Akademiyle ilgili bana gelen mesajlarda büyük sıkıntılar var. Puan verme işlemleri sonuçlanana dek bahsetmeyeceğim. Ama şunu bilin ki yapmış olduğunuz her hareket bana ayrıntısıyla gelmektedir. Özellikle kadın öğretmenlerimize karşı staj gördükleri okullarda muamele çok sıkıntılı. Umarım @tcmeb ve @afarici bu konuyla ilgili gerekli uyarıları yapar. Akademinin amacı öğretmenleri MEB'e yetiştirmek mi yoksa MEB'den soğutmak mı? Hele hele bundan sonraki süreçte bir akademi müdürünün herhangi bir kişiyi tehdit ettiğine şahit olursam işim gücüm bu dakikadan sonra sadece kendisi olur. Orada sizleri sağa sola tehdit savurun diye görevlendirmediler.
2025 AGSYE EK KONTENJAN gelmesi durumunda mağduriyetler giderilecektir.
80-90 puanlı herkes acıktı kaldı.
10 bin kontenjanın 5415 tanesi 3 branşa verildi. Geriye kalan 4505 kontenjan 62 branşa bölündü.
Lütfen artık sesimizi duyun masa başında çürümek istemiyoruz
@oktay_saral
10 bin MEB AGS kontenjanın 5415 tanesi 3 branşa verildi. Geriye kalan 4505 kontenjan 62 branşa bölündü.
Lütfen artık sesimizi duyun masa başında çürümek istemiyoruz🙏
@Akparti@oktay_saral
AGS ve ÖABT ile ilgili durum acilen netleştirilmeli
Ankara'da yapılacak olan NATO toplantısından dolayı kamu personeli 6-12 Temmuz tarihlerinde izinli sayılacak.
12 Temmuz'da da MEB-AGS ve ÖABT yapılacak. ÖSYM ve MEB'in bu konuyu değerlendireceğini biliyorum.
Fakat bu konu hızlıca sonuca ulaştırılmalı. Aylardır emek veren öğretmenlerimizin motivasyonunun etkilenmemesi için karar hızlıca açıklanmalı.
Olası bir tarih değişikliğinde sınavın öne çekilmesi mümkün görünmüyor; takvim daha ileri bir tarihe esnetilecektir.
Matematik Uygulamaları dersinde konular yetişmiyor, soru çözülemiyor! Bu durum sadece eğitimi aksatmakla kalmıyor; öğretmenlerimizi norm fazlası konumuna düşürerek tayinlerini ciddi sıkıntıya sokuyor. AES olarak bu kronikleşen sorunu geçen seneden beri takip ediyoruz! 📢
@tcmeb
Geçenki bahsettiğim hocayla ilgili gelen yeni mesaj:
"Öncelikle fakültede aman dersini almayın denilen hocalardan birisidir. Hocanın genel olarak öğrencilere karşı üstten bakan ve rahatsız edici bir tavrı var, bu durum derslerde gerçekten çok göze batıyor. Üstelik ders esnasında başka bölümlerin arkasından ileri geri konuştuğu da oluyor. Asıl sıkıntı ise notlandırma kısmında. Sınavlarda 4 yanlış 1 doğruyu götürüyor. Ayrıca tutarsızlıklar yaşanıyor; sınava giren öğrenciyi sisteme 'girmedi' yazmak veya devamsızlık yapmayanlara vereceğini söylediği puanı dönem sonu vermemek gibi olaylar yaşandı. Bir dönem en sık duyulan ise seçmeli olan Eğitim Hukuku dersinde öğrencilerin büyük çoğunluğunun dersten kalması/bırakılmasıydı; hatta o dönem bu dersin kapatıldığı hakkında söylentiler de duymuştuk."
Aksaray Akademisi'nde eğitim gören bir öğretmen adayıyım. Hak ve Sorumluluklar dersimize giren öğretim görevlisi Şenyurt Yenipınar, akademide sadece iki sınıfın dersine girmesine rağmen bizlere karşı açıkça psikolojik şiddet, baskı ve mobbing uygulamaktadır. Kendisi sürekli olarak bizim hiçbir vasfımızın olmadığını söylüyor.
Dersimize geldiği ilk gün; “Öğretmenler çok kötü, vasıfsız. Görev yaptığım süre boyunca sürekli kötü öğretmenlerle karşılaştım. Ben de dedim ki bu işi kökten halledeyim, Öğretmen Akademisine geleyim, düzgün yetiştireyim.” diyerek mesleki saygınlığımızı ve gururumuzu zedeliyor. Öğretmenlerin üç temel görevi olduğunu iddia edip bunları bile beceremediğimizi öne sürüyor ve akademi hakkındaki bilgisizliğine rağmen, buradaki öğretmen adayları üzerinden kendi egosunu tatmin etmeye çalışıyor.
Bize ilk hafta 40 sayfalık makale verip “Haftaya bundan size sınav yapacağım.” dedi. Biz bir hafta boyunca bu makaleye çalıştık. Ders günü geldiğinde ise “Şimdi yapmayacağım sınavı.” dedi. Bize ilk haftadan 550 TL’lik kitap aldırdı. “Sınavı bu kitaptan, kendi slaytlarımdan ve makalelerden yapacağım.” dedi. İzlenceye bunun uymadığını söylesek de bizi dinlemedi. Biz hepimiz o kitabı aldık ve okuduk. Gidip bunu Akademi idaresine bildirdik, bize hocayla konuşacaklarını söylediler. Sonra hoca geldi ve bize sınavın sadece slaytlardan olduğunu söyledi. Kitabı boşu boşuna almış olduk. Sınavı dediği gibi slayttan yapmıştı. Sınıf olarak sınavımızın çok iyi geçtiğini düşünüyorduk ama sınav sonucu açıklandığında şoka uğradık.
Bu psikolojik şiddetin ve haksızlığın boyutu sınav sonuçlarıyla da somut bir şekilde ortaya çıkmıştır. Şenyurt Yenipınar’ın dersimize girdiği her iki sınıfta, 60 puanın altında not alan toplam 12 kişi bulunmaktadır. Hocaya 60 altında alırsak Akedemiden atılacağımızı söyledik zaten elenmeye geldiniz buraya elemeceksiniz dedi. Sınav sonuçları açıklandığında, uğradığım bu haksızlık ve baskı karşısında sınıfın ortasında sinir krizi geçirdim; fakat kendisi bu durum karşısında en ufak bir üzüntü veya empati göstermek yerine karşımda sadece sırıttı. Bizim sınıfımızın not ortalaması 71, dersine girdiği diğer sınıfın ortalaması ise 69’dur. Buna karşın, bu hocanın girmediği diğer tüm sınıfların not ortalamaları 90 ile 95 arasında değişmektedir. Bu durum, notlandırma sürecindeki kasıtlı ve adaletsiz yaklaşımı açıkça gözler önüne sermektedir. Akademi içerisinde haksızlık vardır.
Tüm bunların yanı sıra, kendisi dini ve manevi hassasiyetlerimize de saygı göstermemektedir. Cuma günleri normal şartlarda cuma namazı sebebiyle öğle aramız saat 12.30’da başlamaktadır. Ancak bu hoca, cuma günleri dersine kendisi 10 dakika geç gelip, çıkışta bizi 15 dakika geç bırakmaktadır. Onun bu sorumsuz davranışı ve ders sürelerini keyfi olarak esnetmesi yüzünden sınıftaki erkek öğretmenler cuma namazına yetişememekte ve mağdur olmaktadır.
Maruz kaldığımız bu sistemli mobbing, psikolojik baskı, haksız notlandırma ve saygısız tutumları lütfen yetkili birilerine bildirin.
İlayda Öğretmen Sesi Titreyerek Anlattı:
"Deprem bölgesindeydim. Depremi yaşadım, buna rağmen ilköğretim matematik ögretmenliğinde sıralamam 153'tü. Mülakat ile 194 oldu. Atanamadım."
Milli Eğitim Akademisi için bana gönderilen ve "YOK ARTIK DAHA NELER" dedirten mesajlar/kesitler - 11 (Daha var ama son olsun artık)
6 farklı öğretmenimden bana gelen mesajları AYNEN paylaşıyorum:
"Emzirenlere bile bizi ilgilendirmiyor deniliyor. İznimizi kafamıza göre kullanamıyoruz, mazeret beğendirmek zorundayız."
"Bir de hiçbir şey yetmemiş gibi akademi müdürü bizi tehdit ediyor. Yaptırım uygularım, ben gidersem yanımda birilerini de götürürüm diyor."
"Müdür form göndermiş, okul no. bilmeyen biri o kısma ? (soru işareti) koyduğu için odasına çağırıp kızmış bağırmış, ödeme kesintisi yapacağım demiş."
“Açıkçası kendimizi hiç bu kadar ezilmiş ve işe yaramaz halde görmemiştik...”
“Parayı da geçtim kaderimin öğretmenlerin psikolojisine göre verecekleri puanlara bağlamak istemiyorum.”
“Geçerliliği ve güvenilirliği şüpheli bu sınavların doğrudan atama puanını etkileyecek olması ise süreci bizim için bir mobbinge dönüştürüyor.”
@tcmeb@afarici@Yusuf__Tekin
Akademideki öğretmenlerden gelen mesajlar!
Milli Eğitim Akademisi eğitim merkezlerinde eğitim gören 10 öğretmen mevcut. Öğretmenlerimize yardımcı olmamız gerekiyor. İşlerini kolaylaştırmak gerek.
Kendilerinden çok sayıda mesaj alıyorum. Bir kaçını buraya bırakıyorum…
Akademi şehrin çok dışında, ulaşım çok zor. Otobüsle gitmek zorundayım ve hiç abartmıyorum sabah 07.40’ta evden çıkıyorum, otobüsle yol tam 50 dakika sürüyor (sadece gidiş). Otobüsün kalabalıklığından bahsetmiyorum bile. Güne yorgun başlıyorum ve yine 50 dakika dersler inanılmaz yorucu ve verimsiz geçiyor.
Yazarken çok tedirginim çünkü "Sosyal medyada paylaşım yaparsanız üzülürsünüz." demişlerdi. Ama çok yorucu böyle eğitim mi olur? 3 günde 9 sınav ve her gün sınavlar arka arkaya. Akademide en az 7 saat zaman geçiriyoruz. Ama eve gidince de durmadan form doldurma görevi var. Her ay sınav olacak. Biz zaten çoğunu üniversitede almıştık. Amaçlarının pes ettirmek olduğunu düşünüyoruz artık. Enerjimizi ve mesleğe karşı isteğimizi şimdiden bitirdiler.
Buraya gelirken akademi sürecinde kendimi geliştiririm diye düşünüyordum. Kendimle ilgilenirim, kitap okurum, makale okurum diye düşünüyordum. Form doldurmaktan ailemle konuşmaya dahi vaktim olmuyor. Akşama kadar o sıralarda oturup akşam dinleneceğiz derken her hafta olan gözlem ve kültür sanat formlarını doldurmaktan sırt ve bel ağrısı çekiyorum. Şu an devam eden sistem akşama kadar slayt dinle, form doldur olarak ilerliyor.
Beni en çok zorlayan bir buçuk yaşındaki çocuğumun uyum problemleri oldu. Babası memlekette kaldığı için babasını çok özlüyor. Ders çalışma süremde annem ve babam çocuğuma baktığı için onlara da ayrıca düşkün. Hâlâ geceleri uyumuyor ve çok ağlıyor. Evi, babasını, anneannesini ve dedesini çok özlüyor. Geceleri anneanne gel gel gel diye ağlayınca ben de onunla oturup ağlıyorum... Burada 25 bin TL, memlekette 20 bin TL toplam 45 bin TL kira ödüyoruz. Saçma bir şekilde sınavlarla uğraşıyoruz. Üç ders boyunca toplam 150 dk yazıyoruz. Memlekete yakın olan yere geçiş yapayım, bari her hafta sonu babasını görür diye dilekçe yazdım ona da ret cevabı yedim. Evet ilk 10 bin öğretmenin içerisine girip akademilere yerleşmeye hak kazandık ama inanın şu an hiçbirimiz iyi değiliz. Hem maddi hem manevi olarak aşırı yıpranıyoruz.
Milli Eğitim Akademisi’nde aday öğretmenler bir yıl eğitim alacak, henüz bir ay oldu, ancak konuştuğum adaylar sistemin ne kadar gerçek ifadeyle “kötü” olduğunu anlatıyor…
Bakanlık, adayların söylemini “bilinçli yıpratma” olarak görüyor ancak adayların ifadelerindeki gerçekler şöyle…
Açık uçlu soruya geçilmesi ne kadar adil bir değerlendirmeyi sağlayacak? Hocanın ideolojine göre soru/yanıt nasıl önlenecek?
Derslerin etkinliğine siyasi parti üyesi biri geldiğinde adaylara ne anlatacak?
Fakültedeki derslerin yüzde 90’ı ile aynı olduğu söylenen sistem adayların bir yılına ne katacak? İçinde emek, geride kalan hayat… varken…
En önemli şeylerden biri de adayların yeni sistemle motivasyonunun ortadan kalktığı görülüyor…
Eğer bir sistem olacaksa eksikleri içeren, gelişime dayalı, eleştirel bakan akademisyenlerin de sistemi üreten kişiler arasında yer alarak ortaya konulan bir uygulama olur… Ancak sistem hazırlanırken Bakanlığın politikasına “doğru” diyenler katıldı.
Eğitim fakülteleri dekanları konuşmaktan bile “korkuyor”, çekiniyor, geçen aylarda haber yaptım, çoğu görüş vermek istemedi… Bakanlıkta üst düzey görev yapmış, yıllarca öğretmen yetiştiren profesör, “fakülte baypas edildi” diyor… Fakülteler neden sessiz?
Böyle mi sistemin sorunlarına çözüm bulunacak?
Bakanlığın “akademi sistemini” yeniden gözden geçirmesi gerekir…