Günaydın dostlar 35 yıldır kanser cerrahisi ile uğraşıyorum.
Şu soru hep kafamı kurcalamıştır:
Kanser sıklığımı arttı yoksa bizim onu tespit edebilme imkanımız mı?
Bu sorunun cevabı aslında, her ikisi de.
İstatistiklerde gördüğümüz kanser artışı, hem gerçek vaka sayılarının artmasından hem de tıp teknolojisinin gelişmesiyle görünmeyeni görünür kılmamızdan kaynaklanıyor.
Geçmişte birçok insan kanser olduğunu bilmeden, başka tanılarla ya da yaşlılıktan vefat ediyor idi.
Günümüzde ise BT, MR, PET BT gibi gelişmiş teknolojik tanı metotları ile ya da kanser biyokimyası üzerine yapılan çalışmalarla öğrenilmiş bazı biyokimyasal parametreler ile, birçok milimetrik tümör odağını saptayabilmekteyiz.
Ülkelerin ilgili bakanlıkları tarafından yapılan tarama testleri ile (mamografi, gastroskopi, kolonoskopi, smear gibi) hiç belirti vermeyen kanserleri dahi erkenden kayda geçirebiliyoruz.
Fakat bu Aşırı Titiz yaklaşımımız, insanların ömrünün sonuna kadar hiçbir şikayete ya da soruna sebep olmayacak çok yavaş büyüyen kanserleri de kayıt altına alarak, "overdiagnosis" dediğimiz aşırı teşhise de sebep olmaktadır.
Öte yandan kanser sıklığı da birçok etkiyle artmaktadır Bu da saptanmış bir gerçektir.
Ne gibi?
Nüfustaki yaşlanmanın, yaşlanmanın oluşturduğu DNA hasarının birikmesi bu şekilde insanlar yaşlanırken Yaşlılıkta görülen birçok kanser türünün kayıt altına alınması mümkün olmaktadır.
Kent Yaşamının artışı kansere sebep olabilen birçok etkeni de beraberinde getirmiştir.
Çevre kirliliği, gıda terörü, obezite, hareketsiz yaşam, Sigara ve alkol kullanımının artışı, Ultra işlenmiş ve rafine gıdaların kullanımının yaygınlaşması, hepatit gibi viral ya da bazı parazitlerin etkisi gibi bazı faktörler kanser sıklığını artırmıştır.
Son yıllarda 50 yaşın altındaki genç nüfusta kanser görülme sıklığı artmıştır.
Kanser teşhis oranlarının artması korkutucu gibi görünse de, kansere bağlı ölüm oranlarının giderek düştüğü de bir gerçektir.
Kanser biyogenezinin ortaya konulması ile oluşan tedavi planlarının artışı kansere bağlı ölüm oranlarının düşmesini de sağlamıştır.
Tabii ki yüksek maliyetle.
Bu da kanserin "ölümcül bir hastalık" olmasının ötesinde başarılı bir şekilde "yönetilebilir kronik bir süreç" durumuna dönüşmesini sağlamıştır.
Kanser tedavisindeki yüksek maliyetler tüm dünyada insanları bitkisel tedavilere yani fitoterapi metotlarına yönelmelerine sebep de olmuştur.
Tabii ki bu paradoksta insanlar şunu soracaktır:
Sadece fitoterapi ile kanser tedavisi mümkün müdür?
Cevap hayır.
Tamamlayıcı ve destekleyici rolünü de görmezlikten gelmek bilim dışıdır.
Birçok kanser türünde kanser kök hücresinin yok edilebilmesi ancak fitoterapi ile mümkün olmaktadır.
Hastaların yaşam konforlarının artırılması ve ana tedavilerin desteklenmesi noktasında fitoterapi de kanser tedavisinin bir ayağıdır.
Toplumda fitoterapinin tek başına bir "kanser ilacı" gibi algılanması, hayati riskler barındıran büyük bir yanılgıdır.
Günümüz modern tedavilerini reddedip sadece bitkilerle iyileşmeye çalışmak, hastalığın ilerlemesine neden olabilir.
Bireysel örnekler geneli temsil etmez.
Kanser ile uğraşan meslektaşlarım arasında fitoterapiyi tamamen reddeden şarlatanlık safsata olarak tanımlayanlar olduğu gibi, fitoterapiyi mucize bir metot olarak lanse etmeye çalışan ve bundan kazanım elde eden birçok kimse de mevcuttur.
Denize düşen yılana sarılır. Kanser tanısı almış hastaların şuursuzca etrafındaki birçok kimseye yer ve yönteme ilgi duyması doğal insani yaşam kaygısından kaynaklanır.
Empati ile bunu kabullenip takım çalışması yapılarak kanser tedavisinde kemoterapi radyoterapi cerrahi immünoterapi hormonoterapi genetik tedaviler gibi daha bir çoğu sayılabilecek tedavilerin fitoterapi ile kombinasyonu başarı şansını ve olası yaşam süreçlerini olumlu yönde artıracaktır.
Mevcut kanser tedavi kılavuzlarına girmiş (ilaç endüstrisi tarafından sokulmuş!) bazı birincil algoritmalar, sadece %5 etki sağlayabilmektedir.
Bunu da görmek gerekir.
Sağlıkla kalın...
⚕️🌹
Seçim sürecinde ürettiğimiz içeriklerle seçmen davranışını analiz etme imkanımız oldu. Aşağıda seçim sürecinde kullandığımız Instagram hesabını görüyorsunuz. Şehrin birçok problemini çözeceğini öngördüğümüz dijital ikiz sistemimizi anlattığım video 16 bin kez görüntülenmiş. Ülkemizin yapay zeka devrimini yakalaması, kendi teknolojilerimizi üretmek zorunda olmamız vb. konuları içeren videoların da benzer bir seviyede izlendiğini görüyorsunuz. Hiçbir projeden bahsetmediğim, sadece iktidarın adayına karşı sert bir söylemde bulunduğum video ise 2.5 milyon görüntüleme almış. Birçok iktidar partisi mensubu "İmamoğlu'na niye bir şey demiyorsun" vb. yorumlar yazarak, muhalifler ise onlara cevap verme zorunluluğu hissederek videoyu trendlere taşımış. Video hala binlerce kişinin önüne düşmeye devam ediyor. Gördüğünüz gibi ülkemizde onlarca hayati sorun varken sorunların çözümleri değil, bu sorunları yaratan insanların merkezinde olduğu polemikler rağbet görüyor. Takım tutar gibi parti tutmak, domates bitkisi aday gösterilse dahi kendi partisinin adayı olduğu için veya algı yönetiminin etkisinde kalarak oy vermek gibi sorunların temelinde bu seçmen davranışı yatıyor. Bu davranışın veya toplumsal zaafiyetin nasıl istismar edileceğini bilen güç odakları, aslında aynı amaca hizmet eden iki zıt kutup yaratarak seçmeni ikisinden birini seçmeye zorluyor. Çok kötü ve kötü arasında tercih yapmaya zorlanan seçmen belli bir süre sonra özgür iradesiyle tercihte bulunmak yerine, ikisi arasında oluşturulan gerilimi araç olarak kullanan algı yönetiminin tesirinde karar veriyor. Binlerce taraflı "gazeteci", orantısız seçim yardımları, kamu bütçesinin seçim için israf edilmesi gibi seçmen iradesini manipüle eden etmenler de eklenince yıllardan beri siyasi tercihlerimizi projeye ve liyakate göre değil, yanlış ölçütlerle yapıyoruz. Edison'un talihsiz icadıyla sembolize edilen ve amblemindeki altı okun ne olduğunu hatırlamayan siyasi oluşumların, bunca hataya rağmen iki güçlü odak olarak varlıklarını devam ettirmelerinin de temel olarak buna dayandığını düşünüyorum.
Yeri gelmişken seçim sürecinde ortaya koyduğumuz projelerimizi ve söylemlerimizi referans alarak her türlü algı oyununa rağmen bize destek veren, fikri hür, vicdanı hür insanlara teşekkür ediyorum.
Not: Bu arada bence domates bitkisi çok daha faydalı bir canlı. Kendisini değersiz gördüğümden değil, metafor oluşturmak için kullandım.
@cihan_btp Zerre faydam olmuşsa ananızın ak sütü gibi helali hoş olsun, rabbim sayılarınızı arttırsın. Hayır eden hayrını görsün, şer-i tutan Allah'tan bulsun. Sevgi ve muhabbetle selamlar...
#getirbimuuluk#getir bi stres sinir... 2 saat gelmeyen kuryeniz, yolda iptal olan ama haber verilmeyen siparişim ve pişkinliginiz cabasi, boyle tek tarafli kafaniza gore hareket etme tahsilati yapip sonra sorumlu tacir gibi davranamamak nasil olabiliyor?
Niye süreniz bitiyor!Burda ki konulardan daha önemli ne var, programın getirdiği sorumlulugu yerine getirin,sınırlı süre ile sonlandırmaya çalışmanız çok anlamsız, bırakın konuşulsun. Geçmişte bu tarz oturumlar gece yarılarına kadar sürmüştür.Hakkıyla yapın...!!!#AçıkveNetÖzel
@palivorciftligi ingiltere de kaldığım süre zarfında tanımıştım bu lezzeti ve orada ödüllü olarak satılmaktadır, ancak sizin yaptığınız ondan kat ve kat daha leziz ve sağlıklı olmuş. Bu lezzeti buldugum için çok mutlu oldum, elinize sağlık... Havuç ve beyaz turp denesek🤗
@haluklevent#Gsmafatdestek
Operatör şirketleri kusurlarını kabul etmişler, peki madem özür dileyeceksiniz... Marmara bölgesinde bulunan abonelerinize afet çantası hediye gönderin de görelim müşteri memnuniyeti samimiyetinizi.@VodafoneTR@Turkcell@TurkTelekom#Deprem
@zekikayahan#Gsmafatdestek
Operatör şirketleri kusurlarını kabul etmişler, peki madem özür dileyeceksiniz... Marmara bölgesinde bulunan abonelerinize afet çantası hediye gönderin de görelim müşteri memnuniyeti samimiyetinizi.@VodafoneTR@Turkcell@TurkTelekom#Deprem