Genişliği bir metre bir kaldırımda yürüyorum. Yaklaşık 30 metre önümde 15 yaşlarında bir kız çocuğu, onun biraz gerisinde orta yaş bir kadın yürüyor. Kaldırımın iki tarafında 20-25 yaşlarında ikişer kişi karşılıklı ağıza alınmayacak küfürler savurarak bağıra bağıra konuşuyor. Düşünün kendi halinde kaldırımda yürüyen biri, hiç tanımadığı kişilerin kulağı batlatırcasına bağırarak ettikleri galiz küfürlere maruz kalıyor.
Ortalarında durdum, direk “niye küfür ediyorsunuz lan” dedim. Afalladılar. Olm sizin sahibiniz filan yok mu? Bak az önce burdan bir kız çocuğu geçti” dedim.
Cevap yok.
Dedimki “ olm bak ben size ahlak vaazı vermiyorum, gidin kendinizi, kimseyi rahatsız etmeyecek yalıtımı iyi bir yere kapatın, bir birinize saatlerce sövün. Orada size nasihat ederim. Ama burda vaaz etmiyorum, burada ahlaklı olmak zorundasın. Burası nasihatın değil hukukun alanı, burda başkalarının hakkına riayet edeceksin etmek zorundasın. Dağılın gidin bir daha görmeyeyim sizi”
Tek kelime etmeden uzaklaştılar.
Çok ciddi seviyede, sahipsiz başıboş sokak insanı sorunu var ülkede. En önemli güç kaynakları “aman bulaşma boş ver” diyen bizleriz.
Bakın bu tipleri (saç tıraşları giyim kuşamları hep aynı) eğer nazikçe uyarmaya kalkarsanız, işte o zaman bela oluyorlar. Bunların anladığı dil, konuştukları dil. Her türlü nezaketi zayıflık olarak değerlendiriyorlar. Sadece güç yetemeyeceklerini hissettiklerinde boyun eğiyorlar. Mesela polis çağıracağım, sizi dava edeceğim desen orada seni bıçaklarlar. Sadece bu bile zayıflık göstergesi bunlar için. Asla müsamaha gösterilmemeli.
Geldi bir tufan, gitti bir boran. Gövde üstünde baş, baş üstünde akıl bırakmadı, esti geçti. Bu yaşıma geldim, bu kadar hasım gördüm, böylesini görmedim. Koca kahveyi kestane yaptı, çizdi gitti.
Ben etimin kendine müslüman diyen bu tipler tarafından dişlenmesine alışkınım.
Bana saldırısı ahlaki problemden ya da zeka kusurundan kaynaklanınca da bir müslümana ''tam kapasite'' dediğim şekilde dişini dökecek biçimde vurmam.
Daha önce sadece bir defa cübbeli trolüne yaptım. O da şahsıma ilk saldırısında değil. Kurulduğum şey bir müslümanın düştüğünü sandığı andaki keyfiydi. Sırtlan gibi hoşuna gitmişti. Bunu diğer müslümanlara da yapar diye düşündüm.
Ahlaki ya da akli zaafı sebebi ile sadece beni ısıranı, ısırdığı yerden düşsün diye silkelesem dahi dişini kırmayacak şekilde vururum. Zira insandır herkeste böyle şeyler olur ve zamanla düzelir.
Bana istikrarlı şekilde küfür edenleri dahi çoğu zaman engellemem ki tebliğ etmeye devam etmiş gibi olayım. Zamanla bunlardan müslüman olup helallik isteyen çok oldu. Akrostiş discorddan organize edip çolu çocuğu gönderip ana avrat küfür ettirmişti bana.
Onları küfür etmelerine rağmen engellememiştim ve ''bunların müslüman olduğunu göreceksin'' demiştim. Hamdolsun, oldular da. İnsan nefsine gelene tahammül etmeden hayra ulaşamaz.
Ancak o zulüm bana olacak, iş müslümanlara gidince benim dişimin nasıl kestiğini, bilyayı kek sanıp ısırarak parçalamaya çalışanın dişinin nasıl döküldüğünü tatmayan bilmez. Sen tadacaksın.
Sana durduk yere müslüman erkeklerin anasına küfür edip, kızların iffetine laf etmenden fena kuruldum.
Sen uzun zamandır benim kardeşlerime her türlü hakareti ettin. Zekalarından cahilliklerine kadar demediğin kalmadı. Ona bile yeterince tepki vermemiştim. Hata etmişim.
Sizi bizden addedip hakaretlerinize müsamaha göstermek müslümanlara kolay sövülmesinin sebeplerinden birisi muhtemelen.
Sana müslümanlara cahil ya da aptal dediğinde haddin bildirilseydi belki açıkça analarına ve iffetlerine küfür etmeye cesaret edemezdin.
Sana branşın sandığın sahada neden ilim sahibi olmadığını ve buna asla ulaşacak kapasitede olmadığını hissettireceğim. Kendin bile itiraf edemesen dahi, içinde hissedeceksin bunu.
Sana allame muamelesi çekenler ahlaken utanmıyorlar. İlmen de yerin dibine girecekler. Senin videonun da üstünden buldozer gibi geçeceğim. Sizin maksadınız, ilmi seviyeniz, ahlaki seviyeniz bende izhar olacak.
Müslümanların gönülleri kırılmasın, alim sandıkları taslakların ahvallerini kırıcı şekilde müşahede etmesinler diye size tahammül etmek de müslümanların maslahatına değilmiş.
Belli ki siz ahlaken ıslah olmayacaksınız. Size müslüman ahlakı ile musamaha etmem müslümanlara zarar veriyor. Onların izzetini azaltıyor ve onlara kolay sövülmesine sebep oluyor.
O halde kolay yapıldığınızı sandığınız önceki kavgalarımızda nasıl bir fikri güç uygulayabildiğimizi bizzat nefsinizde müşahede edeceksiniz.
Evde sizinle yalandan güreştiği için zayıf sandığınız pazunun, dışardaki ile nasıl güreştiğini belinizden gelen çıtırtı ile anlayacaksınız.
Geleneğe düşman değilim, aksine. Ama uzun zamandır "gelenekçi" çevre için söylemek istediğim bir şey var: bugün Müslüman toplumun hiçbir derdine çözüm üretmiyorsunuz. Üstelik farkında da değilsiniz.
Yıllardır aynı dört beş başlık dönüp duruyor. Çocuk yaşta evlilik, cariyelik, kadının şahitliği… Ortak özellikleri şu: tartışma bitse ne değişecek? Hiçbir şey. Kimsenin hayatında tek bir şey değişmeyecek. Üstelik gündemi kuran da biz değiliz; karşı taraf başlığı atıyor, biz yıllarca cevap yetiştiriyoruz. Buna fikir üretmek denmez, savunma yapmak denir.
Peki gerçek dertler ne? Boşanmalar. Bahis bağımlılığı. Borç batağı. Ticaret ahlakının çöküşü. Yaşlı bakımı. Ekranın çocuklara yaptığı. Gençlerin dinden değil, dindarlardan soğuması. Bunların hangisi konuşuluyor?
Halbuki fıkıh tam da bunun için var. İmam Şafii Mısır'a geçince görüşlerinin çoğunu yeniledi; nass değişmedi, insanların hayatı değişti. Mecelle'nin 39. maddesi bunu tek cümlede söyler: "Ezmanın tegayyürü ile ahkamın tegayyürü inkar olunamaz." Geleneği savunanlar geleneğin bu maddesini unutmuş görünüyor.
İkincisi üslup. İlim tahsili kutsanıyor, doğrusu da bu. Ama bir yerden sonra ilim, ümmete karşı bir sorumluluk olmaktan çıkıp ümmet karşısında bir rütbeye dönüşüyor. Kimse "ben üstünüm" demiyor tabii, ama cümleler ele veriyor: "Sen bu işin ehli değilsin." "Avam anlamaz." "Önce şunu oku, sonra konuş."
Bir dil, karşısındakine bir şey öğretmek yerine sürekli onu susturmak için kullanılıyorsa orada ilim değil hiyerarşi konuşuyordur. Gazali bin yıl önce aynısını yazmıştı: hiç yaşanmayacak farazi meselelerle uğraşan, tartışmayı üstünlük yarışına çeviren, insanın derdine değmeyen bir ilim.
Sebebi bence şu: eski alimin bir işi vardı. Kadıydı, müftüydü, mahalle imamıydı, vakıf yönetirdi, esnafın ahlakını denetlerdi. İlim insana bir görev üzerinden değerdi. Bugün ortada kurum yok, hizmet yok; bir hesap ve takipçi sayısı var. İşi olmayan otorite kendini kaçınılmaz olarak üslupla var eder.
Üçüncüsü, güncel meselelerde söylenenler analiz değil slogan. İsrail meselesi en net örnek. Evet bu alan baştan aşağı propaganda dolu, söylenenlerin çoğu bilgi değil aidiyet beyanı. Ama bizim katkımızın neredeyse tamamı kendi ülkemizdeki siyasetçiye laf yetiştirmekten ibaret. Eleştirinin bir kısmı haklı da olabilir. Ama eleştiri bir amel değildir.
Aynı dönemde "avam" dediğiniz insanlar boykot listesi tuttu ve yıllarca sürdürdü, yardım kampanyası kurdu, hukuki girişimde bulundu, malzeme gönderdi, üniversitede örgütlendi. En yüksek sesle eleştirenle en az iş yapanın çoğu zaman aynı kişi olması tesadüf değil.
ilim hayattan koptu. Gündem hayattan kopuk olduğu için tartışmalar boş, ilmin topluma değeceği bir kanal olmadığı için üslup tepeden, hayat ciddiye alınmadığı için çözümler slogan. Sebep bir, sonuç üç.
Söylemesi zor ama söylenmesi gerekiyor: kendini gelenekçi ve ehl-i sünnet diye tanımlayan bu çevre artık Müslüman toplumun sorunlarına çözüm üreten yer değil, o sorunlardan biri. Çünkü bir toplumun dikkati, enerjisi ve ciddiyeti sınırsız değildir. Bunun büyük kısmı hiçbir sonucu olmayan tartışmalara, kimseyi ikna etmeyen bir üsluba ve hiçbir şeyi değiştirmeyen bir öfkeye gidiyor.
Daha ağırı da var. Bu dille karşılaşan genç için orası İslam'ın vitrini. Vitrinde hayatına dair tek bir cevap, tek bir hizmet, tek bir merhamet dili bulamayınca uzaklaşıyor. Ama gidişi, uzaklaştığı yerin defterine "gençler bozuldu" diye yazılıyor.
Eleştiri sadece yıkmak için yapılmaz. Ölçü basit: bir kurum kur. Bir hizmeti sürdür. İnsanların gerçekten sorduğu soruya cevap ver, sormadığına değil. Konuşurken karşındakini susturmayı değil, anlamayı hedefle.
Gelenek bir sığınak değil. Ehl-i sünnet bir aidiyet rozeti değil, bir sorumluluk kaydıdır. O kaydın altına imza atan, gereğini de yapmakla mükelleftir.
@Beytul_hikme_ Ahlak ağır elbise tabii her giydim diyende durmuyor. Yazan ahlak abidesinde(!) göründüğü üzere kendisi bugüne kadar ahlak satıp, ilimden ziyade tamamen nefsinden konuşup histeri krizlerine giren beni de görün diye oradan oraya sataşan birinden başka bir şey değil
Şu ağzı medresede mi öğretiyorlar? Allah sizi bu yüzden böyle böyle rezil ediyor.
Bunların müslümanlara söverken böyle futursuz olmaları ne olduklarını gösteriyor. @mehmetakifcan79 sen Gürkan'a bu sözü Ulemaya sapık demesine rağmen söylemekten korkan birisin, burda sende tutarsızlık gösterene dediğine bak. Vallahi siz müslümanlara düşmansınız sizin önünüzde de kimse eğilmeyecek, önce adam olacaksınız.
Şunun nefsinden ilmi ayırt edemezsiniz bak ciddi söylüyorum. Siz kimsiniz de insanların nezheblerine kadar dil uzatıyorsunuz kepazeler.
Şunun haline pozlarına bak ya, kardeş bırak alim olmayı biz sizin gibileri adam yerine koymayız bunu bil. Sen önünde eğilsinler istiyorsun ve ağzından sadece irin akıyor.
Sen oturup rahlede ahlak tedris edememişsin ilim sende ne arar?
@ismetyamac2 Yahu sizden ilim öğrenen bedbahttır. Tilki gibi kalabalıkla beraber saldırıp far tutulunca benim görüşüme rücu ediyorsunuz. Ortalama müslüman sizden bin kere evladır.
@fountain2435 Mental sıkıntısı olmadığı takdirde her türlü Leao derim ama Sarr da boş oyuncu değil. Hatrı sayılır zamandır belli bir standardın üstünde bir performans sergiliyor. Fizik olarak falan da bir hayli diri
Messi futbola borcunu ödedi.
Seni hep bu kupadaki ayrıcalıklı rezilliğinle hatırlayacağız.
Goat tartışmasından çok senin alçakgönüllü iyi bir adam olduğun anlatısına kıl oluyordum. Tüm dünya suretini gördü. Sinsi orospu evladı.
Buna inanıyorum bu arada,kainatın geçirdiği bu 13 milyar yıllık süreç ancak sonunda Muhammed asm'yi ortaya çıkardığı icin anlamlıdır. İnsanlığın somut tezahürü odur,bir kişi ona benzediği kadar hayvanlıktan kurtulur. Selam sana olsun İnsanların en yücesi kainatın yaratılış gayesi
Kutsallarımızla alay eden kişiye tavizkâr olmamızı salık veren, kendini âkil adam sanan abiler, sizden gevşeklik öğrenmeye niyetimiz yok. Herkes haddini bilecek.
Altay Cem Meriç:
Senin de benim de hiçbir hak ve özgürlüğümüz indimde, Allah'tan ve Kur'andan daha fazla hürmete layık değil.
Bunlarla dalga geçmene sessiz kalıp hürmet duymamamız için hiçbir şeye hürmet hissimizin kalmaması lazım. O halde senin hak ve özgürlüklerine hürmet edilmesinden banane ? Bunu niye umursayalım?
Sen en fazla hürmet duyduğum şey hakkında gebeş gebeş konuşabiliyorsan, senin hürmetin ayaklar altında çiğnense -ki çiğnenmeli- en fazla 'sert bir şaka olmuş ama çok komikti' deriz.
Tekrar denicem, yine cevap vermeyeceğini biliyorum. Çünkü sadece çok basit şeylere cevap verebilen birisisin.
İfade özgürlüğü dogmasının kaynağı nedir? Kim neden kabul etmek zorunda böyle bir özgürlük olduğunu? Tecavüz özgürlüğü diye bir şey var mı? Veya para çalma özgürlüğü? Yok. Halbuki bunlar tamamıyle duygular ile alakalı. Eğer tecavüz sana güzel duygular yaşatsaydı, mesela sadece haz yaşatsaydı, bunun da özgürlüğü savunulacaktı.
İfade özgürlüğü meselesi de duygularla alakalı. Birini incitme özgürlüğü. "incinmesin kardeşim o da" diyince, ben hırsızlığı da meşru yapabiliyorum. "Malı gitti diye üzülmesin kardeşim, ben tekrar kazanma fırsatı sunuyorum".
O yüzden ifade özgürlüğü meselesinde bu kadar derin düşünme fırsatı bulamamış insanlara ana bacı empatisi yaptırılıyor. Siz anlamadığınız, siz sığ olduğunuz için.
Cevap beklemiyorum, başkalarına felsefeci tutarsızlığını göstermek için yazdım. Bilkent felsefe öğrencilerine üzülüyorum.