#SONDAKİKA | Kaza mağdurlarıyla izinsiz iletişime geçen hasar danışmanlık şirketleri, idari yaptırımlarla karşılaşacak.
• Cumhuriyet Başsavcılıklarına suç duyurusunda bulunulabilecek.
• Kişisel verileri yetkisiz üçüncü kişilerle paylaşan sigorta eksperleri de suç işlemiş sayılacak.
🏠 TOKİ’nin kurasız satışa çıkaracağı yaklaşık 20 bin konutun proje tam listesi 👇
Hangi ilde kaç konut satılacağını görsellerde bulabilirsiniz.
Başvurular 15 Haziran - 17 Temmuz tarihleri arasında alınacak.
150 kişi hariç
CEMAAT KAYNAKLI davalar
5 Mayıs 2026 tarihi itibariyle
Hukuken kesin olarak bitmiştir.
26 Eylül 2023 tarihli Ahim Yuksel Yalcınkaya kararı ile 15 Temmuz yargısı kararlarının tamamı hukuken BOZULMUŞ,
5 Mayıs 2026 tarihli Ahim Saban Yasak ihlal kararı ile de bu BOZMA kararları kesin olarak hukuken ONANARAK kesinleşmiştir.
Siyasi iktidarın suçüstü yakalandıǧı 17/25 Aralık 2013 tarihli yolsuzluk ve rüşvet operasyonları sonrası Cemaat gönüllüleri hedefe konulmuştur.
Iktidar siyasi amaçlarla Nisan 2014 tarihinden günümüzü kadar son 13 yılda 713 bin 497 masum hakkında kendisine bağımlı ve taraflı hakim-savcılar eliyle sözde teror yargılaması yaptırmıştır.
Ahim kararları ortadan olmadan dahi Cemaat dosyaları o kadar hukuken boştu ki kendi uyduruk delilleriyle bile bu kötüniyetli savcılar 366 bin masuma TAKIPSIZLIK kararı, 115 bin masuma da hakimler BERAAT kararı vermek zorunda kaldılar.
481 bin masum siyasi iktidarın kendi kurdukları hukukun tüm temel ilkelerinin uygulanmadıgı ceza vermeye adeta yemin etmiş mahkemelerde hukuken aklanarak çıkmıştır.
Halihazırda savcılıklardan Ahim'e kadar ceza yargılaması içinde olan ve dosyaları açık olan 190 bin masumun BERAAT ve TAKIPSIZLIK kararları da Anayasamızın 90 maddesinin son fıkrası gereği Türk yargı sisteminin en üst mahkemesi olan AHIM'de yazılmıştır.
Yuksel Yalcınkaya ve Saban Yasak kararları Cemaat davalarını hukuken bitirmiştir.
Tartışılan konu bylock suç mu, bank asya suç mu, Cemaat icinde olmak suç mu değil dosyası açık 190 bin masum hakkında beraat ve takipsizlik kararının ne zaman verileceğidir.
Bundan sonra ki sureç hakların iade edilmesi ve tazminatların ödenmesine ilişkindir.
713 bin 497 masumun tum hakları iade edilecek maddi ve manevi tazminatları ödenecektir.
Bu yapılmadığı takdirde Ankara'dan alamadığımız haklarımız için tekrar Strazburg'a gitmekten çekinmeyecegiz.
Evet sadece 150 kiși yargılanmalı çünkü darbe teşebbüsü iddiasıyla Genelkurmay Çatı dosyasında yargılanan general Sönmezateş darbeyi Hulusi AKAR ve donemin kuvvet komutanlarıyla birlikte 150 kisi olarak planladıklarına dair beyan mahkeme kayıtlarıyla sabittir.
Baska sabit olan birsey varsa elbette birgun 713 bin 497 masuma TERORIST iftirası atarak 13 yıldır akla hayale gelmedik hukuksuzlukları yapanların yargı onunde hesap verecegidir.
Yeminine sadık bir hukukçu varsa bu yargılamalar ya bugün ya yarın ya da birgun mutlaka olacaktır.
Yeter ki hukuki direnç korunsun
Yeter ki hukuki mucadele yapılsın
MUCADELEYE DEVAM
BİLGİLENDİRME
Dava dilekçesini yazdığım dosyada, 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılıp birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden tarafına emekli aylığı bağlanan, ancak Sosyal Güvelik Kurumu tarafından emekli ikramiyesi ödenmeyen davacıya,
ANKARA 14. İDARE MAHKEMESİ'NCE EMEKLİ İKRAMİYESİNİN davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ÖDENMESİNE karar verilmiştir.
MAHKEMENİN İPTAL KARARI SONRASI SOSYAL GÜVENLİK KURUMU DAVACIYA EMEKLİ İKRAMİYESİNİ YASAL FAİZİYLE BİRLİKTE ÖDEMİŞTİR.
DAVACIYA 23 TAM HİZMET YILINA KARŞILIK 491.747,25 TL İKRAMİYE VE 70.164,92 TL İKRAMİYE YASAL FAİZİ ÖDENMİŞTİR.
HİZMET BİRLEŞMESİ SURETİYLE EMEKLİ OLMAK, EMEKLİ İKRAMİYESİ ALMAYA ENGEL TEŞKİL ETMEZ.
Hukuki destek konusunda yardımcı olurum.
https://t.co/zeSUQFUNwD
Bülent Arınç'tan KHK'lılar için çağrı:
“Bugün Apo'ya statü peşinde koşanlar önce bunu halletsinler. Apo'nun statüsünü ne koyarsan koy. O sürecin karşısında değilim ben, yanındayım.
Yani 25 yıldır orada ben umut hakkının yanındayım. Verin umut hakkını.”
"10 yıl hiç kimsenin geri veremeyeceği bir zaman dilimidir. AİHM kararı kesindir ve benzer durumdaki on binlerce kişiyi etkileyecektir." #KHK#adalet#aihm@myeneroglu
Bülent Arınç, 15 Temmuz sonrası görevlerinden uzaklaştırılan bazı KHK’lıların yaşadığı mağduriyetlere dikkat çekerek, "Bugün Apo’ya statü peşinde koşanlar önce bunu halletsinler" dedi. Arınç’ın sözleri MHP lideri Devlet Bahçeli’ye gönderme olarak yorumlandı
https://t.co/sor8w3EIqU
Bülent Arınç'tan KHK'lılar için çağrı:
“Bugün Apo'ya statü peşinde koşanlar önce bunu halletsinler. Apo'nun statüsünü ne koyarsan koy. O sürecin karşısında değilim ben, yanındayım.
Yani 25 yıldır orada ben umut hakkının yanındayım. Verin umut hakkını.
25 yılını içeride geçirmiş, herhangi bir şekilde de kötü bir hali görülmemişse, Ahmet için, Mehmet için, Hasan için, Hüseyin için, 3 kişi, 5 kişi, 300 kişi kim varsa bundan istifade etsin.”
21/01/2023 | Mauro İcardi için “Aşkın Olayım” şarkısının çalındığı ilk maç: Antalyaspor.
09/05/2026 | Galatasaray - Antalyaspor maçı, Mauro Icardi’nin son iç saha maçı.
AİHM Şaban Yasak Kararı gösterdi ki yüzbinlerce insana haksız şekilde ceza verilmiş.
Suçun manevi unsuru olmadan varsayımlar ile insanlar özgürlüğünden edilmiş. Yıllarca hapis yatmış.
Yüzbinlerce vatandaşımıza kim "Pardon" diyecek.
@adalet_bakanlik@TCYargitay@AYMBASKANLIGI@Akparti@MHP_Bilgi
İhanet takımı gitti, ticaret takımı parasını verdi; ibadet tabakası ise baskı altında eziliyor!
Gariban Anadolu evlatlarının KHK zulmü altında ezilmesine izin vermeyeceğiz!
AİHM’in hazırladığı ve Yasak kararını özetleyen videoyu Türkçe altyazı ile sizlerle paylaşıyoruz.
Dava hakkında temel bilgileri ve davanın gelişimini videoda bulabilirsiniz.
🔴 Ali Babacan AiHM Şaban Yasak kararı sonrası konuştu;
“Dünyanın hangi ülkesinde milyonlarca üyesi olan bir terör örgütü var? Bazı konuları bahane ederek toplu cezalandırma yapıyorsanız bu hukuk da değildir adalet de değildir!" #AiHMihlalDedi
Levent Mazılıgüney (@LeventisMG) yazdı:
“AİHM Büyük Dairesi'nin Yasak kararı, Yalçınkaya içtihadını bir kez daha mühürlemiş ve ihlallerin sadece usuli değil, aynı zamanda insan onurunu hedef alan esasa ilişkin ağır boyutlarını da kayda geçirmiştir.”
https://t.co/lL2ShDh7eQ
AİHM Büyük Dairede Yasak /Türkiye dosyasında savunma yapan avukat özetle kararı açıklamış:
📌AİHM, hakimlerin ceza hukukunun en temel ilkelerini ihlal ettiklerini belirtiyor.
📌AİHM, terör suçuyla suçlanan kişi hangi “şiddet” faaliyetine katılmış ortaya koyun diyor.
📌AİHM, kişinin cezaevindeki kaldığı koşullar insanlık dışıdır diyor.
BU SUÇLARLA ILGILI KARAR VEREN HAKIMLER, AYM üyeleri dahil artık hukuka geri dönmeliler.
@AYMBASKANLIGI@TCYargitay@TC_Danistay@barolar@Akparti@MHP_Bilgi@YildizFeti@NumanKurtulmus
Büyük Daire'nin AİHM son noktayı koyuyor böylece. Büyük Daire Yasak Kararı, Şaban Yasak kişinin ismi. Böylece iki ayrı maddeden Türkiye'ye ve üstüne de tazminat cezası ödenilecek. Bir tazminat ödenmesine karar verilmiş. Bütün bunlarla ilgili düşünün; “Hem mahkeme giderlerini ödeyeceksin, hem de binlerce euroluk bir tazminat ödeyeceksin.” diyor Türkiye'ye. Bütün bunlar memleketin kasasından çıkıyor ancak yargıyı boyunduruğu altında bulunan iktidar, bu tür ihlalleri yapmaya devam ediyor ve AİHM kararlarını dinlememeye devam ediyor.
AİHM BÜYÜK DAİRE ŞABAN YASAK KARARI
YALÇINKAYA KARARINI
7 NOKTADA İLERİYE TAŞIDI.
Basit anlatımla şöyledir efendim.
1) OTOMATİK CEZALANDIRMADAN “KAST MERKEZLİ HUKUKA” GEÇİŞ
Yalçınkaya kararında;
Tek delille mahkumiyet olmazdı.
Otomatik suç çıkarımı yasaktı.
Yasak Büyük Daire kararı ise bir adım ileri gidiyor:
Delil olsa bile kast (bilmek+istemek) yoksa ceza olmaz.
İlerleme şudur:
Otomatiklik sadece delil açısından değil,
zihinsel unsur açısından da çökertildi.
Telefonunda bir uygulama var diye suçlu olmazsın.
Onun ne olduğunu biliyor muydun?
Asıl mesele bu.
KAST ise şunları gerektirir efendim:
**** Yapının ne olduğunu bilmek
Bu yapının sıradan bir sosyal çevre mi, yoksa hukuken suç sayılan bir örgüt mü olduğunu anlama düzeyi
“Sadece dershaneydi sanıyordum” ile
“örgütsel yapı olduğunu biliyordum”
aynı şey değildir.
****Amaç ve faaliyetleri kavramak
Yapının ne yapmak istediğini ve
nasıl çalıştığını bilmek.
Mesela; toplantıya gitmek başka,
o toplantının örgütsel faaliyet olduğunu bilmek başka.
****Kendi rolünün farkında olmak
Yani kişi sıradan katılımcı mı?
Yoksa görev alan, yönlendiren biri mi?
“Oradaydım” ile
“organize ediyordum” arasında kast farkı vardır.
****Bilerek ve isteyerek devam etmek
Bir kere temas değil,
bilinçli şekilde sürdürmek gerekir.
Bir kere gitmek zayıf kasttır.
düzenli, bilinçli katılım ise güçlü kasttır.
****Hukuken riskli olduğunu anlayabilmek (yani öngörü)
Kişi şunu fark edebiliyor mu:
“Bu yaptığım hukuken sorunlu olabilir”
2) “DELİL YETERLİ Mİ?”ÇİZGİSİNDEN
“KİŞİ BUNU BİLİYOR MU?”YA GEÇİŞ
Yalçınkaya kararı delil yapısını sorguladı.
Yasak kararı soruyu değiştirdi:
Kişi neyi yaptığını biliyor muydu?
Önceden elinde ne var ona bakılıyordu.
Şimdi sen ne biliyordun ona bakılıyor.
Bir toplantıya gitmiş tamam.
Ama bunun ne olduğunu biliyor muydu?
Hukukun odağı nesnel veriden öznel bilinç düzeyine kaydı.
3) GENEL ÖRGÜT ANLATIMINDAN
BİREYSEL ZİHİNSEL BAĞA GEÇİŞ
Yalçınkaya kararı Türk mahkemelerinin genel örgüt anlatısı yeterli değil dedi.
Yasak kararı ise bunu keskinleştirdi:
Örgüt hakkında genel bilgi, kişinin bilgisi sayılamaz ve değildir, dedi.
İlerleme şuradadır ki;
“örgüt tehlikeliydi” demek yetmez
“bu kişi o zaman bunu biliyor muydu” ispatlanmalı.
4) AİHS MADDE 7'YE (KANUNİLİK)
DAHA DERİN YORUM GELDİ.
Yalçınkaya kararında
öngörülebilirlik zayıftı.
Yasak kararı ise daha ince ayrım yaptı:
Örgütün dönüşümü anlatıldı ama
kişinin bunu bildiği gösterilmedi, dedi.
Önceden: “herkes bunun kötü olduğunu anlayabilirdi” deniyordu.
Şimdi: “bu kişi gerçekten anlayabilir miydi?” soruluyor.
Yani genel değil, kişisel değerlendirme var.
Böylece AİHM Büyük Daire soyut öngörülebilirlik yetmez, kişisel öngörülebilirlik şarttır, dedi.
5) DELİLİN ANLAMI
BAĞLAM VE BİLİNÇLE OKUNUR
Yalçınkaya kararında;
ByLock tek başına yetmez dendi.
Yasak kararı ise bir adım daha ilerledi:
ByLock olsa bile kişi bunun ne olduğunu biliyor mu?
Örgütsel anlamını kavrıyor mu?
Yani veri yetmez
verinin kişi açısından anlamı araştırılır.
Ne olduğunu biliyor muydu?
Yoksa sıradan bir sistem mi sanıyordu?
6) “ÜYELİK” TANIMI DARALTILDI
Yalçınkaya kararına göre otomatik üyelik yoktu.
Yasak kararı ise üyeliği yeniden tanımladı:
bilinçli, kasıtlı, zihinsel bağ içeren katılım.
İlerleme şurada:
Üyelik artık ilişki değil, faaliyet değil
bilinçli aidiyet konumunda.
7) EN KRİTİK SIÇRAMA ŞURADA Kİ:
“ZİHİNSEL BAĞ (MENTAL LINK)”
Kararın en ağır kavramı:
“Zihinsel bağlantı kurulmadan cezalandırma olmaz”
Bu cümle, Yalçınkaya’da ima edilen şeyi
açık ve merkezi ilke haline getirdi.
SONUÇ PEYZAJINA BAKTIĞIMIZDA
Yalçınkaya kararının mesajı şuydu:
“Bu şekilde mahkum edemezsin”
Yasak kararının mesajı ise şudur:
“Bu şekilde mahkum edebilmen için şunu da ispatlamalısın:
kişinin zihni-bilinci bu suça katıldı mı?”
Yalçınkaya kararı Türk mahkemelerinin "delil"lerini yıktı.
Yasak kararı ise
kastı (bilmek+istemek) merkez yaptı.
Önceden:
“Bir şey yaptıysan suçlu olabilirsin”
Şimdi:
“Ne yaptığını biliyorsan suçlu olabilirsin”
AİHM ceza hukuku artık şunu söylüyor:
Bir insan bir yapının içinde olabilir
ama o yapının ne olduğunu bilmiyorsa,
orada bulunmak suç değildir.
Çünkü suç, mekanda değil insanın zihninde doğar.