Türkiye İstatistik Kurumu TÜİK Haziran ayına ilişkin enflasyon verilerini açıkladı.
Memur ve emeklinin maaş zam oranını belirleyecek oranlar beklendiği gibi düşük çıktı.
TÜİK’e göre enflasyon Haziran’da yüzde 0,99 artmış.
Evet... sadece yüzde 0,99!
Yıllık enflasyon ise yüzde 32,11.
Çok merak ediyorum, TÜİK bu rakama nasıl ulaştı.
Bu fiyatlar nerede ise bize de söylese de biz de alışverişlerimizi oradan yapsak!
TÜİK ne yazık ki uzun süredir halkın gerçeklerini yansıtan veriler açıklamıyor!
Halkın maruz kaldığı enflasyon ile TÜİK enflasyonu arasında dağlar kadar fark var.
Az önce de ifade ettiğimiz gibi TÜİK emekli ve memur maaşlarının belirleneceği ayda yine düşük bir rakam açıkladı.
Olan yine garibana oldu!
Açıklanan bu rakamla en düşük emekli maaşı 20 bin liradan 23 550 liraya çıktı. Üstelik bu da kök maaşa yapılacak özel zamla mümkün olabilecek.
Asgari ücrete ara zam beklentisi ise hayal kırıklığıyla sonuçlandı.
Bu insafsız, vicdansız bir sistem!
Soruyorum size; açlık sınırının yaklaşık 36 bin lira olduğu bir düzende emekli 23 bin 550 lirayla ne yapacak, asgari ücretli 28 bin lirayla ne yapacak?
İstanbul’da kiralar 40- 45 bin liradan başlıyor ama emekli 23 bin 550 lira alacak, asgari ücretli 28 bin lira alacak!
Bunu hangi matematikle, hangi vicdanla açıklayacaksınız?
Çeyrek asırlık bir iktidarın Türk halkını getirdiği durum bu mu olmalıydı?
Bu millete yazık oluyor, koca bir neslin umutları yok oluyor. Gençlerimiz ailesini, vatanını bırakıp yurt dışında bir gelecek aramak zorunda kalıyor.
İnsanlarımız ekonomik şart nedeniyle önce köyünü, şehrini bırakıp büyükşehirlere getirildi şimdi de ülkesini terk etmeye zorlanıyor.
Bilinçli, planlı bir fakirleştirme operasyonuyla karşı karşıyayız!
Milyonlarca yabancının kontrolsüz bir şekilde doldurulduğu ülkemizde kendi insanımızın yaşayamaz hale gelmesi sizce düşündürücü değil mi?
Türk milleti asil bir millettir, Türk halkı ebedi liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş’ın dediği gibi ‘Bir eli yağda bir eli balda yaşamayı hak eden bir millettir.
Ve bu hayatı yaşamak hayal değildir. Yeter ki bu ülkenin kaynaklarını bu ülke ve insanı için kullanın.
İşte Bağımsız Türkiye Partisi bunu yapacak olan partidir.
Milli Ekonomi Modeli ile kaynaklarımız yabancıya ve yandaşa akmak yerine yüce Türk milletine akacaktır.
Böyle bir Türkiye’de insanımız geçim sıkıntısından uzak bir hayat yaşayacaktır.
Bu bir hayal değil bir tercih meselesidir.
Her türlü imkan , kaynak bu ülkede mevcuttur, Yeter ki milletimiz yerli ve milli bir kadro olan Bağımsız Türkiye Partisine icazet versin.
Eğitim sistemi sorunlar yumağı.
Dünya Kupası'nda millî takımımız tel tel dökülüyor.
Hemen hemen her gün farklı bir kentimizden ölümlü cinnet haberleri geliyor.
Uyuşturucu kullanımı ürkütücü boyutlarda.
Sanal başta olmak üzere kumar, bahis patlamış durumda.
Haciz dosyaları, ödenemeyen kredi kartları tarihî seviyelerde.
Ekonomi alev alev... Geçim sıkıntısı had safhada...
Hemen yanı başımızda İran ve Ukrayna savaşları var.
Suriye'de, Lübnan'da, Gazze'de durum malum.
Fener Rum Patriği, Lozan'a aykırı şekilde ekümeniklik adımları atıyor, ruhban okulu açılıyor.
İçeride ve dışarıda tam bir kaos var.
Böyle bir ortamda siyaset ise üniter yapıyı bozacak yeni anayasa derdinde.
Türk halkı ise gerçekçi bir çıkış, gerçekçi bir çözüm arıyor.
Bu çıkışın adı, parti programı Millî Ekonomi Modeli olan Bağımsız Türkiye Partisi'dir.
BTP olarak Hıdırellez’de sahaya indik. Vatandaşlarımıza dileklerini değil, hedeflerini sorduk. Çünkü biz biliyoruz ki; bir milletin geleceği, sadece hayallerle değil, kararlılıkla koyduğu hedeflerle inşa edilir.
@huseyinbas_BTP@BTP_Parti@BTPAnkaraGenc
@huseyinbas_BTP Allah bu vahşi, haysiyetsiz, terörist İtrail’lilerden bir an evvel insanlığı kurtarsın. Onların bu vahşetini görmezden gelenleri de kahretsin.
Bugün dünyanın gözü önünde Filistin’de sistematik bir katliam yaşanıyor. Katil İsrail Meclisi, işgal altındaki topraklarda vatanını savunan Filistinli esirler için 'idam yasasını' onayladı. Bu artık bir çatışma değil, bu bir savaş değil, bu açık bir soykırımdır!
İsrail yönetimi, onlarca yıldır sürdürdüğü işgali meşrulaştırmak adına hukuku bir infaz aracına dönüştürmüş, evrensel insan haklarını ayaklar altına almıştır. Ancak burada asıl üzerinde durulması gereken acı tablo şudur: Binlerce can feda edilirken, çocukların geleceği ellerinden alınırken ve bir milletin var olma hakkı yok sayılırken dünya bu vahşeti adeta bir film izler gibi seyretmektedir.
Daha da vahimi sözde Müslüman ülkelerin yöneticileri, bu zulmü sadece kınayarak, cılız bildiriler yayımlayarak sorumluluktan kaçabileceklerini sanmaktadır. Bilinmelidir ki katil rejimle ticareti kesmeyen, ekonomik ve siyasi yaptırımları masaya koyamayan her yönetim, atılan her kınama mesajıyla aslında kendi acziyetini ilan etmektedir.
Hiçbir güç vatanını savunan bir milletin yaşama iradesini elinden alamaz!
Hiçbir kirli siyaset veya stratejik hesap çocukların ölümünü meşrulaştıramaz!
Bu mesele artık sadece Filistin’in sınırları içinde kalmış bir toprak meselesi değildir.
Bu mesele 21. yüzyılda insan kalabilme sınavıdır.
Kimse İlber Ortaylı'yı sevmek zorunda değil. Hatta yakışıksız bulsam da taziyede bulunmak zorunda da değil. Ama böyle iftirayı pervasızca atmak için epey bir dinî hassasiyetten uzak olmak lazım.
BEN DEFALARCA İLBER ORTAYLI İLE YAN YANA NAMAZ KILDIM, BİZZAT ŞAHİTLİĞİMİ ORTAYA KOYUYORUM.
Böylesi iftirayı BİLEREK atan kişinin Müslümanlığı bence tartışılır. Çünkü hiçbir Müslüman başka birinin Müslümanlığı hakkında İFTİRA atmaz. Eğer bunu yapıyorsa o kişi ya KÂFİR ya da MÜNAFIK'tır.
Bu Sofuoğlu denen her kimse, hangisi olduğunu beyan etsin, ona göre davranalım.
İran, Yuan ile ödeme yapan gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişine izin vermeyi değerlendiriyor.
4 Mart’ta Trabzon’da yaptığım konuşmada Amerika’nın bu sebepten savaşa girdiğini anlatmıştım.
İran doğru yerden gidiyor.
Uluslararası hukukun yerini haydutluğun aldığı bir süreçten geçiyoruz.
Bu süreç, eşkıyanın dünyaya hükümdar olduğu bir süreç.
Daha dün Gazze’de yaptıkları soykırımları unutulan ABD–İsrail ikilisi, yine yeniden İran’a çullandı.
Hukuksuz, insafsız bir saldırıyla komşumuz İran’ın bir numaralı ismi Ali Hamaney, ailesi ve üst düzey birçok isim şehit edildi.
Üzerinde herkesin uzun uzun düşünmesi gereken bir durumla karşı karşıyayız.
Biz meseleye insanlık açısından ve Türkiye’mizin bekası açısından bakmak zorundayız.
Ortada egemen bir ülkenin liderinin katledildiği bir saldırı var, ortada 148 kız çocuğunun katledildiği bir saldırı var.
Ortada hukuk yok, haydutluk var; hukuk yok, Haçlı-Siyonist ittifakının vahşeti var.
ABD–İsrail ikilisinin İran saldırısı, hem İran özelinde hem de İslam coğrafyasında birçok hakikati ortaya çıkarmıştır.
Meseleye İran açısından bakacak olursak ortada büyük bir istihbarat zafiyeti söz konusu. Bu zafiyet, devletin bir numarasının ölümüne neden olan bir zafiyet. Belli ki en üst düzey isimler arasında ajan var.
Kısa bir süre önce bombaların hedefi olmuş bir ülkenin böyle bir tedbirsizliğini anlamak mümkün değil.
İran’ın her şeye rağmen saldırıya güçlü bir karşılık vermesi kıymetli. İsrail ve bölge ülkelerindeki ABD üsleri hedef alındı.
Bu durum da ABD’ye güvenen Körfez ülkeleri açısından ibretlik bir durumu ortaya çıkardı.
ABD, bu ülkelerin hiçbirini koruyamadı.
Demek ki ABD’ye güvenip onun kayığına binmemek gerek!
Dileğimiz, ülkemiz başta olmak üzere tüm Orta Doğu’nun Büyük Orta Doğu Projesi girdabından çıkıp huzur dolu günlere kavuşmasıdır.
Bizi bu girdaptan kurtaracak olan da Atatürk çizgisidir. Ortadoğu haritasına baktığımız da bir tek Atatürk Türkiye’si kaldığını görüyoruz.
İşte bu noktada üniter yapımızı, milli birliğimizi bozacak açılımlarla uğraşmak yerine Cumhuriyetimize sımsıkı sarılmak zorundayız.
11. Uluslararası MEM Kongresi'ni takip ederken uzun süredir üzerinde düşündüğüm bir hususla alakalı bir şeyler yazmak istedim. Dünya tarihinde önemli denklemler vardır. Einstein: E = mc², Newton: F = ma, Schrödinger: Ĥψ = Eψ, Maxwell: ∇ × E = −∂B/∂t...
Prof. Dr. Haydar Baş'ın parayı bir operatör (işlemci) olarak ele alan P → d/dt formülü de son yüzyılın en önemli formüllerinden biridir. Mantıksal olarak diğer çığır açıcı formüllerle enteresan bir ilişki içindedir. Nitekim Newton kuvvetin kütleye uygulanan bir operatör olduğunu göstermiştir.. Baş da paranın üretim faktörlerine uygulanan bir operatör olduğunu göstermiştir. Newton mekaniğindeki "eylemsizlik" (inertia) halindeki kütlenin harekete geçmesi için dış bir kuvvete ihtiyaç duyması gibi, piyasanın da paraya (tüketim kabiliyetine) ihtiyacı vardır. Gelelim Einstein'a. Einstein kütle ve enerjinin özdeşliğini göstermiştir. Baş ise bu formülle paranın emeğin ve üretimin karşılığı olması ile ilgili bir özdeşlik tanımlamıştır.
Schrödinger denkleminde Hamiltonyen operatörü dalga fonksiyonuna uygulanır ve enerji (özdeğer) verir. MEM'de para kendi karşılığı olan üretim faktörlerini tetikleyerek gene bir özdeğer verir. Kuantum mekaniğinde "gözlem/ölçüm" (operatörün uygulanması) dalga fonksiyonunu çökertip gerçekliği oluşturur. MEM'de de para (talep), potansiyel üretimi (arzı) realize eder. Para olmadan emek ve hammadde sadece bir "potansiyel" olarak kalır, operatör (para) devreye girdiğinde "ekonomik değer" oluşur. Maxwell denkleminde de bir alan (E), diferansiyel operatörlerle başka bir alana (B) bağlanır. MEM'de para alanı, türev operatörüyle üretim alanına bağlanır. Yani iki alan birbirini doğurur.
İşin enteresan tarafı diğer bilim insanları çeşitli ölçümlerle ve çeşitli hesaplamalarla bu formülleri buldular. Onlar uzayın, zamanın, enerjinin ve sayıların ustasıydı. Prof. Dr. Haydar Baş bütün bunların ötesinde bir insan ustasıydı. İnsanı çok iyi anlayarak ve tanıyarak bu denklemleri kurguladı. P → d/dt'ye paranın üretimi tetiklemesi ve aynı zamanda tetiklediği üretim faktörlerinin karşılığı olması özelliği üzerinden yaklaştım ama bu formülün bir de insan niyetlerini açığa çıkarma yani tahrik işlevi de var ve bunu bilinen matematikle modelleyemeyeceğimizi düşünüyorum. Tüm dünya şu anda, Avrupa'nın kalbinde bütün bu anlattıklarımın kaynağı Milli Ekonomi Modeli'ni ve bir Türk'ün dehasını konuşuyor. Ülkemizdeyse her zaman olduğu gibi maalesef saçma sapan gündemlerimiz var ama iyi ki @huseyinbas_BTP de var. Türkiye'de en azından bir parti bu iktisadi ve sosyal paradigma değişiminin mirasçılığını üstleniyor.
Bugünkü son oturumun başkanı Viyana Teknik'ten Knoflacher'in ve Fransa'dan katılan bilim insanı Hunjra'nın dediği gibi MEM "İlginç ve heyecan verici." Okumalı, okutmalı, üzerinde düşünmeli. Sadece bilimsel bir merak ve heyecan için değil, insanlığın geleceği için. Bu arada bugünkü bilimsel şölen için @ubemb_tr ve @BTP_Parti 'ye gönülden teşekkürler.
@huseyinbas_BTP Aşırı multi zenginlerin insanlıktan çıkıp, ilkel vahşi varlıklara dönüştüğü, akla hayale gelmeyen,vicdanlara sığmayan olayların paylaşıldığı bu günlerde MEM kongresi ve özellikle kapanış konuşmanız ilaç gibi geldi,hala bu düzenin değişebileceğine umudumuz ve ümidimiz var,varolun
1- İstanbul '05
2- Bakü '06
3- Heidelberg '07
4- Bursa '08
5- Bursa '08
6- Bursa '09
7- Bursa '10
8- Lefkoşa '13
9- İstanbul '15
10- Bursa '18
11- Viyana '26…
@LawofTrade_ Aynı şey trabzon havalimanında da var üst katta güvenlik kontrolünde tereyağ bal vs varsa geçirtmiyorlar ama alt kata inip uçağa geçiş yapacağın yerde satışı yapılıyor
Buna sebep olanlar ağır yargılanmalı ağır cezalandırılmalı, nasıl insanlık dışı muameleye maruz bırakılabilir ülkemizin geleceği gençlerimiz, onlar kıymetlilerimiz değil mi, bu gerçekten işkence
"Küçük ayakkabı vermişler. Oğlum telefonda bana ‘Anne ayaklarım yara ve şiş, ayakkabı değişikliği istedim, reddettiler, terlik istedim onu da reddettiler. Revir talebimi de reddettiler. Ayaklarım çok acıyor anne’ dedi. Bunları duyduğumda çok kahroluyordum. Fakat Devlet Kapısı olduğu için elim kolum bağlıydı."
@huseyinbas_BTP Çocuklarimiz adına çok üzülüyorum belki bugün iyi gibi görünüyorlar ama maruz kaldığımız gıdalar yüzünden gelecekte ki sağlıklarından endişeliyim