Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yaptığı en tehlikeli işlerden birisinin maarif modeli olduğunu söyleyen Eğitim Sen Genel Başkanı Irmak, “Bu model dini ve milli referansları hedef alan bir anlayışı ortaya koymaktadır” dedi.
https://t.co/02TyWKB6Hm
Okullar kapanmadan MEB’in güvencesiz çalıştırdığı personelin sözleşmeleri sona erdi.
Okullarda temizlik ve güvenlik görevlisi kalmadı.
Eğitimciler tepkili: “MEB, okulların en temel ihtiyaçlarını dahi planlayamıyor.”
Doğa Baskan’ın haberi
https://t.co/QYmSDBXLaZ
🔴MEB, Okullarda Devam Eden Temizlik ve Hijyen Sorununa Kalıcı Çözüm Üretmelidir!
Eğitim hakkı yalnızca dersliklerin varlığı, müfredat ya da ders kitaplarıyla sınırlı değildir. Öğrencilerin temiz, sağlıklı ve güvenli ortamlarda eğitim görmesi de eğitim hakkının ayrılmaz bir parçasıdır. Kamusal eğitimin niteliğini korumak ve geliştirmek isteyen bir anlayış, öncelikle okulların temel ihtiyaçlarını güvence altına almak zorundadır.
Eğitim Sen olarak Millî Eğitim Bakanlığı’nı sorumluluk almaya çağırıyoruz. Okullarda temizlik ve yardımcı hizmetlerde yılın hiçbir döneminde aksama yaşanmaması için gerekli önlemler derhal alınmalıdır. Her eğitim-öğretim döneminde yeniden karşımıza çıkan bu sorunun kaynağı ortadan kaldırılmalı; okulların temizlik ve yardımcı hizmetler alanındaki personel ihtiyacı kadrolu, güvenceli ve sürekli istihdam yoluyla karşılanmalıdır.
Öğrencilerin sağlığı, eğitim ve bilim emekçilerinin çalışma koşulları ve kamusal eğitimin gerekleri tasarruf politikalarına, geçici çözümlere ve güvencesiz istihdam modellerine terk edilemez. İktidar ve Millî Eğitim Bakanlığı’nın görevi, eğitim hizmetlerini günü kurtaran uygulamalarla değil; kamusal sorumluluğun gereklerine uygun, planlı ve kalıcı politikalarla yürütmektir.
https://t.co/42eEGmDX97
31 yıl önce bir haziran gününde, işçilerin, emekçilerin ve alın teriyle yaşayanların sesi olmak için yola çıktık
Bir tomurcuk olarak başladığımız yolculukta, bugün de leylak gibi dirençle yarına uzanıyor; emeğin, hakikatin ve mücadelenin yanında durmaya devam ediyoruz
“gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor”
🗞️ #Evrensel31Yaşında
🔴Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in Görevdeki 3 Yılı: Siyasal-İdeolojik Kuşatma ve Kamusal Tasfiyenin Bilançosu
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in görevdeki ilk üç yılı; eğitim emekçilerinin yoksullaştığı, angarya çalıştırma ve fiili sürgün politikalarının hayata geçirildiği, milyonlarca öğrencinin bir öğün ücretsiz yemek ve temiz suya muhtaç edildiği; tarikat ve cemaatlerle yüzlerce protokolün imzalandığı, okulların hijyen sorunlarıyla ve personel yetersizliği ile boğuştuğu, eğitim sisteminin bir taraftan piyasalaştığı, diğer taraftan “tek din, tek mezhep” anlayışı üzerinden yeniden biçimlendirilmek istendiği koyu karanlık bir dönem olmuştur. Eğitimin amacı siyasi iktidarın ideolojik arka bahçesini inşa etmek ya da sermayeye bedava iş gücü devşirmek değildir.
Millî Eğitim Bakanlığı’nın sosyal medya hesaplarında yüksek bütçelerle hazırlatılan propaganda amaçlı videolar, eğitimde yaşanan yapısal çöküşü gizlemeye yetmemektedir.
Gerçek bir eğitim reformu; kurumsal videolarla parlatılan görselliğin propaganda aracına dönüştürülmesiyle değil, kamusal, parasız, demokratik, nitelikli, bilimsel, laik, cinsiyet eşitlikçi ve ana dilinde eğitimin tüm okullarda somut olarak yaşama geçirilmesiyle mümkündür. Bakanlığın süslü söylemleri ve “başarı” anlatısı, toplumun önüne konulmuş bir “Maarif Masalı” olmaktan öteye geçmemektedir.
Eğitim Sen olarak bizler; eğitim emekçilerinin örgütlü gücüne, velilerin ve öğrencilerin eşit, özgür ve nitelikli eğitim hakkına dayanarak, bu masalın karşısına gerçekleri koymaya ve örgütlü olduğu tüm okullarda ve işyerlerinde laikliğin, bilimin, kamusal ve demokratik eğitimin yılmaz savunucusu olmaya devam edeceğiz.
https://t.co/M9Ez1BJaur
Eğitim Sen, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in görevindeki üçüncü yılını MEB önünde protesto etti. Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Tekin’in üç yılını ''koyu karanlık bir dönem" diye niteledi.
https://t.co/jo6EhTfMP3
🔴Sınav Güvenliği Önlemleri Hukuka Uygun, Ölçülü ve Şeffaf Olmalı; Eğitim Emekçilerinin Hak ve Özgürlükleri Korunmalıdır!
Eğitim Sen olarak, sınav güvenliğinin sağlanması ile eğitim emekçilerinin özel hayatının gizliliği, kişisel verilerinin korunması ve çalışma alanlarının mahremiyeti arasında kurulması gereken dengenin önemine dikkat çekiyoruz. Millî Eğitim Bakanlığı’nı, uygulamanın kapsamı, süresi, teknik niteliği ve yasal dayanağı konusunda kamuoyunu açık biçimde bilgilendirmeye; öğretmenler odalarını kapsayan, ses ve görüntü kaydı aldığı belirtilen ya da sınav dönemi sonrasında da devam edeceği anlaşılan uygulamalardan vazgeçmeye çağırıyoruz.
https://t.co/u6i3bWn9Jg
'Bulunduğu pozisyonu kınıyoruz!'
Kılıçdaroğlu'nun MYK'sinde görev alan Yıldırım Kaya'ya kurucu genel başkanı olduğu Eğitim Sen'den tepki
https://t.co/cgABfBduGj
⛏️ Doruk maden işçileri haklarını istiyor.
Verilen sözlere ve yürütülen görüşmelere rağmen işçilerin talepleri karşılanmadı. Emekten yana olan herkesi dayanışmaya çağırıyoruz.
📍 SSS Yıldızlar Holding Önü
📅 4 Haziran
🕛 12.00
@bagimsizmadenis
🔴GEZİ DİRENİŞİ’NİN 13. YILDÖNÜMÜ: “YILGINLIK YOK, MÜCADELEYE DEVAM!
Gezi Direnişi’nin üzerinden tam 13 yıl geçti. Milyonlarca insanı eşitlik, özgürlük, adalet, barış, demokrasi ve laiklik talebiyle alanlarda buluşturan Gezi; Türkiye tarihinin en kitlesel, en yaygın ve en görkemli halk hareketlerinden biri olarak hafızalarımızdaki canlılığını ve toplumsal mücadele açısından taşıdığı umudu korumaktadır.
Gezi’de yaşamını yitiren gençlerimizi bir kez daha saygıyla anıyor; katillerinin ve bu cinayetlerin arkasındaki siyasi iradenin peşini bırakmayacağımızı bir kez daha ilan ediyoruz.
Gezi’nin bize bıraktığı en büyük miras dayanışmadır. Çünkü biliyoruz: Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber, ya hiçbirimiz!
Bugün Gezi’yi hatırlamak, sadece geçmişte yaşanmış bir halk hareketini anmak değildir. Aynı zamanda Gezi’nin yarattığı toplumsal umuttan intikam almak amacıyla yürütülen hukuksuzluklara karşı ses yükseltmektir. Siyasi iktidar, Gezi’yi yıllardır demokratik muhalefeti cezalandırmanın bahanesi haline getirmiştir. Uydurma delillerle ve siyasi intikam hırsıyla Gezi Parkı davasında verilen ağır cezalar ile sürdürülen tutukluluklar, Türkiye’de yargının bağımsızlığını büyük ölçüde yitirdiğinin en somut göstergelerinden biridir.
Daha da vahimi, bu süreçte Anayasa Mahkemesi’nin verdiği hak ihlali kararları ve tahliye hükmü içeren bağlayıcı kararlar yerel mahkemelerce açıkça tanınmamıştır. Bu durum, ülkede hukuk devletinin, anayasal düzenin ve temel hak güvencelerinin siyasi iktidarın keyfi uygulamaları karşısında nasıl aşındırıldığını bütün açıklığıyla göstermektedir.
Gezi Direnişi’ni bugün de canlı kılan temel neden, iktidarın baskıcı ve otoriter uygulamalarından rahatsız olan milyonların korku duvarını aşarak alanlara çıkmasıdır. Gezi; yaşam alanlarına, doğaya, emeğe, laikliğe, özgürlüklere ve kamusal haklara sahip çıkma iradesinin ortak bir mücadele zemininde buluşabileceğini göstermiştir.
Gezi sürecinde siyasi iktidar tarafından üretilen ayrımcı, kutuplaştırıcı ve nefret yüklü dil, aradan geçen yıllar içinde daha da sistematik hale getirilmiştir. İktidar karşısında diz çökmeyen, biat etmeyen kişi, kurum, sendika, demokratik kitle örgütü ve siyasi partiler hedef haline getirilmekte; baskı, ceza, yargı sopası ve sindirme politikalarıyla toplumsal muhalefet teslim alınmak istenmektedir.
Ancak Gezi, bu ülkenin halklarına korku duvarlarının aşılabileceğini, dayanışmanın büyütülebileceğini ve milyonların yan yana geldiğinde iktidarların bütün baskı mekanizmalarına rağmen geri adım atmak zorunda kalabileceğini göstermiştir. Meydanlarda dayanışma içinde direnmenin gücünü gören Türkiye halklarının emek, demokrasi, barış, adalet, eşitlik ve özgürlük taleplerindeki ısrarı bugün de sürmektedir.
Başta işçiler ve kamu emekçileri olmak üzere toplumun sömürülen, ezilen, ötekileştirilen ve haksız yere zindanlarda tutulan tüm kesimleri Gezi’nin açtığı yolda yürüdüğü sürece, mücadelenin olduğu her yerde Gezi’den bir iz mutlaka olacaktır.
Gezi Direnişi, geçmişte örülen korku duvarlarını yıkmış; “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!” sözüyle bizlere yürünmesi gereken yolu göstermiştir. Ülkede yaşanan tüm hukuk dışı uygulamalara, hak ihlallerine, anayasayı dahi tanımayan siyasi keyfiyete ve sindirme politikalarına karşı tek çıkar yol; emekçilerin örgütlü, kararlı ve kitlesel mücadelesidir.
Eğitim Sen olarak Gezi Direnişi’nin 13. yılında meydanları dolduran milyonları, Gezi’de yaşamını yitiren gençlerimizi, Gezi davası bahanesiyle zindanlarda tutsak edilen ve iradesi gasp edilen dostlarımızı selamlıyoruz.
Gezi umuttur. Gezi direniştir. Gezi, halkların özgürlük, eşitlik ve adalet iradesidir.
YILGINLIK YOK, MÜCADELEYE DEVAM!
#Gezi13Yaşında
#KaranlıkGiderGeziKalır
Devletin koca üç bakanlığı garantörüm deyip işçileri kandırdı. Talancı ve hırsız bir patrona laf geçiremeyen devletin bakanlıkları , arsız bir patron devletin ve ülkenin kaynaklarına çöktüğü gibi işçilerin haklarına da çöksün diye uğraşıyor.
Patronun arsızlığına, hırsızlığına göz yumanlar, işçiler Ankara’ya gelmesin, anayasal haklarını kullanmasın, patronu rahatsız etmesin diye uğraşıyor.
@erminyaar2#AbartmaTozu kitabı Aziz Nesin öyküleri kadar derin, toplumsal, keyifli ve bir o kadar da mizah dolu bir çocuk kitabı.
Kızım 8 yaşında ve çok eğlenerek okuyor.
Yazarı doğru etkilediysem çok teşekkür etmek istedim.
Uluslararası Adalet Divanı, kamu emekçilerinin grev hakkını “Sendikal Hak ve Örgütlenme” kapsamına aldı. 4688’i değiştirin. Kamu emekçilerine grev hakkını tanıyın.
#grevhakkı, #4688
Üniversiteler şirket değildir, eğitim hakkı tasfiye edilemez!
25 Mayıs Pazartesi günü YÖK önündeyiz. 20 binden fazla öğrencinin eğitim hakkının ihlal edildiği, yüzlerce eğitim ve bilim emekçisinin emeğinin hiçleştirildiği bir ortama seyirci kalan YÖK’ü kınıyoruz. Bilgi Üniversitesi’nin kapatılma kararı derhal geri çekilerek anayasal hak olan eğitim hakkı korunmalıdır.
#Bilgidireniyor
Son iki yılın 'siyasi ilhak' haritası
'Milli irade'yi ağzından düşürmeyenlerin operasyonlarıyla...
> 31 Mart 2024 seçimlerinden bu yana toplamda 4,3 milyon nüfusa ve 2,8 milyon seçmene ev sahipliği yapan, 3’ü CHP, 10’u DEM Parti yönetiminde olan 13 belediyeye kayyım atandı.
> Biri büyükşehir, biri il, 45’i ilçe, 28’i belde olmak üzere en az 75 belediyenin başkanı AKP’ye 'transfer' edildi. Bunların 36’sı YRP, 17’si CHP, 8’i İYİP, 3’ü DEVA, 2’si DEM Parti, 2’si DP’den seçilmişti.
> Milyonlarca insanın oy kullandığı Bursa Büyükşehir, Gaziosmanpaşa, Bayrampaşa gibi belediyeler tartışmalı meclis seçimleriyle AKP’ye geçti.
Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, MYK üyeleri Sema Pınar, Döne Gevher, Erdal Karakuş, Bahadır Berdicioğlu ve KESK’e bağlı sendikaların MYK üyeleri, siyasallaşmış yargının halk iradesini hiçe sayan "mutlak butlan" kararına karşı CHP’ye dayanışma ziyaretinde bulunarak, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile görüşme gerçekleştirdi.
Yargı eliyle siyaseti dizayn etme çabalarına, irade gasplarına ve antidemokratik müdahalelere karşı demokrasiyi, adaleti ve halkın iradesini savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.
@herkesicinCHP@eczozgurozel@ulasskarasu
İşçiler ‘Koç’lardan 109 kat fazla vergi ödedi
🔴Türkiye'nin en büyük iki sanayi devi Tüpraş ve Ford Otosan 2025'te toplam 1.6 trilyon TL gelir elde etti. Fiili vergi oranı sadece binde 2 oldu.
🔴 Koç Holding’in iki şirketinin yıllık cirosu 3 milyondan fazla işçinin ücret gelirini aştı. Ancak sadece 28 bin 819 işçinin ücretinden kesilen gelir vergisi, Türkiye'nin en büyük iki sanayi şirketinin ödediği vergiye eşit.
🔴 İşçinin sırtındaki fiili vergi yükü oranı, dev holdinglerin vergi yükünün 109 katı.
✒️ Uğur Zengin (@uczengin) yazdı
https://t.co/qAlTDdIQYw
İstinaftan CHP için 'mutlak butlan' kararı çıktı
Mevcut parti yönetiminin görevden uzaklaştırılmasına, Kemal Kılıçdaroğlu ve yönetiminin göreve devamına karar verildi
https://t.co/ail8Bw71il