İnsan bir dağı tırmanırken ne kadar yara aldığını fark etmez. Devam etmek zorundadır çünkü. Gün gelir dağ aşılır, sıcak çimlerin üzerinde uzanır insan. İşte tüm yaralar o an sızlamaya ve kanamaya başlar. “En mutlu olduğum an bu acı da nereden geldi?” sorusuna yanıt budur.
Instagramda hayatı aşırı yolundaymış gibi atılan fotoğraflardan daha sinir olduğum bişey varsa o da kendini çok minnoş ve hayatı çözmüş gösteren, gerçekte ise ruhu bambaşka olanların kastığı duyar.
HEKİMLİK İDEALLERİNDEN TÜKENMİŞLİĞE ACI KAYBIMIZ:
Dr. Ronahi SATI
26 yaşında, henüz çiçeği burnunda, çalışkan, hayalleri ve idealleri olan, milletimizin evladı genç bir Meslektaşımız Dr. Ronahi SATI, aramızdan acı bir şekilde ayrıldı.
Belki birçoğumuz bilmiyor, birçoğumuzun dikkatini çekmedi ancak, hekimlik idealleri yolunda tükenmişliğin, hepimize acı bir örneği oldu genç meslektaşımız.
Ne yazık ki 15 Ocak 2024 günü, hayatına veda ettiğinin acı haberi geldi genç meslektaşımızın.
Genç meslektaşımızı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşarken, çalışma şartları yüzünden hayatına son verdiği bilgisi acımızı daha da arttırdı.
Bu acı haberin ardından, olayı değerlendirmek amacıyla, Hekim Birliği Yönetim kurulu olarak yaptığımız saha ziyaretlerimiz kapsamında, genç meslektaşımızın görev yaptığı Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gittik.
Yaptığımız incelemede çalışma koşullarını değerlendirdik, çalışma arkadaşları ve yakınlarıyla görüştük, yetkililerden bilgi aldık.
Genç Meslektaşımız, hekimlik yoluna Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde adım atmıştı.
Çalışkan ve azimliydi. En iyi notları alırdı. Arkadaşları tarafından sevilen biriydi.
3.sınıfın sonunda, başarılı bir hekim adayı ve dönem birincisi olarak, Dicle Tıp Fakültesine geçiş yaptı.
Hekimlik hayatına ise 2023 Ekim ayında, mecburi hizmette 2. tercih olarak yazdığı, Şanlıurfa EAH’de başladı.
Gençti, azimliydi, kararlıydı.
Çocuk acilde görevlendirildi.
Şanlıurfa EAH çocuk acili, günde 4-5 bin acil başvurunun yapıldığı, sadece iki uzman hekimin nöbete kaldığı, ülkemizin en zor yerlerinden birisi.. belki de en zoru..
Sarı alanda görev yapıyordu.
Günlük 4-5 bin acil başvurunun olduğu çocuk acilde, mesleğe yeni başlamış 2 pratisyen hekim olarak sarı alanda çalışıyorlardı.
Adeta aslanların önüne atılmış genç ama çalışkan ve azimli gladyatörler gibi mücadele ediyorlardı.
Hastalara kendi evladı gibi, kardeşi gibi baktığı ve ilgilendiği söyleniyor.
Bunun için nöbetlerde dinlenmeden çalışıyor, hastaları mümkün olduğunca sonuçlandırmadan, devretmeden nöbeti bırakmıyordu.
Zaten bu iş yükü altında nasıl bırakabilirdi ki.
Nöbetten çıktıktan sonra bile, devrettiği hastalarını, hekimlik vicdanıyla meslektaşlarını arar sorardı.
Çevresiyle iletişimi oldukça iyiydi. Bilinen bir sorunu veya hastalığı da yoktu.
Ancak tüm çalışma azim ve gayretine rağmen bu insan üstü yük ona da ağır gelmeye başladı.
Bu sebeple 2 Ocak 2024 günü çok sevdiği mesleğinden istifa dilekçesini verdi.
Belki de idealleri doğrultusunda çıktığı hekimlik yolunda, bu insan üstü yük, kendisini yetersiz ve çaresiz hissettirdi.
Belki de bu ağır yük, o genç ve umut dolu yüreğini, hepimizden erken tüketti.
Bunu bilemiyoruz ancak psikolojik bir rahatsızlığı da yoktu ve yakınları ile çalışma arkadaşları tarafından sevilen biriydi.
Hayat dolu, hedefleri olan genç bir hekimdi.
Ancak ideallerinden ve hayatından vazgeçmek zorunda kaldı.
Genç meslektaşımızın kaybı, hepimizi derinden üzdü.
Fakat daha da üzücü olanı, idealleri olan genç, çalışkan ve sevilen bir hekimin, çalışma koşulları yüzünden aramızdan ayrılması oldu.
Hekimlik idealleri yolunda tükenmişliğin, hepimize acı bir örneği oldu genç meslektaşımız.
Ağır çalışma koşulları, uğradığımız şiddet..
Yavaş yavaş tükeniyoruz, yavaş yavaş ölüyoruz.
Birçoğumuz farkında bile olmadan..
Soruyoruz!
Daha ne kadar tükeneceğiz!
Daha ne kadar öleceğiz!
Gelin Birlik Olalım diyoruz!
Hekimlik haklarımız için,
Uğradığımız şiddete ve yaşadığımız tükenmişliğe karşı,
Yan yana, omuz omuza Birlikte mücadele etmek için.
Hekim Birliği olarak,
Hekimlik için, Hekimlerin haklarını savunmak için
Birlikte mücadele edeceğiz.
Çalışma koşulları nedeniyle;
Genç Meslektaşımız gibi, bir daha hiçbir meslektaşımız hayatını kaybetmesin diye,
Hekime yönelik şiddet son bulsun diye,
“Hekim İntiharlarını Araştırma ve Önleme Komisyonu”muzu kurduk.
Olayda ihmal veya kusur araştırması yapılması için Teftiş Kurulu Başkanlığına başvurduk.
Şimdi de ‘Sağlıkta Şiddeti ve İntiharları Önleme’ çalışmalarının yapılması amacıyla;
TBMM bünyesinde Araştırma Komisyonu ile
Sağlık Bakanlığı bünyesinde Kurul oluşturulmasını ve
Etkili önlemler alınmasını talep ediyor ve bekliyoruz.
Hekimlik mesleğinin onuru, emeğimizin hakkı, çalışma koşullarımızın sağlığı için,
Yaşamak ve yaşatmak mücadelemiz için,
Tek bir meslektaşımızın daha acısını yaşamamak için
Tüm hekimlerimizi Birlik olmaya çağırıyoruz.
#GelinBirlikOlalım
@hekim_birligi@saglikbakanligi@drfahrettinkoca@TBMMGenelKurulu@TBMMresmi@DrRecepAkdag@RTErdogan@tcbestepe
“Ne gemiler yaktım, ne gemiler yaktım.
O kadar yandı ki canım sonunda karşıdan baktım.
Ne göreyim kendime yıldızlardan daha uzaktım…”
Acı şarkı sözlerinde bugün.
Heves kaçırmak, motivasyon düşürmek çok gereksiz işler. İş hayatı, arkadaşlık ilişkisi fark etmez. Hevesini kaçırdığın birinden bir daha neredeyse asla aynı verimi alamazsın. Çünkü iş bile içinden gelerek, keyifle yaptığında öne çıkar ve daha güzel olur.
O yüzden tavır her şey.
Kapatılmasaydı, Silahlı Kuvvetler'in gözbebeği Gülhane Askeri Tıp Akademisi, çoktan sahra hastanelerini kurmuş, ambulans uçaklarını Adana havalimanına indirmiş, hastane gemisini İskenderun limanına çekmiş, bir çok hayat kurtarılıyor olacaktı...