Trump’ın bokunu bile gündem ettiler
İktidarın, NATO Zirvesi için Ankara'da yıllardır halkı için yapmadığı düzenlemeleri Trump geliyor diye apar topar yapanları gururla servis eden yandaş medya, şimdi de Trump'ın kullandığı tuvaletten canlı yayın yaptı; dışkısını yanında götürüp götürmediğini bile araştırdı.
Hacettepe Üniversitesi öğretim üyesi, değerli bilim insanı, sanat tarihçisi, eleştirmen ve yazar Doç. Dr. Bedrettin Cömert, 11 Temmuz 1978 sabahı Ankara Gaziosmanpaşa'daki evinin önünde, arabasına bindiği sırada uğradığı silahlı saldırı sonucu 38 yaşında katledilmiştir. Saldırı sırasında yanında bulunan eşi Maria Cömert de ağır yaralanmıştır.
Bu cinayet, Türkiye'nin 12 Eylül öncesi yaşadığı siyasi kaos ile devrimciler ve karşı-devrimciler arasında süren çatışma ortamında, aydınları ve bilim insanlarını hedef alan karanlık suikast zincirinin en acı halkalarından biridir.
Dönemde halktan yana ve ilerici akademisyenlere yönelik tasfiye ile baskı operasyonları hız kazanmışken, Bedrettin Cömert’in tüm tehditlere rağmen dik duruşundan, devrimci ve bilimsel çizgisinden ödün vermemesi egemenleri ve dönemin faşist odaklarını rahatsız ederek onu açık bir hedef haline getirmiştir.
Usta şair Ahmet Telli’nin cenazesi, Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa verildi.
“Büyük aşklar yolculuklarla başlar
Ve serüvenciler düşer bu yollara ancak.
Onlar ki dünyanın son umudu
soyları tükenen birer çılgındırlar.”
Ahmet Telli'nin 18 Ocak 1978 tarihli Kurtuluş haftalık gazetede yayınlanan "Enver Gökçe ve Panzerler Üstümüze Kalkar" başlıklı yazısını tekrar paylaşıyoruz.
Kurtuluş, Sayı 3 | Ocak, 1978
Bursa'da çiğköfteci dükkanında Ahmet Kaya şarkısı açan bir yurttaş,başka bir kişinin ırkçı saldırısına maruz kaldı.
Saldırgan, “Kürtçe şarkı mı açıyorsun” diyerek, çiğköfteciyi tehdit etti!
Aksaray Yeni Sanayi Sitesinde bir oto tamircide çalışan 13 yaşındaki çocuk işçi, ustası tarafından ıslak havlu ile dövüldü. Darp eden şahıs serbest bırakıldı!
12-14 Temmuz 1991 tarihinde, Türkiye devrimci tarihine 12 Temmuz Katliamı olarak geçen saldırılarda, 12 Devrimci Sol savaşçısı ve yöneticisi teslim olmayarak ölümsüzleşti. 12 Temmuz’da 10, 14 Temmuz’da ise Ankara’da 2 devrimci olmak üzere 12 devrimci katledildi.
Dikilitaş, Balmumcu, Nişantaşı ve Yeni Levent’te, kontrgerilla şefi Mehmet Ağar komutasındaki birlikler devrimcilerin evlerini bastı.
Kontrgerilla birlikleri, itfaiye ve ambulanslarla birlikte evlerin bulunduğu mahallelerin giriş ve çıkışlarını kapatmış, mahalle sakinlerinin dahi dışarı çıkmasını engellemişti. Saldırılar yalnızca silahlarla değil, bombalarla da gerçekleştiriliyordu. Operasyon sonrası radyolarda ve televizyonlarda katiller alkışlanıyor, tebrik ediliyordu.
Saldırının tarihi de dikkat çekiciydi. 20 Temmuz’da emperyalist George Bush Türkiye’yi ziyaret edecekti. Operasyon da öncesinde gerçekleştirilmişti.
Aşağıda ölümsüzleşen devrimcilerin isimlerine yer veriyoruz;
Niyazi AYDIN, Ömer COŞKUNIRMAK, Yücel ŞİMŞEK, İbrahim İLÇİ, İbrahim ERDOĞAN, Nazmi TÜRKCAN, Bilal KARAKAYA, Hasan ELİUYGUN, Zeynep Eda BERK, Cavit ÖZKAYA, Fintoz DİKME, Buluthan KANGALGİL
Kurtuluş Hareketi’nin emektarlarından Kurtuluş Sosyalist Dergi’de genel yayın yönetmeni olarak da görev alan şair, mücadele dostumuz Ahmet Telli’yi kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.
Ahmet Telli Kurtuluş Kavgamızda Yaşayacak!
"Belli ki dağların, denizlerin
Ve göllerin üzerinden
Sıyrılıp gelmektedir seher
Belli ki yakındır
Belli ki yakındır doğayı
Ve hayatı sarsacak saat"
Toplumcu şiirin güçlü kalemlerinden Ahmet Telli'yi yitirdik. Yaşamı boyunca şiirini halkın acılarıyla, emek mücadelesiyle ve özgürlük özlemiyle buluşturan; devrimci mücadele içinde de yer alan Telli, baskıya karşı direnen, umudu büyüten dizeleriyle kuşaklara ses oldu.
Ardında yalnızca unutulmaz şiirler değil; eşitlikten, özgürlükten ve insandan yana bir duruş bıraktı. Mücadelesi dizelerinde, dizeleri ise halkın belleğinde yaşamaya devam edecek. Saygıyla anıyoruz.
Ahmet Telli'nin 11 Nisan 1978 tarihli Kurtuluş haftalık gazetede yayınlanan "Devrimci Kürt Şairi Ciğerhun ve Lenin Şafağı" başlıklı yazısını tekrar paylaşıyoruz. Ahmet Telli 1982 yılında bu yazı sebebiyle 1 yıl 3 ay hapis cezası almıştır.
Sermaye düzeni bir çocuğun daha canını aldı!
16 yaşındaki MESEM öğrencisi Yiğit Kesme , Osmaniye Düziçi Küçük Sanayi Sitesi'nde traktör tamir atölyesinde çalışırken traktörün hidroliğinin düşmesi sonucu ezilerek hayatını kaybetti!
İrade kırmaya yönelik tecrit uygulamalarına karşı devrimciler süresiz açlık grevindeler.
Onların sesini dışarıya taşımalıyız. Gürkan Türkoğlu’nun katillerinin yeni cinayetler işlemesine sessiz kalmayın.
Hücreler değil, özgürlük kazanacak!
Silivri 6 Nolu Hapishanesi’nin tecrit politikalarına karşı süresiz açlık grevinin 73. gününde olan İstanbul Üniversitesi öğrencisi Taceddin Erol Şahin'in yazmış olduğu mektubu paylaşıyoruz.
Merhabalar... Nasılsınız? İyi olmanızı umuyor ve diliyorum. Öncelikle kısaca kendimden bahsedeyim. Ben İstanbul Üniversitesi öğrencisiyim. Fakat öğrenciliği sadece derse girip, not bulup, diploma almaktan ibaret görmüyorum. Parasız - Bilimsel - Demokratik eğitimi tüm gençlerin hakkı olarak görüyor, herkesin bu hakka ulaşabilmesi için mücadele ediyorum.
Bu sebeple tutuklandım. Tabi böyle bir tutuklama sebebi olmayacağından bundan daha mantıklı olmayan sebepleri gerekçe olarak sundular. Grup Yorum emekçisi olmak, Berkin Elvan'ın yemeğine katılmak, önümü kesip tehdidine uğradığım polisleri teşhir etmek.
İlkine diyecek bir şeyim yok.
Severek dinlediğim, fikirlerini savunduğum bir müzik grubu. Ancak ortak sosyalist bir ufka inanmak dışında bağım yok. Berkin Elvan bugün bütün ülkenin bildiği, tanıdığı bir isim. Umudun çocuğu... Bizde Berkin'in arkadaşları olarak onu hiç unutmadık. O 16 kiloluk çocuk tabutu hâlâ yüreğimizin orta yerinde duruyor!
Bende Berkin'in anısına verilen, Sami amcanın, Gülsüm annenin ve sevenlerinin olduğu yemeğe katıldım, aynı sofraya kaşık salladım. Son gerekçe ise başta da söylediğim gibi esas tutuklanma nedenim. Yolumu kesip beni tehdit eden polislerin tehditlerine kulak asmadım ve onları teşhir ettim.
Çünkü bu sadece bana yönelik değil, tüm öğrenci gençliğe yapılan bir saldırı ve ancak bunun karşısında durarak kazanım elde edebiliriz. Anlattıklarımın sonucu olaraksa şuan Marmara 6 No'lu hapishanesinde tutsağım. Burada benim gibi uydurma gerekçelerle tutuklanmış 8 arkadaş birlikte kalıyoruz. Birlikte, ama nasıl? İdarenin tamamen keyfi ve yasadışı zorbalıklarına maruz kalarak.
Acımızın, sevincimizin, mahremiyetimizin yani özel hayatımızın 24 saat izlenmesini istemediğimizden "emirlere" aykırı davranmamız gerekçe gösterilerek hepimiz 8,2 M²'lik hücrelere ikişerli olarak kapattılar. Günümüzün 22 saatini dolap, ranza, masa 2 sandalye ve banyonun bulunduğu bu alanda geçiriyoruz. Sabahtam akşama her tutsağa hak olan havalandırmaysa günlük sadece 2 saat, 2 kişi olarak çıkıyoruz.
Bu ve benzeri uygulamalara karşı biz de bedenimizi açlığa yatırdık. Ben ve Cem Dursun 72, Can Kaba ve Basri Yıldız 53 gündür açlık grevindeler. Biz onurumuzu korumak için bu yola çıktık. Haklarımızı alana kadar yürüyeceğiz.
Söyleyeceklerim bu kadar. Dayanışma ezilenlerin inceliğidir. Sizden isteğimiz de sesimize ses olmanız, yaşadıklarımızı duyurmanızdır. Çalışmalarınızda başarılar dilerim kendinize iyi bakın. Umut ve dayanışmayla görüşmek üzere.
Taceddin Erol Şahin
"Ey şair
yine bölük pörçük anlattın
yine eksik bıraktın bir şeyleri
gün devrilmekte ama sen
tutmamışsın acımızın çetelesini
sen sus artık, bize bundan sonrasını
dövüşen anlatsın"
Hem şair hem dövüşendi. Kurtuluş Hareketi’nin emektarlarından, Kurtuluş Sosyalist Dergi’de genel yayın yönetmeni olarak da görev almış şair Ahmet Telli’yi kaybettik.
Anısı Kurtuluş kavgamızda yaşayacak.