Aristoteles haklıydı:
Etik açıdan doğru olan kararı verebilme ve bunu eyleme dökebilme yeteneği bir insanın karakter gelişiminin ve mutlu/anlamlı bir yaşamın kilit taşıdır.
Oyun teorisine göre, her koşulda sürekli taviz verenler kaybeder. Sürekli bencil davranan "kötüler" ise kısa vadede kazansalar da uzun vadede itibarlarını yitirecekleri ve kimse onlarla etkileşime girmek istemeyeceği için sonunda kaybederler.
Ekolojik ve matematiksel olarak asıl kazananlar; işbirliğine her zaman açık olan, adil davranan, ancak suistimal edildiğinde sınırlarını çizmekten çekinmeyen "akılcı iyilerdir"
İnsan beyni hikayelerle çalışır. Hayat hikayemizi bir kahramanın serüveni gibi kurguladığımızda, sorunlar "yolun sonu" olmaktan çıkıp bizi dönüştürecek "gerekli aşamalar" haline gelir. Bu da hayatımızı daha anlamlı yapar.
Büyük bir manzaraya veya yıldızlara huşu içinde bakmak, insanları daha alçakgönüllü yapıyor.
Çünkü bu deneyimler, kişinin kendisini çok daha büyük bir bütünün küçük bir parçası olarak görmesini sağlıyor.
Erkek egemen mesleklerde bulunan, kıdemli kadınlarda görülen 6 ilginç bulgu;
1-Kendilerini erkek meslektaşlarından daha erkeksi ve rasyonel buluyorlar.
2-İşyerindeki cinsiyet ayrımcılığını reddediyorlar.
3-Kadınların yükselmesini kolaylaştıracak politikaları (kadın kotaları, esnek çalışma saatleri, kreş desteği, kadınlara özel mentorluk programları vb.) en sert muhalefeti gösteren grup.
4-Deneyimsiz kadınları eğitmek, onları üst yönetime önermek veya korumak konusunda isteksiz oldukları; genç erkek çalışanlara mentorluk yapmaya daha yatkın oldukları görülmüştür.
5-İş ortamında alt kadrodaki kadınların giyim tarzlarını, konuşma şekillerini "fazla duygusal/kadınsı" buldukları, onlarla profesyonel sınırların ötesinde bir bağ kurmaktan kaçındıkları ölçülmüştür.
6-Kadınların, kendilerini işe vermediklerini ve hırssız olduklarını düşünüyorlar.
yani diyor ki öndeki ayağınız aktif bir hareket yapmasın sadece hareketin devamlılığını sağlasın, işi arkadaki bacacağa yaptırın. psoas kası muhabbetinin mantığını da tamamen nefes verdikten sonra biraz yürüyün anlarsınız
Herkes gibi yaşamak istemiyorsun; herkes gibi bir iş bulup çalışmak, herkes gibi tatile gitmek, herkes gibi evlenmek, herkes gibi boşanmak… Bunları yaparsan kendine saygı duyamazmışsın gibi geliyor. “Sıradanlık” yenilgi, hatta ölüm gibi senin için. Bu ne anlama gelebilir? Sıradışılık takıntısının “ölüm kovucu” savunmalardan biri olabildiğini söyler Yalom. Yani birey altta yatan ölüm kaygısını daha katlanılır kılmak için sıradan olma kaygısına tahvil eder (dönüştürür). Durumu Geçtan’ın “yaşamazlık” kavramı ile de açıklayabiliriz: Birey kendini yaşayamadığında yaşar görünmenin derdine düşer, sıradışılık takıntısı da bu çabanın bir görüngüsüdür. Sebebine ister ölüm kaygısı, ister yaşamazlık diyelim; mesele kendin olmak ve “kendine yerleşik” olmak meselesi aslında. Sıradışılık “ille de farklı olma” çabasıyla değil; sende olanı, herkes gibi olan ve olmayan yanlarıyla kabul etmekle başlar.
Çektiğimiz ortak acının adını koyalım.
Solastalgia: Sevdiğimiz ve rahat hissettiğimiz bir yer/yurt/ev tahrip edildiğinde ya da bozulduğunda yaşadığımız acı, yas ve yabancılaşma duygusu. Yani “evindeyken evini özlemek”.
Kavram Glenn Albrecht tarafından çevre ve iklim değişikliklerinden yola çıkarak tanımlanmış. Ama ne kadar çok şeyi kapsıyor bugün.
Biri, 25 yaşlarında, diğeri 55 yaşlarında olan birinin kaslarının görünümü.
Solda sağlıklı, yoğun kas; sağda yağla damarlanmış sağlıksız kas.
Buna miyosteatoz deniyor ve birçok insan için bu zaten gerçekleşiyor.
Bunu önlemenin yolu takviyeler değil, kasları adam gibi çalıştırmak, ağırlık egzersizleri yapmak
Avrupa'da hukukun üstünlüğü ağır bir sınavdan geçiyor.
"Suçluluk Psikolojisinin Tahakkümü" başlıklı yeni raporumuz yayında.
WOLAS olarak, Almanya'daki güncel idari kararların ve yasal düzenlemelerin anayasal hakları nasıl sınırlandırdığını somut verilerle mercek altına aldık.
Temel özgürlük alanlarının hangi gerekçelerle daraltıldığını ve bu durumun demokratik normlar üzerindeki etkisini açık bir hukuki zeminle ortaya koyuyoruz. Bu çalışma; süreci anlamak ve daralan sivil alanı anayasal denetim perspektifiyle okumak isteyen herkes için net bir referans niteliğinde.
Raporun tam metnini incelemek için: https://t.co/RmNBVp2glV
Lombroso böyle biyolojik determinist yaklaşımla kemik/kafa yapısına, yüz/çene hatlarına, gözün donuk/hareketli oluşuna filan bakarak suç tiplerini kategorize edip hırsız şöyle olur, katil böyle dedi. Yaptığı şey; ırksal/fiziksel stereotipler üretmenin, suçu biyolojik bir nedene
Günlerdir şu olayı düşünüyorum ya. Güneşin aslında beyaz olması ama atmosferimiz sayesinde sarı görünmesi ve şimdiye kadar izlediğim sayısız muhteşem gün batımının yanında uzayda gün batımının odanın tavanındaki ışığı düğmeden kapatmak gibi görünmesi
Hepeating: Bir kadının önerdiği fikrin görmezden gelinip, kısa süre sonra aynı fikrin bir erkek tarafından dile getirildiğinde büyük takdir görmesidir.
20 dakikalık yürüyüş teorisini duymuş muydunuz?
Ne kadar bunalmış, motivasyonsuz veya bitkin hissederseniz hissedin 20 dakikalık bir yürüyüş ibreyi tamamen tersine çevirebilir.
Solda sessizce otururken beyin aktivitesi — sağda 20 dakika yürüyüş sonrası beyin aktivitesi. O kırmızı ve turuncu alanlar beyin aktivitesinin patlama yaptığını gösteriyor.
20 dakika. İlaç yok, kahve yok, motivasyon videosu yok. Sadece yürüyüş.
Deneyin, o 20 dakikanın sonunda aynı kişi olmayacaksınız.🚶♂️⏱️🚶♀️
Rusya'da bulunan ve vücudu kırmızı aşı boyasıyla kaplanmış 30.500 yıllık bir yetişkin erkek mezarında;
🔺3 bin mamut fildişi boncuk,
🔺12 delinmiş tilki köpek dişi
🔺25 mamut fildişi kol bandı gün yüzüne çıkarıldı.