Almanya’da bir ilaç çıkıyor. O kadar güvenli sayılıyor ki reçetesiz satılıyor. Adı Talidomit. Hamilelik bulantısına birebir deniyor. Kutusunda anneler ve çocuklar güvenle kullanabilir yazıyor. Milyonlarca kadın kullanıyor. 4 yılda yaklaşık 10.000 bebek, kolları ya hiç ya omuzda bitiyor. Yani Focomeli. Yarısı ilk yılını göremiyor. Sebebi yıllar sonra anlaşılıyor.++
🚨Kriptoda kendi varlığının kontrolünü elinde tutan herkesin en büyük kabusu gerçek oldu.
Yüzlerce Ledger cüzdandan 90 milyon doların üzerinde varlık boşaltıldı. ❌❌❌
Ortada ne kırılan bir kod var ne de sahte bir bağlantıya tıklayan kullanıcı.
Ledger’ı hacklemediler.
Size o cihazı satan şirketi satın aldılar.
Tehlike artık kapüşonlu bir hacker değil; takım elbiseli kurumsal bir satın alma operasyonu. 👇
CryptoBilis, Malezya ve Güneydoğu Asya bölgesinde Ledger’ın yıllardır güvenilen, resmi onaylı bir distribütörüydü.
Arka planda bu distribütör sessizce el değiştirdi. Şirketi devralan yapı, eski sahibine katı bir gizlilik sözleşmesi imzalatarak satışın duyurulmasını engelledi.
Aynı internet sitesi. Aynı "Yetkili Satıcı" rozeti.
Kutusu açılmamış, jelatinli sıfır cihazlar.
👉Tek fark şuydu: Kargoya verilmeden önce kutular açılıyor, anakartın içine minyatür bir casus çip lehimleniyor, cihaz yeniden mühürlenip müşteriye yollanıyordu.
Eski Mt. Gox CEO'su Mark Karpelès tarafından açılan cihazın anatomisine yakından bakın:
Pembe kasa: Ekran süngeri çıkartılarak yerine gizli bir modül ve gövdeye paralel bir anten kablosu yerleştirilmiş. Siyah anakart: Ledger’ın orijinal güvenlik işlemcisi yerinde duruyor.
Bu yüzden Ledger Live uygulamasının yaptığı orijinallik testi (Genuine Check) cihazı tamamen orijinal onaylıyor.
Araya eklenen casus çip (eSIM'li Nordic nRF9151 LTE modülü), siz kurulum yaparken ekranda beliren 24 kelimelik tohum cümlenizi doğrudan okuyup 4G üzerinden saldırganlara gönderiyor.
Bilgisayara bağlamanıza gerek bile kalmadan, siz kelimeleri kâğıda yazmayı bitirmeden cüzdanınız ele geçirilmiş oluyordu.
Piyasalarda buna kör asimetrik risk denir: Karşı taraf riskini sıfırladığınızı düşünürsünüz, ancak bizzat fiziksel aracı taraf likidasyon kaynağınız haline gelir.
On-chain veriler saldırının boyutunu net gösteriyor:
Bitcoin, Ethereum ve Tron ağlarında yüzlerce cüzdan eş zamanlı boşaltıldı.
Tron ağındaki 25 cüzdanda transfer onayları yalnızca 3 saniyelik aralıklarla gerçekleşti.
Toplam zarar 86–92 milyon dolar bandında.
Tek bir cüzdanda 5,3 milyon dolar kaybeden bir mağdurun ifadesi durumu özetliyor: "Her şeyi kuralına göre yaptım. Kaldıraç yok, meme coin yok. Söylendiği gibi varlığımı soğuk cüzdana çektim."
Piyasanın gözden kaçırdığı büyük risk şu: Olayın arka planındaki aktörlerin boyutu henüz tam aydınlatılmış değil.
Distribütör hisselerini devralan yapının arkasında yalnızca bireysel dolandırıcılar değil, Asya’daki büyük sermaye sahiplerini hedefleyen organize bir siber istihbarat konsorsiyumunun olabileceği konuşuluyor.
Ledger, CryptoBilis üzerinden tüm satışları durdurdu ve resmi inceleme başlattı. Son dönemde bu kanaldan cihaz alanların cihazı kesinlikle kurmaması, kurmuş olanların ise bakiyelerini derhal yeni bir seed kelimeyle başka cüzdanlara taşıması bildirildi.
Nassim Taleb'in sistem kırılganlığı analizlerinde belirttiği gibi: "Tek bir risk türüne karşı aşırı optimize edilmiş sistemler, haritalandırılmamış değişkenler karşısında savunmasız kalır."
Sektör 10 yıldır aynı nakaratı tekrarladı: "Anahtar senin değilse coin senin değildir; donanım cüzdanı kullan."
Fakat o donanım masanıza gelene kadar 5 sınır, 3 gümrük deposu ve 2 ara dağıtıcıdan geçiyorsa; jelatinli kutuya duyulan mutlak güven yanlış fiyatlanmış bir riskten ibarettir.
Resmi satıcılar dahi satın alma yoluyla ele geçirilebiliyorsa, son kullanıcının silikon çip seviyesindeki müdahaleyi denetlemesi pratikte nasıl mümkün olacak? 🥶
Bu olayla birlikte güvenlik yaklaşımını yeniden düşünmek zorundayız:
Tedarik sürecine güvenmeye devam mı edeceğiz, yoksa farklı üreticilerden ve farklı coğrafyalardan tedarik edilmiş çoklu imzalı (multisig) kurgulara mı geçeceğiz?
Siz fiziksel güvenliğinizi nasıl yönetiyorsunuz? Görüşlerinizi ve argümanlarınızı yorumlarda belirtin.📌
Güvenlik ve zincir üstü analizleri kaçırmamak için takip edip bildirimleri açabilirsiniz.
(Yasal Uyarı: Burada yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi niteliğinde değildir. Varlıklarınızı korurken ve işlem yaparken mutlaka kendi araştırmanızı yapınız).
Sodyum Bikarbonat (NaHCO3)
(İngiliz Karbonatı) diye geçer!
Kış mevsimi ! Özellikle yurtdışında çoçuklar'ın solunum yolu zatürre
kökenli salgın haberleri gündemde.
Kaynak suyuna 1lt'ye bir tatlı kaşığı yeterli.
Alkali yapısıyla mide asidini nötralize eder.
Vücudun Ph derecesini dengeler.
Mide yanması ve ekşimesi durumunda,
Asidi nötralize eder hemen rahatlatır.
Yüksek tansiyon olanlar veya içemeyen'ler
Suyu Limon 🍋 ve Kaya tuzu ile Ph
derecesini yükseltip alkali yapabilir'siniz.
İnsan vücudu sistemi elektriksel ve elektromanyetik olarak çalışır.
Vücudun %70'si su'dan oluşur.
Düşük Ph Su :Ölü Su'dur.
Vücud çalışmaz,bağışıklık düşer.
Sağlıklı bir içme suyunun pH
seviyesi 7-8.5 arasında olmalıdır.
Ara ödemeye yeni bir sınır geldi: 17 Eylül fiyatı.
Para piyasası fonu hariç. SPK'nın 1 Ekim kararında yoktu, kanun teklifinde var.
Teklif bugün Meclis'e sunuluyor. Videoda haber var, teklif özetinde ne var ne yok aşağıya yazdım.
Ara ödeme nasıl hesaplanacak?
Şu üç rakamın en küçüğü kadar:
1) Net yatırımın (enflasyon farkı eklenmeden)
2) 1.000.000 TL
3) Payının 17 Eylül'deki değeri (para piyasası fonunda bu şart yok)
Fonda nakit yetmezse bu da oranla düşer.
Örnek, hisse serbest fonu:
Net yatırım 400.000 TL, 17 Eylül değeri 250.000 TL → ara ödeme en fazla 250.000 TL
Gerisi nihai tasfiyeye kalır, garanti değil.
Aynı rakamlar para piyasası fonunda → ara ödeme en fazla 400.000 TL
Enflasyon farkı ne oldu?
Dün taslaktaki enflasyon güncellemesini yazmıştım. Teklif netleştirdi: net yatırım TÜFE ve Yİ-ÜFE ortalamasıyla hesaplanacak ama ara ödemede endeksleme uygulanmayacak.
Kim hiç ödeme alamayacak?
SPK'nın manipülasyona ya da piyasa dolandırıcılığına karıştığını veya bunlarla birlikte hareket ettiğini tespit ettiği kişi ve kurumlar.
Geri gelen para nereye gider?
TMSF'de her fon için ayrı geri kazanım hesabı açılacak. Haczedilemeyecek, sadece o fonun pay sahiplerine ödenecek.
TMSF el konulan varlıkları dava bitmeden satabilecek.
Belirsiz olan:
1.000.000 TL kişi başına mı, fon başına mı, özetlerde hâlâ net değil.
Ödeme tarihi yok. Teklif önce Plan ve Bütçe Komisyonu'na gidecek, metin değişebilir.
#SPK #TEFAS
Cevdet Yılmaz fon tasfiye patikasını açıkladı
A1, Bulls, Pardus olağan tasfiye kapsamında olacak ve bu şitketlere ait 17 fonun ödemeleri yarın başlayacak.
geri kalan Hedef, Tera ve Pusula olağanüstü tasfiyede olacak. Atlas ile uzlaşmaya gidilirse olağan tasfiye kapsamına alınacaktır.
Olağanüstü tasfiyedeki şirketlerden
1 Mio TL'ye kadar ara ödeme yapılacak, nihai noktada mahsuplaşılacak (nihai tasfiye 5-6 ay sürecek).
Ara ödemede net yatırım tutarı dikkate alınacak. (1 mio yatırmış, arada 1 Mio çekmiş kişilerin ana parası ödenmiş varsayılacak).
131 fonda 455.758 tekil
İşbank sorumluluğundaki Tera'nın 6 fonunda 388.718 tekil kişi bulunuyor.
El konulan varlıkların gelirleri, ödemelerde kullanılacak. Hak sahipliği fon ve hesap bazında belirlenecek.
455bin kişinin ödemelerinin büyük kısmının Ekimde tamamlanması bekleniyor.
Kanun meclisten geçer geçmez aksiyon alınacak.
Bir arkadaş sürekli Hz. Yunus'un duasını okurken bir gece Hz. Yunus'u rüyasında görüyor. Ona "Biz de senin gibi dua ediyoruz ama buradan niye çıkamadık?" diye sorunca, Hz. Yunus: "Ben duayı ilk ettiğimde Allah beni balığın karnından çıkarsaydı dalgalı bir denizin ortasında ve
İlkokulda ilçede okumuştum. Okul başkanlığına aday olmuştum. Diğer aday erkekti ve o yaşta bile öğrenciler, erkeğin daha başarılı olacağını düşünüp oylarını ona vereceklerini söylüyordu.
Seçimin son günlerinde eve gittim, ağladım. Babama, “Seçimi Fatih kazanacak, herkes ona oy verecek,” dedim. Babam da “Seçimi kazanırsan bahçede köfte ekmek partisi vereceğim, de,” dedi. Hahahaha, “Tamam,” dedim
Ertesi gün sabah Andımız okunduktan sonra çıktım, herkesin önünde duyurdum ahahahhaah
Bir hafta sonra açık ara farkla okul başkanıydım, ahahahaha
Ertesi gün okulun bahçesinde ızgaralar kuruldu. Biz köftelerimizi yerken Fatih tuvalette ağlıyordu 😬
Bu da böyle bir ilkokul hikâyem.
Fatih, paylaşımı görürsen bana yaz 😂🥳😎🙂↔️
BİST teki deprem el konulmamış fonlarda da yaşanıyor,
Fon portföy değerleri azalıyor. Yatırımcı sayısı hızla düşüyor.
Bir çok fonun daha temerrüde düşme riskinden söz ediliyor.
Kriz öncesinde TEFAS platformunda işlem gören yaklaşık 1.047 menkul kıymet yatırım fonu bulunmaktaydı.
131 fonun TEFAS takas ve alım-satım işlemlerinden çıkarılmasıyla birlikte sistemde işlem görmeye devam eden fon sayısı 916 ya indi .
Ama bunlara da önemli bir güvensizlik oluştu ve portföy değerleri hızla düştü.
17 Eylül sonrası ; sadece TEFAS açık fonlarından Eylül ayında 130 milyar TL'ye yakın doğrudan net nakit çıkışı kaydedildi. Bu, içeriden bilgi sağlayarak kaçırılan para olarak da adlandırılıyor.
Eylül ayında krizin odağında yer alan ve portföylerindeki taban hisseler (Katılımevim, Özata, Gündoğdu Gıda vb.) ile grup içi çapraz işlemler nedeniyle fiyatları çöken/işleme kapatılmadan önce en sert değer kaybı yaşayan ve el konulan ilk 6 fon şöyle:
Prof. Dr. Canan Karatay, gebelikte şeker yüklemesine neden karşı olduğunu ve 2015’te yaşadığı dava sürecini anlattı:
🔹 “2015’te Jinekoloji Derneği bana dava açtı.”
🔹 “Amerika’dan geldim, ‘Hamilelere şeker yüklemesi yapılıyor’ denilince tepemin tası attı.”
🔹 “Bunu söyledim diye Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği bana dava açtı.”
🔹 “‘15 gün meslekten men edildi’ diye haberler yaptırdılar; hiçbiri olmadı.”
🔹 “Üstüne üstlük dernek bana tazminat ödedi.”
🔹 “Yetişkin bir bedene bile bir anda fazla şeker girdiğinde etki yaparken, annenin karnındaki o minicik bebeğe aynı miktar şeker geçiyor.”
🔹 “Bebekler bağırsakları gelişmeden doğuyor, akciğer kanalları gelişmeden doğuyor, kalbi delik doğuyor.”
🔹 “Kesinlikle söylüyorum, anne babaları kimse zorlayamaz.”
🔹 “Gebelik şekeri yüklemesi yaptırmasınlar.”
🔴 Rus istihbaratının iki yıl önce toprağa gömdüğü paketi almaya geldiğinde, FBI’ın kamerası onu bekliyordu.
Adam toprağı kazdı, paketi çıkardı ve uzaklaştı. Tutuklanması için dört yıl daha geçecekti.
Peki FBI, faaliyetini kamerayla kaydettiği bir Rus ajanını neden hemen yakalamadı?
Görüntüdeki kişi, ABD’de “Michael Zottoli” adıyla yaşayan Mikhail Kutsik. Tarih 8 Haziran 2006. Yer, New York eyaletindeki Wurtsboro yakınları.
Kutsik, Rusya’nın dış istihbarat servisi SVR adına ABD’de faaliyet gösteriyordu. Birlikte yaşadığı “Patricia Mills”in gerçek adı da Natalia Pereverzeva’ydı. Çevrelerindeki insanların tanıdığı isimlerin arkasında, Moskova’ya bağlı iki istihbarat görevlisi bulunuyordu.
İkisi, diplomatik görev altında çalışmayan ve Rusya ile bağlantılarını gizleyen bir istihbarat ağının üyeleriydi. Bu tür personel, istihbarat literatüründe “illegals” olarak adlandırılıyor.
Görevleri Amerikan toplumuna yerleşmek, güven kazanmak ve zaman içinde bilgi sağlayabilecek insanlarla ilişkiler kurmaktı. İş hayatı, sosyal çevre ve gündelik ilişkiler, uzun vadeli bir görevin zeminini oluşturuyordu.
Videodaki paket, bu ağın finansmanına ilişkin somut izlerden biriydi.
Soruşturma dosyasına göre “Christopher Metsos” adını kullanan başka bir ağ üyesi, parayı 2004’te buraya gömmüştü. Kutsik ve Pereverzeva, iki yıl sonra Seattle’dan New York’a gelerek saklanan paketi aldı.
Ancak FBI, paranın bırakıldığı yeri daha önce tespit etmişti. Mahkeme izniyle yürütülen gizli kamera takibi, Kutsik’in toprağı kazmasını ve paketi çıkarmasını kaydetti. Pereverzeva da yakınlardaydı.
Kullandıkları yöntem “dead drop” olarak biliniyor. Para, belge veya başka bir malzeme belirlenen bir noktaya bırakılıyor; alıcı daha sonra gelip alıyor. Teslim edenle teslim alanın aynı anda aynı yerde bulunması gerekmiyor.
Bu düzen, yüz yüze buluşmanın yaratacağı riski azaltıyor. Fakat saklama noktası ortaya çıkarıldığında karşı istihbarat için değerli bir gözetleme alanına dönüşebiliyor. Oraya kimin geldiği, nereden geldiği ve sonrasında kimlerle temas kurduğu, soruşturmayı başka kişilere taşıyabiliyor.
FBI’ın beklemesinin anlamı da burada.
Bir kişiyi yakalamakla bir ağın nasıl çalıştığını çözmek aynı soruşturma hedefi değil. Erken bir tutuklama, diğer üyeleri uyarabilir; haberleşme kanalları kapanabilir ve henüz bilinmeyen bağlantılar kaybolabilir. Takibi sürdürmek ise bu ilişkileri ortaya çıkarma fırsatı verir.
FBI’ın “Operation Ghost Stories” adını verdiği soruşturma on yılı aşkın süreye yayıldı. Fiziki takip, mahkeme izinli gizli aramalar ve haberleşme incelemeleriyle ağın üyeleri, bağlantıları ve yöntemleri araştırıldı.
Dosyada toprağa gömülen paraların yanında şifreli mesajlar, kısa dalga radyo haberleşmesi ve dijital görüntülerin içine gizlenen metinler de vardı. Moskova ile temasın izleri, gündelik hayatın içine yerleştirilmişti.
27 Haziran 2010’da Kutsik ve Pereverzeva, Virginia’nın Arlington kentindeki evlerinde yakalandı. Operasyon kapsamında toplam on kişi tutuklandı. Anna Chapman da bu kişiler arasındaydı.
8 Temmuz’da yabancı bir hükümetin ajanı olarak ABD makamlarına gerekli bildirimi yapmadan faaliyet göstermek üzere komplo kurduklarını kabul ettiler. Kutsik ve Pereverzeva, gerçek isimlerini ve Rusya adına çalıştıklarını mahkemede açıkladı.
Ardından dosya bir takas anlaşmasıyla sonuçlandı. ABD, on kişiyi Rusya’ya göndermeyi kabul etti. Moskova ise Batılı istihbarat servisleriyle bağlantılı oldukları gerekçesiyle hapiste tuttuğu dört kişiyi serbest bırakmayı kabul etti.
Bu hikâyeyi anlatırken faaliyetlerinin ulaştığı sınırı da bilmek gerekiyor. FBI’ın açıklamasına göre ağ, gizlilik dereceli belgelere ulaşamamıştı. Bilgi topluyor, çevrelerindeki insanları değerlendiriyor ve ileride kaynak olabilecek kişilerle bağ kurmaya çalışıyordu.
Prof. Dr. Canan Karatay, kolestrol konusunda önemli bir iddia ortaya attı:
🔹 “Benim kolesterolüm 350!”
🔹 “Damarı tıkanmış, enfarktüs geçirmiş ve vefat etmiş kişilerin otopsileri var.”
🔹 “O damardaki plakların içini açıyorlar, plakların içinde kolesterol yok.”
🔹 “O plakları yapan beyaz kan hücreleridir.”
🔹 “Hiçbir plakta kolesterol olmadığı gösterildi ama bunun bilinmesini ilaç firmaları istemiyor.”
🔹 “Kolesterol düşmeyecek!”
🔹 “Kolesterol ne kadar yüksek olursa ömrünüz o kadar uzun oluyor.”
Bankaların, para piyasası fonlarından çıkış dolayısıyla "şımararak" mevduat faizini aşağı çektikleri söyleniyor.
Bunun hatalı bir yaklaşım olduğunu söylemem gerek.
1) TCMB, bankalar için likidite koşullarını destekleme amaçlı makro tedbirler aldı
2) Fonlardan kayan para, mevduat talebini artırdı.
Bu gelişmeler doğal olarak mevduat getirisini aşağı çeker. Doğal süreç yani...
Diğer bir varlık erimesi kalemi ise Altın
Savaş öncesi, Şubatta Yastık altında 636 MLR USD ve 103 MLR USD sistem içindeki altın fiyat düşüşünün yarattığı toplam servet kaybı 116 MLR USD
Borsadan servet kaybı, Eylülde 106 MLR USD
Son olan hyf ve ppf konusunda, şu an hesap yapamayız artık çünkü 1 Mio TL dağıtım yapılacak.
Fakat, ekonomik etki anlamında tek başına 7 MLR USD üzerinde olmadığını tahmin ediyorum.
Bunlar ölçülebilir rakamlar. Ölçülemeyen etkiler ise ayrı (iş kaybı, temerrüt ve kredi-çek)
Pay senedi verilerini takip etmeye başladığımdan beri ilk defa böyle şok edici bir manzara ile karşılaştım.
Eylülde, bir önceki aya göre
Hesabı sıfırlananlar toplam 364.7 bin kişiye ulaştı
(bu veride, para çekip hesabını sıfırlayanlar yok, zarar edenler ve para çekip hesapta 0.1 TL - 1000 TL bırakanlar var)
Yatırımcı sayısındaki düşüş her portföy diliminde güçlü.
Ama, 10 Milyon TL üzerindeki para çıkışı/zarar tutarı 1.94 TRL TL ve sadece 7640 yatırımcıya ait.
10 Milyon TL altındaki toplam çıkış yapan/zarar eden yatırımcı sayısı 97.4 bin ve toplam zarar/para çıkışı 230 MLR TL
Varlık kaçışı ve çöküşü arası bir görünüm...
Bu adam Niccolò Machiavelli.
Güç, para ve başarının nasıl kazanıldığını anlamaya ömrünü adadı.
"Zengin olmak acımasız derecede basittir."
İşte Machiavelli'nin zenginlik felsefesi:
10. Oyunda Kalmayı Başar
Çoğu insan hızlı kazanmak istediği için kaybeder.
Fazla borçlanır, yanlış insanlara güvenir, gereğinden fazla harcar ve panikle hareket eder.
Stratejik düşünenler ise önce ayakta kalmayı hedefler.
Çünkü gerçek servet, oyunun dışına çıkmadan uzun vadede doğru kararlar alabilenlerin elinde birikir.