✍️ Eski AİHM yargıcı Rıza Türmen yazdı:
🔴 Utanıyorum
📌 AB raporunu okurken utanç duydum. Türkiye ile ilgili böyle bir raporun yazılmış olmasında utanç duydum. Türkiye’yi bu noktaya getirenlerle, zulmedenlerle aynı ülkede yaşadığım için, aynı vatandaşlığı paylaştığım için utanç duydum. Hukuka aykırılıkları AİHM ya da AYM tarafından saptanmış yargı kararlarıyla yıllardır özgürlüklerinden yoksun bırakılan insanlar için utanç duydum. Bütün bu adaletsizlikler karşısında yeterli ve etkili olamamanın verdiği çaresizlik nedeniyle utanç duydum
https://t.co/H4QZlYvuNM
@RizaTurmen
DANIŞTAY 5. DAİRESİ BOZMA KARARI SONRASI İPTAL (GÖREVE İADE) KARARINDAN
Temyiz dilekçesi yazdığım dosyada,
Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu
ANKARA BÖLGE İDARE MAHKEMESİ 14. İDARİ DAVA DAİRESİ KARARININ DANIŞTAY 5. DAİRESİ'NCE BOZULMASINA karar verilmiştir.
Danıştay 5. Dairesi'nin BOZMA KARARI sonrası,
ANKARA BÖLGE İDARE MAHKEMESİ 14. İDARİ DAVA DAİRESİ
BOZMA KARARINA UYARAK DAVA KONUSU İŞLEMİN (OHAL KOMİSYON KARARI) İPTALİNE karar verilmiştir.
Dosya kapsamında yer alan iddialar ;
* Örgüt ile iltisaklı Aktif Eğitimciler Sendikası'na üye olma,
* Örgüt ile iltisaklı şirketlere ödeme yapma,
* Örgüt ile iltisaklı özel öğretim kurumuna çocuğunu gönderme.
DAVACI HAKKINDA,
FETÖ/PDY SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNE ÜYE OLMA SUÇU İDDİASI İLE AÇILAN SORUŞTURMA KAPSAMINDA TAKİPSİZLİK KARARI VERİLMİŞTİR.
İPTAL KARARIYLA BİRLİKTE DAVACI KAMU GÖREVİNE İADE EDİLMİŞTİR.
Kararda yer alan tespitlerin dava dosyalarına sunulmasında fayda vardır.
Hukuki destek konusunda yardımcı olurum.
29/04/2026 tarihli karardan.
⚠️Dünya tarihinde ilk defa bir Meclis kendisini bombalayan darbeci katil ve teröristlerin kimler olduğunu araştırmıyor, öğrenmek ve bilmek istemiyor, merak da etmiyor! Komisyon raporum geçersizdir, hukuki
değeri yoktur,hükümsüzdür, işleme esas alınamaz!
diye belge imzalıyor!
👇
Mutlaka işinize yarar, kaydetmeyi unutmayın..
Özelden arayanları bulmak için
*#38#
Telefonunuzun şifresini unuttuysanız
*#7780#
Son konuşmalarınızı dinlemek için
##8351#*#
Telefonunuzun çekmediği zamanlarda
*3370#
Şarjınızı artırmak için
*0228#
AİHM'den KHK İhraçlarıyla İlgili Kritik Gelişme 🧵
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, OHAL döneminde KHK ile gerçekleştirilen kamu görevinden çıkarma işlemlerine ilişkin başvuruların ilk grubunu Türk Hükümeti'ne bildirdi.
AİHM, KHK İhraçlarına İlişkin Başvuruları Türk Hükümeti’ne Bildirmeye Başladı
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe teşebbüsünün ardından Olağanüstü Hâl döneminde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile kamu görevinden çıkarılan başvuruculara ilişkin ilk grup davaları Türk Hükümeti’ne resmen bildirdi. Mahkeme, farklı meslek gruplarından hâkim ve savcılar, askerî hâkim, sivil memurlar, polisler, jandarma personeli ve Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarından oluşan 23 başvuruyu birlikte ele alarak hükümetten savunma istedi.
AİHM tarafından yayımlanan metne göre ByLock kullanımı, ankesörlü telefon kayıtları, tanık beyanları, Garson kod adlı gizli tanıktan elde edildiği belirtilen dijital veriler, Bank Asya hesap hareketleri, sendika ve dernek üyelikleri ile çeşitli yasal faaliyetlerin ihraç kararlarına dayanak yapıldığı görülmektedir.
Mahkeme, Türk Hükümeti’nden özellikle şu temel hukuki meseleler hakkında açıklama istemektedir: OHAL KHK’larında kullanılan “iltisak” ve “irtibat” kavramlarının hukuki öngörülebilirliği; kamu görevlilerinin sadakat yükümlülüğünün kapsamı; ömür boyu kamu hizmetinden çıkarma yaptırımının ölçülülüğü; ByLock ve diğer dijital verilerin hangi hukuki dayanakla elde edildiği ve işlendiği; iletişim verilerinin hukuka uygun şekilde saklanıp saklanmadığı; idari yargılamalarda silahların eşitliği, çelişmeli yargılama, duruşma hakkı ve etkili yargısal denetim güvencelerinin sağlanıp sağlanmadığı; ayrıca sendika ve dernek üyeliklerinin örgütlenme özgürlüğü bakımından nasıl değerlendirilmesi gerektiği.
AİHM’nin söz konusu şikayetleri Türk Hükümetine bildirme kararı, KHK ile gerçekleştirilen kamu görevinden çıkarma işlemlerinin artık yalnızca ulusal idare hukuku bağlamında değil; AİHS’nin 6. maddesi (adil yargılanma hakkı), 8. maddesi (özel hayata saygı hakkı) ve 11. maddesi (örgütlenme özgürlüğü) çerçevesinde esas yönünden inceleneceğini göstermektedir. Ayrıca Mahkeme, bu başvuruları “potentially leading cases” (emsal oluşturma potansiyeline sahip davalar) olarak değerlendirdiğini de açıkça ifade etmiştir.
Bu gelişme, OHAL döneminde KHK ile kamu görevinden çıkarılan binlerce kişinin başvuruları bakımından kritik bir dönüm noktasıdır. AİHM’nin Türk Hükümeti’ne yönelttiği sorular, yalnızca bireysel dosyaların çözümüne değil; OHAL KHK rejiminin hukuki öngörülebilirliği, delil rejimi, usul güvenceleri ve temel haklara müdahalenin sınırları bakımından Avrupa insan hakları hukukunda emsal teşkil edecek ilkelerin belirlenmesine de zemin hazırlayacaktır.
23 Haziran 2026 Tarihli AİHM Kararları Hemen Ertesi Gün Etkisini Gösterdi
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 23 Haziran 2026 tarihli Çalı ve Diğerleri/Türkiye kararı, iç hukukta derhâl sonuç doğurmaya başlamıştır.
Söz konusu kararda yer alan başvuruculardan biri, kapalı ceza infaz kurumundan ayrılmasına yaklaşık dört ay kalan bir hükümlüydü. Başvurucunun eşi/vasisi tarafından AİHM kararının hemen ertesi günü, 24 Haziran 2026 tarihinde yapılan başvuru üzerine Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi aynı gün ek bir karar vermiştir. Mahkeme, AİHM’in Çalı ve Diğerleri kararında tespit ettiği ihlali dikkate alarak CMK m. 311/1-f kapsamında yargılamanın yenilenmesi talebini kabul etmiş; mahkûmiyet hükmünün infazının durdurulmasına ve ilamın geri alınmasına karar vermiştir. Ayrıca başvurucu hakkında CMK m. 109/3-a uyarınca “yurt dışına çıkamamak” şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına hükmedilmiştir.
Bu karar, AİHM’in 23 Haziran 2026 tarihli ByLock temelli mahkûmiyet kararlarının yalnızca teorik bir ihlal tespitiyle sınırlı kalmadığını; doğru ve zamanında yapılan başvurularla iç hukukta derhâl sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunu göstermektedir.
Özellikle hükümlü statüsünde ceza infaz kurumunda bulunan başvurucular bakımından, AİHM kararlarının “sonuçları ve ruhu” doğrultusunda CMK m. 311/1-f kapsamında yapılacak yargılamanın yenilenmesi başvuruları, infazın durdurulması ve tahliye talepleriyle birlikte değerlendirilmelidir.
Bu gelişme, Yalçınkaya sonrası AİHM içtihadının ve 23 Haziran 2026 tarihli kararların iç hukukta etkili biçimde işletilmesi bakımından son derece önemli ve emsal nitelikte bir uygulamadır.
📌Danıştay'dan Önemli Karar: Ceza Davası Bitmeden Memura Disiplin Cezası Verilemez!
Danıştay 2. Dairesi, hakkında ceza davası devam eden memura, ceza mahkemesi kararı kesinleşmeden Devlet Memurluğundan Çıkarma cezası verilemeyeceğini belirterek dava ret kararını bozdu.
AİHM’in yeni ihlal kararları sonrasında yeniden yargılama sürecine başlayacak kişiler için daha önce hazırladığımız “AİHM İhlal Kararı Sonrası Yargılamanın Yenilenmesi Kılavuzu”nu yeniden paylaşmak istiyoruz.
Bu çalışmada; AİHM ihlal kararlarının iç hukuktaki etkisi, yargılamanın yenilenmesi başvurusunun hukuki dayanakları, başvuru sürecinde dikkat edilmesi gereken hususlar ve kullanılabilecek örnek dilekçeler yer almaktadır.
Yeni ihlal kararları sonrasında başvuru yapacak kişilerin, kendi dosya durumlarını dikkate alarak bu kılavuzdan faydalanmaları mümkündür.
AİHM kararlarının kâğıt üzerinde kalmaması, yeniden yargılama süreçlerinin etkili biçimde işletilmesi ve yeni hak ihlallerinin önlenmesi için sürecin dikkatle takip edilmesi gerekmektedir.
Kılavuza buradan ulaşabilirsiniz:
https://t.co/w8gKFjUIzB
Geçinemiyorum diyenler için ufak bir hesap yapalım.
28.075₺ Asgari ücret
300₺ Elektrik - Su
5500₺ kira
1200₺ mutfak masrafı
500₺ tiyatro sinema
1500₺ benzin
1000₺ spor salonu
400₺ kişisel bakım
10.400₺ giden.
17.675₺ kalan.
Şükretmeyi öğrenin.
🔴ANAYASA MAHKEMESİ BİREYSEL BAŞVURU KARARI
"KHK EKLİ LİSTESİNDE İSİM DUYURARAK KAMU GÖREVİNDEN İHRAÇ İŞLEMİ ÖZEL HAYATA SAYGI HAKKININ İHLALİDİR."
AYM, Terör örgütü ile iltisak ve irtibatının olduğu değerlendirilerek olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnamesinin ekli listesinde ismine yer verilmek suretiyle meslekten çıkarılması nedeniyle haklarının ihlal edildiği iddiasıyla yapılan bireysel başvuruda;
📌Başvurucunun mesleki hayatına yönelik bu müdahalenin bașkaları ile ilişki kurabilme ve geliştirebilme imkânını önemli ölçüde zayıflatmasına, sosyal ve mesleki itibarını koruyabilmesi açısından ciddi sonuçlara yol açacağı, neticede özel hayatına önemli bir ağırlık derecesinde yansıyacağının ve özel hayatında etki doğuracağının muhtemel olduğunu değerlendirerek,
📌başvurucunun hakkında tesis edilen işlemin iç ve dış dünyasında meydana getirdiği etkinin ciddi düzeye ulaştığı görüldüğü,
📌mevcut başvuruda mesleki hayata yönelik müdahalenin başvurucunun özel hayatına ciddi şekilde etki ettiği ve bu etkinin belirli bir ağırlık düzeyine ulaştığı,
📌Anayasanın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına yönelik bu müdahalenin Anayasanın OHAL döneminde temel hak ve özgürlüklerin kullanımınin durdurulmasını ve sınırlandırılmasını düzenleyen 15. maddesindeki ölçütlere uygun olmadığına,
🟥bașvurucunun özel hayata saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
🟥Kararın bir örneğinin özel hayata saygı hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 25. İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
🟥Kararın bir örneğinin bilgi icin Adalet Bakanlığı ile Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesine ve Danistay Beşinci Dairesine GÖNDERİLMESİNE 2/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verdi.
🖱https://t.co/3QhkEpsGV9;
KHK ile yapılan ihraç işlemine ilişkin ihlal kararı.. Başvurucu polis memuru ve hakkındaki tek dayanak GARSON isimli gizli tanıktan ele geçirilen materyalde örgüt içi sınıflandırmaya tabi tutulması.. (EA kodlaması)
Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Adli yargılamalarda sıkça rastladığımız ‘VAR’ (Veri Analiz Raporu) bilgi ve belgelerinin de tetkik edilerek irtibat/iltisakın ortaya konması gerektiği görüşünü ileri sürmektedir. Bu hususta verilen nadir kararlardandır. İlgililerinin tetkik etmesi ve aşama dilekçelerinde atıf yapmasında fayda vardır..
BYLOCK İDDİASI( TESPİT VE DEĞERLENDİRME TUTANAĞI, ID VE ŞİFRE) OLAN BAŞVURUDA ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN HAK İHLALİ KARARI VERİLMİŞTİR. 📌📌📌
Hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üye olma suçundan mahkumiyet kararı verilen başvurucular hakkında Anayasa Mahkemesinin 4/3/2026 tarihli güncel kararıyla Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir
BU KARAR EMSAL DOSYALAR AÇISINDAN BÜYÜK ÖNEM ARZ ETMEKTEDİR
Kararı sizlerle paylaşıyoruz......
ANAYASA MAHKEMESİ'NİN BYLOCK DOSYALARI KAPSAMINDA VERDİĞİ RAMAZAN ÇAKIR KARARI HAKKINDA DEĞERLENDİRMEM
AYM'nin Ramazan Çakır kararı, yaklaşık on yıldır ByLock deliline dayanılarak verilen mahkûmiyetlerin yol açtığı ağır hukuksuzlukların giderilmesi bakımından önemli, ancak oldukça geç kalmış ve eksik bir adımdır. Mahkeme, bir lise öğretmeni olan başvurucu hakkında verilen 7 yıl 6 ay hapis cezasında adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar vermiş ve yeniden yargılama yapılmasına hükmetmiştir.
Başvurucunun mahkûmiyeti; sendika üyeliği, Bank Asya'da hesap bulundurması ve ByLock kullandığı iddiasına dayandırılmıştır. AYM ise derece mahkemelerinin yalnızca teknik kayıtlara dayanarak sonuca ulaştığını, ancak ByLock'un gerçekten örgütsel amaçla kullanılıp kullanılmadığını araştırmadığını tespit etmiştir. Mahkemeler; yazışmaların içeriğini, başvurucuyla irtibatlı olduğu belirtilen diğer kişiler hakkında yürütülen soruşturmaları ve Yargıtay'ın kendi içtihadında zorunlu gördüğü araştırmaları yapmadan mahkûmiyet kararı vermiştir. Bu nedenle başvurucunun "ByLock'u örgütsel amaçla kullanmadım" savunması da gerektiği gibi değerlendirilmemiştir.
Bu tespit önemlidir. Çünkü AYM, ByLock'a dayalı mahkûmiyetlerde eksik inceleme ve yetersiz gerekçenin hak ihlaline yol açabileceğini açıkça ortaya koymuştur.
Bununla birlikte kararın önemli bir eksikliği de bulunmaktadır. Başvurucu, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin de ihlal edildiğini ileri sürmesine rağmen AYM bu iddiayı incelememiş, sadece gerekçeli karar hakkı yönünden ihlal kararı vermekle yetinmiştir.
Oysa AİHM'in Yalçınkaya ve ardından Yasak kararlarında ortaya koyduğu temel mesele çok daha kapsamlıdır. Sorulması gereken soru şudur: Kişinin gerçekten örgütün terör niteliğini bildiği, örgütün amaçlarını benimsediği ve bu amaçlara bilerek ve isteyerek sürekli destek verdiği ispatlanabilmiş midir?
İşte yaklaşık on yıldır bu yargılamalara maruz kalan binlerce insanın, avukatlarının ve hukukçuların sorduğu soru da tam olarak budur.
Terör örgütü üyeliği suçunun oluşabilmesi için kişinin örgütün niteliğini ve amacını bilerek ve isteyerek hareket etmesi ve terörle ilgili amaca destek için özel kastının bulunması gerekir. ByLock kullanımı da dâhil hiçbir delil, bu bilinçli ve iradi bağ ortaya konulmadan tek başına örgüt üyeliğinin kanıtı sayılamaz. AİHM de tam olarak buna dikkat çekmekte; kişinin suç kastı ispatlanmadan cezalandırılmasının, ceza hukukunun en temel ilkelerine aykırı olduğunu vurgulamaktadır.
AYM'nin verdiği ihlal kararı, bireysel bir mağduriyetin giderilmesi bakımından elbette sevindiricidir. Ancak on yılı aşkın süredir devam eden binlerce benzer dosya düşünüldüğünde, gerçek anlamda adalet ancak AİHM'in ortaya koyduğu ilkelerin tüm yargı organlarınca benimsenmesiyle sağlanabilir.
Bugün hala birçok insan, hukuken geçersiz yorumlarla ve özellikle suçun manevi unsurunun varlığı gerekçelendirilmeden verilen mahkûmiyetler nedeniyle yıllarını cezaevinde geçirmiş ya da cezaevi tehdidi altında yaşamaktadır. AİHM'in içtihadı artık bu yargılamaların hukukun evrensel ilkeleri ışığında yeniden değerlendirilmesi gerektiğini açıkça göstermektedir. Zaten AİHM kararlarına dahi gerek yoktu; yıllardır dikkat çektiğimiz gibi hukuk fakültesinde ilk sınıflarda öğretilen ceza hukukunun asgari kriterlerinin göz ardı edilmemesi yeterliydi.
Dilerim hem Anayasa Mahkemesi hem diğer tüm mahkemeler en kısa sürede AİHM'nin ölçülerini (aslında her hukukçunun ezbere bildiği ceza hukukunun en temel kriterlerini) bütünüyle dikkate alır.
Yaklaşık on yıldır süren bu hukuksuzlukların daha fazla insanın hayatını karartmasına artık son verilmelidir.
Anayasa Mahkemesi, AİHM Genel Kurulunun vermiş olduğu Yalçınkaya kararı sonrasında ByLock iddiasına dayalı mahkûmiyet kararlarıyla ilgili nasıl bir yaklaşım benimseyeceği merak konusu olmuştu.
Genel Kurul, 24.02.2026 tarihli Ramazan Çakır Kararı ile bu konuda ilk kez değerlendirmede bulunmuştur. Karar, 19.06.2026 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.
Kararda, AİHM'in Yalçınkaya kararında suçta ve cezada kanunilik ilkesi (AİHS m. 7) kapsamında yaptığı değerlendirmeler çerçevesinde bir inceleme yapılmamış; başvuru adil yargılanma hakkı (AİHS m. 6) yönünden ele alınmış ve bu kapsamda ihlal kararı verilmiştir.
Bu yönüyle karar, Anayasa Mahkemesinin ByLock deliline dayalı mahkûmiyetleri öncelikle adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendireceğine işaret etmektedir.
Ramazan Çakır Kararının bir diğer önemli özelliği ise AİHM'in Yalçınkaya/Türkiye kararını “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı” başlığı altında ayrıntılı biçimde ele alması ve kararda öne çıkan değerlendirmeleri kapsamlı şekilde aktarmasıdır.
Aşağıda Mahkemenin özellikle vurguladığı önemli hususları paylaşacağım.
📌 DANIŞTAY'DAN ZAMANAŞIMI KARARI
Danıştay 2. Dairesi, zamanaşımına uğrayan disiplin fiilleri hakkında önemli bir ilkeye imza attı.
Karara göre, zamanaşımı gerçekleşmişse kural olarak fiilin sübuta erip ermediği tartışılmadan dosya zamanaşımı nedeniyle işlemden kaldırılmalıdır.
"Yalçınkaya kararı sadece ismen anılan değil hukuken uygulanan bir karar olmalı.
Hak ihlalinin giderilmesi için karara atıf yetmez.
Kararın esası uygulanmalıdır."
BİLGİLENDİRME
Dava dilekçesini yazdığım dosyada,
672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılıp birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden tarafına emekli aylığı bağlanan, ancak Sosyal Güvelik Kurumu tarafından emekli ikramiyesi ödenmeyen davacıya,
ANKARA 18. İDARE MAHKEMESİ'NCE EMEKLİ İKRAMİYESİNİN davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ÖDENMESİNE karar verilmiştir.
MAHKEMENİN İPTAL KARARI SONRASI SOSYAL GÜVENLİK KURUMU DAVACIYA EMEKLİ İKRAMİYESİNİ YASAL FAİZİYLE BİRLİKTE ÖDEMİŞTİR.
HİZMET BİRLEŞMESİ SURETİYLE EMEKLİ OLMAK, EMEKLİ İKRAMİYESİ ALMAYA ENGEL TEŞKİL ETMEZ.
Hukuki destek konusunda yardımcı olurum.
https://t.co/WAX3wa3vJa
1- @AYMBASKANLIGI'nın bugünkü R. https://t.co/WlUE0u8fSE yayınlanan Ramazan Çakır Kr. da AİHM standartlarının çok altındadır. Önceki kr.lardan tek farkı Yalçınkaya kararına genişçe yer verilmesidir. Sonuçta ByLock kullanımına dair Yargıtay uygulamalarını nazara vererek bu yönde+