Emine Ceren Özveri Vakfı (Cerenler Vakfı) 2022 yılında kurulmuştur. Kuruluş amacı, öğrenim yaşamını yetersiz maddi koşullar nedeniyle sürdürmekte zorlanan öğrencilere burs vererek destek olmak, olanağımız çerçevesinde onların öğrenim yaşamını kolaylaştırmaktır.
Sendikal örgütlenme önünde bakanlık engelleri !
"Ocak 2025 Bakanlık tebliğindeki toplam sayı, SGK’nin çırak, stajyer ve kursiyer hariç tüm 4/1-a sigortalı sayısını 168.966 kişi aşmaktadır. Bu 168.966 kişi kimdir? Parça bütünden nasıl fazla olur?"
🔴 DİKKAT: BAKANLIK İSTATİSTİKLERİ ŞÜPHELİ!
📌 Temmuz 2026 işkolu istatistikleri yayımlandığında bazı sendikaların yüzde 0,97, yüzde 0,98 ve yüzde 0,99 gibi cüzi oranlarla yüzde 1’lik işkolu barajının altında kaldı.
‼️ Güvenlik-Sen ve Bağımsız Maden İş çok az üye eksiğiyle barajı geçemedi. Aralarında DİSK üyesi üç sendikanın da (Basın-İş, Tekstil ve Güvenlik-Sen) olduğu birçok sendika bir önceki dönem yetkiliyken yeni istatistiklerle yetkisiz hale geldi. Böylece on binlerce işçinin toplu iş sözleşmesi hakkı engellendi.
📈 Bakanlığın işkolu istatistiklerinde tuhaf hareketler oluyor! Açıklayayım:
📌 2013 ile 2023 yılları arasında on yıl boyunca Bakanlığın açıkladığı işçi sayısı (çırak, stajyer ve kursiyer hariç, tarım sigortalıları, yurtdışına götürülen işçiler ve diğer sigortalılar dâhil), SGK’nin yaklaşık bir milyon kişi altındaydı.
📌Doğrusu da buydu. 4/1-a sigortalı işçi olarak istatistiklerde yer alan herkes sendika üyesi olabilecek işçi değildir. Ancak Bakan Işıkhan’ın göreve geldiği Temmuz 2023’ten sonra fark 1 milyondan yüz bine indi — onda birine düştü.
📌 Ocak 2023’ten Temmuz 2023’e, altı ay içinde SGK’ye kayıtlı işçi sayısı 304 bin azalırken, Bakanlığın işçi sayısı 250 bin arttı. İki resmî seri ters yöne yürüdü ve aralarında tek dönemde 554 binlik bir fark oluştu.
⭕️Ocak 2023 ile-Ocak 2026 arasında üç yıl boyunca SGK’ye göre sigortalı işçi sayısı fiilen yerinde saydı ve sadece 78 bin kişi (yüzde 0,46) arttı. Bakanlığa göre ise aynı üç yılda işçi sayısı 536 bin kişi (yüzde 3,31) arttı. Yaklaşık yedi kat fark var. Bakanlık 536 bin işçiyi nereden buldu?
⁉️ Ocak 2025’te inanılmaz bir şey oldu: Parça bütünü aştı. Bakanlık Ocak 2025 tebliğinde, 20 işkolunda toplam 16.864.733 işçi olduğunu açıkladı. Aynı tarihte SGK’nin çırak, stajyer ve kursiyer hariç tüm 4/1-a sigortalı sayısı 16.695.767 idi. Bakanlık, Türkiye’deki bütün sigortalı işçilerden 168.966 kişi daha fazla açıkladı.
➡️Bunlar olağan hareketler değil! İzaha muhtaç! SGK ile ÇSGB’nin işçi sayısı arasında uyumsuzluk ve çelişki var. Bakanlık verilerinde ciddi bir gri alan var.
📌Payda büyüyünce (Bakanlığın sigortalı işçi sayısı) normal olmayan şekilde artınca işkolu barajı artıyor ve sendikalar baraj altında kalıyor.
⁉️BAKANLIĞA BEŞ SORU!
1️⃣Temmuz 2023 ve sonraki tebliğlerde esas alınan SGK verisinin özellikleri ve kapsamı nedir? Ocak 2023 ve önceki tebliğlerde farklı mıydı?
2️⃣Hangi sigortalı grupları işkolu istatistiklerindeki işçi sayısına dâhildir, hangileri hariçtir?
3️⃣Temmuz 2023’ten itibaren gözlenen şiddetli kırılmanın nedeni nedir? Bakanlık neyi değiştirmiştir de böyle asimetrik sonuçlar ortaya çıkmıştır?
4️⃣Ocak 2025 Bakanlık tebliğindeki toplam sayı, SGK’nin çırak, stajyer ve kursiyer hariç tüm 4/1-a sigortalı sayısını 168.966 kişi aşmaktadır. Bu 168.966 kişi kimdir? Parça bütünden nasıl fazla olur?
5️⃣Bu skandal durumdan kurtulmak için köhnemiş ve ILO normlarına aykırı bu yetki sistemini değiştirmeyi düşünüyor musunuz?
✏️ Veriler ve teknik ayrıntılar @BirGun_Gazetesi yazımda
📣 SORULARIMA YANIT BEKLİYORUM ve YANIT ALINCAYA KADAR SORMAYA DEVAM EDECEĞİM!
https://t.co/ctar0bID4P
@csgbakanligi@isikhanvedat@disktekstil@guvenlik_sen354@bagimsizmadenis@diskbasinis
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Size bu satırları hemen yan hücremden gelen “Aşkın mapushanee, içindee ben mahkum” dizeleri eşliğinde yazıyorum.
Bir düzeltmeyle başlayayım; tanımadığım ve görüşmediğim bir avukat “Deniz bizi unutmayın dedi ” gibi bir bilgi yaymış. Ne böyle bir duygum var ne de öyle bir talebim oldu. Aksine sürekli beni paylaştığını öğrendiğim arkadaşlarıma şu mesajı yolladım: “Abartma be king, yaz böyle geçmez.” Hazır hayatımın ilk tekzibini yapıp kendimi bir şey sanmışken hız kesmeden ikinciyi de yapayım. Biraz gecikmeli olacak ama tutuklandığımı öğrenince söylediğim “neşemizi çalamazlar” mesajını tırnak içinde olduğunu vurgulayarak söylemiştim. Nöşömözü çolomozlor gibi. Ama adliyeden Twitter’a ulaşana kadar yolda ironik tırnaklar kaybolmuş. Bana bu haberler geç geldiği için özetle şöyle diyebilirim; romantik, arabesk ya da talepkar bir cümle duyarsanız bilin ki doğru değildir. Çünkü ruh halim — olumlu anlamda — üçünden de uzak.
Evet, Çorlu’da birinci ayımı doldurdum. Ankara, Çorum, Antalya ve İstanbul’dan sonra en çok vakit geçirdiğim şehir Tekirdağ oldu. Beş Şehir’i tamamladım. Gelirseniz gezdiremem ama şehrimizin en çok ziyaret edilen noktası olan cezaevine çoğu Tekirdağlıdan daha hakimim. En iyi köfteciyi herkes bilir.
Moralim yerinde, sağlığım iyi. Bir ay boyunca kötü hissettiğim tek bir an bile olmadı. Tabii ki cezaevi romantize edilebilecek bir yer değil. Bunu herkes bilir. Monopoly’de bile kodese girince sinir krizi geçiren arkadaşlarım oldu. Yine de adettendir, benden de duyun; cezaevine girmeyin mecbur kalmadıkça.
Aile, arkadaşlar, iletişim ve seyahat özgürlüğü, gözetlenmediğim bir oda, güneş, sahne, sokakta yürümek gibi mahrumiyetlerin yanında önemini burada anladığım şeyler de oluyor. Klavye ve bıyık makası benim için önemliymiş. Klavyeye hazırlıklıydım ama bıyık makası sürpriz oldu. Berber prosedürünü öğrenene kadar bıyıklar ağzımı kapattı. Kantin listesinde olmamasına rağmen şansımı deneyip “Bıyık makası?” diye dilekçe yazdım; cevap verilmeyen tek dilekçem oldu. Bir filmde dev makası olan bir adam gördüm. Çok özendim. Hayatımda ilk kez canım makas çekti. Neyse ki bıyığım Türkiye’de övgü alabileceği en kritik kişiden övgü aldı; ziyarete gelen Erkan Baş’tan.
Özetle cezaevine girmemeye çalışın ama işinizi olması gerektiği gibi yapmanın karşılığı buysa en huzurlu uykular burada uyunuyor. Sonraki gün yapacak işinizin ya da verilmiş sözünüzün olmaması da cabası.
Kaldığım cezaevi “Kuyu Tipi” olarak biliniyor. Bu konuda uzmanların, avukatların ve uzun süre tecrübe etmek zorunda kalmış insanların yazdıklarını okumanızı tavsiye ederim. Benim kısa süreli gözlemim; güneşsizlik, havasızlık ve sosyal izolasyonun kalıcı fizyolojik ve psikolojik zararlar vermesi kaçınılmaz. Sayımlar dışında insan sesi duymadan günleri, haftaları geçen mahkumlar var. Cezaevi deyince aklımızda canlanandan çok daha yalnızlaştıran bir sistem.
Ben belki kısa süreli olacağını umduğum için dışarıda da bazen yaptığım goblin moduna geçerek şimdilik uyum sağladım. Ama öğlen 7 metrelik duvarları olan avluda yüzüme gelsin diye güneşle köşe kapmaca oynamam gerekiyor. Yolu bir şekilde bu kuyuya düşen güvercin* ve dev çekirgeler duvarları aşamadıkları için benimle beraber kalıyorlar, haklarında CİMER şikayeti olmamasına rağmen. Yalnız hissettirmiyorlar. Gönderdiğiniz kitap kargoları ve şimdiden plastik komodinimin iki çekmecesini dolduran mektuplar hayatımdaki en kalabalık zamanımı yaşamamı sağladı hücrede. Hepsini okudum mektupların, kalışım uzarsa cevap da yazacağım. Yakın arkadaşlarımdan “Niye cevap yazmıyorsun şerefsiz, bu sefer turnede olmadığını hepimiz biliyoruz” tarzı mektuplar gelmeye başladı. WhatsApp’tan kurtuldum, bu sitemden kurtulamadım. Kitap hediyeleri ve mektuplarla memurlara ek mesai çıkardık. Size de, şikayet etmeden hızla yardımcı olan memurlara da teşekkürler.
Düzenli ziyarete gelen avukatlar da nefes oluyor. Cezaevinin yıldızları onlar. Ton balığını cezaevi kantinine ekleten avukatla tanıştım, çok heyecanlandım. Burada Oğuzhan Uğur’dan daha popüler. Dışarıya dair haberleri de onlardan alıyorum.
Okul arkadaşlarım başta olmak üzere dışarıda destek olan, dayanışma gösteren herkese de çok teşekkürler. Sabah 8 sayımlarında memurlar gelene kadar uyanık kalabilmek için “Bugün kim tutuklandı” temalı programlar izlemeye alışmışken, bir sabah ODTÜ Mezuniyet pankartlarıyla uyandım. Gözlerim doldu ilk kez. İyi ki varsınız. Athena Gökhan’ın törende benle ilgili yaşadığı kafa karşılığına çok güldüm. Sansürcü Punkçı da Türkiye’ye kısmetmiş.
Anarchy in THE UK
AcunMedya in Turkey
Böyle diyorum ama NATO ve Dünya Kupası bittiğinden beri Masterchef izliyorum. Açar açmaz orada da bir Karadenizli kazandı. Bütün ülkeyi kısık ateşte karadenize ettiler. (Deniz içerde şimdi ne şaka malzemesi biriktirmişsindir? Aynen kardeşim ful böyle notlar alıyorum, özür.) Burçin ve Tolğa favorim.
İlk hafta ülkeme dair moral tazelemek için Aktroll kanalları izledim; NATO Zirvesi Özel. Programlarda önce bana sövüp ahlak dersi veriyorlardı, sonra Donald Trump övüyorlardı, Türkiye için büyük şansmış varlığına duacılar. Ben de dersimi aldım.
“Değerleri aşağılayan komedyen” den, “Değerli dostum”a terfi etmek için eksiklerim:
- Epstein ile kanka olmak
- Gazze’yi Netanyahu ile birlikte tatil köyü yapma vaadi
Bir kelime şakası ve bir didaktik çıkış yaptığıma göre aylık güncellememi sonlandırabilirim. Hala kararlıyım, Moby Dick’i bitireceğim. Geçen öyle yazdım ama elime geçmedi henüz. Diğer kitaplar geldi, Moby Dick hala kontrolde. Cezaevi okuma komisyonu da bitiremiyor, bela bir kitap. Aslında cezaevi kütüphanesi çok iyi, Chomsky bile var. Belki o da Epstein kontenjanından girmiştir.
(*) 2 haftadır benimle yaşayan güvercin Leo ile tanıştığımız günün öyküsünü yazdım, Uğur Gürsoy Uykusuz Ağustos sayısında çizdi. Benim yerime de okuyun, buraya Uykusuz sokamıyormuşuz.
Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.
İkinci gösterim Ölü Deniz, bugün 20:00’da, youtube kanalımda yayında.
Harbiye’de çektik, 90 dakika, olduğu gibi, size emanet. sevgiler.
tam şurada olacak: https://t.co/uynn4dJQL5
BİLİYORSUNUZ...
Bu rejimin özel bir durumu var!
Mizahtan, neşeden, eleştiriden korkan iktidar, yargı eliyle tüm ülkeyi susturmaya çalışıyor. Yükselen her cesur ses sadece bir itiraz değil aynı zamanda özgür bir geleceğin teminatı
https://t.co/SdyKDtfIF5
Bugünün BirGün'ü
O diplomayı siz vermiyorsunuz ağalar siz alışmışsınız belli ki emeksiz bir şeylerin size verilmesine ama! Yoksulluk ve liyakatsizlik sarmalında eğitim alabilmek için gece gündüz çabalayan her öğrenci kendi emeğini tutuyor orada. Sizin haddinize mi diplomayı vermemeye çalışmak.
Bugün Felsefe mezuniyet töreninde bir arkadaşımız paraşüt akademisyenden diploma alırken fotoğraf çekilmek istemedi. Bunun üzerine paraşüt Yasin Ramazan Başaran arkadaşımızın diplomasını vermek istemedi ve fiziksel olarak müdahale etti!
Yasin Ramazan Başaran derhal bölümden uzaklaştırılmalıdır.
Arkadaşımızın yanındayız, öğrenciler size boyun eğmeyecek!
2014 yılına kadar, özel okul öğretmenlerinin devlet okulu öğretmenlerinden daha az maaş almasını yasaklayan 5580 sayılı Kanun yürürlükteydi. Bu kanun 2014 yılında yürürlükten kaldırıldı. Aynı diplomaya ve aynı müfredata sahip olan bu insanlar, önceki kazanılmış haklarını talep ediyorlar. Ve günlerdir maruz kaldıkları muamele kabul edilemez derecede utanç verici.
Biz voleybol ülkesi değiliz. Biz sürekli her konuda mağduriyet yaşadığı için güçlü olmayı, başarısının ardından şımaramamayı, bir yere gelebilmek için tek şansının biteviye çalışmak olduğunu öğrenen/bilen güçlü kadınların ülkesiyiz. Kadınların emek verdiği her alanda güçlüyüz.
🟣 Sık rapor alan işçilerin işten atılması yasal mı?
#AdaletinİşYüzü'nde İzel Gözde Meydan sordu, Çalışma Ekonomisi Doktoru Murat Özveri yanıtladı
@MuratOzveri@izelGozdeMeydan
DİKKAT: ÇOK ÇOK ÖNEMLİ!
Uluslararası Adalet Divanı Grev Hakkını Teyit etti!
Uluslararası Çalışma Örgütü’nde (ILO) yıllardır süren “grev hakkı krizi” Uluslararası Adalet Divanı tarafından karara bağlandı.
Bilindiği gibi ILO'nun denetim organları olan Uzmanlar Komitesi ve Sendika Özgürlüğü Komitesi grev hakkının 87 No'lu Sözleşme kapsamında güvence altında olduğunu 1950'lerden itibaren aşamalı biçimde kabul etmiş ve bu tutum 1992 itibarıyla yerleşik bir içtihat haline gelmiştir.
Ancak işveren örgütleri, 1989'dan itibaren bu yoruma itiraz etmeye başlamış ve grev hakkının 87 sayılı Sözleşme kapsamında olmadığını iddia etmiş ve bu konuda denetim yapılmasının önünü tıkamaya başlamıştı.
ILO bünyesinde çözüm arayışları sonuçsuz kalınca, 10 Kasım 2023'te ILO Yönetim Kurulu ILO Anayasası uyarınca UAD'den istişari görüş talep edilmesine karar verilmiştir. Mahkeme, 21 Mayıs 2026'da görüşünü açıklamıştır.
UAD kararında grev hakkının 87 No'lu Sözleşme kapsamında güvence altında olduğuna hükmetmiştir. Bu karar, on yılı aşkın süredir ILO denetim mekanizmalarını felç eden kurumsal krizi hukuken aşan bir dönüm noktası niteliğindedir.
Bu karar grev hakkını 87 No'lu Sözleşme'nin dışında tutmaya çalışan işveren tezini dayanaksız kılıyor.
Karar grev hakkının uluslararası çalışma hukukunun bir parçası olduğunun teyidi açısından büyük taşıyor.
Kararın ayrıntıları aşağıda yer almaktadır:
AKP’nin emek üzerinde kurmaya çalıştığı tahakkümün fotoğrafıdır. Sermayeyi korumak için tüm gücüyle emeğin karşısında durmak da bu iktidara nasip oldu. Helal olsun.
Not; fotoğraf dolaşıyor, çeken arkadaş kimdir bilemedim helal etsin :)
Türkiye yeni bir susurluk ile tanışacak. Yer yerinde oynayacak, deprem etkisi yaratacak. Bütün gerçekleri biliyorum hepsini açıklayacağım. Baş şüpheli dönemin Tunceli valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel gözaltına alındı. Bir şüpheli ABD’ye kaçtı. Çok ilginç isimler gözaltına alındı.
KADINLAR, CENAZELERİ ERKEKLERE BIRAKMADI
Ölü bulunan istismar mağduru anne-kız, son yolculuklarına uğurlandı.
Fatmanur Çelik ve kızının tabutlarına erkekler değil, kadınlar omuz verdi. İstismar mağduru anne-kızın tabutu kadınların omuzları üzerinde taşındı.
https://t.co/26vy4849Y7
Gül atan dede. 🩷🌹
Bugün 6 Şubat’ın yıl dönümünde Hatay’da anmalar var. Bu yürüyüşler sadece hayatını kaybedenleri hatırlamak için değil; bitmeyen sorunları, karşılanmayan talepleri, biriken öfkeyi dile getirmek için de yapılıyor.
Ama aynı zamanda, yan yana durmanın, yalnız olmadığını hissetmenin, dayanışmayı yeniden kurmanın anları bunlar. Videoda yaşlı bir Hataylı, yürüyen kalabalığa gül yaprakları atıyor.
Yasın ortasında sessiz bir selam bu; hem kaybedilenlere, hem de hâlâ ayakta kalmaya çalışanlara…
#6Şubat, Hatay
2. İhmali davranışla insan öldürmek nedeniyle sorumlulara olası kasttan yargılayıp ceza verilmesi bu olayda gerçekleşmeyecekse olası kastı düzenleyen hükümlerin yasada ne işi var diyen yok.
Dr. Mine Dilan Kıran-Dr. Aykut Günel-Dr. Cüneyt Eren.Genç Sosyal politikacılar.Genç yol arkadaşlarım.Yazdıkları tezler Prof. Dr. Cahit Talas Sosyal Politika ödülleri kapsamında "Övgüye Değer" bulundular.Bizleri sosyal politikanın geleceği açısından umutlandırıp gururlandırdılar.