hayatımda bir kez birisiyle aynı dili konuştuğumuzu sanmıştım. ona kalbimin en ücrasını göstermiştim. sonra bu haddinden fazla yakınlığın bedelini küle dönerek ödemiştim. o zaman anlamıştım ki hududu olmayan yakınlık, kor bir ateş imiş dokunduğu her şeyi küle çeviren...
Hiç bitmeyecek sandığın o yol ansızın biter, hiç geçmeyecek sandığın o sancı bir sabah uyanırsın geçer. Ne kadar zorlasan ve kontrol etsen bile değiştiremediğin o haller sen beklemediğin anda kaybolup gider. Bu yüzden geçmez sanma, geçiyor ve geçecek. Çünkü her şey vaktini bekler
bana hissettirdiğin iyi kötü her şey için teşekkür ederim. bir yere varamadık ama kendimi kazandım senin sayende. önceden sadece seninle, senin sevginle var olabileceğimi sanırdım ama şimdi senin ya da herhangi birinin sevgisi için değil sadece kendim için varım.
“Zamanla anlıyorsunuz insanların kavgaları sizinle değil.Gerçekleşmemiş kişilikleri, sevilmemiş çocuklukları,başarılarla gizlemeye çalıştıkları özdeğersizlikleri ile. Kötü tavrı kişisel almayın;siz,bu savaşın sadece nesnesisiniz.Bazen gerçekten tek sorun, öznenin kendisinde”
Kendisine "acaba yanılıyor olabilir miyim?" diye sormayan hiç kimseyi dinlemek istemediğimi fark ettim. Kendi akıl yürütmelerinin değerinden şüphe duymayan, hakikatçiliğin şehvetli hamasetini içeren hiçbir kibirli ortam bana hitap etmiyor.
Eskiden neyin doğru olduğuna dair aylarca kafa patlatırdım. Benliğimden vazgeçercesine akıl yürütür ve acı çekerdim. Uzun süredir hiçbir profesyonel eylemi hayattan üstte tutmuyorum. Yanılıyorsam yanılıyorumdur. Hiçbir teorik tartışma biricik yaşam deneyimimden değerli değildir.