📍‘Devlet görevlerinin sivil topluma bırakılması neoliberal politikanın bir parçasıdır’
Sosyolog Doç. Dr. Mustafa Kemal Coşkun: Sivil toplum devletin politikasına göre şekilleniyor
🔍Kübra Kırımlı (@Kirimlikubra28) haberi
🔗 https://t.co/dCDvLC2jXX
NATO 3.0: Türkiye ucuz işçi, ucuz piyade deposu olacak!
📌Trump’ın Türkiye topraklarından “vur” emri vermesi Türkiye’yi savaş bataklığına çekme hamlesidir.
📌Topraklarımızdan başka ülkelere dönük savaş emirlerinin verilmesini kabul etmiyoruz. Ancak Erdoğan bundan rahatsızlık duymuyor. ABD atına binmiş, Osmanlı kılıcı sallayan bir Erdoğan görüyoruz.
📌Türkiye'ye silah satmaya devam edecekler, Türkiye'yi ucuz emek pazarı olarak görmeye devam edecekler. Olası savaşlarda ucuz piyade, işgal ordusu görevi vereceklerini de çok açık biçimde söylediler.
📌Netanyahu’ya sabah akşam katil diyen Erdoğan, Trump'a gelince bir şey söyleyemiyor. Netanyahu’nun elinde Filistin, Suriye, İran halklarının kanı var. Trump’ın elinde de aynı kan var. ABD'ye ‘katil’ diyemiyorlar çünkü emperyalizme göbekten bağlılar.
İl başkanımız, yoldaşlarımız ve dostlarımız serbest!
Savaş örgütü NATO dağıtılsın demeye devam edeceğiz. Emperyalistler yenilecek, işçi sınıfı kazanacak!
Ankara’yı NATO için kuşatanlar, yeni savaş ve paylaşım planları için OHAL ilan edenler sessiz sedasız kalacağımızı mı sandı?
Sosyalistler olarak görevimiz NATO'nun huzurunu bozmak!
Yürüyüşümüzün önüne dikilen yasaklara ve sermayenin bekçilerine boyun eğmeyeceğiz!
NATO defol, bu memleket bizim!
Şu saatlerde savunma sanayi forumlarında silah tekelleri Türkiye’yi ucuz ve hızlı üretim üssü olarak pazarlıyor.
Halkın vergileri savaşa, kaynakları silaha, emeği emperyalistlerin çıkarına ayrılıyor.
Ama bu ülkenin halkı İsrail’i de, Trump’ı da, NATO’yu da, emperyalist haydutları da sevmiyor.
Siz meydanları yasaklayarak, gözaltılarla, ablukalarla bu gerçeği gizleyemezsiniz.
Bu ülkenin halkına katilleri, işgalcileri, savaş tacirlerini sevdiremeyeceksiniz.
NATO’ya, emperyalizme, savaş politikalarına karşı sözümüzü de mücadelemizi de büyüteceğiz!
2023'te cami cemaatini Erdoğan'ın mitingine götürmeyi reddettiği için sürgün edilen bir imam, Deniz Göktaş'a şu mesajı ulaştırmamızı istedi:
"Hakaret yok, hiciv var. Bir imam olarak yanındayım Deniz kardeşim.."
Bütün inançlardan, bütün milliyetlerden bu topraklarda yaşayan bütün işçileri ve emekçileri birleştireceğiz ve bu saray düzeninizi başınıza yıkacağız!
İmran Deniz'i serbest bırakın!
Deniz Göktaş'ın yanındayız, omuz omuzayız!
Uydurma suçlamalarla hakkında soruşturma başlatılan ve gözaltına alınan Komedyen Deniz Göktaş ile dayanışmayı büyütelim.
Yarın 10.30’da Çağlayan Adliyesi önünde buluşuyoruz.
Komedyen Deniz Göktaş'ın gözaltına alınma gerekçesi ne?
"Dini değerleri aşağılama" suçunun oluşması için söz konusu ifadenin halk arasında infial yaratması gerekir. 85 CİMER şikayetine infial denemez
https://t.co/G5UuGSnJME
Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan (@iskenderbayhn) ile gündemdeki gelişmeleri konuştuk:
📌Saray rejiminin hedefi iş birlikçi büyük sermayenin egemenliği ve onun ihtiyaçlarına, çıkarlarına bağlı bir hedeftir. Bunun ekonomi ayağında ucuz emek sömürüsü ve açık bir kapitülasyonculuk var, ikinci ayağında faşist rejim inşası, üçüncüsünde ise ABD emperyalizmi atına binip bölgede pay kapma, Osmanlıcı yayılmacı politikaları var
📌NATO’dan da halka yarar gelmez, NATO’dan çıkılması ve dağılması halkın yararına olan tek şeydir. İktidar, ABD emperyalizmi atına binip bölgede pay kapma kavgasında
📌CHP’ye yönelik mutlak butlan kararı, 19 Mart operasyonundan bağımsız değil. Saray rejimi mevcut programını uygulamak amacıyla CHP'nin parçalanması ya da onun etrafındaki bütün bir muhalefetin parçalanmasını hedef alıyor.
📌Saray rejimi, Kürt halkının barış ve çözüm beklentilerini de istismar etmek, oyalayarak iktidarını tahkim etmek istiyor. Kürt halkı payına düşeni ancak mücadeleyle kazanacağının farkında.
📌Faşist devlet düzeninin inşasını durdurmanın tek yolu, bu yerel direnişleri birleştirerek siyasal bir iradeye dönüştürmektir. Bu rejimden kurtulmanın tek yolu genel eylem ve genel direniş hattıdır
Dilan Temiz'in (@dilntmiz) söyleşisi
https://t.co/nSEmK5kqDa
Ankara’da bir kez daha bu ülkenin kolluk kuvvetlerinin, yargısının, iktidarının kime hizmet ettiğini, kimin muhafızlığını yaptığını ayan beyan gördük!
Ankara’da, bu ülkenin gençlerini, emekçilerini; eli kanlı ittifak NATO’yu protesto ettikleri için "topladılar"!
Emperyalizme uşaklıkta yarışanlar sabaha karşı koçbaşlarıyla evlerin kapılarını kırarak, duvarları yıkarak, insanları yerlerde sürükleyerek gözaltına aldılar.
Siz kimin polisisiniz?
Siz kimin iktidarısınız?
Bir yandan meydanlarda sahte anti-emperyalizm nutukları atacaksınız, diğer yandan Kürecik’i, İncirlik’i o katillere açık tutacaksınız!
Bir yandan yerli ve milli masalları anlatacaksınız; diğer yandan NATO’nun kanlı çizmesi bu topraklara basmasın diyenlerin kapılarını kıracaksınız!
Sizin anti-emperyalizminiz de milliyetçiliğiniz de sahte!
Ne yaparsanız yapın bu halkı emperyalizmin savaş makinesine asker edemeyeceksiniz!
Bu ülkenin emekçileri, gazetecileri, avukatları, gençleri, sosyalistleri sizin koçbaşlarınıza teslim olmayacak!
🔸AKP tarafından hazırlanan ve İlk 5 maddesi daha önce geçen yeni vergi yasası bugün TBMM'de görüşülüyor. Yasa teklifi sermayeye, “ultra zenginlere” devasa muafiyetler getiriyor; Türkiye’yi “kayıt dışı varlık limanı” haline getiriyor.
🔸Teklifin en dikkat çekici yönlerinden biri, Türkiye’ye yerleşecek yabancılara tanıdığı ve adeta 'kapitülasyon' düzeyinde olan ayrıcalıklar.. Türkiye’ye yerleşmeden önceki son 3 yılında vergi mükellefiyeti olmayan kişilerin, yurt dışından getirecekleri kazançlara 20 yıl boyunca %100 vergi muafiyeti sağlanıyor.
🔸Ayrıca bunların çocuklarına da ayrıcalık tanınıyor: Sadece %1 oranında veraset ve intikal vergisi uygulanacak.
🔸AKP döneminin 9'uncu “Varlık Barışı” da bu pakette. Türkiye'ye getirilen kaynağı belirsiz varlıklar %0 ila %5 sembolik bir vergiyle sisteme sokulacak.
🔸Yabancı/yerli sermayeye bu muafiyetler tanınırken, ortalama bir ücretli çalışanın üzerindeki vergi takozu (brüt gelir ile net ücret arasındaki fark) %40'a ulaştı. Ve Türkiye’de toplanan toplam verginin %62'si KDV, ÖTV gibi dolaylı vergilerle halktan alınıyor.
Turkcell kâr rekorları kırarken, Global Bilgi’de çalışan binlerce emekçinin hakkı olan banka promosyonları aylardır gasp ediliyor.
Bu soygunun üstü ise işten çıkarma tehditleri ve pervasız bir işçi kıyımıyla örtülmek isteniyor!
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’na (@isikhanvedat) sorumluluğunu hatırlatıyoruz:
Göreviniz tekellerin kâr hırsını değil, işçinin ekmeğini, anayasal haklarını ve iş güvencesini korumaktır.
Derhal bu sömürü merkezine müfettişleri gönderin!
Global Bilgi işçilerinin tehditlerle seslerinin kısılmasına asla göz yummayacağız.
Bu saldırıyı püskürtmenin tek yolu, işyerlerinde kurulacak birlik, güçlü bir dayanışma ve ortak mücadeledir. @iletisimis
İşçilerin bu haklı mücadelesinin sonuna kadar yanındayız, omuz omuzayız!
#turkcellglobalbilgipromosyonhakkınıver
İŞTE HALKI YANILTICI BİLGİ
◽İşçi önderleri, gazeteciler, toprağı, ormanı, suyu savunan köylüler "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklanıyor, aylarca hapsediliyor. Oysa asıl 'halkı yanıltıcı bilgi' yağmuru düzenin kurumlarından geliyor. Örneğin Merkez Bankası..
◽MB bir enflasyon hedefi belirliyor ve bu hedefe ulaşacağını taahhüt ediyor. Yani yetkisine dayanarak garanti veriyor. İşçi ücretlerini düşürüyor, işsiz bırakıyor ve bu yolla 'enflasyonu şu zaman şu seviyeye çekmeyi taahhüt ediyorum” diyor.
◽Peki gerçekte ne oluyor? 2024’te halka 2026 sonunda enflasyon oranının %9 olacağı taahhüt edildi. Dün yayımlanan raporda MB bu hedefi %26’ya çıkardı. 2 yıl 3 ay sonra verdiği garantiden %189 saptı. Ama ücretleri bu naylon hedeflerle ezdi.
◽Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen ve kamunun gücünü kullanarak yayma asıl budur. 'Suç' da buradadır..
Evrensel ve BirGün başta olmak üzere bazı gazetelerin #1Mayıs alanında dağıtımının yasaklanması; işçinin kendi sözünü üretmesinin, gerçeği paylaşmasının ve birbirine ulaşmasının engellenmesidir.
1 Mayıs gibi bir günde alınan bu yasak, işçinin bayramında dahi sesinin bastırılmak istendiğini göstermektedir. Sermaye basını serbestken Evrensel ve Birgün gazetelerinin hedef alınması kabul edilemez.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'ye soruyoruz: @mustafaciftcitr@TC_icisleri
📌Bu yasak hangi kararla ve hangi gerekçeyle alınmıştır? Yazılı bir karar var mıdır? Varsa hangi hukuki mevzuata dayandırılmaktadır?
📌 Yasaklama kararının yalnızca belirli yayın organlarını hedef alması, basın özgürlüğü ve eşitlik ilkesiyle nasıl bağdaşmaktadır?
📌Bu hukuksuzluk kimin çıkarına hizmet etmektedir?
📌Basın ve ifade özgürlüğü neden yok sayılmaktadır?
1 Mayıs meydanları, işçi sınıfının sözünün en güçlü şekilde yükseldiği alanlardır.
Ankara Emniyeti bu hukuksuz kararı derhal geri çekmelidir!
Sevgili işçi ve emekçiler;
Meydanlarda ve işyerlerinde kendi basınımıza sahip çıkalım!
1 Mayıs çalışmalarımıza dönük yasakları tanımıyoruz;
Tüm işçi ve emekçileri alanlara çağırıyoruz!
Bolu Valiliği partimizin 1 Mayıs dolayısıyla hazırladığı “Kapitalist sömürüye, emperyalist savaşlara ve her türlü baskıya karşı ekmek, barış ve özgürlük için 1 Mayıs’a” başlıklı bildirinin dağıtımı için yasaklama kararı aldı.
Bolu Vali Yardımcısı Zikri Şahin’in imzasını taşıyan kararda “Emek Partisi Bolu İl Başkanlığı tarafından Valilik Makamına sunulan ilgi havale sayılı dilekçede; 28.04.2025 Salı günü 14:00-17:00 saatleri arasında ilimiz Kardelen Meydanı'nda stant kurarak dilekçe ekinde yer alan ‘1 Mayıs Emek ve Dayanışma Gününe Çağrı Bildirisini’ dağıtmak için müracaatta bulunulmuştur. Konu ile ilgili olarak; stantta dağıtılması planlanan ve dilekçe ekinde yer alan bildiri örneği içerik yönünden ilgili makamlarca incelenmiş olup, bildiri içeriğinde suç teşkil edecek ifadelerin yer aldığı ve dağıtılması halinde adli olarak işlem yapılacağı bildirilmiştir. Bu kapsamda stant ve bildiri dağıtımı talebiniz uygun görülmemiştir” ifadelerine yer verildi.
‘Saray düzenini eleştirme’ diyorlar!
Valiliğin 1 Mayıs bildirimizde ‘suç olarak’ nitelediği bölümler şunlardır:
“Saray rejiminin emperyalist bağımlılık ilişkilerini derinleştiren işbirlikçi ve yayılmacı politikaları, Erdoğan-Şimşek imzalı IMF’siz IMF programı nedeniyle bu savaşların ülkemiz üzerindeki etkisi her gün büyüyor.
Tek adam yönetimi ve Cumhur ittifakı sermayenin ve kendi iktidarının bekasını koruma dışında bir şey düşünmezken, savaşların giderek ağırlaşan faturasını, işçi ve emekçilere kesmektedir.”
“Türkiye işçi sınıfı, Saray rejimi tarafından kelimenin tam anlamıyla orman kanunlarının hüküm sürdüğü bir ortamda çalışmaya mahkûm edilmiştir.”
“Saray yargısı muhalif siyasetçiler başta olmak üzere memleketin üzerinde bir sopa gibi sallanmaktadır.”
“Tek tek, parça parça bu düzeni değiştiremeyiz. Örgütlü ve yekpare biçimde hareket eden bir işçi sınıfının karşısında ise hiçbir gücün duramayacağına tarih defalarca tanıklık etmiştir. ABD emperyalizminin başını çektiği savaşa, vahşi kapitalist sömürüye dur demenin, saray rejiminin saldırılarını püskürtmenin, demokratik hak ve özgürlükleri kazanmanın, barışı hayata geçirmenin başkaca yolu yoktur.”
Valiliğin, ülkede yaşayan milyonları açlığa, sefalete sürükleyen; İran, Filistin ve Lübnan’da gerçekleştirilen emperyalist saldırıların ve katliamların payandası olan saray düzenine siper olma amacı taşıyan bu kararı kabul edilemez.
Ayrıca 1 Mayıs çalışmalarımız kapsamında Kocaeli’de bildiri dağıtımı yapan Emek Gençliği üyeleri de geçtiğimiz hafta gözaltına alınmış, bildiri dağıtımı herhangi bir karar gerekçe gösterilmeksizin fiili olarak engellenmiş ve bu hukuksuz engellemeye tepki gösteren bir üyemiz darbedilmiştir.
Bolu Valiliğinin yasaklama kararı açıkça hukuksuzdur!
2026’da asgari ücreti açlık sınırının altında belirleyen; Erdoğan-Şimşek imzası taşıyan orta vadeli programla işçi ve emekçilerin ücretlerini, hukuksuz kararlar ve grev yasaklarıyla sendikal haklarını gasbeden; buna karşı tepki gösterenlerin karşısına yargı sopasını, kolluk güçlerini çıkaran Saray düzeni, sermaye sınıfının çıkarlarını korumak için ise teşvikler, vergi indirimleri, varlık barışı açıklamaktadır. 1 Mayıs çalışmalarımıza dönük resmi ve fiili engellemelerin adı Saray düzenidir.
1 Mayıs çalışmaları kapsamında Bolu’da açılmak istenen stant için valilikten izin istenmemiştir, bildirimde bulunulmuştur. Siyasi partilerin bildiri dağıtmak için izne ihtiyacı yoktur. Ülke genelinde dağıtılmakta olan 1 Mayıs bildirimizin engellenmesi ile ilgili herhangi bir hukuki karar da bulunmamaktadır. Propaganda özgürlüğü kapsamında 1 Mayıs çalışmalarımızı güvenceye almakla yükümlü olan Bolu Valiliğinin bu hukuksuz engelleme kararını reddediyoruz.
Siyasi faaliyetler engellenemez!
Yargı eliyle seçilmiş belediye başkanlarını tutuklayan, belediyelere kayyım atayan, bildiri dağıtımını engelleyerek partimizin, sabaha karşı gerçekleştirilen ev baskınlarıyla diğer siyasi parti ve örgütlerin siyasi faaliyetlerini engelleyen Saray düzeni, muhalefet güçlerini devletin zor aygıtlarıyla sindirerek siyasette ‘tekel’ olmak istemektedir.
Siyasi örgütlenme, örgütlenme özgürlüğünün temelidir. Bolu Valiliğinin kararı da örgütlenme özgürlüğünün temeline dönük bir saldırıdır. Toplumsal hayatta siyasi örgütlenmeye, fabrika ve işyerlerinde sendikal örgütlenmeye dönük saldırılara karşı dün olduğu gibi bugün de mücadele etmeye devam edeceğiz.
Tüm işçi ve emekçileri bir kez daha kapitalist sömürüye, emperyalist savaşlara ve her türlü baskıya karşı ekmek, barış ve özgürlük için 1 Mayıs’a çağırıyoruz.
Seyit Aslan
Emek Partisi Genel Başkanı