Mikrofonu görünce aslan kesilip 'korkulu rüyan olacağım, ipliğini pazara çıkaracağım' diye şov yapmak işin kolayı.
Benim veremeyecek tek bir hesabım yok.
Öyle uzaktan bağırarak kabadayılık olmaz.
Elinden geleni ardına koyan namerttir.
HODRİ MEYDAN!
Bornova Belediye Başkanı’nın açıklamalarını şaşkınlıkla ve endişeyle takip ettim. “Kamu zararını cebimden ödeyeceğim” demek ilk bakışta sorumluluk almak gibi sunulsa da meselenin özünü ıskalayan son derece yüzeysel bir yaklaşım. Hangi birini cebinizden ödeyeceksiniz? Sadece 5 ay 8 günlük maaşı mı? O süreçte yapılmayan işler, aksayan hizmetler, Bornova’nın kaybettiği zaman ne olacak? Kamu zararı dediğiniz şey yalnızca maaş kaleminden mi ibaret?
Daha da önemlisi, bu açıklamanın tonu. Bir özeleştiriden ziyade, “ben öderim konu kapanır” gibi bir kibir içeriyor. Bu yaklaşım, bir yönetim zaafını örtmez; aksine derinleştirir. Asıl soru şu: Bu kişi nasıl işe alındı? Referansla geldiği açıkça ifade ediliyor. O halde sormak gerekiyor: Sizin belediyeniz bir “referanslar belediyesi” mi? İşe alımlarınızda ehliyet değil de tanıdıklar mı geçerli?
Bugün “münferit” denilerek geçiştirilen bu olay, aslında daha büyük bir sorunun işareti olabilir. Eğer bir personel aylar boyunca bu şekilde sistem içinde kalabiliyorsa, bu sadece bireysel değil kurumsal bir zafiyettir. Bu da doğal olarak şu soruyu doğurur: Yılların birikmiş sorunları, kentin geleceği, kimlerin yönetim anlayışına emanet?
Bornova’nın, İzmir’in kaybedecek tek bir günü bile yokken, bu tür krizlerle gündeme gelen bir yönetim anlayışı karşısında ciddi bir endişe duymamak mümkün değil. Çünkü mesele bir kişi değil; mesele, kamu yönetimine bakışın kendisidir.
Değerli hemşerilerim şahit olsun! İşte CHP zihniyeti budur. Ben her türlü yolsuzluğu, usulsüzlüğü, aymazlığı yaparım ve ortaya çıkarsa da üç beş kuruş verir insanların ağzını kapatırım. İşte CHP zihniyetinin İzmir’e ve İzmirliye reva gördüğü muamele budur. Bu tavır, bu niteliksiz yöneticiler, bu iş bilmez kadrolar, bu torpil sistemi yüzünden İzmir başta olmak üzere tüm Türkiye’de CHP Belediyeleri sırayla iflas etmektedir. SGK’ya bile borcunu ödeyemeyen, işçilerinin maaşlarını yatıramayan, belediye arazilerini yandaş müteahhitlere peşkeş çeken işte bu CHP’dir.
Genel başkanları Silivri ekseninde CHP’yi dönülmez bir felakete sürükleyip her hafta öfke nöbetleri geçirerek sağa sola hakaret ediyor. O genel başkanın seçtiği belediye başkanları da arsızlığa, hırsızlığa, yolsuzluğa bulaşıp millete mütekebbir ifadelerle “parası neyse vereyim ağzınızı kapatın” diyebilecek cesareti buluyor.
Demokrasi bugünler için var! Az kaldı, İzmir sizinle hesaplaşacak, Türkiye sizinle hesaplaşacak!
Tarih, millete karşı gösterdiğiniz bu af olunmaz tavrınızı utanç sayfalarına elbette yazacak.
Tarım ve Orman Bakanımız Sayın @ibrahimyumakli’yı İzmir Ticaret Odası Başkanı Sayın Mahmut Özgener ile birlikte ziyaret ettik.
Çalışmalarında kolaylıklar diliyoruz.
Siyaset yapamayanların, argümanı tükenenlerin her zamanki yolu yine hakaret ve küçümseme olmuştur.
Milletin iradesiyle görev yapan insanları hedef alan ve kullandığı söylemle kendisinin halktan ne denli koptuğunu gözler önüne seren Ali Mahir Başarır, aslında kime ve neye yabancı olduğunu açıkça göstermektedir.
Genel Sekreterimiz Sayın @eyupkadirinan, hizmet ettiği makama emeğiyle, mücadelesiyle yer almıştır. Tartışma açmak isteyenler önce kendi siyasi aynalarına bakmalıdırlar.
Bugün Türkiye’de katılımcı demokrasiye ve siyasete omuz veren her dört kişiden üçü,
iradesini AK Parti çatısı altında ortaya koymuştur.
Tüm siyasi parti üyelerinin %72’si AK Parti’dedir.
Bu yalnızca bir çoğunluk değildir;
bu, milletin güvenini liderinde somutlaştırdığı
açık bir iradedir.
Ve bu irade;
milletin her daim güvenini kazanan,
yol yürüdüğü liderde
Recep Tayyip Erdoğan’da birleşmiştir.
AK Parti, diğer tüm partilerin toplamından 7 milyon 56 bin 317 üye fazladır.
Bu fark;
bir siyasi rekabetin değil,
bir lider–millet buluşmasının adıdır.
Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde AK Parti;
sandıkla başlayan,
teşkilatla güçlenen,
milletiyle kök salan
dünyanın en büyük siyasi hareketine dönüşmüştür.
İşte bu yüzden AK Parti,
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın küresel liderliğinde
demokrasinin kalesi hâline gelmiştir.
Partimize üye olarak bu büyük yürüyüşe omuz veren
tüm dava arkadaşlarımıza gönülden teşekkür ediyoruz.
#BizBüyükBirAileyiz
📍 Bornova
Ege Bölgesi çalışmaları kapsamında Bornova’daydık.
İlçe Başkanımız Sayın Cihan Dağlıer, kıymetli ekibi ve Bornova teşkilatımızla bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duydum.
Her şartta samimiyetle çalışan teşkilat mensuplarının gayreti çok kıymetli. Ben de bu büyük ailenin mensubu olmaktan onur duyuyorum.
Birlik ve beraberlik içinde, aynı inanç ve sorumluluk bilinciyle yol yürümeye; milletimiz için omuz omuza çalışmaya devam edeceğiz. 🇹🇷
Bornova Belediyesi tarafından Mustafa Kemal Caddesi’nde aylarca sürdürülen orta refüj ve kaldırım düzenleme çalışmaları, Bornova merkez trafiğini rahatlatmak bir yana, ne yazık ki daha da içinden çıkılmaz bir hale sürüklemiştir.
Yol, hiçbir bilimsel trafik analizi yapılmadan daraltılmış, Bornova’nın en işlek ana arterlerinden biri, en ufak bir aksaklıkta tamamen tıkanan bir noktaya dönüşmüştür. Bugün bu cadde üzerinde trafik akmıyor, adeta çileye dönüşmüş durumdadır. Esnaf zarar görüyor, acil durum araçlarının geçişi dahi tehlikeye giriyor.
Kaldırım düzenlemeleri ise keyfi bir anlayışla yapılmış, bazı iş yerlerinin önünde geniş alanlar yaratılırken, bazılarında yayaların yürümekte zorlandığı kaldırımlar bırakılmıştır. Bu uygulama ne adaletlidir ne de çağdaş şehircilik anlayışıyla bağdaşmaktadır.
Soruyoruz:
• Bu proje hangi ihtiyaç analizine dayanarak yapıldı?
• Yolun daraltılmasının trafiğe etkisi hiç mi hesaplanmadı?
• Bornova halkının görüşü neden alınmadı?
Mustafa Kemal Caddesi’nde yapılan bu uygulama, kamu yararını gözetmeyen, masa başında alınmış kararların sahaya yansımasından ibarettir. Bornova halkı, vitrin projelerine değil, eşit, planlı ve ulaşımı rahatlatan çözümlere layıktır.
Yapılanlar kentin yaşamını kolaylaştıracak bir proje değil, alelade plansızlık örneğidir.
Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı’nın kapıları bir kez daha umutla aralanıyor.
Çünkü Türkiye Yüzyılı, engelleri aşan bir iradenin, insanı yücelten bir vicdanın adıdır. Bu Yüzyıl, 'Engelsiz Türkiye’nin Yüzyılı'dır.
CHP Belediyeciliği İzmir’i çöplüğe çevirdi!
Bugün İzmir’de faal olan Bergama ve Ödemiş’teki iki katı atık depolama tesisi, AK Partili belediye başkanlarımızın vizyonuyla kente kazandırıldı. Eğer o dönem bu yatırımlar yapılmamış olsaydı, bugün İzmir’in çöp sorunu çok daha büyük bir felakete dön��şmüş olacaktı.
Ancak çeyrek asırdır İzmir’i yöneten CHP’nin beceriksizliği ve vizyonsuzluğu, hemşehrilerimizin hayatını çekilmez hale getirdi. Başta Buca, Konak, Karşıyaka olmak üzere vatandaşlarımız her gün evlerinden çöp dağlarının arasından geçerek çıkmak zorunda kalıyor. Halk sağlığı her geçen gün daha büyük bir tehdit altında!
CHP’li ilçe belediyeler suçu Büyükşehir’e atıyor ancak gerçek ortada: Hem ilçe belediyeleri hem de Büyükşehir, bu sorumsuzluğun doğrudan müsebbibidir!
Maaş ödeyemeyen, çöp toplayamayan, yıllardır çöp depolama sorununu çözemeyen CHP belediyeciliği; İzmir’i rezalet içinde bırakmıştır. İzmir’in sokakları çöplüğe, caddeleri pisliğe teslim edilmiştir.
Bu kentin insanı, çeyrek asırdır süren ihmalkârlığın, liyakatsizliğin ve sorumsuzluğun ağır bedelini ödemektedir.
İzmir, CHP zihniyetinin elinde her geçen gün tükenmektedir!
Milletvekilimiz Sayın Mahmut Atilla Kaya, şahsınızın (@omereskichp) siyasi kültürden, adap ve erkan bilincinden, etik değerlerden ve nezaketten tamamen uzak üslubunuza yönelik oldukça yerinde bir eleştiride bulunmuş ve haddinizi bildirmiştir.
Konuşması Bornova'daki planlara yönelik değildir. Değerlendirmeleri, size ve sürekli kullandığınız çirkin üslubunuza yöneliktir.
Kendisi İzmir’de ve deprem bölgesindeki çalışmalarıyla, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Cemil Tugay’ın bile takdir ettiği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımıza yönelik seviyesiz üslubunuzu eleştirmiştir. Üslub-u beyan, ayniyle insan. İnsan ne ise öyle konuşur. Kullandığınız dil, seviyesiz, ölçüsüz, sokak ağzından öteye geçemeyen bir dil.
Bugünkü açıklamanızı görünce, tecrübeli bir siyasetçi olan Sayın Milletvekilimizin söz konusu a��ıklamalarının ne kadar yerinde olduğunu bir kez daha anlıyorum.
Ancak Sayın Milletvekilimizin konuşmasında bahsetmediği halde Bornova planlarına girmenizi manidar buluyorum.
Mademki Bornova planlarına girdiniz o zaman biz de girelim. Geçen hafta yapılan Meclis toplantısında da sorduk, bugün de soruyoruz:
1-Bakanlık “bize hiçbir şey sormadı” diyorsunuz, net şekilde soruyorum? Bakanlık size resmi yazıyla plana yönelik görüş sordu mu, sormadı mı?
2- Bakanlık size “hiçbir şey sormadıysa” 2 Ağustos 2024 tarihinde neden Bakanlığa plana ilişkin 4 sayfalık görüş yazısı gönderdiniz?
3-Bornova Belediyesi olarak 2 Ağustos 2024 tarihinde Bakanlığa gönderdiğiniz dört sayfalık görüş yazınızda, plana dair “olumlu” mu görüş verdiniz, “olumsuz” mu görüş verdiniz?
4-Üstelik Bornova Belediyesi birçok planı açıkça reddederken, bu plana neden net bir “hayır” demediniz?
5-4 sayfalık plan görüşünüzde, alan büyüklüğü uygun derken, plana yapılan 05.03.2025 tarihli itirazınızda “sit alanı bütünlüğünde çalışma yapılması gerekir” diyerek bu bölgenin planlanması ile ilgili uygun görüş vermiş olmuyor musunuz?
6-“Bize hiçbir şey sormadı” dediğiniz Bakanlık, 07.06.2025 tarihinde yaptığınız itirazların bir kısmını kabul ettiğini resmi olarak size birdirdi mi, bildirmedi mi?
7-Yine verdiğiniz plana esas 4 sayfalık görüşünüzde, “plan bütününde DOP alanları eşit değil” demenize ve 16. madde uygulamasında ortaya çıkan zaiyat sorununa rağmen, neden “planın tamamına esas olacak şekilde encümen kararı alıp” uygulama etaplarını belirlediniz?
8-Olumsuz görüş vermediğiniz plana ne hikmetse sonra dava açtınız. Bir anda fikirlerinizi ne değiştirdi anlayamadım.
Sözde karşı olduğunuz bir plana dava açarken, aynı anda uygulama etap sınırlarını belirlemeniz, dava sürecinde belediyenin elini zayıflatmıyor mu?
Bu çelişkili kararın gerekçesini kamuoyuna açıklayabilecek misiniz?
9-Yarın dava sürecinde karşı taraf çıkıp, ‘Belediye önce plana olumsuz görüş vermedi, sonra dava açtı, ardından da uygulama etap sınırlarını belirleyen encümen kararı aldı’ derse nasıl bir savunma yapacaksınız?
10- Ve asıl soru, 1 YILI AŞKIN SÜREDİR sizin bilginizde devam eden sürece yönelik olarak, bir anda görüş değiştirerek NEDEN ŞİMDİ AÇIKLAMA YAPIYORSUNUZ?
Sonuç ortada:
Bir taraftan ‘plana karşıyım’ diyorsunuz, öte yandan sözde karşı olduğunuz bu plan için etap sınırlarını belirliyorsunuz.
Oysa uygulama etap sınırlarını belirlemeden de süreci yönetebilirdiniz.
Ama siz etap sınırlarını belirleyerek aslında ‘bu plana karşı değilim’ demiş oldunuz.
1 yılı aşkın süre susup, sonra da çirkin ve yakışmayan bir dille Bakanlığa saldırıyorsunuz.
AK Parti İzmir Büyükşehir Belediyesi Grubu olarak, Plana yönelik öneri ve tenkitlerimizi sürecin başladığı tarihten bugüne kadar, Mecliste hep dile getirdik. Büyükşehir Meclis toplantılarına katılmadığınızdan haberiniz olmayabilir, arşive girip bakabilirsiniz.
Maalesef üslup ve yaklaşımlarınız sebebiyle sizinle bir şey konuşmak mümkün değil.
Ancak İzmir Büyükşehir Belediyesi ile koordineli bir biçimde, İnciraltı’nda ve Balçova Arsa Mağdurları’nda olduğu gibi, şehrimize katkı sunacak her konuda çalışmaya hazırız.+++
*Kamu İşçilerinden (696 khk+işkur) mali külfeti olmayan, eşitlik ve hak kaybımızın sona erdirilmesi adına açık ve net talebimiz;*
*1) Tayin Hakkı:* Aile bütünlüğümüzün korunması, yuvalarımızın dağılmaması adına bu haklı talebiz karşılanmalıdır. *2) Meslek Kodu Güncellenmesi:* Yıllarca fiilen yapılan işe uygun MESLEK KODU güncellenmesini talep ediyoruz. Ayrıca yerinden çekilen arkadaşlarımızın da eski işlerine geri döndürülüp uygun meslek kodu verilmelidir.
Bu sorunların giderilmemesi işçilerin işsiz kalmasına neden oldu/olacaktır. Geri plana atılacak basit gibi görünen sorunlar değildir. Ricamız ivedilikle çözüme kavuşturulmasıdır. *#Kamuişçileri
@bakigulbaba@devletsert@hakiskonf@turkiskonf@RAMAZANAGAR
@_ozgedemir_
@ipekozkal@HakanToy06@Kayahanuygur@KOOPISSENDIKASI@diskinsesi@tezkoopissndk@06isciplatformu@Akparti@MHP_Bilgi
Sen önce şu İzmir’in çöplerini topla, Körfez’i havalandır, musluktan suyu akıt… Sonra çıkar ülke hakkında konuşursun; önce bir zahmet kendi belediyelerini kurtar!