Barış Özkul, Szalay'ın kahramanının dünyayla ilişkisini, öncelikle bedeniyle kurduğunu saptıyor. Bedenin, giderek nesneleştirildiği çağımızda yankıları olan bir saptama bu. Hissedemeyen karakterin, Camus'nün Yabancı'sıyla birlikte okunabileceğini de düşünebiliriz sanırım.
BARIŞ ÖZKUL – Düşünceden önce davranan bir Beden’in karanlık romanı: “Szalay, sıradan insanın kendine ve başkalarına verebileceği zararı gündelik dokunun, alışkanlıkların ve rutinin içine sessizce yerleştirip adım adım büyütüyor.”
https://t.co/JNGEOo0fgU @kitapkritik24 aracılığıyla
Victoria Holbrook, adresini bulamamış bir mektup gibi yaşamış. Ancak her uğradığı adresi şaşırtıcı bir dürüstlükle yazmış; kişisel olsa dahi. Doğunun mahrem kavramı, bu biçimde bir yazıya izin vermiyor sanırım; bir "yabancı" yazabiliyor öte yandan.
MUSTAFA ARSLANTUNALI – VICTORIA R. HOLBROOK İLE SÖYLEŞİ: New York’tan İstanbul’a, Platon’dan Şeyh Galip’e İyilik, güzellik https://t.co/PDvvqGT799 @kitapkritik24 aracılığıyla
@asumansus Almanca, darcharbeiten diye bir sözcük var; çatı tamiri anlamına gelen. Fransızlar perlaborer diyor kendilerince. Bir şeyin içinden geçerek çalışmak anlamında. Psikanalizde de kullanılıyor. Danışan, analistiyle birlikte derine iniyor. Yazı, anılan yazar çağrıştırdı bu sözcükleri.
İlhan Usmanbaş, disiplinler arası çalışmalarında farklı bir yol izlemişti. Necatigil'in Kareler'i, Ece Ayhan'ın Bakışsız Bir Kedi Kara'sı, İlhan Berkin Şenlikname'si bu biçimdeki bestelerinin bazıları. Mallarmé'nin Bir Zar Atımı şiirini de bestelemiş. Bildiğim kadarıyla kaydı yok
KIVILCIM YILDIZ ACAR – Usmanbaş’ı yeniden okumak: Boşluğa Atlayış üzerine
“Boşluğa Atlayış’ta Usmanbaş yalnızca bir besteci olarak değil, bir düşünce figürü olarak da metinde kendini gösteriyor. Bunun bir diğer nedeni de Aykut Köksal ile Mehmet Nemutlu'nun besteciyi kutsallaştıran bir dil kullanmaktan kaçınmaları.”https://t.co/422CCPHufb @kitapkritik24 aracılığıyla
Bütün büyük yapıtlarda bir tamamlanmamışlık duygusu var. Kantolar, daha da çıkılabilir bir kulenin merdivenleri gibi. Ezra Pound ise hayranlıkla yargılama arasında bir yere çekiyor okuyanı.
The Wicker Man, bir kült filmden öteye, pagan kültüre, sıra dışı ritüellere bir geçiş eşiği. Burak, filmin müzikleri üzerinden bu iyi bilinmeyen dünyaya kapılar açıyor
BARIŞ ÖZKUL – Nermi Uygur’da akıl ve düşünce sorunu üzerine önermeler:
“Uygur’un 'yaşama felsefesi'nin merkezinde aklın zaferi değil, her adımda kendini terbiye etmesi vardır. Düşünce artık kendinden emin bir ilerleyiş olarak görülemez, durmaksızın sınanan bir yürüyüştür daha çok.”
https://t.co/tMk8nmosdu @kitapkritik24 aracılığıyla
Demirören Yayınları prestij kitapları yayımlamaya devam ediyor. Prof Dr İskender Pala’nın “Şiirin Sultanları” çok kaliteli bir baskıyla okuyucu karşısına çıktı. Teşekkürler @DemirorenYayin
@silatanilli İlgimi çeken yazılarını okuyorum elbette. Beğendiğim yazıları da vardır. Bu yazısına özgüydü söylediğim. Genellemelerden kaçınmak gerektiğine inanırım.
Hasan Cem Çal'ın bu yazısında bir ifade sorunu var. Cümleler yer yer dağılıyor, düşüyor. Yine de söyleyelim, yazar tıkanması diye bir şey vardır. O yazılanların dışında, başta parlak görünen fikrin, yazı ilerledikçe solması, sonrasında bir geri çekilme, yeniden başlayamama hâli,
Mitosla logos arasındaki çatlak, aslında sınıfsaldır. Platon'un şairi dışlamasının arkasında "devlet" erkine çomak sokulması endişesi var kuşkusuz. Vico, şairlere itibarını geri verirken, sezginin de vazgeçilmezliğini işaret ediyor. Temizyürek, bu kadim çatlağa ışık tutuyor.
MAHMUT TEMİZYÜREK – Mitos, Logos, Vico ve sonra…
“İnsanlar ancak kendi yaptıklarını bilebilirler. Bu söz, Vico’nun temel önermesidir: Bilmek yapmaktır, hakikat inşa edilendir. Platon’un Devlet’inden kovduğu şairi, ressamı, sanatçıyı, düşünmenin ve bilimin alanına yeniden çağırır Vico.”
https://t.co/GmdHf39br1 @kitapkritik24 aracılığıyla