Üftade hazretleri buyurdular
Bir zamanlar bu beyitleri okurlardı;
Derdime ölmekten özge yok deva şimden geru
Günde bin geh ölürüm ben müptela şimden geru
Yâri ağyâr ile görmekten ölüm yeğdir bana
Ey ecel ehlen ve sehlen merhaba şimden geru.
Nolaydı ben cihânâ gelmeyeydim
Çû geldim bâri insan olmayaydım
Çû oldum aşka mahcûb olmayaydım
Çû oldum bâri mehcûr olmayaydım
..........
Yazıcıoğlu Mehmed Efendi (k.s)
“Allah’ım! kalbimi ilimle nurlandır. Bedenimi sana ibadet ve tâat için kullanmayı nasip et. Sırrımı fitnelerden koru.
Zihnimi hayırlı şeylerle meşgul et. Şeytan’ın vesveselerinden beni muhafaza buyur.
Ey merhameti bol olan Rabbim! beni ondan öyle koru ki nefsimi ifsad etmeye güç yetiremesin.” (Âmîn)
FATİH’İN
KUDÜS RUHBANLARINA FERMANI
“Tasarrufumda ve hâkimiyetim altında olan memleketlerin yöneticileri, Kudüs’ün patrik, ruhban ve şehirdeki Hıristiyanlarını korusun ve kimseyi rahatsız etmesinler. Gereği gibi amel oluna. Her kim bu hatt-ı hümâyunu yürürlükten kaldırırsa Allah’ın lanetine uğrasın”
***
Fetihten sonra, Kudüs Rumlarının patriği ve ruhbanları İstanbul’a gelerek Fatih Sultan Mehmed’e tebriklerini sunmuşlardı. Ziyaret sırasında Hz. Peygamber’den itibaren ibadetlerini serbestçe yapabilmeleri için kendilerine tanınan kolaylıkları gösteren belgeleri arz ederek Osmanlı topraklarında aynı imtiyazlara sahip olmak içinFatih’ten de ferman istemişler ve bu talepleri olumlu karşılanmıştı. Kendi vatandaşı olmamasına rağmen, farklı inanç mensuplarının hukukunu koruma konusunda tavrını yansıtan fermanın sadeleştirilmiş metni şöyledir:
“Gereği gibi amel oluna. Her kim bu hatt-ı hümâyunu yürürlükten kaldırırsa Allah’ın lanetine uğrasın!
Allah’ın izniyle, Hz. Peygamber’in hürmetiyle, İstanbul feth olunduğunda yabancı ülkelerin şahları ve kralları İstanbul’a elçiler gönderip fetihle ilgili tebriklerini sundular. Bu defa Kudüs Rumlarının Patriği Atnasyos ruhbanlarıyla gelip Âsitâne-i Saâdetime yüz sürdü ve Hz. Peygamber’in mübarek eliyle imzalanmış hattı, Hz. Ömer tarafından verilen kûfi yazıyla yazılmış hattı ve eski sultanlardan kalan hatt-ı hümâyunları gösterdi ve şöyle rica eyledi: Kudüs merkezinde ve taşrasında âyinlerini ve ziyaretlerini Hz. Peygamber’in, Hz. Ömer’in ve eski sultanların verdikleri hatt-ı hümayunlarda yazılı olduğu gibi yapabilsinler. Şimdi eskiden beri ferman ve ihsan olduğu gibi, Kudüs merkezinde bulunan Kamame [Kilisesi] ile bütün ibadetgâhları, Gürcü Manastırı olan Mar Yakub; Kudüs’ün dışında kalan manastırlar, kiliseler, Hz. İsa aleyhisselâmın doğduğu Beytüllahm’deki Büyük Kilise, mağara ve kilisede olan üç kapı anahtarları ile kuzey, güney ve batı tarafından içeride kalan bütün Hıristiyanlar, Küdüs-i Şerif patrikleri, yamakları ve buralardaki vakıf olan eşyaları bac, haraç ve diğer örfî vergilerden muaf olsun. Şimdi, Hz. Peygamber, Hz. Ömer ve eski padişahlar tarafından ihsan ve ferman olunduğu gibi ben de ferman ve ihsan ettim: Tasarrufumda ve hâkimiyetim altında olan memleketlerin yöneticileri, Kudüs patriği, ruhbanları ve şehirdeki Hıristiyanları korusun ve kimseyi rahatsız etmesinler. Hz. Peygamber’in mübarek eliyle imzalı hattı, Hz. Ömer’in verdiği kûfi hattı, eski padişahların ihsan ettiği hatları ve benim şu anda ihsan buyurduğum hatt-ı hümâyunu bundan sonra gelecek padişahlar, veziriazamlar, ulema veya başka insanlardan para veya hatır için birisi hükümsüz kılmak isterse Allah’ın ve O’nun Resûlünün hışmına uğrasın! Şöyle bileler, bu fermanda belirtilenlere uygun davranalar.”
29 Eylül 1458/İstanbul.
Fatih Sultan Mehmed’in Kudüs ruhbanlarına verdiği hatt-ı hümâyun-BOA, nr. .
هل هلال الربيع .
اهلا بمولد سيد الأكوان
عين الحقائق نقطة الفرقان
بحر المكارم شمس اعلام الهدى
مفتاح كنز خزائن الرحمن
حار الانام فى وصف أربع أحرف
حاء الحياة والدال والميمان