Demek ki mesele Atatürk değilmiş.
Atatürk’ün partisi, amaçları için değil, kişisel çıkarlarına araç olmuş.
“Atatürk istismarcıları” dediğimde bana kızanlar, şimdi bazı şeyleri okuyabiliyor mu?
“Gerçek dava adamı, bu dünyada ödül aramaz; o, davasını omuzlarında taşıyarak sessizce göçer. Çünkü o bilir ki; balı dünyada yiyenler kaşıkla yer, acıyı dünyada çekenler ise ebediyette tahtla oturur.”
Bu dünyada dava uğruna hiçbir şey kazanmayanlar, aslında her şeyi kazanmıştır. Çünkü onlar, unutulmayı göze alıp ebedi yâd edilme makamına ermişlerdir.”
3-Bu kişiler en üstten en alta tespit edilmeli ve yardım-yataklık kapsamında yargılanmalıdır.
Maaşını vatandaştan alan, devlete ihanet edemez.
@abakingurlek@mustafaciftcitr
1-Ahbap’a Para Yatıran Kamu Görevlileri
Her ay maaşını devletten alan kamu memuru, işçisi ve bürokrat, Haluk Levent’in Ahbap Derneği’ne para yatırarak devlete karşı açık taraf tutuyor. Deprem yardımını bahane edip devleti karalayan,
2-sistematik iftira kampanyalarına destek veren bu yapıya maddi katkı sağlamak, açık bir çelişkidir.
Devletin kasasından maaş alıp, devletin itibarını zedeleyen derneklere para aktaran kamu çalışanları, görevi kötüye kullanma ve tarafgirlik suçunu işlemektedir.
İkisi de yargılanmalı millet can derdinde iken bunlar hem devletin görev yapmasını engelledi hem milletin duygularını istismar ettiler
@haluklevent@OguzhanUgur
@avcemilcicek06 sana bir içimden sesli düşünerek cevap verdim birde normal cevap vereyim bu Haluk milletten para toplayacak kızılay’dan da çadırı bedava alıp dağıtacak Kızılay zaten ben dagitiyorum dedi dağıtacaksan benim depolarım da var ben sana satayım dedi ne var
@OguzhanUgur Oğuzhan Bey’in bir telefon numarası var oradan ulaşıp para gönderenleri ortakları ahbap’a gönderiyorlar devleti ezmek isteyenlerin hepsi tek tek rezil oldular
Türkiye Turizmde Fırsatı Kaçırıyor: Güvenli Ada Olmak Yetmiyor!
Dünyanın dört bir yanında savaşların gölgesi her an daha da karanlıklaşıyor. Bombalar her an patlayabilir, gerilim zirve yapıyor. İran-İsrail çatışmasıyla birlikte Katar, Dubai ve diğer Arap ülkelerinde insanlar siren seslerine hazırlıklı halde huzursuzca bekliyor. Bu kaos ortamında Türkiye ise dünya tarafından “güvenli ada” olarak kabul edilen konumunu hâlâ yeterince değerlendiremiyor.
Turizmde büyük bir başarıyı gölgeleyen anlayış, Türkiye’nin bu altın fırsatı kaçırmasına neden oluyor. Halbuki coğrafi konumu, tarihi, kültürü, doğal güzellikleri ve güvenlik algısıyla Türkiye, küresel turizm pastasından çok daha büyük bir payı hak ediyor. Ne var ki, İran-İsrail savaşı gibi küresel kriz dönemlerinde bile rakiplerimiz kendi turizm hareketlerini korurken, biz hâlâ istenen ivmeyi yakalayamıyoruz.
Eğer bu şartlarda Türkiye’ye turist çekemiyorsak, turizmden sorumlu bakanın derhal görevden alınması kaçınılmaz hale gelmiştir. Artık bahaneler değil, somut sonuçlar ve vizyoner bir yönetim gerekiyor.
Türkiye’nin potansiyeli çok büyük. Güvenli, huzurlu ve cazip bir destinasyon olma özelliğimizi en üst seviyeye taşımak, güçlü bir irade ve etkili politikalarla mümkündür. Turizmde hak ettiğimiz yere gelmek için vakit kaybetmeden harekete geçmeliyiz.
Dürüstlük bir dava değil, varoluşumuzdur
@mkulunk@SavciSayan
Artık Türkiye’de “seküler kesim” diye yumuşak yumuşak konuşmanın alemi kalmadı. Açık açık Allah düşmanı bir kesimden bahsediyoruz.
Niye hâlâ lafı evirip çeviriyoruz ki? “İslam düşmanı” demek varken “seküler” demek komik oluyor.
Müslümanlar artık korkak olmamalı. Gerçeği olduğu gibi söylemeliyiz. Dürüstlük bir dava değil, bizim varoluşumuzdur.
Hüseyin’in başını kesen, kendi din kardeşiydi.
Sen hâlâ “dosta vefa” arıyorsun.
Aynı ümmetin içinden, aynı kelime-i tevhidi söyleyen, namaz kılan, oruç tutan insanlar; Peygamber’in torununa kılıç çekti, başını kesti, cesedini atlara çiğnetti.
Şimr de, Sinan bin Enes de, Ömer bin Sa’d da “din kardeşi”ydi.
Ama iktidar, korku, para ve fitne, kardeşliği paramparça etti.
İşte o günden beri biliriz:
Dostluk ve vefa arayacaksan, önce hakka ve hakikate sarıl.
Çünkü “din kardeşi” sıfatı, her zaman vefayı garanti etmiyor.
Kerbela sadece bir savaş değil;
insanın insana ihanetinin, ümmetin kendi öz evladına kıyışının adıdır.
Muhammet Ali Toprak böyle düşünür
Sizin taptıklarınızla benim taptığım arasında derin bir fark var. Siz dünyadan medet umarken, ben sizin umut bağladığınız her şeyi Yaradan’dan beklerim.