MHRS sisteminde haftanın beş günü poliklinik yapan hekimler 8 saat boyunca küçücük bir poliklinik odasında hareketsiz kalıyorlar.
En ufak dinlenme şansları ve hareket etme durumları olmayan bu hekimleri bekleyen ciddi sağlık sorunları ortaya çıkacak…
MHRS randevuları ayarlanırken hekimlere en azından saat başlarında 5-10 dakika dinlenme arası verilmelidir.
22 Haziran 2026’da oğlum Alper Yusuf Polat aşırı hızlı araç kullanan Kızılcahamam Meclis Üyesi Fatih Oral tarafından öldürüldü.
Allah için gündem yapalım lütfen yardım edin #AlperYusufPolataAdalet
Usta oyuncu Haluk Bilginer'in "Babam öldü ama sahneye çıktım" diyenlere yerin dibine soktuğu o sarsıcı tespiti:
• "The show must go on" yani "Şov devam etmeli" lafı kadar aptalca bir laf yoktur.
• Bu, Anglo-Sakson kapitalizminin uydurduğu, "Sen çalışmaya devam et, paralar gelsin" diyen acımasız bir yalandır.
• Efendim neymiş, "Babam öldü ama acımı içime gömüp yine de sahneye çıktım..."
• Halt etmişsin sen! Çıkmamalıydın!
• Senin baban ölmüş yahu, bir insanın yaşayabileceği en büyük acı. Daha ötesi var mı?
• Benim babam ölecek ve ben o gece sahnede insanları güldürüp soytarılık edeceğim?
• Yok öyle bir dünya. O tiyatro perdesi o gün kapanmalı!
• Biz dünyanın en önemli, en kutsal işini falan yapmıyoruz. Alt tarafı oyunculuk bu.
• Hiçbir tiyatro oyunu, hiçbir şov insan hayatından ve insan acısından daha değerli olamaz.
💣Kesenin ağzını açıp adam gibi maaş vereceksin.
💣İkinci mecburi hizmeti kaldıracaksın.
💣Eş durumunu ayarlayacaksın. Çoluklu çocuklu uzman hekimler bu insanlar.
👉Yok yapmam diyorsan açılan kontenjanlar BOŞ kalır. Millet sayenizde yeşil alan görür rüyasında malesef.🥹
Bugün sabah İstanbul'da yürüyüşe çıktığımda A 101 Market zincirinde çalışan eski bir öğrencimle denk geldik.
Kendisi kendileriyle eş değer BİM Market zincirinde Bayramın 1. ve 2.günü tatil olduğunu, kendi mağazalarında ise hiçbir şekilde Bayram Tatili olmadığını iletti.
Buradan A 101 Market zinciri CEO'su, sahibi, yönetim kuruluna seslenmek istiyorum.
İnsanların belki de en kutsallarından olan Bayramlara saygınız da mı kalmadı!?
Bayram tatili olmaması nasıl bir kölelik sistemi dir?
Bu kadar para hırsı ile davranılması personellerinizin kendini ne kadar değersiz hissetmesine sebep oluyor,bunu görmüyor musunuz?
Yaşamak sadece yaşamak değildir.
Adil, onurlu bir yaşam için bu düzeninizi lütfen gözden geçiriniz.
@A101iletisim
BU BİR YARDIM ÇAĞRISIDIR.
24 Mayıs’ta Türk Hava Yolları ile İzmir’den Afrika/Çad’a geldik. O günden beri 3 bavulumuz kayıp ve günlerdir hiçbir yetkili düzgün şekilde bizimle ilgilenmiyor.
İki arkadaş bütün kıyafetlerimiz, ilaçlarımız, gözlüğüm, maddi imkanlarımız, yardım organizasyonu için getirdiğimiz ekipmanlarımız ve temel ihtiyaçlarımız bavullarda kaldı.
Günlerdir aynı kıyafetleri giyiyoruz. Artık ne düzgün yemek yiyebiliyoruz ne hijyenimizi sağlayabiliyoruz. Şampuanımız, yedek kıyafetimiz, temel ihtiyaçlarımız bile yok. Afrika sıcağında fiziksel olarak tükenmiş durumdayız.
Benim göz numaram yüksek olduğu için görme problemi yaşamaya başladım. İlaçlarımızın tamamı bavullarda kaldı. Defalarca aramamıza rağmen sadece geçiştiriliyoruz. Sosyal platformlarda ses çıkmadığı sürece bir şey elde edilemeyeceğini anladık.
Burada gerçekten büyük bir mağduriyet yaşıyoruz. Lütfen sesimizin duyulmasına yardımcı olun.
#THY #TürkHavaYolları @TK_TR
Bir uzmanlık öğrencisi bitirme tezliye ilgili ondan akıl alıyor, bir danışan çocukluğuyla ilgili zor meseleleri onun yardımıyla çözüyor. Karşımızda ‘her derde deva’ yapay zeka.
Mesele algoritmalar ya da yapay zekâdan ibaret değil. Asıl mesele, dünyanın artık canlı bir varlık olarak değil, ölçülebilir, yönetilebilir ve sömürülebilir bir kaynak olarak görülmesi. Ekonomik büyüme ve verimlilik takıntısı, sınırsız ilerleme inancı, ve insanın kendi köklerinden kopuşu asıl mesele.
İnsan artık göğe bakmıyor, toprağa dokunmuyor, sessizliğe katlanamıyor. Sürekli bağlı, sürekli meşgul, sürekli uyarılmış halde yaşıyor; ama bütün bu hareketin ortasında ruhu yavaş yavaş çürüyor. Modern çağ, insanı özgürleştirdiğini söylerken aslında onu görünmez ağlarla kuşattı. Eskiden zincirler demirdendi; şimdi ise ekranlardan, reklam dillerinden, veri akışlarından ve “ilerleme” denilen büyülü kelimeden yapılma prangalarımız var.
Her teknoloji, beraberinde bir dünya görüşü getirir. Örneğin sürekli hızlanan iletişim araçları, yalnızca haberleşme biçimimizi değiştirmez; dikkat süremizi, sabır kapasitemizi, hatta insan ilişkilerimizin ritmini de dönüştürür. İnsan giderek daha hızlı düşünmeye zorlanır, ama daha az derinleşir. Her şey erişilebilir hale gelirken hiçbir şey gerçekten içimize işlemez. Bilgi çoğalır, hikmet azalır.
Batı uygarlığı birkaç yüzyıldır insanlığa tek bir masal anlattı : Daha fazla üretim, daha fazla büyüme, daha fazla teknoloji bizi daha mutlu edecekti. Fakat bugün ortaya çıkan tablo bunun tam tersi : İnsanlık hiç olmadığı kadar bağlantılıdır ama hiç olmadığı kadar yalnızdır. Hiç olmadığı kadar zengindir ama hiç olmadığı kadar anlam kriziyle boğuşmaktadır.
Şehirler büyürken insanlar küçülmüştür. Sistem genişlerken ruh daralmıştır.
Modern çağ insanı toprağın ritminden kopardı. Mevsimleri unutan, geceyi ekran ışıklarıyla delen, sessizliği kayıp bir dil gibi yitiren bir uygarlık doğdu. Modern insan artık “ait olmak” istemiyor, yalnızca “kontrol etmek” istiyor. Nehirleri dizginlemek, genleri düzenlemek, bedenleri yeniden tasarlamak, ölümü geciktirmek, hatta insan doğasının sınırlarını aşmak…Bütün bunların altında aynı dürtü var: sınır tanımamak. Had bilmemek. Oysa insanı insan yapan şey biraz da sınırlı oluşudur. Ölümün bilgisi, kırılganlık, ihtiyaç duymak, acı çekmek, beklemek… Modern kültür bunları zayıflık olarak görüyor. Oysa tam tersine, insan ruhunun derinliği tam da bu kırılganlıktan doğuyor.
İnsanlar artık dünyayı “ev” gibi hissedemiyor. Geçmişlerinden utanmaya, geleneklerinden kopmaya, kendi kültürlerini bir yük gibi görmeye başlıyorlar. Her yer birbirine benziyor. Aynı kahve zincirleri, aynı ekranlar, aynı dil, aynı hız, aynı tüketim alışkanlıkları… Dünyanın çeşitliliği yerini küresel bir tekdüzeliğe bırakıyor. Bu bir medeniyet başarısı değil, büyük bir ruhsal çölleşme…
Eğer insan yalnızca optimize edilmesi gereken bir veri yığınına dönüşürse, sevgi, merhamet, dua, sadakat, yas, fedakârlık gibi şeyler nasıl ayakta kalacak? İnsanlığın yavaş yavaş “verimli ama ruhsuz” bir türe dönüşmesi an meselesi.
Ne yapmalı? Küçük direniş alanları mümkün. Toprakla bağ kurmak, sessizliğe zaman ayırmak, çocukları ekran kültüründen korumaya çalışmak, yerel topluluklar ve dost çevreleri oluşturmak, gelenekleri yaşatmak, ibadet etmek, yavaşlamak, dikkatini geri kazanmak…
Yaşadığımız kriz yalnızca ekonomik veya ekolojik kriz olarak görülemez, bu aynı zamanda metafizik bir krizdir. İnsan artık neden yaşadığını bilmiyor. Sırtını yasladığı bir ülkü, zorlukları karşılayacağı bir anlam dizgesi yok. Her şeyin fiyatı var ama hiçbir şeyin anlamı yok. İnsanlar sürekli konuşuyor ama pek azı dinliyor.
Bazen çağın ortasında yapılabilecek en büyük direniş, hâlâ sessizce dua edebilmek, bir ağaca dikkatle bakabilmek, bir dostla telefonsuz oturabilmek, toprağa çıplak elle dokunabilmektir.
İnsan ruhu derinlikten beslenir. Belki de bu çağda en devrimci şey, bizi aynılık girdabına çeken akıntıya direnmek ve yavaşlamayı öğrenmektir.
Gazze'deki çocukları tedavi etmek için gönüllü olarak Sumud Filosu'na katılan çocuk doktorları Harun ve Ayşenur Albayrak çifti İsrail tarafından alıkonuldu.
İsrail tarafından alıkonulan aktivistlerin serbest bırakılması için bu videoyu paylaşalım.
Sumud aktivisti GZT Muhabiri Ümmü Gülsüm Durmuş:
- Bu videoyu izliyorsanız uluslararası sularda kaçırıldığım anlamına gelir.
- Lütfen bu videoyu paylaşın İsrail'in ben dahil bütün aktivistleri geri getirmesini isteyin.
#EyesOnSumud
Kamuoyuna ve Resmi Makamlara Saygıyla Duyurulur,
Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi kadrosunda görev yapan, ömrünü insan hayatını iyileştirmeye adamış Kardiyoloji Uzmanı Sayın Dr. Muhammed Ensar Aslan, yalnızca mazlum ve muhtaç gönüllere bir nefes, bir umut olabilmek gayesiyle SUMUD Filosu ile insani yardım yolculuğuna çıkmıştır.
Ancak ne acıdır ki, hiçbir hukuki ve insani normu tanımayan terörist İsrail’in zorba ve işgalci müdahalesi neticesinde esir alınmıştır.
Sadece vicdanının sesini dinleyerek masumlara el uzatan hekimlerimize ve yardım gönüllülerine reva görülen bu zulmü en şiddetli şekilde kınıyor; adaletin ve insanlık onurunun çiğnendiği bu karanlık sürecin bir an evvel son bulmasını temenni ediyoruz.
Bu haksız esaretin nihayete erdirilmesi ve vatandaşlarımızın selametle vatanımıza dönmesi adına, devletimizin ve hükümetimizin uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli tüm yaptırımları kararlılıkla uygulayacağına olan inancımız tamdır. İlgili tüm makamların, gerekli diplomatik ve hukuki girişimleri ivedilikle başlatmasını ve süreci hassasiyetle yürütmesini arz ve talep ederiz.
70 milyarlık mama lobisi deşifre oldu.
Hayvan yemine Yahudilerin hâkim olduğu ortaya çıktı.
Boschreklamı’nın da filminin de Yahudi şirketler tarafından yapıldığı anlaşıldı!
Aile kurumunu çökertmeyi amaçlayan yayınların, program ve reklamların üzerine gitmek zorundadır.
Devlet bu adamlardan hesap sormalı!
TUZAK BU!
Bosch İngiltere, ABD, Hırvatistan ve Almanya reklamlarında anne, çocuk, büyükanne-baba var.
Aile, büyük aile öne çıkarılıyor.
Türkiye reklamında anne, köpeğin annesi olarak sunuluyor!
Bu reklamı derhal kaldırın @rtukkurumsal@iletisim#bosch
YDUS
Sadece Ankara'da yapılmamalıdır !
Yılda 2 kez yapılmalıdır !
Kontenjanlar sınavdan önce duyurulmalıdır !
YDUS kazanıp yan dal eğitimi sonrası 3. MECBURİ HİZMET KALDIRILMALIDIR !
@TEKsendika olarak @yhgmsb ye bu Cuma bu talepleri ileteceğiz.
Tıp Etik ve Kardeşlik Sendikası
İsrail 22 Sumud Teknesine müdahale etti.
Aktivist kardeşlerimiz rehin alındı.
Arkadaşlar o kardeşlerimizi İsrail’in kahpeliğine terk etmeyelim. Çok güçlü bir şekilde Sumudu duyuralım, paylaşalım.
#SumuduSavun