Cahilde eksik olan akıl değildir, o kurnazdır; eksik olan ahlaktır. Cahil, güçlüdür. Kendi mutluluğundan başka hedefi olmayan insan kötü insandır.
Tolstoy
Küba'dan bir çığlık yükseliyor !
DÜNYAYA AÇIK BİR MEKTUP: Küba'dan bir kadın, kimsenin görmek istemediği suçu ifşa ediyor.
--- Tüm insanlığa, dünya annelerine, Sınır Tanımayan Doktorlar'a, dürüst gazetecilere ve hâlâ adalete inanan hükümetlere sesleniyorum:
İsmim, milyonlarca diğer insanınkiyle aynı. Ünlü bir soyadım ya da yüksek bir makamım yok. Ben sıradan bir Kübalı kadınım. Bir evlat, bir kız kardeş, bir vatanseverim. Ve bunları paramparça olmuş bir ruhla, titreyen ellerle yazıyorum; çünkü halkımın bugün yaşadığı şey bir kriz değil. Bu, Washington tarafından soğukkanlılıkla gerçekleştirilen, yavaş ve hesaplanmış bir cinayet.
Ve dünya başka yöne bakıyor.
👵 BÜYÜKANNEM VE BÜYÜKBABAM İÇİN SESİMİ YÜKSELTİYORUM:
Küba'da yaşlı insanların vaktinden önce ölmesini ifşa ediyorum; çünkü abluka, kalp rahatsızlıkları, yüksek tansiyon ve diyabet ilaçlarının ülkeye girişini engelliyor. Mesele kaynak yetersizliği değil. Bu, kasıtlı bir yasak. Küba'ya satış yapmak isteyen şirketler para cezasına çarptırılıyor, baskı görüyor ve tehdit ediliyor. Kendi hükümetleri ise sessiz kalıyor. Ve bu sırada, Kübalı bir büyükbaba göğsünü tutarak bekliyor. Ölüm uyarı yapmaz; ama abluka yapar.
---
👶 ÇOCUKLARIM İÇİN SESİMİ YÜKSELTİYORUM:
Küba'da yakıt yetersizliği nedeniyle kuvözlerin kapatılmak zorunda kalmasını ifşa ediyorum. Amerika Birleşik Devletleri hükümeti hangi ülkelerin bize petrol satıp hangilerinin satamayacağına karar verirken, yenidoğan bebeklerin hayatta kalma mücadelesi vermesini... Washington'daki bir ofiste imzalanan bir emrin, kıyılarından sadece 90 mil ötedeki bir çocuğun feryadından daha önemli görülmesi yüzünden çocuklarının hayatının tehlikeye girdiğini gören Kübalı annelerin varlığını...
Uluslararası toplum nerede? Çocuk haklarını bu denli hararetle savunan örgütler nerede? Yoksa Kübalı çocuklar yaşamayı hak etmiyor mu?
🍽️ KASITLI AÇLIĞA KARŞI SESİMİ YÜKSELTİYORUM:
Ablukanın, kurgulanmış bir açlık yaratma girişimi olduğunu ifşa ediyorum. Gıda, sebepsiz yere ortadan kaybolmuş değil. Gerçek şu ki, onu satın almamız engelleniyor. Gıda taşıyan gemiler taciz ediliyor. Banka işlemleri engelleniyor. Bize tahıl, tavuk ve süt satan şirketlere yaptırım uygulanıyor.
Küba'daki açlık bir tesadüf değil. Bu, ABD hükümetinin bir devlet politikasıdır; 60 yıl boyunca geliştirilmiş, her yönetim tarafından güncellenmiş, Donald Trump tarafından şiddetlendirilmiş ve Marco Rubio tarafından acımasızca uygulanmıştır.
Buna "ekonomik baskı" diyorlar. Bense buna açlığa mahkûm etme terörü diyorum.
ÜLKEMİN DOKTORLARI İÇİN BİR ÇAĞRI:
Tüm dünya çökerken pandemi sırasında hayat kurtaran doktorlarımızın bugün şırınga, anestezi ve röntgen ekipmanından yoksun bırakılmasını kınıyorum. Bunları nasıl üreteceğimizi bilmediğimiz için değil; yetenekten yoksun olduğumuz için de değil. Aksine, abluka yüzünden malzeme, yedek parça ve teknolojiye erişimimiz engellendiği için.
Bilim insanlarımız beş COVID-19 aşısı geliştirdi. Beş tane. Kimsenin yardımı olmadan. Tüm zorluklara rağmen. Ablukaya ve yalanlara rağmen. Yine de imparatorluk, bunu başardığımız için bizi cezalandırıyor.
🌍 DÜNYAYA SESLENİYORUM:
Küba sadaka dilenmiyor.
Küba asker istemiyor.
Küba sevginizi istemiyor.
Küba adalet istiyor. Ne fazlasını, ne de azını.
Halkımın çektiği acıları normalleştirmeyi bırakmanızı istiyorum.
Ablukayı gerçek adıyla, yani İNSANLIĞA KARŞI BİR SUÇ olarak adlandırmanızı istiyorum.
Biz boğulurken "diyalog" ve "demokrasi" masallarıyla kandırılmamanızı istiyorum.
Hayırseverlik istemiyoruz. Sadece yaşamamıza izin verilmesini istiyoruz.
Sessiz kalarak buna ortak olan hükümetlere:
Tarih sizden hesap soracak.
Yalan söyleyen medyaya:
Gerçek her zaman bir yolunu bulup ortaya çıkar.
Yaptırımlara imza atan cellatlara:
Küba halkı unutmaz ve affetmez.
Kalbinde hâlâ insanlık taşıyanlara:
Küba'ya bakın. Ona neler yapıldığına bakın. Ve kendinize sorun: Tarihin hangi tarafında yer almak istiyorum?
---
Bu küçük adadan, devasa bir halkın içinden; pes etmeyi reddeden sıradan bir Kübalı kadından...
Ikay Romay
Eğer bu yazı içinizde derin bir his uyandırdıysa, paylaşın.
İster 10 arkadaşınız olsun ister 10.000 takipçiniz; fark etmez.
Profilinizin herkese açık ya da gizli olması; fark etmez.
Normalde hiç paylaşım yapmıyor olmanız; fark etmez.
Ama bu farklı.
Bu, bir gün batımı fotoğrafı değil.
Bu, bir dedikodu değil.
Bu, sadece bir fikir beyanı değil.
Bu bir HAYKIRIŞ. Ve haykırışlar kendine saklanmaz. Onlar DUYULUR. Onlar TEKRARLANIR. Onlar KOCAMAN BİR KALABALIĞA DÖNÜŞÜR.
Bugün sizden bir "beğeni" istemiyorum.
Sizden, başparmaklarınızı sadece ekranda gezinmekten çok daha büyük bir amaç için kullanmanızı istiyorum.
PAYLAŞIN.
Ki dünya, Küba'da yaşananların sadece bir kriz olmadığını bilsin.
Bu bir SUÇ.
Ki başka ülkelerdeki anneler bilsin; burada çocuklar, abluka yüzünden elektriği kesilen kuvözlerde hayatta kalma mücadelesi veriyor.
Ki başka diyarlardaki büyükanneler ve büyükbabalar bilsin; burada yaşlılar, Washington'ın ülkeye girişine izin vermediği ilaçları beklerken can veriyor.
Ki bu duruma ortak olan hükümetler utanç duysun.
Ki yalan haber yayan medya organlarının saklanacak yeri kalmasın.
Ki sorumlular, SESSİZ KALMAYACAĞIMIZI bilsin.
Bu mesajı paylaşan tek bir kişi dünyayı değiştirmez.
Ama binlercesi, milyonlarcası—işte onlar değiştirir.
Haluk Levent sürecine dair en doğru analiz budur bence.
"AHBAP'ın evinden trilyonlar geçerken devletin bundan habersiz olması mümkün mü?"
Dücane Cündioğlu: "Burada ahbap çavus ilişkisi var. Çavusları yargılayamayız ama Ahbapları günah keçisi yapıp harcarlar."
Bu meselenin siyasi ayağı olmadan buralara kadar gelmesi imkansızdır. Her zaman olduğu gibi siyasi ayak yine hesap vermeyecek! Çünkü çavuşları yargılayamıyoruz.
Haluk kendi kendini bitirmekle kalmadı, ona inanan, güvenen ve destek olan herkesi paramparça etti. Binlerce ahbap gönüllüsü genç büyük bir yıkıma uğradı. Haluk yapılacak yargılamalar sonunda beraat de etse, aklansa da paklansa da artık toplum nezdinde Haluk bitmiştir.
Haluk'un geçmişini hep biliyorduk. Fakat depremde, selde, orman yangınlarında ahbap gönüllülerinin yardım çabalarına herkes şahitti ve pek çok insan buna tutunuyordu. Burada olan gönüllülere ve devlet kurumlarına güveni kalmadığı için bir iyilik hareketine tutunmaya çalışıp yardım edenlere oldu.
Bu olayın sosyal ve psikolojik sonucu ağır olacak. Devlet kurumlarına karşı güven sorunu yaşayan insanlar büyük bir yıkım yaşayacak. Otorite konumunda olanlar ve yandaşlar ise bunu ciddi şekilde kullanacak.
"Yok daha neler bu da olmaz artık" diyeceğimiz daha nice şeyler yaşamaya devam edeceğiz. Ne vakit ki ahbaplara çavuşluk edenlere de hesap sorabilir hale geliriz işte o zaman az da olsa bi umut var diyebiliriz...
@ducane #HalukLevent
📌 CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın'dan AKP Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu'na:
🗣️ "Türkiye 70 milyar TL bir ceza ödemeye çarptırılmış. Bu buz gibi bir gerçek! 70 milyar liralık soygunun peşine düşebilecek cesaretiniz var mı?"
🔴 ÖZGÜR ÖZEL, FATİH SULTAN MEHMET'İN O SÖZÜNÜ HATIRLATTI
📌 “Aklı öldürürsen ahlak da ölür. Ahlak öldüğünde millet bölünür. Kadıyı satın alırsan adalet ölür. Adalet ölürse bu devlet ölür.���
Aziz İhsan Aktaş'ın Hakan Bahçetepe'ye rüşvet verdi dediği Gürkan Dölekli 'Hayır vermedim' diyor. Aracılık yaptı dediği Özer Ayık 'Hayır yapmadım' diyor. Bu işte dahili olduğunu iddia ettiği diğer isimlerin tümü de bu iddiaları reddediyor. Ona rağmen Hakan Bahçetepe 13 aydır hapiste. Bu süreçte Gaziosmanpaşa AKP'ye geçti ve Bahçetepe ekim ayına kadar hakim karşısına çıkmayacak. Tüm bunlar neredeyse hiç konuşulmadı...
AKP, Paris davasını kaybetti!
Gizlenen dava sonucuna ulaştık.
Uluslararası Tahkim Mahkemesi’nin;
AKP’nin, Irak-Türkiye ham petrol boru hattında yaptığı usulsüzlükler nedeniyle;
Türkiye aleyhine hükmettiği 1 Milyar 471 Milyon Dolarlık ceza kararını iptal etmek için başvurduğu Paris İstinaf Mahkemesi’ndeki davanın kaybedildiğini belgeledik.
Artık 1 Milyar 471 Milyon Dolarlık tahkim cezasının ödenmesi için geri sayım başladı!
Peki süreç nasıl gelişti?
13 Şubat 2023’de Uluslararası Tahkim Mahkemesi aldığı kararla;
AKP’nin, 21 Mayıs 2014 – 30 Eylül 2018 tarihleri arasında, Irak-Türkiye ham petrol boru hattında;
Irak Merkezi Hükümetinin izni olmaksızın⬇️
1.) Irak’a ait petrolü usulsüz olarak taşıdığı,
2.) Ceyhan Limanı’nda yüklemesini yaptığı,
3.) Irak devletinin satış fiyatının altında bu petrolün satılmasına neden olduğu gerekçesiyle,
Türkiye’nin Irak’a net 1 Milyar 471 Milyon Dolar tazminat ödemesine hükmetmişti.
277 sayfalık Nihai Tahkim Kararını ilk kez kamuoyuna belgeleriyle biz açıklamıştık.
AKP ise verdiği yanıtta;
Bu cezayı içeren tahkim kararının iptali için Paris’te dava açtıklarını açıklamıştı.
Yaptığımız araştırma neticesinde;
AKP’nin, uluslararası tahkim kararına karşı Paris İstinaf Mahkemesinde açtığı ‘Kararın İptali Davasını’ kaybettiğini tespit ettik.
Sonuç⬇️
1 Milyar 471 Milyon Dolar tutarındaki ceza ödemesi için geri sayım başladı!
Bu devasa ceza tutarı, mutlaka Tayyip Erdoğan’ın ve ilgili AKP’li yöneticilerin mal varlıklarından tahsil edilmelidir!
İşte resmi belgeler⬇️
Kaynak: 10 Mart 2026 tarihli Paris İstinaf Mahkemesi Kararı (Fransızca Orijinali, Türkçe Çevirisi)
Son Bir Haftada AKP’li Erdoğan Hükümetinin yanlış dış politikası nedeniyle Türk Milletinin cebinden çıkan paralar :
Irak’a tazminat: 1.471.000.000 Dolar
F-35 ‘ler: 1.400.000.000 Dolar
S-400’ler : 4.000.000.000 dolar
Slogan neydi? Yaparsa AK Parti yapar…
Haluk Levent suç işlemişse cezasını çeker. Asıl gündem çok daha önemli!
📌 Ben Paris İstinaf Mahkemesi’nin kararı doğrultusunda Irak petrolüyle alakalı Türkiye’ye 1 milyar 471 milyon dolarlık tazminat cezasına hükmettiğine dair iddialara takıldım.
Haber doğruysa bu para kimden tahsil edilecek?
Genel Başkanımız Özgür Özel'in sesini daha fazla kişiye ulaştırabilmesi için destek hesabını takip etmenizi rica ediyoruz.
Lütfen bu paylaşımı RT ederek destek olun. Desteğiniz bizim için çok önemli çok kıymetli.
Ekmek herkese yetecekti aslında, Tarlaya karga dadandı,
Ambara fare,
Fırına hırsız,
Memlekete harami...
Ve
Geldikleri gibi gitmediler;
Kimi itini bıraktı,
Kimi bitini,
Kimi de pıçini.
Yoksa bu kadar şerfsizin bizden
olması mümkün değil..!!!
(Neyzen Tevfik)
İmamoğlu’nu yargıladığını sanan mahkeme “yargılamanın bir usulü var, savunma süreniz şu kadar saat, ben böyle uygun gördüm, benimle pazarlık yapmayın” diyor.
Siz uzattınız diye avukatları azarlıyor.
Evet yargılamanın bir usulü var.
Özünde de savunma hakkının kutsallığı var.
Mahkemenin açıkça diyemediğini ben diyeyim “en az isnadı olanı bile günlerce dinledim ki sana sana süre kalmasın”. Sen konuşama.
Bu yapılan artık yargılama faaliyeti yapıyormuş gibi bile yapmadıklarının resmidir!
Hakim İmamoğlu’nu dışarı çıkarıyor!!
Erzincan #Başbağlar’da teröristler tarafından katledilen 33 şehidimizi rahmetle anıyorum.
Başbağlar, bu milletin vicdanında hiç kapanmayacak bir yaradır.
2 Temmuz 1993’te insanlığın yakıldığı Sivas Madımak da, 5 Temmuz 1993’te insanlığın kurşunlandığı Erzincan Başbağlar da ortak acımızdır.
Şiddetin, terörün her türlüsüne karşı çıkmaya kararlılıkla devam edeceğiz.
ABD eski Başkanı Reagan'ın hukuk danışmanı Bruce Fein:
“Asıl katliamı Anadolu'da 2,4 milyon insanı katleden Ermeni çeteler yaptı. Türkler arşivlerini açtı, Ermeniler reddetti. Ermeniler, tüm dünyadan ama özellikle de Türklerden özür dilemek zorunda kalır.”