Size yazmak için bahane üretiyor gibi olacak ama son tweetten sonra 2 kere daha tutuklandım. Bazen hücrede zimmetli çakmağı kaybedince ya da kütüphaneden aldığım kitaba bir şey olunca dışarıdaki refleksimle çok geriliyorum ama sonra “napacaklar bir daha hapse atamazlar ya” diye kendimi rahatlatıyordum. Atabiliyorlarmış.
Neyse, Moby Dick bitti. İddianame hazır.
Duruşma tarihi 28 Eylül.
Görüşmek üzere.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Bir iyi haber, bir kötü haberim var.
İyi haber: Tahliye oldum.
Kötü haber: Tutuklandım.
Ben de sizin okuduğunuz hızda öğrendim bu iki haberi. Bu sefer, Daltonlar hakkındaki şakadan, “suçu ve suçluyu övmek” suçundan tutuklandım.
Cezaevinde sıradan bir 58. gündü. Bir elimde Cici Bebe, diğer elimde İhsan Oktay. Konstantiniye’nin dehlizlerinde dolaşıyordum. “SEGBİS’in var” dediler. Bayram değil, seyran değil; bu neyin SEGBİS’i düşüncesiyle koridora çıktık. Hücre-SEGBİS arasındaki bir dakikalık koridor yolculuğunda özgürmüşüm, bilmiyordum. Bilsem hafiften dans ederdim.
Avukatlarıma haber verilmediğini, normalde salona gelmem gerektiğini ama acele bir durum olduğunu bildirdiler. Suçlamaya konu metni okudular. “Çocukları dövmemeliyiz.” demişim de “Neden çocukları dövmek gerektiğini düşünüyorsun?” diye sorulmuş gibi hissettim. Hayattan, Türkçemizden ve altı üstü komediden söz ettim. Tekrar tutuklanmama karar verdiler. Adli yılın açılışını burada kutlayacağım, başarılı bir sezon olsun.
90 dakikalık gösteriden iki ayda bir yeni suçlama çıkıyor. Reels yerine tam gösteri YouTube kanalımda, odaklanma problemi olan varsa da telefon detoksu öneririm. Bana iyi geldi.
Ben iyiyim; moralim, sağlığım yerinde. Bu ay çocukkenki ağustoslar gibi hızlı geçti. Allah’tan okul yok Eylül’de.
Bu mektubu yazarken cezaevinde 10 saniyeliğine elektrik gitti. Karanlıkta bütün mahkumlar hücrelerde ıslık çalıp bağırdılar. İlkokulda pikniğe giderken gezi otobüsü tünele girmiş gibi hissettim.
Karatepe 2026, efsane tayfa. Unutulmayacaksın.
Komedyen dostumuz Deniz Göktaş’ın avukatlarının bilgilendirmesi doğrultusunda; tutukluluğuna yapılan itiraz kabul edilerek bugün kendisi hakkında tahliye kararı verilmiştir. Ancak henüz cezaevinden dahi çıkamadan, gösterisindeki bir şaka gerekçe gösterilerek "suçu ve suçluyu övme" iddiasıyla yeni bir soruşturma açılmış, kendi isteğiyle ülkeye dönmüş olmasına rağmen; kaçma ve delilleri karartma şüphesiyle yeniden tutuklanmıştır.
Deniz’in avukatı ve tüm hukuk ekibi itirazları ve yasal süreçleri eksiksiz yürütmektedir.
Bir şakanın suç sayılmasını kabul etmiyoruz. Dostumuzun yanındayız; ilk gün olduğu gibi bugün de sürecin takipçisiyiz, olmaya devam edeceğiz.
TuzBiber
🔴 Sanatçılardan Deniz Göktaş'a destek ve imza çağrısı
👉 Ankara'da hazırlanan ve imzaya açılan açıklamada, Göktaş'ın tutuklanmasının ifade ve sanat özgürlüğüne yönelik baskıların bir parçası olduğu vurgulandı.
https://t.co/BDH7Llnci1
https://t.co/BBKgutWS9A
Bu şarkılar bizimdir ey padişah
Kurtlar kuşlar biz hepimizin
Bu türküler bizimdir ey padişah
Çiçekler böcekler biz hepimizin
Bu hikaye bizimdir ey padişah
Kerem ile Aslı ve Mem u Zin
Aslında hikâye, Moğollar’ın ‘yandaş’ sanatçılar gibi hazırola geçmemesi ve bildiğini okumasıyla alakalı. Bunun sırrı, Cahit Berkay’ın gece boyu kurduğu cümlede gizli: “Biz Moğollar'ız."
🖋 MURAT MERİÇ yazdı
https://t.co/VdQeKW3s75
2 Aralık 14.00’de, abim #OnurYaserCan’ı intihara sürükleyen işkenceci polislerin yargılanmasının 2. duruşması görülecek.
Adalet ve barış için, işkencenin, cezasızlığın ve vicdansızlığın son bulduğu bir Türkiye için, herkesi bu davayı takibe çağırıyorum.
Sevgiyle, direnişle✌️
"Yatırımı ben yapıyorum, risk alıyorum, elbette kazancın da çoğunu ben yiyeceğim" safsatasıyla kubarlanan işverenler, çok övdüğünüz riskinizin ceremesini de çeksenize? Kazanırken paylaştınız mı ki bedelini üleştiriyorsunuz?
“Kanaat önderi” olmak, bilgelik, görmüş geçirmişlik ister. Kendini, kendi gibi olanlarla bir arada taşlamaya cesaret edeni düşmanlardan ayırt edebilmeyi gerektirir. Size, istihza sanatında tökezleyen acemi bir standupçıyı, emeklerken düşen bir bebek gibi yerden kaldırmak yakışır.
Bu görüntüler bugün İstanbul'da, adı da dalga geçer gibi 'avangart' konulan bir proje inşaatında çekilmiş.. Patronlarına vergi, prim, kredi kolaylığı ile 'korona kalkanı' olunan inşaatlarda, abdest ve kolonya tavsiye edilen işçilerin durumu bu..
https://t.co/StcQBBNGPy
böyle bir zamanda ofisten çalışmayı zorunlu kılan, çalışanına ücretsiz izni bile çok gören ekofeminist, pek solcu yayınevindeki işimden ayrıldım. yarı/tam zamanlı redaksiyon yapabilirim. yayabilir misiniz?