Bilmeyen veya duymayan varsa diye ben de söylemek istedim: Gazze'de ateşkes yok.
Ateşkes adı altında ve garantör ülkelerin sessizliğinde, Aksa Tufanı sonrasında yaşanan katliamın bir benzeri yaşanıyor.
Bilmeyen veya duymayan varsa diye ben de söylemek istedim: Gazze'de ateşkes yok.
Ateşkes adı altında ve garantör ülkelerin sessizliğinde, Aksa Tufanı sonrasında yaşanan katliamın bir benzeri yaşanıyor.
İran, Irak Kürt Bölgesi'ni Vurdu
🔻İran, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nde bulunan Kürt silahlı gruplarının karargâhlarına hava saldırısı düzenledi.
🔻Yerel kaynaklara göre, geçtiğimiz saatlerde Erbil ve Süleymaniye'de düzenlenen saldırılarda çok sayıda hedef vurulurken, bazı bölgelerde yangın çıktı.
📍 TANZANYA - DAVET ÇALIŞMASI
Tanzanya'da yürüttüğümüz davet çalışmalarıyla İslam'ın nurunu gönüllere ulaştırıyor, Kur'an ve sünnet rehberliğinde halkları İslam ile buluşturuyoruz.
Rabbimiz destek veren tüm kardeşlerimizden razı olsun. 🤲
Evlatlarımız Allah’ın birer emanetidir. Çocuklarımızı internetin, televizyonların ve bu çağın modern cahiliye bataklığının insafına terk edemeyiz.
Küresel ifsat komiteleri, neslimizin akidesini ve ahlakını hedef alıyor. Çözümü batıl sistemlerin kurumlarında değil, evlerimizi birer İslam medresesine çevirmekte ve çocuklarımıza tevhid akidesini hakkıyla aşılamakta aramalıyız.
Geçmişteki askeri ve bürokratik vesayet dönemlerinden kalma bir refleksle, kendilerini devletin ve toprakların tek "sahibi", Müslümanları ise sığıntı veya gerici birer "öteki" olarak görüyorlar.
Müslümanlar olarak vazifemiz; bu azgın azınlığın tehditlerine boyun eğmeden, evlatlarımızı Allah’ın dinine bağlı, helali ve haramı korkusuzca haykıran birer muvahhid olarak yetiştirmeye devam etmektir.
Bu dersimizde, sihir ve büyü gibi musibetlerden kurtulmak adına başvurulan nuşra uygulamasını ele aldık; şeriatın izin verdiği meşru tedavi yöntemleri ile tevhide aykırı olan batıl yolları konu edindik.
Kitâbu't Tevhîd 44. Dersimiz Yayında
https://t.co/mmIRTt9zbU
Bu dersimizde, sihir ve büyü gibi musibetlerden kurtulmak adına başvurulan nuşra uygulamasını ele aldık; şeriatın izin verdiği meşru tedavi yöntemleri ile tevhide aykırı olan batıl yolları konu edindik.
Kitâbu't Tevhîd 44. Dersimiz Yayında
https://t.co/mmIRTt9zbU
Bu dersimizde sahabenin Kur'ân-ı Kerim tefsirindeki dayanaklarını işlemeye devam ettik ve sahabe tefsirinin Kur'ân'ın anlaşılmasındaki önemli rolünü ele aldık.
Tefsir Kaideleri 23. Dersimiz Yayında
https://t.co/vXmRsA9o7t
Velhasıl kelam; hangi gaye ile olursa olsun, sonu İslam’ın esaslarına dayanmayan her şey kişiye ve topluma zarar olarak geri dönüyor.
Demokrasi safsatasını benimseyen kişilerden de insanlık adına bir hayır ortaya çıkmıyor.
Ve sistem, sadece kendi sınırlarını gözetene “eşit” muamelede bulunuyor.
Her köşe başında zihinleri bulandıran fikirlerin savrulduğu bu modern şüphe çağında, kişi kalbini ve inancını nasıl muhafaza edebilir?
Kelime-i Tevhid'in şartlarından biri olan "Bu Kelimeyi Şek ve Şüpheye Kapılmadan Yakin Üzere Söylemek" konusunu işlediğimiz 10. dersimiz YouTube kanalımızda yayında!
https://t.co/AZhDU4Ifw0
Erdoğan'ı destekleyen seçmeni ikiye ayırabiliriz:
Bir tarafta Erdoğan'ı demokrat gören, laik ve demokratik düzene gönül vermiş azınlık; diğer tarafta ise şeriat için oy veren çoğunluk bulunmaktadır. 15 Temmuz gecesi Erdoğan'ın çağrısıyla sokağa çıkanlar, demokrasi isteyen azınlık değil, şeriat hayaliyle sandığa giden o çoğunluktu. Darbeyi engelleyen halkın dilinde demokrasi, laiklik veya Mustafa Kemal yoktu; tekbir, tehlil ve şehadet vardı. Yani insanları sokağa döken İslam ve İslami kavramlardı. Fakat trajik bir şekilde, o gece canlarını siper eden bu insanların eylemi, şeriat isteyenlerin hanesine değil, demokrasi isteyen azınlığın hanesine yazıldı ve 15 Temmuz "Demokrasi Bayramı" ilan edildi.
Buradan kesin olarak anlaşılmalıdır ki; İslam adına bu sistemi destekleyenler İslam'a değil, sisteme hizmet ediyorlar. Ne yaparsanız ve hangi niyetle yaparsanız yapın, günün sonunda İslam değil; sistem ve sistemin batıl değerleri güçleniyor.
Bir diğer dikkat çekici husus ise şudur: Darbeyi, Türkiye'de demokrasi ve dinler arası diyalog söylemini en çok savunan, demokratik değerlerle barışmayı önemseyen bir yapı gerçekleştirmesine rağmen, sanki demokrasi darbe üretmiyormuş veya darbelerin karşıtıymış gibi, 15 Temmuz'da yaşananlar demokrasinin hanesine yazıldı.
Diğer mesele ise şudur: 15 Temmuz sonrasında Fethullah Gülen grubuna dair rapor yayımlayan Diyanet, bu yapının ilhamcı, keşifçi ve ebcedci bir yapı olduğunu, liderlerinin Allah ve peygamberle direkt temasta olduğu için asla yanlış yapmayacağına inanıldığını delilleriyle ortaya koydu. Fakat ne ilginçtir ki; aynı söylemlere sahip olan, aynı düşünceyle hareket eden, liderlerinin Allah ve peygamberle ilişkili olduğuna ve asla hata yapmayacağına inanılan yüzlerce irili ufaklı grup olmasına rağmen, Fethullah Gülen grubu bu zihniyeti ve itikadıyla mahkûm edilirken diğer gruplar el üstünde tutuluyor. Sistem için mesele kimin neye inandığı değil, o inancın işine gelip gelmediği meselesidir.
Aynı şeyi komedyen meselesinde de yaşadık; sistem için "zararsız" olan komedyenler istedikleri şeyle dalga geçme özgürlüğüne sahipken, sistem için "zararlı" olanlar cezalandırılıyor. Oysa her iki zümrenin yaptığı da alçaklıktır ve İslam nezdinde şirk ve küfürle mahkûm edilmiştir.
"İnsan, elini duaya açmayıp lisan-ı hâliyle 'ben bana yeterim' dediğinde, kelepçelerini kendi elleriyle hazırlar."
Bu dersimizde, küfür yolunu seçenlerin karşılaşacağı zilleti ve dünya yorgunluğu üzerine kimlerin pınarlardan sular içeceklerini konu edindik. Kâfur karışımlı kadehten içmek isteyen bizlerin hedefinde olması gereken hasletleri ele aldık.
İnsan Suresi Tefsiri 4. Dersimizin YouTube Kanalımızda
Önce bir cana kıyıldı; geride kalanların üzerine 'fail' damgası vuruldu. Anne en ağır ithamlarla itibarsızlaştırdı; sağcısıyla solcusuyla koca bir toplum, vicdanını susturup aileyi el birliğiyle linç etti.
Kimse babanın yüreğindeki yangını hissetmeye çalışmadı. Adamı kendi evlatlarının, kendi ailesinin onurunu korumak için tek başına bir orduyla savaşmaya mecbur bıraktı.
Kürsüde ayet görünmesin diye etten duvar ören bu vandallık, münferit bir öğrenci şımarıklığı değildir.
Bu öfke, ellerine geçen ilk fırsatta hortlayan 28 Şubat faşizminin ve İstiklal Mahkemeleri despotizminin günümüzdeki genetik mirasıdır.
#Hud112