Ekrem İmamoğlu;
Ey muhalifler, ey toplumun yüzde 80'ini temsil eden sevgili halkım, birlik olun, bir araya gelin, omuz omuza olun, kalabalık olun, tepkinizi gösterin.
EKREM İMAMOĞLU’NDAN KILIÇDAROĞLU’NA:
“DAVA SİYASİ DEĞİLMİŞ,
SENİN ALNINI KARIŞLARIM!”
Ekrem İmamoğlu:
Bu dava siyasi değilmiş.' Senin alnını karışlarım ya! Senin alnını karışlarım! Seninle siyaset yapan Ekrem İmamoğlu olarak söylüyorum. İster bir partinin başında kayyum ol, ister ne olursan ol! #İBBDavası
YANSIN BAĞRINIZ! İÇİNİZİ YAKSIN İSTERİM!
Ekrem İmamoğlu: 2 milyar dolarının sahibi, sistem sözünün kaynağı gelmedi.
Beni ağır cümlelerle anlatanlar tek soruya muhattap edilmediler.
Bu salonda birçok cümle duyuldu.
Bir itirafçının savcılık ifadesi 14 saat sürmüş. tutanakta soru yok. Yalnızca cevap.
Hangi soru soruldu ve cevaba geçildi bilinmiyor.
2 ayrı itirafçı 2 ayrı tarihte ifade verdi. Noktasına virgülüne kadar aynı cümle...
Belge bizde. Cümle onlarda.
Bu dosyanın en ağır uygulaması tutuklamalardır.
Her işlem geri alınabilir, düzeltilebilir, telafi edilebilir. Tutuklama telafi edilemez.
Tutuksuz yargılama esastır; tutuklu yargılama istisnadır. Hele seçilmişler ve ekipleri söz konusuysa, bu eşik çok daha yüksek tutulmalıdır.
hala tutsak tutuyorsunuz bu insanları...
Bu dosyada istisna kural haline geldi.
Bunlar rakam değil. Her biri bir ev. Her biri bir aile. Her biri bir çocuk, dede, torun...Her biri bir sofra.
Tutuklamayla topluma bir mesaj da verilmek istendi.
Eskiden biri tutuklandığında insanlar ciddi bir şey vardır, derdi. Bu dosyada da bu hissin yaratılması istendi.
O yüzden Asrın yolsuzluğu denildi. Masumiyet karinesini çiğnetyen şahıs çıktı...
İnsanlar bu yalanı satın alsın diye tutsak tutuluyoruz sayın başkan...
19 Mart sonrası kaç öğrencinin, kaç gencin gözaltına alındığını, kaç öğrencinin tutuklandı?
bu evlatlar göz altına alındır. 238 kişi tutuklandı.
Çocuklar sınavlarını kaçırdı.
Benim kaldığım yerde bile öğrenci vardır.
Ne oldu biliyor musnuz? Hepsi beraat etti. Niye hapse atıldu. Sraçhaneyi savundu diye...
Yansın bağrınız!!!
Bir avuç muhteris inadını tatmin edecek yani!
#ekremimamoğlu
CANLI BLOG | MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin duruşmanın canlı yayınlanması yönündeki çağrısını hatırlatan Ekrem İmamoğlu, “Bana hakaret etti, masumiyet karinesini de çiğnedi ama yine de hakkını veriyorum, yayınlansın dedi. Cumhurbaşkanı da hayırlı olur dedi. Sonra ne oldu? Fos çıktı. Çünkü Ekrem konuşursa perişan oluruz dediler. Dava canlı yayınlansaydı daha ilk haftadan biterdi. Korktular, bu korkaklık unutulmasın” dedi.
CANLI BLOG | Metal Yapı adlı bir şirketin 2011’de 13 milyon dolara aldığı bir araziyi 2017’de İBB’ye 119 milyon dolara sattığını ifade eden Ekrem İmamoğlu, 106 milyon dolar kamu zararı oluştuğunu belirtti. İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Devletin kasasından para çıkıyor mu, çıkmıyorsa yolsuzluk diyemezsiniz” sözlerini hatırlattı ve “Alın size çatır çatır devletin kasasından çıkan paralar” dedi.
İyi, öğrenin madem. Öğrenin, ilk vefatta bir nebze insanlık gösterin, sonra dönüp biz böyle yaptık deyin. Volkan Konak gibi dünya iyisi insana bile sövdünüz. Mağduriyet masallarınızı yemiyor artık kimse. Bak ben tek kelime yazmadım bugüne kadar, ölüden hüküm kalkar diye.
Ekrem İmamoğlu:
“Dört gün hücrede tutunduk. Özellikle pis bir yer, sidik ve uyuşturucu kokuyordu. İddia ediyorum ki foncuları orada tutmadılar çünkü hesapları ortak.”
@zafersahin06 “Geçen hafta kendisiyle kısa bir süre sohbet etmiştik. Belediye borçları ve personel maaşlarını ödemek için çare arıyordu.”
Fon paralarından ödeyebilirler Zafercim.
@b_ysabri Benim vergilerim bunun gibilere troll parası olarak mı gidiyor şimdi ?
Adamın makam arabası, superb. Bu arabanın da Sinem’in olmadığı 85 kere yalanlandı. İftiracı yapraklar.
HÜSEYİN GÜN ESPRİSİ…
Silivri’den canlı…
Ekrem İmamoğlu:
“Ey halkım, kamu kaynağı her ayın son günü hesabınıza yatar. Tarihte bu nettir. 50 küsur yıllık yerel yönetim tarihinde merkezi idarenin vergilerinden gelen para o ayın son günü hesabınıza geçer. Nettir bu.
Yani bizim haziran ayında kasamıza gelen para da haziran ayının son günü hesabımıza gelecekti. Ama ne oldu biliyor musunuz? 23 Haziran’da seçim var ya, 15 Haziran’da 30 Haziran’da gelecek para hesaba yatırıldı. Niye? Anladılar ki Ekrem seçimi kazanacak.
Daha Hüseyin Gün yok ha, seçimi kazandıracağını da bilmiyoruz Hüseyin Gün’ün. Hüseyin Gün daha yok. Daha tanışmamışız yani. Henüz casusluk faaliyetlerine başlamamışız…”
( salondan gülüşmeler)
Neden "örgüt" denildi?
İki sebebi var:
Birincisi, hapis.
Örgüt suçu kanunda katalog suçlar arasındadır; "örgüt" dendiği anda tutuklamanın kapısı açılır. Kumpas davalarının bilinen yöntemidir bu.
İkincisi, yığın.
Birbirinden alakasız insanlar, birbirinden alakasız 155 iddia yüzünden ayrı ayrı yargılanacakken, "örgüt" kelimesiyle tek bir ağır ceza davasında toplandı.
Çünkü "asrın yolsuzluğu" manşetini ancak böyle bir yığın taşıyabilirdi.
https://t.co/0hV5teFTCR
Ekrem İmamoğlu:
“155 eylemin dördü suç delillerini gizleme. Hangi delili gizlemişim? Nasıl gizlemişim? Belli değil. Avukatımın gitmediği bir toplantıya delil gizleme toplantısı dediler. Dosyaya kendi koydukları baz kayıtları avukatımın orada olmadığını gösteriyor. Yalanı kendi delilleri ortaya çıkardı.
Kullanmadığım eski telefonuma gizlenen delil dediler ya. Burada insanlar bir telefon yüzünden aylarca hapis yattı. Bir telefon ya!”
İBB Başkanı #Ekremİmamoğlu
İBB Davası'nda beyanda bulundu:
"Ve asıl hikaye şimdi başlıyor.
Kültür AŞ ihaleyi alır almaz, hiçbir açık ihale yapılmadan billboard'ları bir özel şirkete alt kiralamayla veriyor.
İLBAK grubunun şirketi İnterpan.
Bu dosyada adı bir anda iddianameden çıkartılan İLBAK grubuna veriliyor.
Yıl 94.
Hem de o şüpheli muhammen bedelin üzerine ne kadar fark koruyor biliyor musunuz?
Yüzde 1.
Bak bakın, yüzde 1.
Yüzde 1 farkla İLBAK grubuna veriliyor, evrakları burada.
Hem de 94'ün Ağustos ayında dediğiniz zaman nasıl bir zaman biliyor musunuz?
Yani 5 Nisan olmuş, ben o günleri dün gibi hatırlıyorum.
Yüzde 500-600 gecelik faizin olduğu bir dönemde, yüzde 110-120 faizin, enflasyonun olduğu bir dönemde yüzde 1 ile Interpan firmasına işler veriliyor.
Kâr değildi bu, bedava verildi bedava.
Hatta yani her gün, her ay zaman geçtikçe enflasyon da eriyen de bir bedeldir.
Çünkü ciro yok, bir şey yok, sabit bir kira bedeli alıyorsunuz.
Kâr üstünde belediye şirketi, yanda Interpan diye bir firma, İlbak grubuna ait.
Özel şirkete verilirse keyfilik olur denilerek belediye şirketine verilen iş, ertesi gün yüzde 1 farkla özel şirkete geçiyor.
Özünde fiilen Erdoğan'ın o dönem İBB yönetimi billboard'ları ihale yapmadan özel bir şirkete devretmiştir.
Şimdi biz yüzde 30'la yüzde 40'la kâr marjıyla devreden bir kurumun yöneticilerini hapiste tutuyorsunuz.
İştirak şirketinin yöneticilerini hapiste tutuyorsunuz.
Alan firmaları hapiste tutuyorsunuz.
Bu nasıl bir iş ya?
Hikaye burada bitmiyor.
Bu uygulama yargıya taşınıyor ve yargı zoruyla 1998'de yeniden ihale yapılıyor.
Yani bu 98'e kadar böyle gidiyor, 4 sene.
Bu kez ilk defa gerçek bir rekabet oluşuyor.
Gürtaş Alma konsorsiyumu ihaleye giriyor.
İLBAK'ların ödediği bedelin kat kat üstünde bir teklif veriyor ve ihaleyi kazanıyor.
Bu teklif tek başına bir ispattır.
94 ile 98 arasında billboard'ların bu kişilere ne kadar ucuza, kamunun ne kadar zararına verildiğinin ispatı.
Peki sonra ne oluyor?
Dönemin İBB başkanı Sayın Erdoğan ihaleyi onaylamıyor.
Onaydan imtina ediyor.
Ne zamana kadar?
Daha önce işi alan Interpan şirketi yani İŞBAK'tan ihaleyi kazanan konsorsiyuma eklemlenene kadar onaylanmıyor.
Eklemlendikten sonra onay veriliyor.
İhaleyi kazanan firmaya kaybeden firma ortak olarak eklemlenmeden onay verilmiyor.
Bu dosyayı yazan savcılar bunu nasıl adlandırır gerçekten merak ediyorum.
Ama benim merak ettiğim aslında şu; onların ne hissedeceği ya da ne yazacağı değil.
Acaba birileri kendi yaptıklarının, ya aynısını da eklem yaptırmıştır diye acaba bunu yazdırmakla bir iftira-name mi düzenlediler diye düşünmeden edemiyorum.
Bu dosyada Kültür ve Medya bölümünde kamu zararı diye gösterilen rakamların büyük kısmında kimler var biliyor musunuz?
İftara yapmış şirketler var, az önce bahsettiğim şirket.
Mesela Bacacılar. Bacacılar 2018'de 20 yıllık, bakın biz görevi almadan 20 yıllık ihale almış.
Bu dosyada hesapları bile okunmuyor, Şaka değil, 20 yıl.
Biz ise az kâra verdiğiniz dediğiniz işleri 3 yılına vermişiz. 3 yıl
Daha fazla vermemişiz, yetkimiz olmasına rağmen.
Kurumun malına biz kendimizi ömürbillah yetkili görmemişiz, mülk sahibi değiliz biz.
Ama dosyada bu bahsettiğim 20 yıllık ihaleyi alanlar sanık değiller, tanık değiller, adları bile geçmiyor.
Bizden önce haklar yüzde 1 gibi marjinal karlarla 20 yıllığına özel şirketlere devredilirken biz bu düzeni bitirdik.
Bizim dönemimizde yalnız ve yalnız kamu yararı gözetildi.
Önceki dönemden gelen mevzuata uygun kurumsallaşmış uygulamalar korundu.
Bilgi ve tecrübesiyle kuruma katkı veren personel yerinde kaldı.
Ama yanlış olan düzeltildi.
Şunu net olarak söyleyeyim:
Bizim dönemimizde böyle bir usulsüzlük yoktur.
Kamu malına bu şekilde bir peşkeş yöntemi yoktur.
Kamu yararı ve kamunun daha fazla kâr etmesi düşünülmüştür.
Yüzde birlik peşkeşi çekenler bu dosyada yok, kâr eden belediye şirketini yönetenler ise 1 buçuk yıldır cezaevinde.