Bir kadının erkekte en çok görmek istediği şey güçtür. Güç, sadece maddi değildir. İletişim becerisi, Duygusal zekası, sorun çözebilmesi güçtür. Ve bunlar zihinsel, duygusal ve fiziksel olarak kadına kendini güvende hissettirir.
“İnsanların durumlarını incelediğimde şunu gördüm:
Asil insanlar güçlendikçe daha da mütevazı oluyor; aşağılık insanlar ise güçlendikçe daha kibirli oluyor.”
Bu yaşıma kadar hayatın öğrettiği en net şey şu oldu: Her şey zamanında olur, hiçbir şey zorlayarak hızlandırılamaz.
İnsan erken yaşlarda her şeyi hemen olsun ister. Hemen başarılı olmak, hemen kazanmak, hemen sonuç görmek ister. Ama hayat böyle çalışmaz. Bazı şeyler sadece yaşanarak, bazı şeyler sadece kaybedilerek, bazı şeyler de sadece beklenerek öğrenilir. Tecrübe dediğin şey, kitapla değil, hatayla yazılır.
Acele ettiğin çoğu şey ya eksik olur ya da elinde kalmaz. Çünkü hazır olmadığın bir şeyi elde etsen bile, onu sürdüremezsin. Hayat önce seni hazırlar, sonra verir. Bu yüzden geciken şeyler aslında kayıp değil, hazırlık sürecidir.
Zamanla şunu anlıyorsun: Herkes kendi zamanında açar. Kendini başkalarıyla kıyasladığın an huzurunu kaybedersin. Oysa herkesin yolu, yükü ve süresi farklıdır. Kimi erken öğrenir, kimi geç ama derin öğrenir.
Ayrıca her yaşanan şeyin bir anlamı var. O an kötü görünen olaylar bile sonradan seni başka bir yere taşır. Kaybettiğini sandığın şeyler, aslında seni daha doğru olana iter. Hayat bazen vererek değil, alarak öğretir.
Sonuç olarak:
Acele etme.
Zorla oldurmaya çalışma.
Sürece güven.
Çünkü hayat, sabreden ve öğrenen insanı eninde sonunda doğru yere getirir.
Tembel insan, hak edilmiş bir dinlenmenin zevkini bilemez. Çünkü Pascal'ın dediği gibi ısınmak üşürseniz, dinlenmek yorulursanız güzeldir.
— Jules Payot