Denizin dalgasının kıyıya vurduğu noktadan itibaren 50 metre içeriye kadar olan bölümü, yani kumsalı; hiç bir otel veya işletme şezlong, şemsiye, platform ve benzeri şeyler koyarak işgal edemez.
Bu bölüm, Anayasa ve Kıyı kanunu gereği, ücretsiz olarak tüm vatandaşların kullanımına açıktır.
İşletmeler, ancak bu bölümün dışında mülkiyetleri altındaki veya kiraladıkları alanda; duş alma yeri, şemsiye, şezlong, havlu vb denize girmek için gerekli eşya ve levazımatı bulundurabilir ve kiraya verebilirler.
Kamunun kullanımına açık 50 metrelik alanda denize girmek üzere; isteyen herkes kendi şezlongunu, şemsiyesini, koyarak veya havlusunu sererek güneşlenebilir ve denize girebilir.
İşletme adı altında sahili işgal eden şebekelerin, belediyeye veya herhangi bir merciye “işgaliye bedeli” ödemiş olmaları;
-Yaptıkları işgali yasal hale getirmez ve “işgallerinin devamına dair izin almış oldukları” anlamına gelmez.
-Vatandaşların kamuya açık ve ücretsiz kullanma hakları olduğu bu bölümden faydalanma haklarını ortadan kaldırmaz.
-Kendilerine vatandaşları oraya sokmama veya oradan faydalanmalarına engel olma hakkı vermez.
Mevzuat böyle olduğu halde; Deli Dumrul gibi gelen kişileri bu alana sokmayan, yolunu kesen, tehdit eden veya para ödemeye mecbur bırakan işletmeler veya kişiler düpedüz eşkıyadır, haramidir ve hayduttur.
Bunu yapanlar hakkında;
-İnsanları hürriyetlerinden yoksun bırakma,
-Kamuya açık alanları işgal etme,
-Haydutluk ve eşkıyalık yapma suçlarından işlem yapılması gerekir.
Bu konuda kendilerine suç ihbarında bulunulan emniyet makamları ve savcılıklar; işgalci ve yol kesenler hakkında gereken işlemi yapmadıkları ve bunların çıkardıkları engelleri kaldırmadıkları takdirde, kanuni görevlerini yerine getirmemiş olur ve “görevi ihmal” suçunu işlemiş olurlar.
Eğer resmi yetkililer, kendilerine ihbar geldiği halde işgalciler ve vatandaşları engelleyenler hakkında suç takibatı yapmaz ve işgali kaldırmazlarsa; bu defa onlar hakkında, görevlerini ihmal ettiklerine dair üst mercilerine suç duyurusunda bulunulması gerekir.
Koskoca İzmit’in belediye başkanı bir apartman dairesinde yaşıyor.
Üstelik yaşadığı semt İzmit’in en mütevazi semti.
Bir de akp li belediye başkanlarının oturdukları evlere bakın.
Söyleyeceklerim bu kadar
"KEPAZELİĞİ YAYALIM"
OKUMAYAN OKUSUN, GÖRMEYEN GÖRSÜN
MANSUR YAVAŞ: Ankara Belediyesinin İnternet Sitesinde;
“İSRAF SAYFASI” AÇTI.
Ankapark denilen çakma Disneyland'a
yapılan harcamaları kalem kalem açıkladı.
★
DİNOZOR Maketlerine 9 Milyon Dolar
Ödenmiş Kardeşim.
FISKİYE; 15 Milyon Dolar.
Asrın Liderimiz burasının açılışını bizzat
yaparken “TÜRKİYE'nin Gururudur ” demişti.
Sırf Kapısına "14 Milyon Dolar" harcamışlar.
NE KADAR GURUR DUYSAK AZ HAKİKATEN
TREN Yapmışlar, 34 Milyon Dolar!
Geçmediğimiz Köprüye,
Girmediğimiz Tünele,
Görmediğimiz Otoyola,
Dolar bazında garantili para ödediğimizi
biliyorduk...
Meğer biletini almadığımız hiç biryere giden Oyuncak Trene de Ödemişiz!
Uçan Ada Yapmışlar.
8 Milyon Dolarcık...
Ben en çok bunu beğendim.
Çünkü adı üstündeü "uçmuş."
Trenin hiç olmazsa hurdasını kiloyla
filan satabilirsin!
ADA YOK!
“ÇEVRE DOSTU PROJE ” demişlerdi,
PLASTİK AĞAÇ DİKMİŞLER.
16 Milyon Dolarcık!
ATATÜRK ORMAN ÇİFTLİĞİ
ZATEN YÜRÜYÜŞ YOLUYDU!
ATATÜRK ORMAN ÇİFTLİĞİ'Nİ
BOZUP;
Bu kepazeliği oraya kondurup zaten
varolan yürüyüş yolunun yerine
Yürüyüş Yolu Yapmışlar! 18 Milyon Dolar!
Eeee kaldırımsız olmaz, kaldırım da yapmışlar,
3.5 Milyon Dolar.
Timsah Maketi, Nuh'un Gemisi Maketi,
Fiberglastan Fosil Maketi, Vahşi Batı Dekoru, Oyun Çadırı, Lazer Sesi Çıkaran Robot, Çarpışan Arabalar, Gondol filan
almışlar, 45 Milyon Dolar!
★
50 Milyon Dolarımız yok diye
TANK Fabrikamızı Katar'a Verdiler.
Buraya Teleferik Yapmışlar,
50 Milyon Dolar Ödemişler!
★
Ankapark'a saçıp döktükleri toplam
Para, 801 Milyon Dolar!
★
Aynı dönemden birkaç örnek vermek gerekirse:
★
Tekel'in alkollü içecekler bölümünü,
292 Milyon Dolara sattılar.
Eti Bakır'ı 33 Milyon Dolara sattılar.
Eti Gümüş'ü 41 milyon dolara sattılar.
Eti Krom'u 58 Milyon Dolara sattılar.
Kütahya Şeker Fabrikasını,
23 Milyon Dolara sattılar.
Adapazarı Şeker Fabrikasını,
45 Milyon Dolara Sattılar.
Antalya Limanı'nı 140 Milyon Dolara sattılar
Türk Hava Yolları'nın yüzde 20'sini,
175 Milyon Dolara sattılar.
★
Ne Etti?
807 Milyon Dolar.
★
BUNLARI SATTILAR!
"BU KADAR PARAYA DİNOZOR MAKETİ
ALDILAR!
★
ETİ BAKIR'I MESELA! …
Kasasında Nakit 10 Milyon Doları varken!..
9 Milyon Dolar değerinde arazileri varken!
Depolarında hemen nakite çevrilebilir..
7 Milyon Dolar değerinde BAKIR varken!
240 Milyon Dolar değerinde bilinen rezervi varken, sadece 33 Milyon Dolara sattılar.
BİR DEFA BİLE KULLANILMAYAN OYUNCAK TRENE 34 MİLYON DOLAR ÖDEMİŞLER!
★
ŞEKER FABRİKASI SATIN ALMAYA YETEN PARAYLA FISKİYE ALMIŞLAR!
★
250 BİN DOLARA TÜRKİYE CUMHURİYETİ
VATANDAŞLIĞINI SATIYORLAR!
"ALDIKLARI PLASTİK AĞAÇ BİLE DAHA
PAHALI".
★
Ehhh HÂLÂ MERAK EDİLİYOR!
Merkez Bankasının kasası nasıl boşaldı?
Enflasyon Niyepatladı?
Elektrik Faturaları neden nöyle oldu?
Market etiketlerinde niye yangın var?
Patlıcanı niye anca taneyle alabiliyoruz,?
NİYE YOKSULLAŞTIK ???
YILMAZ ÖZDİL
Küba'dan bir çığlık yükseliyor !
DÜNYAYA AÇIK BİR MEKTUP: Küba'dan bir kadın, kimsenin görmek istemediği suçu ifşa ediyor.
--- Tüm insanlığa, dünya annelerine, Sınır Tanımayan Doktorlar'a, dürüst gazetecilere ve hâlâ adalete inanan hükümetlere sesleniyorum:
İsmim, milyonlarca diğer insanınkiyle aynı. Ünlü bir soyadım ya da yüksek bir makamım yok. Ben sıradan bir Kübalı kadınım. Bir evlat, bir kız kardeş, bir vatanseverim. Ve bunları paramparça olmuş bir ruhla, titreyen ellerle yazıyorum; çünkü halkımın bugün yaşadığı şey bir kriz değil. Bu, Washington tarafından soğukkanlılıkla gerçekleştirilen, yavaş ve hesaplanmış bir cinayet.
Ve dünya başka yöne bakıyor.
👵 BÜYÜKANNEM VE BÜYÜKBABAM İÇİN SESİMİ YÜKSELTİYORUM:
Küba'da yaşlı insanların vaktinden önce ölmesini ifşa ediyorum; çünkü abluka, kalp rahatsızlıkları, yüksek tansiyon ve diyabet ilaçlarının ülkeye girişini engelliyor. Mesele kaynak yetersizliği değil. Bu, kasıtlı bir yasak. Küba'ya satış yapmak isteyen şirketler para cezasına çarptırılıyor, baskı görüyor ve tehdit ediliyor. Kendi hükümetleri ise sessiz kalıyor. Ve bu sırada, Kübalı bir büyükbaba göğsünü tutarak bekliyor. Ölüm uyarı yapmaz; ama abluka yapar.
---
👶 ÇOCUKLARIM İÇİN SESİMİ YÜKSELTİYORUM:
Küba'da yakıt yetersizliği nedeniyle kuvözlerin kapatılmak zorunda kalmasını ifşa ediyorum. Amerika Birleşik Devletleri hükümeti hangi ülkelerin bize petrol satıp hangilerinin satamayacağına karar verirken, yenidoğan bebeklerin hayatta kalma mücadelesi vermesini... Washington'daki bir ofiste imzalanan bir emrin, kıyılarından sadece 90 mil ötedeki bir çocuğun feryadından daha önemli görülmesi yüzünden çocuklarının hayatının tehlikeye girdiğini gören Kübalı annelerin varlığını...
Uluslararası toplum nerede? Çocuk haklarını bu denli hararetle savunan örgütler nerede? Yoksa Kübalı çocuklar yaşamayı hak etmiyor mu?
🍽️ KASITLI AÇLIĞA KARŞI SESİMİ YÜKSELTİYORUM:
Ablukanın, kurgulanmış bir açlık yaratma girişimi olduğunu ifşa ediyorum. Gıda, sebepsiz yere ortadan kaybolmuş değil. Gerçek şu ki, onu satın almamız engelleniyor. Gıda taşıyan gemiler taciz ediliyor. Banka işlemleri engelleniyor. Bize tahıl, tavuk ve süt satan şirketlere yaptırım uygulanıyor.
Küba'daki açlık bir tesadüf değil. Bu, ABD hükümetinin bir devlet politikasıdır; 60 yıl boyunca geliştirilmiş, her yönetim tarafından güncellenmiş, Donald Trump tarafından şiddetlendirilmiş ve Marco Rubio tarafından acımasızca uygulanmıştır.
Buna "ekonomik baskı" diyorlar. Bense buna açlığa mahkûm etme terörü diyorum.
ÜLKEMİN DOKTORLARI İÇİN BİR ÇAĞRI:
Tüm dünya çökerken pandemi sırasında hayat kurtaran doktorlarımızın bugün şırınga, anestezi ve röntgen ekipmanından yoksun bırakılmasını kınıyorum. Bunları nasıl üreteceğimizi bilmediğimiz için değil; yetenekten yoksun olduğumuz için de değil. Aksine, abluka yüzünden malzeme, yedek parça ve teknolojiye erişimimiz engellendiği için.
Bilim insanlarımız beş COVID-19 aşısı geliştirdi. Beş tane. Kimsenin yardımı olmadan. Tüm zorluklara rağmen. Ablukaya ve yalanlara rağmen. Yine de imparatorluk, bunu başardığımız için bizi cezalandırıyor.
🌍 DÜNYAYA SESLENİYORUM:
Küba sadaka dilenmiyor.
Küba asker istemiyor.
Küba sevginizi istemiyor.
Küba adalet istiyor. Ne fazlasını, ne de azını.
Halkımın çektiği acıları normalleştirmeyi bırakmanızı istiyorum.
Ablukayı gerçek adıyla, yani İNSANLIĞA KARŞI BİR SUÇ olarak adlandırmanızı istiyorum.
Biz boğulurken "diyalog" ve "demokrasi" masallarıyla kandırılmamanızı istiyorum.
Hayırseverlik istemiyoruz. Sadece yaşamamıza izin verilmesini istiyoruz.
Sessiz kalarak buna ortak olan hükümetlere:
Tarih sizden hesap soracak.
Yalan söyleyen medyaya:
Gerçek her zaman bir yolunu bulup ortaya çıkar.
Yaptırımlara imza atan cellatlara:
Küba halkı unutmaz ve affetmez.
Kalbinde hâlâ insanlık taşıyanlara:
Küba'ya bakın. Ona neler yapıldığına bakın. Ve kendinize sorun: Tarihin hangi tarafında yer almak istiyorum?
---
Bu küçük adadan, devasa bir halkın içinden; pes etmeyi reddeden sıradan bir Kübalı kadından...
Ikay Romay
Eğer bu yazı içinizde derin bir his uyandırdıysa, paylaşın.
İster 10 arkadaşınız olsun ister 10.000 takipçiniz; fark etmez.
Profilinizin herkese açık ya da gizli olması; fark etmez.
Normalde hiç paylaşım yapmıyor olmanız; fark etmez.
Ama bu farklı.
Bu, bir gün batımı fotoğrafı değil.
Bu, bir dedikodu değil.
Bu, sadece bir fikir beyanı değil.
Bu bir HAYKIRIŞ. Ve haykırışlar kendine saklanmaz. Onlar DUYULUR. Onlar TEKRARLANIR. Onlar KOCAMAN BİR KALABALIĞA DÖNÜŞÜR.
Bugün sizden bir "beğeni" istemiyorum.
Sizden, başparmaklarınızı sadece ekranda gezinmekten çok daha büyük bir amaç için kullanmanızı istiyorum.
PAYLAŞIN.
Ki dünya, Küba'da yaşananların sadece bir kriz olmadığını bilsin.
Bu bir SUÇ.
Ki başka ülkelerdeki anneler bilsin; burada çocuklar, abluka yüzünden elektriği kesilen kuvözlerde hayatta kalma mücadelesi veriyor.
Ki başka diyarlardaki büyükanneler ve büyükbabalar bilsin; burada yaşlılar, Washington'ın ülkeye girişine izin vermediği ilaçları beklerken can veriyor.
Ki bu duruma ortak olan hükümetler utanç duysun.
Ki yalan haber yayan medya organlarının saklanacak yeri kalmasın.
Ki sorumlular, SESSİZ KALMAYACAĞIMIZI bilsin.
Bu mesajı paylaşan tek bir kişi dünyayı değiştirmez.
Ama binlercesi, milyonlarcası—işte onlar değiştirir.
Murat Ağırel: “Gaziosmanpaşa Belediyesi davasında Aziz İhsan Aktaş’a, ‘Para nerede, kime verildi’ diye soruluyor.
Aktaş, ‘Ben vermedim, ortağım Gürkan Dölekli verdi.’ diyor.
SEGBİS’le Dölekli’ye bağlanılıyor. Dölekli, ‘Ben kesinlikle kimseye para vermedim’ diyor.
Hadi buyurun; bu kişinin ifadeleriyle belediye başkanları tutuklandı!”
Derler ki Clint Eastwood şöyle demiş:
96 yaşına geldiğinde beden artık insanın müttefiki olmaktan çıkar.
Işık rahatsız etmeye başlar, nefes almak bile çaba ister, atılan her adım ise kararlılık gerektirir.
Ama bunların hepsi, yaşlılığın yalnızca görünen yüzüdür.
Çünkü yaşlanmanın en zor yanı fiziksel acılar değildir.
Asıl zor olan, etrafına baktığında gençliğini, hayallerini, sevinçlerini ve mücadelelerini paylaştığın insanların çoğunun artık hayatta olmadığını fark etmektir.
Hayatındaki o büyük çember, zamanla giderek daralır.
Telefon daha az çalar.
Günler daha sessiz geçer.
Ve en derin yara ne dizlerdedir ne de sırtta…
En derin yara, artık seni gerçekten dinlemeye vakti olan insanların neredeyse kalmamış olmasıdır.
İşte bu yüzden birçok yaşlı insan aynı anıları tekrar tekrar anlatır.
Bunu can sıkmak ya da ilgi çekmek için yapmazlar.
O anıları anlattıklarında, kısa bir süreliğine de olsa kendilerini yeniden güçlü, faydalı, sevilen ve vazgeçilmez hissettikleri günlere dönerler.
Her hatıra, dünyaya ait olmaya devam etmenin bir yoludur.
Uzun yaşamayı alkışlayan bir toplumda yaşıyoruz.
Ama çok az kişi, uzun yaşayan insanların gerçekte nasıl yaşadığını merak ediyor.
Uzun ömrü kutlarken, nice yaşlı insanın görünmez bir yalnızlığın içinde yaşadığını fark etmiyoruz.
Bu sözleri gerçekten Clint Eastwood söylemiş olsun ya da olmasın…
Önemli olan, anlatılan gerçeğin var olmasıdır.
Bu gerçek; sokağınızın sonundaki dedede, tek başına öğle yemeği yiyen halanızda, sadece biriyle sohbet etmeyi bekleyen komşunuzda ya da aile sofranızdaki emeklide yaşamaya devam ediyor.
Onların her biri yaşayan bir kütüphanedir.
İnternetteki hiçbir arama motorunun yerine koyamayacağı deneyimlerle dolu eşsiz bir kitaptır.
Telefonunuzu bir kenara bırakıp gerçekten dinlemek için zaman ayırdığınızda olağanüstü bir şey olur:
Sadece onların hayatına saygı göstermiş olmazsınız; kendi hayatınızı da zenginleştirirsiniz.
Çünkü kırışıklıklar sadece zamanın izleri değildir.
Onlar, dolu dolu yaşanmış bir ömrün sessiz kanıtıdır.
Ve onları dinleme ayrıcalığına sahip olan herkes, yaşamayı biraz daha iyi öğrenir.
Alıntı
Yaşamak; tabii ki sadece nefes alıp yaşadığımızın ve mevcudiyetimizin temelidir de, kendimize de söz anlatamadığımız,
anlar vardır, bu çevremiz içinde geçerli.
Kaliteli insandan, anlamlı hayatı, yaşama sanatına dönüştürmek, bizim elimizde. erkenden kalkıp tabiattan pek farklı canlı olmadığımızı gözlerimiz ve kulaklarımız doldurmaya başlar
Bazen de,kafamız değirmende buğday öğütür gibi karışır.işte marifet onu iyiye yönelmek te.
Diğer yandan etrafımıza bakmayı, göz ucuyla , rahatsız etmeden, çaktırmadan , ben öyle davranıyorum, şahsen. yaşanmışlıkların izleri yüzlerden okunsa da, ortak
olmak farklı bir hayatı, dinlemek ,ayrıcalık
Gerçekten.kendunizi daha iyi keşfetmenize neden oluyor..oğrenmek , her zaman öğrenmek. geç bile olsa ...
Türkiye'de kg fiyatı 3000₺'ye satılan Philadelphia markalı krem peynirin İngiltere'de kg fiyatının 62 kat kur farkı uygulanmasına rağmen sadece 500₺'ye denk geldiğini biliyor muydunuz?
Birileri bizimle resmen dalga geçiyor!
https://t.co/2q8HYcL584
@ticaret
🔴Türkiye’ye tatile gelen bir gurbetçi, Philadelphia beyaz peynirin fiyatı karşısında yaşadığı şaşkınlığı paylaştı:
⭕️ “Yeminle Almanya’da 2 euro, burada 17 euro. Dalga mı geçiyorsunuz?”
Sir Alex Ferguson on Lionel Messi’s performances at the 2026 FIFA World Cup.
🗣️ “I’ve spent my entire life watching football. I’ve managed against the greatest players, coached some of the best and witnessed generations of talent. But what Lionel Messi is doing at 39 years old is beyond anything I’ve ever seen.”
“Most players at that age are long retired or struggling to keep up with the pace of the modern game. Messi? He’s carrying Argentina to another World Cup final. He isn’t surviving he’s dominating. That’s the difference.”
“People keep asking how he’s still doing it. The answer is simple: his football brain is decades ahead of everyone else. He doesn’t need to outrun you anymore because he’s already seen the next three passes before you’ve taken your first step.”
“Look at this tournament. Every time Argentina needed someone to stand up, Messi answered. When they were under pressure, he demanded the ball. When England thought they had one foot in the final, Messi completely changed the game with two outrageous assists. That’s what greatness looks like.”
“You can organise your defence perfectly, assign two or three players to mark him and spend months analysing every movement he makes. None of it guarantees anything because he only needs one second to destroy ninety minutes of hard work.”
“What amazes me most isn’t the ability it’s the mentality. The bigger the occasion, the calmer he becomes. While everyone else feels the weight of a World Cup, Messi plays as if he was born for these moments. That’s why he keeps breaking hearts and making history.”
“I’ll say something that some people won’t like, but I don’t care. We will never see another footballer like Lionel Messi. When he retires, an era of football retires with him. Players will win Ballons d’Or, score hundreds of goals and lift trophies, but nobody will combine genius, consistency, longevity and humility the way he has.”
“Enjoy every minute he’s still on the pitch, because when Lionel Messi walks away from football, the game will lose a little piece of its soul. There will be great players after him but there will never be another Lionel Messi.
📍Türkiye’de yaşayan Alman Julia Graner,
- Almanya’dan Türkiye’ye götürmek üzere kendime bir omlet tavası aldım ve 50 Euro verdim.
- Türkiye’de bu ne alakaysa lüks bir giyim mağazasında satılıyor ve fiyatı 300 Euro.
- Neden böyle bir uçurum var? Neden bu tavayı Türkiye’dekiler hak etmiyor?
- Yalnızca bu ürün de değil her şeyde ciddi bir pahalılık var. Ayrıca bu ürünler vergiye tabi de değil.
Bu sabah Silivri’ye giderek babamı ziyaret ettim. Kendisinin direnci ve morali çok iyi.
Babama yaptığım ziyaret sonrası laboratuvara geldim.
Takdir edersiniz ki İTÜ’de Fizik yüksek lisansı yapmak oldukça zor. Özellikle şu sıralar tezime epey bir vakit harcıyorum.
Tezle ilgili ölçüm yaparken kısa süreliğine bir ara verdim ve o esnada benimle alakalı ilginç bir paylaşıma denk geldim.
Açıklamaya bile gerek yok ama avukatlarım hukuki girişimi yapacaklar.
Ayrıca ben çayı limonla değil, sade ve şekersiz içerim.
Sevgiler…
Deniz Göktaş’ın tutukluluğu on günü geçti. O sürede gündem değişti de değişti. O sürede, unutmayanlar da unutmadı. Unutmayalım #DenizGöktaşSerbestBırakılsın
44 il başkanını görevden aldılar, yurtdışı temsilciliklerini iptal ettiler, parti çöksün diye yerine yenilerini de getirmediler.
Senin arkanda duran Türkiye’nin birinci partisi yazısından bile rahatsız oluyorsun!
Milletvekilimiz Suat Özçağdaş, muhteşem bir konuşmayla Kılıçdaroğlunu madara etmiş.
Tabii anlayana
Gazeteci Timur Soykan:
"AKP'li Şanlıurfa Akçakale Belediye Başkanı insan kaçakçılığı yaparken yakalandı.
Aracında Suriyeli düzensiz göçmen bulunuyordu.
Hakkında gözaltı kararı bir yana, tutanak dahi tutulmadı."
Selim İmamoğlu: “Bu sabah Silivri’ye giderek babamı ziyaret ettim. Kendisinin direnci ve morali çok iyi.
Babama yaptığım ziyaret sonrası laboratuvara geldim.
Takdir edersiniz ki İTÜ’de Fizik yüksek lisansı yapmak oldukça zor. Özellikle şu sıralar tezime epey bir vakit harcıyorum.
Tezle ilgili ölçüm yaparken kısa süreliğine bir ara verdim ve o esnada benimle alakalı ilginç bir paylaşıma denk geldim.
Açıklamaya bile gerek yok ama avukatlarım hukuki girişimi yapacaklar.
Ayrıca ben çayı limonla değil, sade ve şekersiz içerim.”
Yarın Sakarya’da, 4 yaşından 7 yaşına kadar öz kızına istismarda bulunan bir şahsın davası var. Kendisini ailesine bile mimar olarak tanıtan bu tehlikeli şahıs, çocuğun annesi tarafından suçüstü yakalanmıştır. Yarın avukatlarımız davaya bizzat katılacaklar. Bu toplum zararlısının hak ettiği en ağır cezayı alması için elimizden gelen her şeyi yapacağız!
Yalan var, dolan var, çocuklara istismar var, kökün kurusun karakter yoksunu…
@ucimorgtr@yucelceylancom@avyesimaydinn
"Kemal Kılıçdaroğlu"
“Masraflarımı ve arabamı bir iş insanı karşıladı, ismini söyleyemem.”
📍 Yahu bir araba tahsisi yüzünden hapis yatan belediye başkanları var.
Sen nasıl bir tipsin?
Neyin karşılığında, ne için sponsor oldu sana bu iş insanı?