Barış ve demokratik toplum süreci gelişirse küçük bir azınlık kaybedecek ama 86 Milyon kazanacak.
Kürt meselesi çözüldüğünde Türkiye ekonomik, siyasi ve toplumsal olarak yepyeni bir zaman merhaba diyecek.
İmralı Sekretaryası üyesi Çetin Arkaş:
➖Tecridi kaldırma talebimiz yok. Biz bizzat Önder Apo'nun özgürlüğünü istiyoruz
➖Apocular savaşırken cesurdur. Barışırken de cesur olacak
➖Barışçıl yaklaşımımızı kimse suistimal etmesin
“Keşke o bomba bizim burda patlasaydı. Biz Kürtler alışığız, ama; Batıdan gelen o çocuklar misafirimizdi. Keşke biz ölseydik. Şimdi ne diyeceğiz annelerine.” Suruç, 20 Temmuz 2015 #SuruçİçinAdalet
"Hangi dağ efkârlıysa ordayız,
Perişan edilen her şey bizimdir.
Yağmur oluyoruz hangi ırmak kurusa.
Gülüşümüz çocuk,
Adımız eşkiyaya çıkmıştır bizim."
Eşkiyalardan biri daha aramızdan ayrıldı.
Türk Tarih Profesorü
bu kadar da ayıp dedi :
1- Bizdeki Türk arkadaşlar tarih kitaplarından mümkün olduĝu kadar Kürdleri siliyor!
2- Tercüme kitaplarda bile bunu yaptılar!
3- Kürd geçen yerleri dahi Türk yaptılar!
4- Ayıp denen birşey var, adalet..!
💔4 Temmuz 1995 yılında, Nusaybin'de, babamın gözleri önünde kurşuna dizdiler Serdar'ı...
Özel timler, duvara dayadıkları Serdar'ın göğsüne yakın mesafeden M-16 silahıyla, beş tane kurşun sıkmış, yerde can çekişirken sol kaşının üstüne 9 mm çapında tabanca kurşunuyla infazı tamamlanmışlardı.
O esnada, annem ve kardeşlerimin evden çıkmasına izin verilmemişti.
İnfaz tamamlandıktan sonra, Serdar, otopsi için hastaneye, babam da emniyete götürülmüştü. Olay mahalli boşalmıştı. Annem, hışımla Serdar'ın vurulduğu çıkmaz sokaktaki duvarın üzerinde ve infaz edildiği yerdeki kanı ellerine ve yüzüne sürerek feryat ediyordu. 19 yaşına getirdiği, üniversiteye gönderdiği, evin neşe kaynağı olan çocuğuna son bir kez dokunamadan, toprağa verilmişti.
Doğduğu evin hemen yanı başında katledilen Serdar'ın naaşı sadece babamın şahit olduğu, olağanüstü güvenlik önlemleriyle, apar topar gömülmüştü. Babam, bir akrebin içinde, küçücük bir pencereden, uzaktan izleyebilmişti oğlunun toprağa verilişini. Son bir kez dokunmasına bile izin vermemişlerdi. Üstelik, bu isteğine karşılık "bu da sana ceza olsun hocaaaa. Sen terörist yetiştiren zavallı bir öğretmensin. Yediğiniz kaba tükürüyorsunuz. Sonra da 'son bir defa' diye de hak görüyorsunuz. Yine şanslısın hoca, mezar yerini biliyorsun en azından. Buna da şükret..." demişlerdi.
Sabri hoca, 7 çocuğuna da
" Allah'a ve devlete karşı gelinmez. Yukarıda Allah, aşağıda Devlet olduktan olduktan sonra sırtımız yere gelmez" diyen bir adamdı.
Oysa o gece, ne Allah ne de devlet, Sabri Hoca'nın yanında değildi. Allah kadar güvendiği devlet, gözlerinin önünde ona hayatının en acılı madalyasını takacaktı.
Mezarlık faslı bitmişti. Sabri hoca, üstünde paralanmış beyaz atleti ve pijamasıyla apar topar araca bindirilerek emniyet amirliğine götürülmüştü. Tam 29 gün süren ve kaydı tutulmayan gözaltı süresince, oğlunun kaçmak isterken iki ateş arasında kaldığı, örgüt mensupları tarafından vurulduğu, devletin bu konuda bir sorumluluğunun olmadığı ve olayı unutması istenmişti.
Aksi bir durumda askerde olan oğlunun da eğitim zaiyatı olacağı, diğer çocuklarının da başına kötü şeyler gelebileceği yönünde sürekli tehtid edilmişti.
Hoca, Donmuştu. Hiçbir duygu kırıntısı dahi göstermiyordu. Her gün hücresine polisler gidiyor, "oğlunu biz öldürmedik, PKK öldürdü" telkinini kafasına kazıyorlardı.
Üstelik gözaltı furyası bütün ailenin emniyete götürülmesiyle iyice köpürtülüyordu.
Anne ve kardeşler, serbest bırakıldıktan sonra, taziyeleri kabul etmişlerdi. Herkes tedirgindi. Abi, askerde; baba gözaltında...Acı duymuyordular. Öfkeleri öyle büyüktü ki, yaslarını bile tutamamışlardı.
Hoca, 29 gün sonra bırakıldığında saçı sakalı birbirine karışmıştı.
Yeniden taziye yapıldı.
2. taziye de yapıldıktan sonra, Hoca, bir akşam herkesi toplayarak, "abinizin haberi olmayacak. Olursa, başına kötü şeyler gelebilir." diyerek noktayı koymuştu.
Ben, askerden döndükten sonra, hukuki işlemlere başladık. Hem ceza davası,hem de maddi/manevi tazminat davası açtık. İçişleri Bakanlığı da "güvenlik kuvvetlerine iftira ediyorlar" diye karşı dava açmıştı. İç hukuk yolları tükenmişti.
Davayı AHİM'e taşıdık. Bize "müfterisiniz" diyen devlet, yargısız infazı kabul ediyor ve dostane çözüm öneriyordu. Yedi yıl süren davayı kazandık. Devlet, 5 maddelik bir deklarasyon yayınlayarak taahütte bulunmuş ve dönemin en yüksek tazminatını ödemeyi kabul etmişti.
Ama yaşadıklarımız Serdar ile sınırlı kalmamıştı. 1996 yılında kardeşim Nihat tutuklanmış ve 18 yıl 9 ay hapis cezası almıştı. 1997 yılında kardeşim Sibel, yine Nusaybin'de bir çatışmada yaşamını yiterecekti.
1998 yılında Babam Uşak'a, ben Niğde'ye sürgün edilecektik.
2000 ve 2004 yılında annem iki kez tutuklanacak, ilkinde yedi ay, ikincisinde altı ay hapis yatacaktı. Sadece annem hakkında yirmiden fazla dava açılmıştı. 2011 yılında Belçika'ya giderek siyasi iltica talebinde bulunmuştur. Halen orda yaşıyor.
Sahi, hangi kitapta yazılıydı bütün bunları sükunetle karşılamak?
Dünya şampiyonu Kürt boksör Agit Kabayel, zaferinin ardından yaptığı açıklama:
"Biliyorsunuz ben bir Kürdüm ve bu bizim ilk şampiyonluğumuz, bununla gurur duyuyorum"
Şu anda hala hortlağı olduğunuz o eski sömürgeci akıln , Zilan'da katlettiği 30 bin, Dersim'de 13 bin.... Sason, Lice, Cizre, ölü bedenine işkence edilen Hacı Lokman Birlik ve Ekin Wan'a kadar ettiği zulmün hesabını Sizden mi soralım? Çetin Arkaş ölüsüne bile işkence edilen halkını savundu. Partinizi bile dağıtan yasalara göre de cezasını ödedi ki Halkının gözünde ceza değil, onur yaşadığı. Siz kimsiniz de barışı baltalıyorsunuz? Hangi ülke için bu rezil dil? Kendi vatanınız için olmadığı belli. Bu şövenizim çöktü. Çetin Arkaş'a karşı da terbiyenizi takının, Kürt halkının gönlünde olan insanlara saygısızlık etmeyin. Kürt Halkının gönlünü kırmayın. Halka terörist deme hastalığını bırakın.
Yıllardır “Abdullah Öcalan’ın Kürtler üzerindeki liderliği bitti” deniliyordu.
Dün Van ve Mersin, bugün İstanbul ve Diyarbakır’daki mitingler bu iddiaya sahadan verilmiş güçlü bir yanıt oldu.
Artık şu gerçeği teslim etmek gerekiyor: Öcalan kürtlerin iradesidir.