16 yıl önce Eskişehir’de bacanağımla birlikte kendi evimizi yaptık.
Faize girmedik.
Müteahhit de bizdik.
Ustaları tek tek kendimiz bulduk.
Malzemeyi kendimiz aldık.
İşi birlikte takip ettik.
Bir yıldan kısa sürede ev bitti.
O gün şunu gördük:
Ev yapmak zor değil.
Pahalı olan, evin etrafına kurulmuş sistem.
Bir evin maliyetini büyüten şeyler çoğu zaman beton ve demir değildir:
Banka faizi
Müteahhit kârı
Emlakçı ve aracılar
Dağınık ve pahalı malzeme alımı
Plansızlık nedeniyle sökülüp yeniden yapılan işler
Gereksiz mimari gösteriş
Kullanılmayan metrekareler
Marka ve dekorasyon tutkusu
Uzayan inşaat süresi
Kira ve finansman giderleri
Birbirinin üzerine eklenen komisyonlar
Şeffaf olmayan işçilik ve malzeme fiyatları
Bunları baştan doğru planladığınızda ev, piyasa fiyatının çok altına çıkabiliyor.
Çünkü piyasada size yalnızca ev satılmıyor.
Arsa rantı satılıyor.
Faiz satılıyor.
Risk primi satılıyor.
Müteahhit kârı satılıyor.
Aracı komisyonu satılıyor.
Plansızlığın faturası satılıyor.
Büyük dedelerimiz müteahhit değildi.
Ama kendi evlerini yapabiliyorlardı.
Üstelik bugünkü kutu dairelerden daha geniş, daha kullanışlı ve daha konforlu evlerde yaşıyorlardı.
Bugün yeniden öğrenmemiz gereken şey şu:
Ev, yalnızca parayla yapılmaz.
Bilgiyle, dayanışmayla, doğru planlamayla ve faizden uzak durarak yapılır.
Tek başına zor görünen şey, birlikte kolaylaşır.
Toplu alımla ucuzlar.
Ortak ustalarla hızlanır.
Şeffaf hesapla güvenilir hâle gelir.
Ev pahalı değil.
Bizi eve ulaştıran sistem pahalı.
https://t.co/yNYsP81Ww9 Marmara Açık İnovasyon Topluluğunda Barınma Ekosistemi ile ilgili gruplara katılabilirsiniz.
Bir konutun gerçek maliyeti nedir? İnsanlar kendi evlerini özgürce yapmaya başlamadıkça anlayamazsınız. Anayasada barınma hakkı denilerek çıkarılan yasa ve düzenlemeler pratik olarak bu hakkı yerine getirme işini bankacılık sistemi ve bankacılık kredileri üstünden tanımladığından özgür bir barınma ekosistemi kurulması imkansızdır. Oysa adil devletin sağlaması gereken budur… Büyük büyük dedelerimizin evlerini nasıl kolaylıkla yaptığını ve barınmanın neden büyük bir sorun olmadığını sorgulayın. Size serbest piyasa denen şey koskoca bir yalandır.
Gelenek; salt geçmişe ait bir alışkanlıklar bütünü değil, vahye dayanan, peygamberlerin pratiğiyle somutlaşan ve insanın fıtratına uygun bir hayat tarzının sürekliliğidir. Geleneksel üretim, ev, mimari ve şehir anlayışı; sadeliği, ölçülülüğü, adaleti ve insan merkezli yaklaşımıyla hem dünyevi ihtiyaçları karşılayan hem de insanı manevi olarak diri tutan bir sistem sunar. Buna karşılık modernleşme adı altında ortaya çıkan ve insanı üretimden koparan, doğadan uzaklaştıran ve anlam krizine sürükleyen yaklaşımlar, insanın yaratılış gayesiyle örtüşmemektedir. Bu nedenle mesele, geçmiş ile gelecek arasında bir tercih yapmak değil; hak ile batıl ve sahih ile bozulmuş olan arasında bilinçli bir yöneliş ortaya koymaktır.
Gelenek, insanlığa kurtuluşun; vahyi merkeze alan bir hukuk anlayışı, sade ve hikmetli bir yaşam biçimi, emeğe dayalı üretim ve adaletli paylaşım düzeni ile mümkün olacağını öğretir. Bu ise ancak geleneğin özüne dönülmesi, yani peygamberlerin ortaya koyduğu usulün yeniden anlaşılması ve yaşanmasıyla gerçekleşebilir. Böyle bir dönüş ne nostaljik bir geri dönüş ne de modernliğe kör bir karşı çıkıştır; bilakis insanın fıtratına, aklına ve kalbine hitap eden dengeli bir diriliştir. Böylece evler ve şehirler yeniden huzurun mekânı, üretim yeniden bereketin vesilesi ve hayat yeniden kulluğun anlamlı bir tezahürü hâline gelebilir.
https://t.co/C4MxVA30I3
Okulların çalışan anne babalar için birer kreş olduğunu unutmayalım. Devlet okulları sabahın köründen akşama kadar çocuğu bırakacak bedava kreşler hükmündedir. Özel okullar da parası olanlar için güvenlikli kreşler. Buna ilk itiraz çalışan ebeveynlerden gelecektir.
"İstiklâl Marşı Derneği Kahramanmaraş Şubesi olarak, geçtiğimiz hafta şehrimizde yaşanan elim hadise nedeniyle hayatını kaybeden yavrularımız ve feda-yı can eden ögretmenimiz için taziyede bulunduk. Muhammed Said hocamızın (@m_said14 ) okuduğu aşr-ı şerif akabinde dua ederek vatanımız ve milletimiz için hayır temennilerimizi dile getirdik. Hak Teladan kaybettiğimiz canlar için rahmet acılı aileleri için sabrı cemil niyaz ediyoruz. Vatan Sağolsun !
Ya Rabbi
Şehid edilen bu yavrularımızı yine bir fitnenin nihayetinde şehid edilip Hz Peygamber tarafından cennet gençlerinin seyyidi olarak müjdelenen Hz Hüseyin ile haşret ve ona komşu eyle
Ya Rabbi
Bu yavrularımızın ve ögretmenimizin cennet-i ala'da ve kabir hayatlarında öylesine güzel öylesine büyük cennet nimetlerine gark eyle ki onların orada yaşadığı ferahlık burada acılı ailelerinin dahi yüreklerini ferahlatsın !
Ya Rabbi Ya Müntekim
Bu yaşanan elim hadisenin yaşanmasına bile isteye ve kötü niyetle kim sebep olduysa kim bu fitneyi çocukların zihinlerine zerk ettiyse kimler bu duruma seviniyor ve daha da yaşanmasını istiyorsa dahili ve harici eğer ıslah olmaları mümkün değilse cümlesini kahru perişan eyle ya Rabbi !
Belalarını bizim elimizden bulmasını nasip eyle, kurduklari tuzakları başlarına geçir ya Rabbi
Ya İlahi bu yavrularımızın şehadetlerini yeniden aslımıza rücu etmemize vesile kıl ve Türk milletini asli vazifesi ile mücehhez eyle
7'den 70'e bütün milletimizin kalbine iman nurunu, kuran nurunu sünneti seniyyenin nurunu yerlestir ya Rabbi
O nuru modernizm belasıyla kıvranan ve ahir zaman fitnesine düçar olan cümle Muhammed ümmetine sürur eyle
Bizleri ve neslimizi asımın nesli kıl
Kafirlere ve münafıklara karşı yekvücud eyle
Her türlü fitneden desiseden ve vesveseden ve dahi ye'se düşmekten bizleri muhafaza eyle
Âmin"
Av. Ahmet Tüfekçi
@tufekciahmett
Çok kızan, hakaret eden olur ama yazayım
89 yılından bu yana Edirne, Tokat, Manisa, Bolu, Artvin, Lefkoşa, Zonguldak illerinde 10 farklı lisede çalıştım. Halen Ankara'da bir lisedeyim.
36 yılda REHBER ÖĞRETMENLERİN bir faydasını, katkısını pek göremedim.
Sadece cilalı laflar, amaçsız anketler, uyutucu teoriler.
Ali ÖZDEMİR
Öğrenme gibi güzel bir faaliyette öğrenme mekanlarına daha fazla polis, daha fazla güvenlik, daha fazla psikolog, daha fazla psikiyatrist, daha fazla bilmem ne çözüm önerileri ortaya sürerken biz bir yerlerde yanlış yapıyor olabilir miyiz diye düşünmüyor musunuz?
Okullar dışındaki öğrenme mekanlarında siz hiç bu tür kaygıları görüyor musunuz?
Mühendislik temel ilkesi: problemi doğru tanımlamazsanız asla çözemezsiniz.
Sorunun temel kaynağı, öğrenme gibi edimi itibariyle insanın kendisine bağlı olan bir şeyi zorunlu hale getirerek 2. sanayi devrimi fabrikasyon süreçleriyle dayatmaktır.
#zorunlueğitimehayır
Bütün yükü öğretmene bırak, okula bırak...
Olmaz!
Öğretmen ne yapsın, öğrenciye kaş çatsa şikayet ediliyor.
Müdür ne yapsın, kendisine gelen şikayeti değerlendirmese iş büyüyor...
Cimer mekanizması bol bol istismar ediliyor....
Sendikalar malûm, kendi düzenlerinde...
Öğretmen ne yapsın arkadaş❓️
İdare etmeye çalışıyor..
Bir de oh iki ay tatil, oh iyi para...
Lan kendin iki çocuğunla uğraşamıyorsun dingil❗️
12 yıl zorunlu eğitim diyorsun.
Peki şu soruya cevap ver:
Sorunlu çocuğu okuldan çıkarabiliyor musun?
Hayır.
Ne oluyor o zaman?
Sınıfta kalıyor.
Ama sadece kalmıyor…
Başka çocukların hayatına giriyor.
Bazı çocuklar gerçekten zor durumda.
Öfke problemi var.
Sınır yok.
Evde ilgi yok.
Kontrol yok.
Sistem ne yapıyor?
“Herkes aynı sınıfta, aynı sırada, aynı müfredatta devam.”
Sonra ne oluyor?
Bir çocuk öğrenmeye geliyor.
Diğeri hayatta kalmaya çalışıyor.
Bir çocuk kitap açıyor.
Diğeri onun hayatını dar ediyor.
Bir çocuk sessizce zarar görüyor.
Diğeri sistemin boşluğunda zorbaya dönüşüyor.
Kimse açık açık söylemiyor ama gerçek şu:
Sorunlu çocuğu atamıyorsan,
onun yükünü diğer çocuklara yüklüyorsun.
Sonra klasik cümle geliyor:
“Sokakta it kopuk olacağına okulda olsun.”
İyi de o “olsun” dediğin yerde
başka bir çocuğun psikolojisi çöküyor.
Bu ne eğitim, ne çözüm.
Bu sadece şunu yapıyor:
Sorunu çözemeyen sistem,
sorunu sınıfın içine yayıyor.
#ZorunluEğitimeHayır
Antalya'da valiliğin 1500 dönüm araziye köpekler için doğal yaşam alanı kuracağız kararına insan acı acı gülüyor.
1500 dönüm , 1.5 milyon m2 ..
5000 aileye 300 m2 arsa içinde müstakil ev inşa edilse , tesise tıkılacak 500-600 köpekten fazlası sahiplenilir , bakılır ve sevilir..
Her vatandaş tapulu mülküne evini , ahırını müştemilatını pekala inşa edebilmeli geleneksel yapım teknikleriyle .
Betonarme bina yasağı konabilir sadece , gerisini taş - tuğla , kerpiç veya ahşap mimarisinin kendi teknik kısıtlamaları halleder , kimse apartman dikemez.
O pek planlı , pek imar yönetmelikli , pek modern konut ve işyeri binalarının çok büyük kısmı boş.
Emlak spekülasyonundan öte temel ihtiyaçları karşılayamayacak durumda yığınla bina var .
Adam koparmış imar iznini , dikmiş 30-40 katlı plaza.
Bekliyor ki kiralansın , satılsın.
Devlet sadece su , lağım , atık su , elektrik ve telefon alt yapısı olan arsa üretmeli ve doğumla beraber her Türk'e bedelsiz ama 300 m2 ama 500 m2 bir arazi tapulamalı .
Bu kök mülkler için alınıp satılamaz , haczedilemez , el konamaz kaydı şerh düşülmeli.
Toprak reformu şart.
Sahada resmi üniformalı polisin bulunması suçun kuvveden fiile geçmesini büyük oranda önler , ne suç işlenir ne de kimse zarar görür.
Gizli polis / sivil polis uygulamasında suç işlenir , kurban zarar görür .
İş olup bittikten sonra suçluyu yakalamanın topluma faydası ne ?
Biz neyin derdindeyiz, ne anlatıyoruz, siz ne yapıyorsunuz?
"Bu ülkede doğan her vatandaşa, başını sokabilecek evini yapabileceği arsayı satışa ve devre konu olmayacak şekilde bedava vermeniz lazım"