Kahve ısmarlicam sana diye sabahın köründe date eylemek istedi (başka şehirden geliyor) neyse biraz yürüyelim dedi okey dedim meğer A101'in açılmasını bekliyormuş GERİZEKALI. Ordan kahve alacakmış bana... Tuttum düzgün bir yere götürdüm hesabımı da kendim ödedim +
Bir de AYIP OLMASIN diye iki hafta daha konuştum bu çocukla. En son yalvarıyordu bitmesin konuşmamız, sen çok özelsin, kalbin çok güzel cart curt ya hadi işine kardeşim biz stajımızı sağlam yaptık cimri erkeğe gözümüzün ucu değse tövbe ederiz.
@p1nkv4nom inanılmaz linç yiyor ve ben her defasında şok olarak okuyorum. Blackpink ya da jennie hayranı değilim ama kızları takip ederim ve genel olarak k-pop ariana ayarında ses vaadetmez ki? Bu iş görüntü, fizik, dans, sahne şovu ve enerjik şarkıları kapsar. Performans da gayet yeterli.
@malesefmoli Abla çok sik sik fikirlerin var, tanımadan engellediğim ilk hesapsın sana küçük, zalim ve kendisi dahil tüm dünyaya düşman zihninle iyi eğlenceler
@Sinekkussu Lütfen çok daha güzellerini sen kendine söyle. Hayat bizim hayatımız onu da seçemediğimiz insanlar yüzünden mahvetmeyelim. Her şeye rağmen gökyüzüne bakabilmek güzel 😊
@Sinekkussu Çok tatlı bir sohbet dilin var... Ve değinmeliyim ki yaşanmışlıklar karşısında vermiş olduğun tepki seni ödlek yapmaz. Sevmekten dahi korkan insanlar etrafındayken ödlek olan sen olamazsın. Kendini etiketlememeye çalış, sakin ol. Sorumluluk tümüyle sende değil. Bunu unutma.
Bir kez haysiyeti olmayanı sevdi mi insan ne onuru ne gururu kalıyormuş. Ayaklar altına alınıp eziliyormuş... Bütün bunlardan sonra sevilen zannetmesin ki hâlâ seviliyor. Eskiden seven asaletinden dönüp hesap sormuyor ama bilsin istiyor bir hak borcu olduğunu.
Sevenin, sevdiğinin haysiyeti yoksa, her seven biraz aciz gözükür, her seven biraz rezilleşir. Gördüm gözlerimle ve işittim kulaklarımla. Sevilen sofrasına meze yaparsa seveni, elbet dökülür başka başka dudaklardan kötü sözler, emsali olmayan hitaplar.
İşte o zaman anladı seven. Değer verdiğini, emek harcadığını korumak isterken insan başka türlü anlaşılabiliyormuş. Kendi yoluna dönmesi yalnız kendiyle ilgilenmesi bile o arsız dudaklardan, dökülen yavan cümlelerden koruyamıyormuş insanı.
Günlerden bir gün denk geldi birisine seven. Öğrendi ki sevilen tüm haysiyetsizliğiyle sevenin bahçesini gösterip "Bakın onun bahçesi çok kötü ama benim bahçem çok güzel, o bana layık değildi, o tuhaf birisiydi, o beni kısıtlardı, o beni kıskanırdı" diyormuş zamanında.
Seven bahçesinden kovdu sevileni. İki bahçe arasına büyükçe de bir duvar ördü. Benim ona verdiğim onda kalsın yeterki bahçemi kurutmasın daha fazla dedi ve kendi bahçesiyle ilgilenmeye başladı. Sevilen ne yaptı bilmiyordu seven. Umrunda da değildi kendi yoluna bakıyordu sessizce.
Ve sonra seven dönüp kendi bahçesine baktı. Bir avuç kuru toprak... Ne bir çiçek ne bir koku. Çimenleri bile solmuş, kara toprak bembeyaz olmuş. Bereketi gitmiş bahçesine hayal kırıklığı içinde baktı seven. Birde dönüp sevilene baktı. Umursamaz, kendinen emin ve elbette utanmaz.
Bir gün birbirlerini gördüler ve bahçeleri değiştirdiler. Çünkü güvenmek demek birazda karşındakinin bahçesiyle ilgilenmek demekti. Seven çiçekler ekti, dokunduğu yerler bereketlendi. Sevilenin bahçesi kıskandırdı herkesi. Öyle güzel oldu ki sevilen bile inanamadı gözlerine.
İki bahçe vardı. Biri sevenin biri sevilenin. Sevilenin bahçesi çoraktı, kuruydu. Yağmur değmezdi, bereketsizdi. Ruhu yoktu. Sevenin bahçesi bir cennet yuvası gibiydi. Rengarenk çiçekler bahar bahçe kokular gelirdi onun bahçesinden.