresel bir yazılım şirketi.
Ama ne hikmetse bu İsrailli istihbarat yazılımları şirketi satın alındıktan sonra ortadan kaybolmuş. https://t.co/dsZAo8ZyXr a erişilemiyor. Yani şirketi bünyenin içinde eritmiş. Odysii ortadan kaybolmuş.
israilli şirketlere yönelik dünyada oluşan tepki sonucu birçoğunun ABD şirketi gibi görünmeye başladığını biliyoruz.
Gilbarco Veeder-Root için gizli İsrailli bir şirket demek için elimizde bir delil yok. Ama yukarıdaki satın almalar enteresan.
Ve sonuç olarak bu şirketin Türkiye'deki şirketi Türkiye'de 6500 adet petrol istasyonunu tepeden tırnağa yönetiyor. Tek tuşla hem de.
Bu yetmiyormuş gibi bir de UTTS'nin araçlara montajının da en büyük oyuncusu yine TURPAK, yani Amerikan Gilbarco Veeder-Root şirketi.
Enteresan olan bir durum da şu, Gilbarco ORPAK'ı satın alıyor, ORPAK ismi tarihe karışıyor ama hem Gilbarco, hem de TURPAK, ORPAK'ın logosundaki amblemi (Kırmızı - Mavi - Yeşil ) kullanmaya devam ediyor. İlginç değil mi?
İsrail bağlantısını hiç görmesek, yok saysak bile Türkiye'deki milyonlarca aracın akaryakıt alıp alamaması ve binlerce istasyonun akaryakıt satıp satamaması bir Amerikan şirketinin kurduğu sisteme bağlı.
Bütün bu anlattıklarım size mantıklı ve hayatın doğal akışına uygun geliyor mu?
Acil bir durumda, bir seferberlik halinde arabalarımıza binip akaryakıt istasyonuna kadar gidebiliriz.
Sadece biz değil, Ambülanslar, polis ve askeri araçlar, itfaiye araçları...
Peki ya sonrası?
Anadolu topraklarına yeni bir çınar dikiyoruz. Mezhep, meşrep, ekalliyet ayırt etmeksizin, Türk Milleti'nin parçası olmaktan imtina etmeyen herkesin, gölgesinde serinleyeceği kutlu bir çınar!
Bu çınar hepimizin; hepimiz bu çınarın bir parçasıyız.
Milletin umudu sönmesin diye şehit olmuş evlâtlarımızın üstüne yemin olsun ki; değil terörist başının Gazi Meclise girmesi, ona selam duranları da Milletin Meclisi'ne sokmayacağız!
Umut hakkını da diyene, duyana, umana, kurgulayana, planlayana göstereceğiz!
Milletin yarınlarına umut olsun diye kuruluyoruz. Milletimizin başına bela olan teröristin, hainin, savunanın kâbusu olacağız!
"Kasten yaralama ve tehditten 6 ayrı suç kaydı bulunan E.Ö. ve cinayetten 10 yıldır hükümlüyken izinli olarak serbest olan babası..."
Kendi ayakları üzerinde durabilmek ve üniversite harçlığını çıkartmak için motokuryelik yapan Ata Emre Akman evlâdımızın acılı anne ve babasının yürek yakan vakur açıklamalarını, bütün Türkiye gibi acı ve hüzünle okuduk, izledik.
Şu, altın gibi pırıl pırıl çocuğu, gencecik yaşında hayattan ve sevdiklerinden koparan, bozuk infaz sistemi ve adaletsiz hukuk düzenidir!
Maalesef ki bu masum yavrumuz da sıradaki mazlum insanımız katledilinceye kadar, birkaç gün daha sosyal medyada yazılacak ve sonrasında unutulacak!
Biz, millete karşı sorumluluğumuzla tekrar hatırlatalım:
Bu infaz sistemi yüzünden, kendi hâlinde ve işinde gücünde yaşayan her masum vatandaşımız, bir psikopat katil tarafından katledileceği günü, "sokaktaki sırasını" bekliyor!
Suç işlemeyi alışkanlık hâline getirmiş bireylerin topluma kazandırılması, yamalı yasalarla mümkün değildir.
Reform adı altında parlatılan sönük ve sözde kanunlaştırmaların ve mevcut infaz mevzuatının, yaralarımıza çare olmak yerine, uygulamayı her seferinde daha da zorlaştırdığı ortadadır.
Tekrar tekrar suç işleyenlerin infazının kolaylaştırılmasına dair, toplumdaki cezasızlık algısı ayyuka çıkmışken meclis gündemine getirilmesi planlanan 9. Yargı Paketinde düzenlenen ikinci kez mükerrirlere yönelik koşullu salıverilme hakkı, bu algıyı perçinleyerek artıracaktır.
Belli ki cezanın ıslah ediciliğini esas alan modern hukuk, bu suç makinesi canilere bir çare olamıyor! Maalesef, cezaların hiçbir caydırıcılığı yok!
Herkesi derinden yaralayan bu gibi suçluları, milletimizin maddi imkânları ile besliyoruz, sonra vakti gelince sokağa salıyoruz ve bir masumun daha kanına gireceği suç vaktini bekliyoruz.
Şimdi, hukukçularımız söylesinler!
Bu cani, kaç yıl ceza alacak?
Kaç yıl yatacak?
Eğer erken bir affa denk gelmez ise ne zaman dışarı çıkacak ve ne zaman aramızda yeni kurbanlarını arayacak?
Böyle kamu düzeni, böyle adalet mi olur?
Vicdan sızlar, yürek kan ağlar!"
Bu ülkenin, aksayan hukuk düzeni ve problemli adalet mekanizması yüzünden ve darbe dönemlerinin acı tecrübeleri sebebiyle karşı çıkanlar da muhakkak ki olacaktır;
ancak "kesin kanıtlarla ve bağlayıcı hükümlerle sınırları net bir şekilde çizilmiş şekilde";
psikopat katiller,
çocuk tecavüzcüsü cani sapıklar,
askerimizi, polisimizi ve vatandaşlarımızı şehit eden teröristler için, idam meselesini gündemimize almalı ve tartışmaya başlamalıyız!
Toplum vicdanını kanatan ve adaleti örseleyen acı hadiseler sebebiyle artık bu konu, kaçınılmaz bir mecburiyet olarak, kamuoyunun ve siyaset kurumunun önündedir...
Evlâdımıza rahmet olsun. Artık sıra başkasına gelmeden, siyaset kurumunun ve "olmayan adalet kurumunun" aklı başına gelmelidir.
PANELE DAVET
"Yüzyılın Felaketi: 6 Şubat Depremlerinde Yaşadıklarımız ve Çözüm Önerileri"
🗓️ 11 Şubat 2024 Pazar
⏰ 13.00
📍 Zübeyde Hanım Kültür
Merkezi Fatih/İSTANBUL
İrtibat: 05557017453 (Macit Gül)
Devletin, tarihin, şerefin, haysiyetin, asaletin ve milletin şerefli vekilleri;
TBMM’nin, devletine, milletine, yeminine, imanına ve ahlâkına irademizin emanet edildiği mümtaz vekillerimiz:
Hiçbiriniz, “Öcalan’a tecrit kalkmazsa…” diye tehdit edilebilecek, böyle haysiyetsiz lafları sineye çekebilecek, bu kahpelikleri sıradan beyanatlar deyip geçiştirebilecek, şehitlerini bu vurdumduymazlık ile millet sinesine teslim edebilecek insanlar değilsiniz!
Şehitlerimizin ruhunu muazzep kılmaya, acılı ailelerimizi daha da kahretmeye hakkımız yok; dayanacak takatimiz de kalmadı!
Bugün şehitler, bugün ecdat, bugün vatan için, Rahmet-i Rahman’a uğurladığımız kahraman evlâtlarımız için bir şey yapmak mecburiyetindesiniz.
Bugün, sizin partiniz yok, devletiniz var!
Bugün, sizin ambleminiz yok, bayrağınız var!
Bugün, sizin siyasi tarafınız yok, milletiniz var!
Bugün, sizin siyasi hasımlığınız, siyasi kavganız yok, evlâtlarınız, şehitleriniz var!
Bugün, omuzlarınızda, bir devlet, bir millet ve şehitlerimizin sandukası var.
Sayın bilmem ne, tecrit kalkmazsa diyenlere, bizi tehdide yeltenenlere, artık dur demelisiniz.
Tecrit sadece terör elebaşına değil, onu insan sayan, onu övmeyi siyaset sanan ve utanmadan konuşan herkesedir demek zorundasınız. Terörü ve terör destekçilerini bütün şube ve emareleri ile meclisten, siyasetten, iş dünyasından ve toplumun bütün katmanlarından temizlemek boynunuza borçtur.
Türk Milleti, her gün yüreğine düşen bu yangın için bir nihayet, devletinden, devletinin yöneticilerinden artık ciddi bir ses ve eylem bekliyor!
TBMM’nin Şerefli Milletvekilleri, lütfen, vazife yemininize sadık kalmanın gereğini yapın!
Evlâtlarımıza rahmet, size, bize mesuliyet olsun!
Evlâtlarımız kahpece katledilirken, Gazi Meclis’te yaşanan bu rezaletlere bir son verin artık! Yeter...
Birgün tanrı dağlarından inip aşağı
Vurup köpek soylu çinin boynunu
Türkistan'a dikip gök bayrağı
Kürşad'ın kinini getirdik diyeceğiz
Burası Türkistan Türk'ündür diyeceğiz !
Er kişi olarak yaşamak ve öylece musalla taşına uzanmak şiarının coşkun kalemlerinden olan,
���Bin cihana değişmem şu öksüz Türklüğümü!”
diyerek dava inancımızı da kavîleştiren, büyük Türk Milliyetçisi #HüseyinNihalAtsız'ı vefat yıl dönümünde rahmet ve hürmet ile yâd ediyoruz.
Söz verdik ve sözümüzü tuttuk!
#HatayaVefa#HatayaVeda
Değerli dostlarımız:
Bildiğiniz ve takip ettiğiniz üzere, depremin ilk gününden bu yana, Hatay başta olmak üzere tüm deprem bölgesindeydik ve akabinde Hatay'da kalıcı olarak faaliyetlerimize devam ettik.
O günden beri de Hatay'dayız.
Sizlerin de maddi manevi katkılarıyla hayli iş yaptık, çok insana dokunduk ve çok da dualar aldık. Üzerimize düşeni fazlasıyla yapmaya ve insanımıza kavuşmaya gayret ettik.
Depremzede vatandaşlarımız, sıcak evlerine kavuşana kadar da Hatay'da kalacağız demiştik.
Kalıcı konut inşaatlarında sona gelinmesi ve konteyner kentlerde ailelerimizin yavaş yavaş kendi düzenlerinin kurulabilmesi sebebiyle artık bizim de Hatay'dan ayrılma vaktimiz geldi. Üzgünüz ama ufak da olsa insanlara faydalı bir şeyler yapabilmiş olmanın haklı gururu ile burukluğumuz bir nebze de olsa hafiflemiş olarak çıkacağız yola.
Yemek kazanlarımızın altını söndürdük;
son ihtiyaç tespitlerini yapıp dağıtımlarımızı gerçekleştirdikten sonra, Ocak 2024 itibarıyla da depremzede kardeşlerimizle sarılıp, kucaklaşıp, helâlleşip Hatay'dan ayrılacağız.
Türk Yurdu Hatay'da yaşadıklarımızı ve acılarımızı asla unutmayacağız. Çok hikâyeler birikti; çok hatıralarımız ve çok kıymetli dostluklarımız oldu. Vazifemizi karınca kararınca yapabilmişizdir inşallah!
Allah, bir daha böyle acılar yaşatmasın!
Ancak biz eksiklerimizi de bilerek milletimiz için her türlü hazırlığımızı yapmaya devam edeceğiz. Her türlü doğal afet ve zor günler için de plânlamalarımızı yapıyoruz.
Şehitlerimizi, kaybettiğimiz herkesi, yitirdiğimiz her şeyi, insanımızın fedakârlıklarını, adanmışlık hikâyelerini ve yaşadıklarımızı asla unutmayacağız!
#DepremiUnutmaUnutturma
Hatay bizim gönül sızımız;
Hatay bizim alın yazımız!
Biz, asırlık Türk Yurdu ve medeniyetler beşiği Hatay'dan asla kopmayız, kopamayız.
Biz, ilelebet fahri Hataylıyız artık.
Asi Nehri'nin kenarında yine çayımızı içeceğiz ve yine Hatay künefemizi yiyeceğiz.
Kadim ve güzel Hatay, yine ayağa kalkacak.
Biz şimdilik, fiilen ayrılmış olsak da Hatay'dan asla kopmayacağız.
Bu mücadelemizde;
maddi manevi katkı sunan ve zerre emeği dahi olsun geçen herkese, devletimizin ve resmî kurumlarımızın yetkililerine, bu güzel ve hayırlı yolculuğun bir şekilde içinde olmuş olan herkese, her gönüllümüze, her arkadaşımıza yürekten teşekkür ediyoruz.
Hep var olsunlar...
Allah, devletimize, milletimize zeval vermesin.
Türk Milleti'ne her şartta ve her durumda hizmet etmek için, her zaman hazırız ve #BizVarız...
Çalık için taziye yazabilmek, benim takatimin yetebileceği bir şey değil.
Türkiye Günlüğü, hepimize mektep idi.
Türk Tefekkür Tarihi'ne adını mümtaz bir şekilde yazdırdı Çalık! Allah'tan başka sığınağı olmadığını bilen bir müminin ve kalbi her daim milleti için atan şerefli bir Türk'ün kalbi durdu. Mustafa Çalık ağabeyime ve önden gidenlerimize rahmet ve selâm olsun. Milleti için atan kalbi, hakikat için yazmış elleri, emeği, çilesi ve yüreği ile onu var edene emanet ediyoruz. Allah'ım rahmeti ile karşılasın; Efendimiz (s.a.v.) de ümmetinin vakur münevverini, önden uğurladıklarımız ile birlikte sarsın, sarmalasın.
Allah'a ısmarladık ağabey. Sen bizden günbegün uzaklaşırsın, biz ise sana günbegün yakınlaşırız! Dergisi, kalemi, kelâmı ile hemhâl olan dostlarımıza ve ailesine sabırlar diliyorum.
Rahmet ve dua ile...
Dünya, Türk arıyorsa Doğu Türkistanlılar da Türk!
Müslüman arıyorsa, Doğu Türkistanlılar da Müslüman!
İnsan arıyorsa, Doğu Türkistanlılar da insan!
Hem dindan hem kandaşlarınıza uygulanmakta olan vahşeti ve soykırımı unutmayın!
#DoğuTürkistan
"Sen Türk olduğunu unutsan da düşmanın asla unutmaz"
#Karabağ'da gerçekleşen terör saldırısı bölgedeki bazı aktörlerin önceki süreçlerden yeterli dersi çıkaramadığını gösteriyor.
Madem öyle üzerine basa basa bir kez daha ifade etmek zorundayız. Karabağ #Azerbaycan'dır. Karabağ Türkiye'dir. Karabağ Türk'tür. Bütün işgal sona erene kadar irademizin parolası "Azad Karabağ"dır. Vatan toprağımız Karabağ hür olana kadar mücadelemizle, hürriyetten sonra da tüm sevincimizle daima can Azerbaycan'ın yanındayız.
Bu nedenle Karabağ bizim taraf testimizdir. Kim Karabağ'a ve Azerbaycan'a dostsa biz de onlara dostuz. Kim Karabağ'a ve Azerbaycan'a düşmansa biz de onlara düşmanız. Bilinsin.