Burada Ata Demirer, Yasemin Sakallıoğlu, Cem Yılmaz, Yılmaz Erdoğan olsaydı mesela oluşacak kamuoyunu bir düşünün. Bizim zor zamanımızda hiçbir zaman kaymak tabaka olmadı, biz hep birbirimizi destekliyoruz.
Deniz’in üzerine uzun uzun ve yıllar boyu çalışarak ortaya koyduğu şey yalnızca mizah değil. Politik bir eylem aynı zamanda, bir düşünceler bütünü. “Mizah suç değildir” diyoruz, elbette değil ama politik eylem de suç değil. Onun yalnızca mizahını değil eylemini de savunabilmeliyiz.
Ters kelepçe takmaları eziklikten başka bir şey değil. Güya gözdağı veriyorlar. Yahu Deniz gösteriyi çekmiş, yayınladı, onca hakarete, tehdite rağmen kaldırmadı, her gün paylaştı, bir de üstüne soruşturma açıldı haberinin üzerine kalktı kendisi geldi zaten, kime neyin artistliğini yapıyorsunuz?
alınacağını bile bile 2 Temmuz gibi siyasi önemli bir günde yurda geri döndü.. Dedi ki dik duruyorum. Ve devlet “bizde devamlılık esastır” diyerek 2temmuzda hem alevi hem solcu bir genci -kendi dönüş yapmasına-rağmen gözaltına aldı
Annesi aslan doğurdum desin. Arkandayız Deniz🫂
Deniz’in yaptığını sıradan stand-up olarak görmüyorum. Bilinçli bir eylemdi. İfade özgürlüğünü kullanarak iktidar eleştirisi yaptı.. bu eleştiriyi milyonlar izlesin diye ücretsiz yayınladı. Tepkilere rağmen özellikle en riskli şakasının videosunu tekrar paylaştı ve gözaltına+
kendi gelen adama ters kelepçe takıp görüntü servis etmişler yine. tipik akp mizanseni. çekim açısını beğenmezlerse sahneyi birkaç kez tekrar çekiyorlar. amaç kişiyi ve ilgili eylemi kriminalize etmek, kamuoyuna korku yaymak.
Deniz Göktaş, son gösterisini sansürsüz şekilde YouTube'a yükledi. Böylece muazzam politik mizahını korkmadan kamusal alana taşıyarak bir ifade özgürlüğü eylemine imza attı. Hakkında soruşturma açıldığını ve gözaltına alınacağını bile bile yurt dışından dönmesi, onun eylemine sahip çıktığının kanıtı oldu. Deniz Göktaş'ın durduğu yer bir mevzidir. Bu mevzi terk edilmemelidir.
Madımak Katliamı
Pir Sultan Abdal Şenlikleri için Sivas’a giden 33 yazar, ozan ve sanatçı ile 2 otel çalışanı; 2 Temmuz 1993'te dinciler ve faşistler tarafından kuşatılan Madımak Oteli'nde, devletin gözü önünde yakılarak katledildi.
Saatler süren kuşatmaya polisin müdahale etmediği katliamın davası "zaman aşımıyla" düşürülürken, katil avukatları ise ödüllendirildi.
Katliamın arkasındaki siyasi odaklar ve katilleri aklayanlar, bugün de aynı karanlığı örgütlemeye devam ediyor.
Madımak, insanlığa karşı işlenmiş bir suç ve unutulmaması gereken bir utançtır.
#unutMADIMAKaklımda
gösteride bir kısım var, aileden edindiği sol jargon yüzünden daha ilkokuldayken bölücülükle itham edildiğini anlatıyor ve yanıtlıyor: “e siz de 7 yaşındakinin bile bölebileceği ülke yapmasaydınız.”
o hesap.
Rojin'in hukukunu aramak artık bizlere emanet edilmiştir.
Baba Nizamettin bey ile yaptığımız görüşme sonucunda ailenin avukatlığını üstlendik.
Bu çerçevede Diyarbakır Barosundaki meslektaşlarımız ile birlikte koordineli bir şekilde çalışacağız.
Özellikle Van'da yaşayan halkımıza sesleniyorum;
An itibari ile Van'da olay hakkında kim ne biliyorsa hiç kimseden çekinmeden bizlere müracaat etsin.
Rojin ve ailesi asla yalnız değildir.
Haberi bu açıklamayla birlikte okuyun. Rojin’in babası:
“Daha otopsi yapılmamıştı, Vali bana ‘senin kızın intihar etmiş, daha yapılacak bir şey yok’ dedi. Ben itiraz ettim o bağırdı, ben itiraz ettim o bağırdı, sinirlendi çıktı gitti.
Kızımın başına ne geldiğini sonuna kadar++