Ben bir sağlıkçı değilim ancak bölümümden ötürü çalıştığım kurumdaki çoğu kişiyi iyi tanırım. Hasta diye nasıl çırpınıyorlar, koşturuyorlar, emek veriyorlar; bilirim.
Başımıza bir musibet geldi. Daha yargılama başlamadan 46 kişi ve merhum Dr İlker Gönen mahkeme salonlarında, bizlerse sosyal hayatta “bebek katili” yaftasına sıkça maruz kaldık, hala kalıyoruz.
Bir yandan işimizden olduk, hayat düzenimiz alt üst oldu, itibarımız yerle bir… Bir yandan da çoğumuzun bakmakla yükümlü olduğu aileleri, çocukları, ödemesi gereken borçları ve hepimizin devam etmek zorunda olduğu bir hayatı var. Herkes bir şekilde geçimini sağlamak zorunda, çalışmak zorundayız.
Davet edildiğimiz iş görüşmelerinde yetkinliklerimiz, deneyimlerimiz, hedeflerimizden bahsetmemiz gerekirken; “Bebek ölümü yok da hastane neden kapatıldı? Hiç mi kimse anlamadı? Nasıl farkına varmadınız?” gibi soruları cevaplıyoruz.
Kimse şimdilik bizi anlamıyor ama o helva bir gün sizin de evinizde kavrulabilir. Bu haksızlık sizin de kapınızı çalabilir. Olmaz demeyin, oluyor.
#beylikdüzümedilifemasum
Habercilik anlayışınız bu mudur? Yalan haber yapmak mıdır? Anlatılan Bağcılar Medilife Hastanesi’ne ait iddialardır. Basit bir google araması bile yapmadan haber nasıl sunarsınız?
@halktvcomtr
@SahteDedektif@ErikDali14 3 tane evlat babasız kaldı. Çete lideri ilan edilen doktorun evlatları aylarca okula zorbalık yüzünden gidemedi. Hala iş bulamayan yüzlerce emekçi var. Bunu yapmaya ne hakları vardı?
Sosyal medya /medya algisiyla sisirilen dosyalarin basinda yenidogan dosyası (ki çöktü dava) sonrasında Narin Güran dosyası gelmekte onuda Güllü dosyası takip etti.
Yenidogan dosyasi cöktü ancak Narin Güran dosyası failin magdur oldugu bir skandala dönüstü.
Güllü davasinda kizi iceride neticeyi bilmiyoruz.
Bu davalarin ortak noktalari da basindaki yaygara ve balonu sisirmede etkili olan bazi gazetecilerin ayni olmasi.
Yargiyi baski altina alarak yanlis kararlar verdirerek ülkedeki Adalet algisini yerlebir eden bu gazetecileri elbet devlet farkedecek ve önlem alacaktir
Sosyal medyanın yargılama üzerindeki en çirkin ve telafi edilemez etkilerinden birine #yenidoğançetesi maruz kaldı. 1 DR cezaevinde intihar etti, 1 DR kanser oldu ve yakın zamanda öldü. Davayı ülke gündemine taşıyan #emrullaherdinc neden dava seyri değişince sustun?
Çok iddialı sormuşsunuz, ben uzun uzun cevap vereyim. Böylelikle tek bir doğru ifadenin bile yer almadığı ilgili paylaşımınızı alıntılayıp sorumsuzca yarattığınız bilgi kirliliğinin yaygınlaşmasına katkı sunmamış olurum. Bahsettiğiniz dava "Yenidoğan Bebek Ölümleri Davası" değil, savcı tehdidi iddiasıyla açılan dava. Soruşturma, yargılanan kişilerin suç örgütü kurması, iki 'örgüt üyesi'nin de Yavuz Engin'i odasında ölümle tehdit etmeleri iddiasıyla açıldı ve geçtiğimiz günlerde de karara bağlandı. Cezaevinde tek bir tutuklu kaldı evet, ancak o da dahil dosya kapsamında "Kişinin Yerine Getirdiği Kamu Görevi Nedeniyle Tasarlayarak Öldürmeye Teşebbüs Suçuna Azmettirme", "Suç İşlemek Amacıyla Silahlı Örgüt Kurma", "Yargı Görevini Yapanı Etkilemeye Teşebbüs" suçlamalarının tamamı düştü. Anlayacağınız haliyle bu suçlamalardan hepsi beraat etti. Yine anlayacağınız şekliyle savcının tehdit edilmediği ortaya çıktı. 'Kahraman savcı' hikayesi çok tuttu, güzel reytingi vardı ancak aynı savcının "Beni tehdit ettiler" dediği kişilerden biriyle yazışması aynı reytingi tutturamadı ne yazık ki. Halbuki savcı beyin mesajlarına göre sevgili tehditçisi aynı zamanda içini dökebildiği sayılı kişilerdenmiş... Bu kişi mahkeme salonunda savcı beyle uzun yıllardır arkadaş olduğunu hatta savcının yer yer kendisine iç çamaşırının rengini soracak kadar ileri gidebildiğini ileri sürdü.
Gelelim asıl varmaya çalıştığınız, yani asıl insanların vicdanına oynadığınız yere; "Yenidoğan Bebek Ölümleri Davası"na. Evet, her celsede en az birkaç kişi tahliye ediliyor bu davada da. Sizce neden olabilir? Belki de savcı bey tehdit meselesini yanlış değerlendirdiği gibi "Yenidoğan çetesi" soruşturmasını da yanlış anlayarak soruşturmuştur. Olamaz mı? Yahut tehdit edildiğine dair hikayeyi eksik anlattığı gibi bu soruşturmanın da iddianamesini eksik hazırlamıştır. Bunu ben söylemiyorum. Neredeyse iki yıldır süren davada mahkeme heyeti karar veriyor tüm bunlara. Savcı bey iddianameye ne Bebek Ölümleri İnceleme Komisyonu raporlarını eklemiş, ne var olan otopsi raporunu ne de bebeklerin sevkine ilişkin 112 ses kayıtlarını. Bunların her biri ve çok daha fazlası dava sürecinde ortaya çıktı ama reyting işte. "Kahraman savcının 'yenidoğan çetesi'ni çökerttiği" hikayesi kadar reytingi olmadı. Yoksa gazeteciler olarak yazdık hepsini.
Soruşturma kapsamında telefonlar aylarca dinlenmiş değil mi, tapeler geldi önümüze. Yani her bir bebek telefonlar dinlenirken öldü. Mesela bu bebeklerden biri Türkmen bir bebek olan Mive Serdarova. Bu bebeğin uygun bir merkeze sevk ettirilmediği için öldüğü yazıyor iddianamede ve Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu raporunda. İddianamede bebeğin kalp ameliyatı olması gerektiği, bulunduğu hastanede bu imkanın bulunmadığı, bu sebepten doktorunun günlerce 112'yi arayarak bebeği uygun bir merkeze sevk ettirmeye çalıştığı yazmıyor mesela. Başka ne yazmıyor hatta biliyor musunuz? Çapa, Ümraniye EAH, Çam Sakura, Mehmet Akif Ersoy EAH gibi devlet hastanelerinin "Yerimiz var ama ücreti mukabilinde alabiliriz, özel hastaneden pahalıya gelir" cevabı verdiği, 400 bin lira gibi rakamların konuşulduğu, Mive bebeğin ailesinin hastanedeki günlük yatış ücretini bile karşılayamaması sebebiyle devlet hastanelerinin ameliyat tarifesini de karşılayamadığı, yaklaşık 1 ay sonra da vefat ettiği yazmıyor. Soruşturma devam ederken, telefonlar dinlenirken bu bebeğin ailesinin parası olmadığı için kamu görevlileri tarafından ölüme terk edildiği yazmıyor. Başından beri dosyayı olabildiğince titiz bir şekilde takip etmeye çalışıyorum, daha sayfalarca örnek verebilirim bu gibi durumlara. Şimdi savcı beyin bu kadar büyük detayları bile atladığı soruşturmada daha neleri eksik bıraktığını nereden bilebiliriz? Günün sonunda bu davada katil bulamazsanız ne diyeceksiniz? Ben gazeteci olarak her iki durumda da söz veriyorum yazacağım gerçeği, sorumluluğum bu çünkü. Peki siz ne diyeceksiniz? "Size de bebek katili deyip hayatınızı kaydırdık, kusura bakmadınız inşallah" mı diyeceksiniz? Bir doktor canına kıydı bu dava sürerken. İkinci celseden itibaren duruşmaları düzenli olarak takip etmeye gayret ediyorum, ikinci celsede Doktor İlker Gönen savunma yaptığında salondan çıt çıkmıyordu. Birçok gazeteciye "Acaba yanlış mı anlıyoruz bu işi" dedirten ilk kişiydi belki. İlker Gönen aklanırsa ne diyeceksiniz eşine, çocuklarına? "Sizin de babanızı harcadık yanlışlıkla, sizi de eşsiz/babasız bıraktık" mı diyeceksiniz?