inandığım bir teori var bir yer, insan ve durum hayatınızda artık olmaması gerekiyorsa sizi sürekli hayal kırıklığına uğratıyor. tekrarlayan hayal kırıklığı rastlantı değildir.
Kendimi boşlukta hissettiğim anlardan birindeydi, sesler vardı o an kesildi.
Gözlerin gözlerime değdiği an, siyahlar renklendi. Akreple yelkovan bile yavaşladı, hızlanan tek şey kalbimdi.
“Ya çok yanlış zamanda karşılaştık, ya hiç karşılaşmaması gereken iki insandık. Biz neydik bilmiyorum. Sevgili desen değil, aşık desen değil, bildiğin rastlantıydık; ondan öte gidemedik.”
Bir insanın etkileyiciliği aslında cesaretinin taklit edilemezliği, özgüvenin doğurduğu netliği, konuşmasından bile belli olabilecek düzeyde zekiliği, bir de ruhunun derinliği,,
İnsan arkasına bakmadan kaçmak istediği yere doğru koşar mı? İnsanın terk etmek istediği yerle, kıvrılıp uyumak istediği yer aynı yer olur mu? Bir eli veda mektubu yazarken bir eli o kağıtları buruşturur mu?
Dalgalı denizlere de girerdim, yağmurlu havada da yürürdüm, kimse güneşe bakamazken ben gözlerimi bile kısmazdım. Ama hiç beklemediğim yönden rüzgarlar esti. O rüzgar saçlarımı savurmadı, dallarımı kırdı.