🇹🇷 Cihat Yaycı:
“Burada aslında bir sorun yok.
Niye köşeye sıkışmış hissediyor ki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti? Niye yalnızlaşmış hissediyor? Masaya oturmasın.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımıyorlarsa masaya oturmasın. Masaya oturup da ‘Ben yalnızlaşıyorum.’ diye bir psikolojiye gerek yok ki.
Masaya oturmayacak. Bu kadar basit.
Niye oturmak zorunda ki?
Başından beri söylüyoruz; Türkler için bir Kıbrıs sorunu yok. Rumlar için bir Kıbrıs sorunu var.
Kıbrıs sorunu dedikleri şey de çok açık.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin adayı ziyaretinden ve o sırada verilen demeçlerden de bir kez daha teyit edilmiştir ki, Rum ve Yunan tarafı için Kıbrıs sorunu; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin, Türkiye’nin ve Türk askerinin Kıbrıs’taki varlığıdır.
Bu kadar basit.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ortadan kalkarsa, onlar için Kıbrıs sorunu da ortadan kalkar.
O zaman ‘Ben yalnızlaşıyorum.’ diye düşünmek ne kadar yanlış bir şeydir.
Oturma kardeşim masaya. Oturma.
Ne kaybediyorsun oturmayınca? Ne kaybediyorsun? Kendini niye zorluyorsun böyle? Anlamıyorum ben bunu gerçekten. Niye masaya oturuyorlar? Anlamıyorum.
Benim şartımı kabul etmezsen oturmayacaksın.
Nasıl Yunan ve Rum tarafı, ‘Federasyondan başka bir şey söylemeyiz.’, ‘Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni asla tanımayız.’ diyorsa…
Tanırız diyorlar mı?
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bayrağını bile koydurtmuyorlar.
Karşı taraf masaya Güney Kıbrıs Rum Yönetimi olarak oturmuyor. Adanın tümünü temsil eden ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ olarak oturuyor.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ve Türkiye’nin şunu demesi lazımdır:
‘Masaya Güney Kıbrıs Rum Yönetimi olarak oturacaksın. Kıbrıs Cumhuriyeti olarak adanın tümünü temsil eder şekilde bu masaya oturursan ben oturmam arkadaş.’
Şimdi düşünün…
Bir toplantıya gidiyoruz. Diyorlar ki, ‘Sen Cihat Yaycı değilsin. Ben seni Cihat Yaycı olarak tanımıyorum. Seni başka bir şekilde anons edeceğim.’
Ben o toplantıya girer miyim?
Ya bu nasıl bir şeydir?
‘Sen Türk değilsin. Seni başka bir şekilde anons edeceğim.’ dese ben o toplantıya girer miyim?
Lanet olsun o toplantıya.
Karşı tarafın o toplantıya bu sıfatlarla girmesi başından hatadır.
Sen yok sayılıyorsun.
Seni de temsil eden hasmın olarak kabul ediliyor.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yok sayılıyor.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ise adanın tümünü temsil eden ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ sıfatıyla toplantıya katılıyor.
📺 Yayının tamamı:
https://t.co/uVkvp8CZXW
DOĞU TÜRKİSTAN GERÇEKLERİ
* Camiler kapalı, cemaatle namaz yasak
* Kadim İslâm şehirlerinde ezan suskun
* Göstermelik açık tutulan az sayıda camide bir avuç ihtiyar dışında cemaat yok
* Dinî kıyafet ve kisveler tamamen yasak
* Uygur Türkleri hayatın her alanında gözetim ve takip altında
* Teknolojinin bütün imkânları asimilasyon için seferber edilmiş durumda
* Şehirler arasında ulaşımda ve harekette kısıtlama var
* Erkek nüfus zorla ve karın tokluğuna çalıştırılıyor
* Uygur Türkleri, Çinlilerle evlenmeye zorlanıyor
* Tarihî şehirlere Çinli yerleşimciler iskan ediliyor
* Kaşgar ve diğer şehirlerin otantik dokusu bozuluyor...
Çin'in propaganda gezilerine katılan sözde gazetecilerin aksine, Doğu Türkistan'a kendi imkânlarıyla seyahat eden Taha Kılınç'ın saha izlenimleri...
Vakit ayırarak izleyiniz ve vicdanınızla karar veriniz:
https://t.co/fXVoxfrrzD
https://t.co/JY5sNpexuf
https://t.co/sGZkhO5HKw
https://t.co/ekqsKbR65J
https://t.co/8h8QgHPXlg
Amerikalı oyuncu Mark Ruffalo diyor ki
Filistin'de çocukların öldürülmesini destekleyen ünlülerle bağlarımı kopardım
"Onlarla artık konuşmak istemiyorum"
Israel is burning civilians ALIVE in Gaza.
Men, women, and children torched in their homes.
A day of pure horror, fire, and rivers of blood.
This is not war… This is a massacre.”
Gazze’de yerleşimci denen işgalci vicdansız mahluklar köyleri basıp çocukları diri diri yakıyorlar!
Bunlar insan filan değiller, olamazlar!
Şeytan bunlar! Şeytanın uşakları!
Ey insanlık, uyuma!
İnsanlık ayaklar altına alınıyor, uyuma!
🇪🇸 İspanyol Siyasetçi Ione Belarra:
“Önce Filistin, Lübnan, Suriye ve Yemen’e saldırdılar; sonra Venezuela ve Küba’ya, şimdi de İran’a.”
“ABD ve İsrail, insanlığın önündeki en büyük tehdittir.”
Netanyahu ispanya'yı
açıkça tehdit ediyor:
"Bunun bedelini ödemek üzeresiniz. İspanya İsrail’e karşı durduktan hemen sonra yaşanan elektrik kesintilerini ve gizemli tren kazalarını asla unutmayın.”
Ne diyor bu?
İspanya içinde terör saldırıları yapacaklarını söylüyor.
Dünya bunu böyle not etmeli.
Ve İspanya'nın cevabı:
"Sizi karalamıyoruz, tanımlıyoruz: Siz soykırımcı ve suçlu bir rejimsiniz. Hepiniz Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin önüne çıkacaksınız."
🚨 BREAKING:
Spain accepted the first Palestinian Ambassador following its recognition of the State of Palestine.
"An honorable country, SPAIN, deserves respect."
Rum terör örgütü EOKA’nın Kıbrıs Türkü’ne yönelik katliamları öylesine acımasızdı ki, küçük çocukların bile vahşice öldürüldüğünü gören Birleşmiş Milletlerin o dönemki en yüksek rütbeli askeri bile “Ben daha önce böyle bir vahşet görmedim” demişti.
Rum vahşetini anlatan videomuzun bu bölümünde Rum teröristlerin okul çağındaki soydaşlarımızı nasıl toplu halde katlettiklerini şahitlerin anlatımıyla yayınlıyoruz.
Kıbrıs Türkü’ne yapılanları unutmayacağız, unutturmayacağız! 🇹🇷
#MillîSavunmaBakanlığı
Kinimiz diri ! Unutmadık, Unutmayacağız !
Ailesi dahil tüm köy ahalisi, Sırplar tarafından katlediğini öğrenen Senad Medanoviç bir ağaca sarılıp ağlmıştı.
#Srebrenitsa Katliamının yıl dönümünde müslüman Boşnak kardeşlerimizi rahmetle anıyoruz !
Alın size halkın nasıl kandırıldığına yeni bir örnek;
Oğluma @Migros_Turkiye den @AlgidaTurkiye dondurma aldık. "Çubuklarda bedava kampanyası" yazıyordu. Gerçekten bedava çıktı. Tekrar gittik Migros'a, biz veremeyiz dediler. Bölge sorumsunu aradık, "yok öyle bir şey" dedi. Dolandırıldık o halde deyince "ben vereyim 50 lira, kes sesini" dedi. Mesele 50 liralık dondurma değil, milleti böyle kandıracak cesareti nereden buluyorlar? Biz 50 lirada boğulduk, konu 50 bin olsa kapıya mafya gelecek her halde. Üç kuruşluk adam bize "kes sesini" dedi ya bir de. Umarım bir açıklamanız vardır @AlgidaTurkiye
Bulgar Yazar Sophia Proneikos:
▪️Tarih beni asla şaşırtmaktan vazgeçmeyen bir alışkanlığa sahiptir. Neredeyse hiçbir zaman kaybolmaz.
▪️Sadece kendini öyle zarif bir şekilde sunmayı öğrenir ki modern insanlar ona törensel protokol demeye başlar.
▪️İşte bu yüzden Ankara’daki NATO Zirvesi’nin en büyüleyici sahnesi müzakere masasının etrafında değil, ilk tokalaşmadan önce yaşandı.
▪️Yirmi birinci yüzyılın en güçlü askeri ittifakının liderleri, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde dünyanın en eski askeri bandosu olan Mehterin sesleriyle karşılandı; önlerinde ise Osmanlı İmparatorluğu’nun farklı yüzyıllarını temsil eden tarihi kıyafetler içindeki askerler duruyordu.
▪️Ne olağanüstü bir tarihsel süreklilik duygusu: 1949’da savaş sonrası dünyanın sembolü olarak kurulan bir askeri ittifak, kökleri 13. yüzyıla uzanan bir askeri geleneğin müziği eşliğinde bir cumhurbaşkanlığı sarayına girdi. Mehter hiçbir zaman sıradan bir askeri bando olmadı, o bir silahtı.
▪️Osmanlı orduları Belgrad’a, Konstantinopolis’e, Rodos’a, Mohaç’a veya Viyana’ya yürüdüğünde ilk duyulan şey devasa kös davullarının gümbürtüsüydü; ardından zurnaların keskin sesi, sonra borular ve çarpan ziller…
▪️Çünkü bu müzik yalnızca orduya eşlik etmiyordu, ordunun bir parçasıydı. Amacı askerleri eğlendirmek değil, savaş başlamadan çok önce düşmana bir imparatorluğun üzerlerine doğru geldiğini hissettirmekti.
▪️Avrupa’nın Osmanlı İmparatorluğu’yla karşılaşmalarından sonra Batı ordularının yavaş yavaş Osmanlı davullarını, zillerini ve “Türk tarzı”nı benimsemesi tesadüf değildir.
▪️Bu tarz daha sonra Mozart, Haydn ve Beethoven’ın müziğine bile girmiştir. Çünkü bazen tarih bir uygarlığı kılıçla fethetmez. Bir ritim yeterlidir.
▪️İşte bu yüzden bu töreni büyüleyici buldum; kimse Osmanlı İmparatorluğu’nu yeniden canlandırmaya çalıştığı için değil, Türkiye büyük uygarlıkların her zaman anladığı bir şeyi anladığı için: Geçmiş bir yük değil, bir dildir. Ve bu dili konuşmayı bilen uluslar tarihlerini yalnızca konuşmalarla anlatmaz; bazen birkaç davul vuruşu yeterlidir.
Yeniçerileri, Mehter Marşı'nı eleştirenler, Kuğu Gölü Balesi mi yapılmasını tercih ederdiniz?
NATO, NATO olalı devletimizin asker geleneğiyle uyumlu böyle anlamlı ve ihtişamlı bir etkinlik görmemiştir. Bunun bile eleştirilmesi kötü niyetten başka bir şey olamaz.
YAKLAŞAN TEHLİKE
Çaresizlik kelimesinin sözlük anlamına baktım…
“Çaresizlik, bir sorunu çözecek veya bir durumu değiştirecek çıkar yolun, çözümün veya imkânın olmama durumudur” diye karşıma çıktı.
Her ne kadar bu açıklama tam olarak kelimeyi karşılasa da ben size alternatif bir çözüm sunacağım.
Hem de somut bir örnekle.
*
Netanyahu, Trump’ın uçağa atlayıp Türkiye’ye geleceği günün sabahında Washington saatiyle 07’de Fox News’e çıktı.
Bilen bilir…
Trump, sabah ilk iş Fox’ta o saatte yayınlanan Fox & Friendsprogramını asla kaçırmaz.
Şayet Trump’a ulaşamıyorsanız Trump’a ulaşmak için en etkili yöntem bu programa çıkmaktır.
Veya Trump’a ulaştınız ama ikna ettiğinizden emin mi değilsiniz? Fox üzerinden algı yürütmek için birebirdir.
*
Netanyahu bu programa çıkma şansını nasıl kullandı dersiniz? Türkiye’ye neden F-35 satılmaması gerektiğini anlatarak.
Argümanı ne peki? “Orta Doğu’daki dengeleri sarsar.”
*
Yani durum şu… Trump ile Oval Ofis’te 2 hafta önce yaptığımız mülakatta hem F110 motorlarına hem de F-35’lere yeşil ışık yakması, size geçen haftaki yazılarda da belirttiğim gibi, Netanyahu’yu tutuşturmuş halde.
O kadar ki… Trump’ı uçağa binmeden Fox News üzerinden yakalayıp hala mesaj verme derdinde.
Hatta bunun öncesi de varmış. İsrail’in kamu yayıncısı Kanal 12’ye göre Netanyahu cuma günü Trump’a telefonda yalvar yakar “Türkiye’ye F-35 satma” demiş.
*
Size açık yüreklilikle söyleyebilirim ki…
Netanyahu’nun hem kamera önünde hem kamera arkasında kıvranması, Yunan kökenli Kongre üyelerinin feryatları, İsrail tarafından sürdürülen kampanya bana bir şeyi gösteriyor:
Yaklaşan bir tehlike var. Ama bize değil, Netanyahu’ya.
🇵🇭The story they don’t tell you in school: In 1899, the U.S. was carrying out a genocide in the Philippines, invading the country with 70,000 soldiers for the sole purpose of colonizing and plundering it—up to 1.4 million Filipinos were massacred.
The American general Smith, who was leading the invasion of the Philippines, ordered his soldiers to kill everyone over the age of 10... which is why those imperialist beasts massacred entire villages, tortured civilians, and built concentration camps where hundreds of thousands of civilians died of hunger and disease.
The Filipino anticolonial fighters led by the Katipunan—who had succeeded in liberating the country from Spanish imperialism in 1896, after 300 years of colonial rule—would once again be oppressed by the Americans for another 44 years, and they wouldn’t achieve their “independence” until 1946.
Just as happened in Africa, the Philippines has never truly become independent, and starting in 1946, imperialism shifted to external colonization, installing finger-picked dictators like Duterte to keep the country under control as a semicolony.
They talk to you nonstop about the trillions of deaths from communism... but for some reason, they never talk about the real millions of deaths from capitalism.
🇹🇷 Cihat Yaycı :
Yunanistan Başbakanı’nın Ankara’da, Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentinde, “ittifaklar iyi komşuluk temelinde kurulmalı” diyerek ülkesinin Türkiye tarafından sözde “savaş tehdidi” altında olduğunu iddia etmesi kabul edilemez.
Bir misafirin, Ankara’da Türkiye’ye iyi komşuluğu öğretmeye kalkması en hafif ifadeyle diplomatik nezaketle bağdaşmamaktadır.
Her yıl milyonlarca Türk vatandaşı Yunanistan ekonomisine yaklaşık 700 milyon avro katkı sağlıyor. Daha nasıl bir komşuluk bekliyorsunuz?
İyi komşuluk diyorsanız;
Adaları uluslararası anlaşmalara aykırı şekilde silahlandıran kim?
İstanbul’u hâlâ “Konstantinopolis” olarak nitelendiren kim?
Türk milletinin Millî Mücadelesi’ni “soykırım” diye dünyaya pazarlamaya çalışan kim?
Batı Trakya Türklerinin kimliğini inkâr eden, seçilmiş müftülerini tanımayan ve temel haklarını ihlal eden kim?
Lozan Antlaşması’nın hükümlerini yıllardır sistematik biçimde ihlal eden kim?
Önce bu soruların cevabını verin, sonra iyi komşuluktan söz edin.
Pişkinliğin de bir sınırı vardır.
🇹🇷New York Hudson Nehri’ndeki TCG ORUÇREİS savaş gemimizdeydim.
Tamamen yerli ve milli imkanlarla modernize edilmiş gemimiz, Türk Bayrağımızı ABD’de dalgalandırıyor.
Kahraman denizcilerimizle ve şanlı donanmamızla gurur duyduk.