Tanrı vardır, demek kolaydır.
Tanrı varlıktır, demek ise herkesin harcı değil.
Tanrı varlıktır; Varlık, vardır ve -yokluk dahil- başka bir şey yoktur önermesi, düşünce tarihinin (dinî ya da felsefî olsun fark etmez) en büyük devrimidir.
Evet, Mutlak Varlık, Hakk'tır...
Temiz bir kalp, hassas bir vicdan ya da akl-ı selim, kendi başına yeterli yetiler değildir.
"Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz" ilkesini dikkate alırsak, insanın fikir beyânı için öncelikli olanın bilgi olduğu açıktır.
Bu gerçek, sayılan yetilerin değerini azaltmaz!
Sanki bir başkasına kızıyormuş gibi, o kadar gerçek ve samimi olarak, kendine bir kez bile kızmamış bir insana;
aynı şekilde başka biri ile alay etme sahici ile kendisi ile alay etmemiş birinin hiçbir düşüncesine güvenmem...
Kendi alanında ilk diyebileceğim bir derleme oldu. Avrupa merkezli tarih yazımına yöneltilen esaslı eleştiriler, klasik devlet kuramlarının bozkırdaki siyasi teşekküleri açıklamaktaki yetersizlikleri, göçebe- devlet kavramı vb. hepsini bu derlemede bulabilirsiniz.
Modern Türk siyasetinin kurucu düşüncelerinin/ ideolojilerinin "muâdil"i olduğu iddiası ile sahneye çıkanların bu iddialarına "mukâbil" maalesef kötü "mukallid"leri olmaları...
Sophos, insanî değil ilâhîdir. İnsanca olan Philosophos'tur; insanın ilâhî-olma gayesini anlatır. Bu gaye, Eros olarak tezahür eder. Eros, Pyskhe'nin en derinden kemâle doğru değişmesidir, ki Ethos da budur. Episteme, yalnızca Logos ile elde edilemez.
Platon bunu anlatır...
Doğunca adını Barış koysunlar, anneni küçükken kanserden kaybet, baban seni terk etsin, 78 yaşındaki deden 290 liralık engelli maaşıyla seni büyütsün, cebinde parası olmadığı hâlde sırf torunu rahat etsin diye Barış'ını uçakla göndersin askere.
Şunu da ben ekleyeyim:
İslam düşüncesinin on üçüncü yüzyıl sonrasındaki, hususen Anadolu'daki gelişimi üzerinde en az Descartes'ın Batı felsefesi üzerindeki etkisi kadar etkili olmuş bir düşünür Kâtibî..
Osman Pamukoğlu'ndan Murat Karayılan'a Tarihi Cevap:
🔷 Murat Karayılan'ın bir Osman Pamukoğlu saplantısı var.
🔷 "Unutulanlar Dışında Yeni Bir Şey Yok" kitabımı okumuş benim.
🔷 Orada anlatıyorum işte; Kato Dağı'na kışın yaptığımız operasyonda şu sonuçlar elde edildi diyorum, Osman Paşa öyle değil ama diyor, tam öyle değil diyor.
🔷 Ona şunu soracaksın:
🔷 Sen bizden önce 10 yıl Kato Dağı'nda durmuşsun.
🔷 E biz gittik operasyon yaptık kış ortasında.
🔷 Sen bir daha Kato Dağı'na gelip orada kamp kurabildin mi?
🔷 Hayır.
🔷 Hakkari baskınlarını nereden yapıyordunuz?
🔷 Kato Dağı'ndan.
🔷 Yapabildiniz mi?
🔷 Hayır.
🔷 Peki siz Oramar'da 10-12 yıldır duruyordunuz, 5 tane terk edilmiş köye yerleşmiştiniz.
🔷 Operasyon yaptıktan sonra bir daha Oramar'a gelebildiniz mi, tertiplenebildiniz mi?
🔷 Hayır.
🔷 Karayılan'a bunu söylemek lazım.
Herifin adı Muhammed!
Şevkle Türk millî takımına karşı oynuyor...
Ahirette bu maçtan dolayı itikâdında samimi olup olmadığını sorarlar adama...
Âkif'in Çanakkale şiirinde görüp dediği gibi:
"Kimi Hindû, kimi Yamyam, kimi bilmem ne belâ..."
Anayasadaki derin birikimiz daha 1876’da demiş ki: etnik farklılıkları resmi statüye yükseltmek, tarih karşısında olmayacak sorumluluk yüklenmek demektir. s.135
Daha Osmanlı devrinde…
Bundan tam 150 yıl önce…
Daha ilk anayasa kaleme alınırken…
30 Mayıs 2026 günü Sn.Kılıçdaroğlu şöyle dedi: “… arkamızdan sinsice sızan, ruhunu satmış FETÖ terör örgütü ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizlerden özür diliyorum”. Bu sözleri ve özeleştiriyi duymaktan çok memnunum. Çünkü..
İnsan nerelidir? Ruh ezelî midir yoksa hâdis mi? "Elestü Bi-Rabbiküm" (Ben sizin Rabbiniz değil miyim?) isimli kitabında Melek Karacan bu konuyu ele alıyor. İnsanın mahiyet ve kökenine dair sûfilerin derinlikli fikirlerini öğrenmek isteyenler için kıymetli bir eser.