Aziz İstanbul'a saldırı var.. Dünya büyücüleri İstanbul'da toplanıyor.. Devamı var demiştik. Kanye West'ten sonra. Anyma da 12 Eylül'de İstanbul'a geliyormuş. Bu büyü ritüellerinin İstanbul'da yapılmasına kim izin veriyor? Anyma, Mısır'da piramitlerin arasında 11 bin kişinin katıldığı bir konser vermişti. Firavunların huzurunda. Büyü ritüelleri yapmışlardı. Bu çağda büyü yüksek ses frekansları ve eşikaltı hologram görselleriyle yapılıyor. 'Binlerce insanın aynı anda aynı sese, aynı ışığa ve aynı duyguya teslim olmasıyla, müzik ritüele, sahne tapınağa, kalabalık tek bir zihne dönüşüyor.' Ve karanlıklara kapı açılıyor.. Konser bitse de etkisi devam ediyor. Sessiz kalmayın. Bu konserler yasaklanmalı. Aziz İstanbul'a yine saldırı var..
60 Filistinli, İsrailli işgalciler tarafından bir hayvan gibi çöp kamyonuyla taşınıyor.
Bu muamele Yahudilere yapılsaydı, şu an yer yerinden oynardı!
Hazır çeviri aktif olmuşken tüm insanlığa sesleniyoruz! Eliniz vicdanıza koyun ve artık harekete geçin
Kayseri'de yaşayan 74 yaşındaki Hamdi Sarp, 51 yıldır türbedarlık yapıyor:
➖ "Bunu ben gönüllü yapıyorum. Herhangi bir maddi kaynaklı bir şey değil."
➖ "Anahtarlarıyla ben bir lavaboya gitmedim. Anahtarları dışarıya koydum, öyle girdim."
Para trafiğiyle yönetilen hesaplar ve 5. kol faaliyetlerini ifşa eden Altay Cem Meriç, hedef haline getirildiğini anlattı.
🗣️ "Sen Muhbir ile kavga ediyorsun. Üçlü, dörtlü kişi konuya dahil oluyor. Tehdit etmeye başlıyorlar."
PAYLAŞALIM
Türk ve İslam Düşmanı İngilizler İstanbul’u işgal ettiklerinde Kur’an-ı Kerim’i yasaklıyorlar.
Bu yasak, 1923’te Ulu Önder Mustafa Kemal’in Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmasıyla sona eriyor!
diye düşünen varsa M.Kamal’i ve CHP’yi hâlâ tanıyamamış demektir! Çok iyi izlesin!
" Kayseri Türbeleri " çalışmamız.
Google map bağlantısı:
https://t.co/rrHjrfvESm
Online Google Earth Bağlantısı:
https://t.co/FPzf3sD0D2
eksik olan yerleri bildirirseniz ekleriz.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, görev yaptığımız süreç içerisinde
“Şehit ailelerimizi ve gazilerimizi ihmal eden, inciten benim dava arkadaşım değildir.” diyerek bizleri sürekli olarak uyarmış, tembihlemiştir.
Terörsüz Türkiye konusunda liderimizin yazdığı mektup, sadece devlet baba olarak değil; şehit ailelerimizin ve gazilerimizin bir ferdi olmanın hissiyatıdır.
Recep Tayyip Erdoğan’a sonuna kadar güveniyoruz.
Filistin halkına ikinci bir Nekbe yaşatmaya Allah’ın izniyle kimsenin gücü yetmez, yetmeyecektir.
Netanyahu 15 ay süren katliamlarına rağmen topraklarından kopartamadığı Gazzelilere yer arayacağına yol açtığı 100 milyar dolarlık zararı tedarik edeceği kaynağı aramalıdır.
Filistinlileri binlerce yıldır yaşadığı topraklardan sürgün etmeye yönelik tekliflerin bizce ciddiye alınır bir tarafı yoktur.
İsrail’in onca yıkıma, acıya, katliama sebep olduktan sonra hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam etmesine izin verilemez.
İsrail yönetiminden öncelikle sebep olduğu yıkımın bedeli tahsil edilmeli, bununla da Gazze’deki yeniden inşa süreçleri başlatılmalıdır.
Aynı şekilde İsrail devleti ve haydut yerleşimciler tarafından gasbedilen evleri, arazileri, iş yerleri de hak sahibi Filistinlilere iade edilmelidir.
Gazze’nin yeniden imarının yanı sıra başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve coğrafi bütünlüğü haiz bir Filistin devleti kurulması için de çabalarımızı artırmamız büyük önem arz ediyor.
Tüm bunlar, mazlum Filistin halkına hem bir kardeşlik vazifemiz hem de vicdan borcumuzdur…
Suriye’de artık siyasi ve diplomatik olarak yeni bir gerçeklik vardır. Ve Suriye tüm etnik, mezhebî ve dinî unsurlarıyla Suriyelilerindir.
Kendi ülkesinin geleceğine karar verecek olan da Suriye halkıdır.
Bölücü terör örgütünün selden kütük kapma hevesiyle hareket ettiğinin farkındayız.
Türkiye olarak millî güvenliğimizi ve çıkarlarımızı tehlikeye atacak hiçbir hamleye izin vermeyeceğimizin bilinmesini isterim.
Sorumluluk sahibi tüm aktörlerin, uluslararası tüm kuruluşların Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasına destek vermesi, tüm bölgemiz için en hayırlı yol olacaktır.
Suriye toprakları savaşa doymuştur, kana ve gözyaşına doymuştur.
Suriyeli kardeşlerimiz özgürlüğü, güvenliği, kendi vatanlarında gönül huzuruyla yaşamayı ziyadesiyle hak etmektedir.
Türkiye’nin yegâne amacı da tüm kesimleriyle Suriye halkının refahı ve esenliğidir.
Katliam ve zulümden kaçan kardeşlerimize kapımızı açarken de Suriye krizine çözüm bulmak için elimizi uzatırken de gayemiz daima buydu.
Ama Şam rejimi Türkiye’nin uzattığı elin kıymetini bir türlü idrak edemedi, ne manaya geldiğini anlayamadı.
Türkiye, dün olduğu gibi bugün de tarihin doğru tarafında yer almaktadır.
Huzurun hâkim olduğu, barışın hâkim olduğu; Arap, Türkmen, Kürt, Alevi, Sünni, Nusayri, Hristiyan ayırt etmeksizin hiç kimsenin dışlanmadığı, kimsenin hak ve özgürlüklerinin çiğnenmediği, zulme uğramadığı, farklı kimliklerin yan yana sulh içinde yaşadığı bir Suriye görmek istiyoruz.
İnşallah çok yakın gelecekte böyle bir Suriye’yi göreceğimizi ümit ve temenni ediyoruz.
İnşallah bu devrim ve şahit olduğumuz bu fetihler, Allah Rasulu (sav)in müjdelediği nübüvvet minhacı üzere kurulacak olan Raşid-i Hilafet ile taçlanır.
“Ey Mücahidler!
İslâm Devletinin kurulması ve Nübüvvet minhacına (Peygamber metoduna) göre İslâmî Hilâfet’in tesisi için Şam’a doğru yolunuza devam edin! Allahu Ekber.”
Bismillahirrahmanirrahim.
“Biz, yeryüzünde zayıf düşürülenlere lütfetmek ve onları önderler yapmak istiyoruz. Onları mirasçılar kılacağız.”
Elhamdülillah, Allahu Ekber, Allahu Ekber, Allahu Ekber.
Hama şehri, samimi mücahitlerin gayretleriyle kurtarıldı.
Mücahitlere ve Şam halkına sesleniyoruz:
Eğer savaşlar bu sınırlarda durursa, bu fedakarlıklar tehlikeye girecektir. Şam'daki rejim devrilmeden ve onun yerine İslâmî bir Hilâfet kurulmadan, bu fedakarlıklar tehlikede olacaktır.
Biliniz ki durumunuz, ipliğini güçlendirdikten sonra tekrar çözen kadının durumu gibi olacaktır.
Ey Mücahidler!
İslâm Devletinin kurulması ve Nübüvvet minhacına (Peygamber metoduna) göre İslâmî Hilâfet’in tesisi için Şam’a doğru yolunuza devam edin! Allahu Ekber.”