Çeyrek yüzyıl boyunca, yüzlerce suç duyurusuna ve itiraflara rağmen, BİR TEK iktidar partisine ait belediyenin yargılanmadığı, soruşturulmadığı bir ülke düşünün.
Ve bu ülkede neredeyse tutuklanmayan muhalif belediye başkanı kalmamış.
Bir kısmı da mapushane korkusuyla iktidar partisine kaçmış.
Şaka gibi.
Neyse ki Türkiye böyle degil.
Çok şükür dert üstü, murad üstüyüz.
"Kurtuluş Savaşı mı, Milli Mücadele mi?" tartışması kadar saçma bir tartışma olamaz.
Bunu ortaya atan kişiyse Milli Eğitim Bakanı olamaz, olmamalı.
Her şeyden önce, Milli Mücadele başı ve sonu bakış açısına göre değişen bir süreç.
Kimi benim gibi Mondros Mütarekesi'nden başlatır, kimi İzmir'in işgalinden, kimi Atatürk'ün Samsun'a ayak basışından.
Kimi Mudanya Mütarekesi'yle bitirir, kimi Lozan'la. Bazılarıysa işgallere yol açan cehalet ve ihanet ortadan kalkmadıkça Milli Mücadele'nin bitmeyeceğini savunur ve der ki "devrimler de Milli Mücadele'ye dahildir".
Hangisinin doğru olduğu bakış açınızın ve dayanaklarınızın sağlamlığına göre de değişir.
İşin aslı, bu kerameti kendinden menkul zat ortaya çıkıp da bu akıllara zarar tartışmayı başlatana kadar, 104 senedir dileyen dilediğini kullandı. Kimse bu ifadelere siyasi bir anlam yüklemedi.
Kısacası, her şey niyetle başlar, niyetle biter.
Adına ne derseniz deyin, Türk o süreçte sadece Yunanla, Fransızla, İngilizle, Ermeniyle değil, İstanbul Hükümeti ve Vahdettin'le de savaştı.
Kuvayı Milliye'yi yok etmek için Mayıs 1920'de Türk'e silah doğrultan Kuvayı İnzibatiye Patagonya Ordusu muydu?
Köprülülü Hamdi Bey'i katleden, Türk'e kurşun sıkan Anzavur'u paşa yapan Kral George muydu?
Mustafa Kemal ve arkadaşlarının idam fermanını, katli vaciptir fetvasını Kraliçe Elizabeth mi verdi?
Geçin bu boş işleri. Dilediğinizi kullanın. İnadına kutsal bir isyan, ana sütü gibi temiz bir Türk devrimidir dedelerimizin yaptığı.
Burada elim ve umut kırıcı olan, Türk Milli eğitiminin cumhuriyet tarihinin en zayıf, en karanlık, en kifayetsizliğe yenik düşmüş dönemini yaşıyor olması.
Türk milletinin fevkalade meziyetleri vardır. Fakat ne yazık ki onu karanlık ve cehalet içinde bırakıyorlar. Memleket pratik bir şekilde modern eğitime susamıştır. Rejim, iktisadi hayatın hiçbir cephesinde millet ve devletin faaliyet göstermesine müsaade etmiyor. Halbuki Türkiye'nin nefes alması, ilerleyebilmesi ve saygı kazanması için her şeyden evvel Türk milletinin maneviyatını yükseltmek ve onu gerilikten kurtararak kudret kazanmasına çalışmak lazımdır. Millet cahil dervişlerin ellerinden kurtarılmalı ve bunların yerine tahsil görmüş profesörler getirilerek işin başına geçirilmelidir.
Mustafa Kemal, 1914 - Sofya...
Tarihçilerin kutbu Halil İnalcık’ın kaleme aldığı, Osmanlı İmparatorluğu’nun genel hatlarına dair “eşi benzeri olmayan” bir set.
📌Bu tweeti “Yeniden Gönderen (RT) ve beni takip eden” 3 takipçime, toplamda 4 kitaptan oluşan 2 kutulu bu seti hediye ediyorum. Herkese bol şans.
Atatürk'ün 1925 yılında kanunlaştırdığı sanat eseri madde:
Dini veya mukaddesatı siyasi amaçlara alet ederek devletin şeklini değiştirmeye, hükümeti devirmeye, halkı isyana teşvik etmeye çalışanlar vatana ihanet etmiş sayılır ve idam cezası ile cezalandırılır.
1919'da Kürt Teali Cemiyeti çatısı altında İngiltere'nin size devlet kurmasını bekliyordunuz diye hatırlıyorum ben.
Cemiyetin kurucusu Seyit Abdülkadir de Sultan Abdülhamid'e karşı ayaklanan Şeyh Ubeydullah'ın oğluydu ve baba-oğul Mekke'ye sürülmüşlerdi.
Cumhuriyet bütün kötü anıları unutup sizi bağrına bastı çünkü Atatürk biliyordu ki siz Kürt halkını temsil etmiyordunuz.
Kürt halkını da tıpkı Türkler gibi medeniyete ulaştırmak istiyordu Atatürk.
Bu sefer de buna engel olmak isteyen Şeyh Said ayaklandı. Güya din elden gidiyordu.
Ardından Fransız destekli Ağrı isyanları çıktı.
Daha sonra Seyit Rıza ortaya çıktı, “feodalitenin getirdiği haklara dokundurmam” diyerek.
Kuklalar hep değişti, değişmeyen "kuklacı"ydı.
Herkese mutlu yıllar 🎄🎉 Nasıl bir yılı geride bıraktığımızı bilin isterim. ❤️ Unuturuz, bilirim… Alın size 7,5 dakikada 2025 (Eksik kalanları, hafızanızla tamamlayınız)
📣 Nasuh Mahruki:
▪️Bu iktidardan kurtulup bütün devlet envanterlerini kontrol edip saydığımızda, neleri kaybettiğimizi öğrenecek ve ağlamaktan göz pınarlarınızda ağlayacak gözyaşı kalmayacak.
▪️Hepimiz kendimizden utanacağız. Biz bu yağmayı nasıl ve neden durduramadık diye.
ABD Büyükelçisinin karın ağrısının nedeni, M.Kemal Atatürk ve onun kurduğu üniter, laik Türkiye Cumhuriyeti'dir; Türk Ulus Devleti'dir.
ABD Büyükelçisi Barrack, "Ulus devletler 1919'dan beri bizi engelliyor," demiş. Eğer bunu da dediyse her şeyden önce Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğindeki Türk Bağımsızlık Savaşı'nı, onu tamamlayan Lozan Barış Antlaşması'nı ve ardından kurulan tam bağımsız, üniter, laik Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türk Ulus Devletini kastediyor.
ABD Büyükelçisi Barrack aslında haklı!
Evet, 1919'da Atatürk'ün önderliğinde örgütlenen ulusal direniş ve kazanılan Türk Bağımsızlık Savaşı, ardından imzalanan Lozan Barış Antlaşması ve sonrasında kurulan üniter, laik Türkiye Cumhuriyeti Devleti, ABD emperyalizminin bölgedeki planlarını engelledi. Oysa ne hayalleri vardı dönemin ABD Başkanı W.Vilson'un! 15 Mayıs 1919'da İzmir'in işgal planlarının içinde yer almış, İtilaf devletlerinin İstanbul'un işgali ve hatta Türklerin İstanbul'dan atılması, Anadolu'nun parçalanması projelerine bel bağlamış. Türkiye'yi paramparça eden Sevr Antlaşması'nın hazırlık sürecinde bulunmuş, hatta Sevr Antlaşması'na göre Doğu Anadolu'da kurulması planlanan Ermenistan Devleti'nin sınırlarını bizzat çizmişti. Sevr'e göre Anadolu'da kurulması planlanan Ermenistan'ın hemen güneyinde aşamalı olarak bir Kürdistan Devleti kurulacaktı. İzmir ve Ege'nin önemli bir bölümü ile Doğu Trakya Yunanistan'a bırakılacak, İstanbul ve Boğazlar, içinde ABD'nin olduğu bir Uluslararası Boğazlar Komisyonunun yönetim ve denetimine bırakılacaktı.
İşte 1919 yılında Mustafa Kemal Atatürk'ün örgütlediği ulusal direniş, kazanılan Türk Bağımsızlık Savaşı ve ardından imzalanan Lozan Antlaşması (kapitülasyonların kaldırılması, Türkiye'nin toprak bütünlüğünün korunması ve yeni Türk devletinin tescili) bu emperyalist planı yerle bir etti.
Atatürk'ün tam bağımsız, üniter ve laik Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kurması ve Türk Ulus Devleti'nin bir model olarak bölgeyi ve dünyayı etkilemesi, emperyalizmin tahtının sallanıp yıkılması,evet emperyalizmi engelledi.
ABD Büyükelçisi Barrack haklı! 1919'dan beri ulus devletler onları engelliyor. Bu nedenle de ulus devletleri yıkmaya çalışıyorlar.
Ve devleti yönetenler çıkıp, kendisini sömürge valisi zanneden bu Büyükelçiye tek söz söyleyemiyor.
Nedeni çok açık değil mi?
Atatürk'e ve silah arkadaşlarına mevlit okutulduğu için cinnet geçiren bazı kimseler, Papa'nın İznik'teki ayin çıkarmasına sus pus... Müftülük önüne giden yok. Eylem yapan yok. Tepki gösteren yok. Diyanet'i kafirlikle suçlayan yok.
Hepsi bir gecede laik(!) oldu.