@mustafakilicmk@sedat_peker direk size havale yoksa ifadesi alınıp salınır toplum içine.Bu tiktok denen batakhane neden kapatılmıyor hala neyi bekliyorsunuz gitgide daha da batıyorlar bu çukura
@avukatumitaltay Reyhan hanıma üzüldüm ben keşke sizi dinleyip o programa katilmasaydi kac yaşında kadına bide bel altı pis pis iftiralar atıldı yazık.Insallah çok çabuk aydınlanır artık
@ZaferArapkirli Şimdi bu kadının yazdıklarını okuyup aa doğru diyicek milyonlarca insan var ve onlar da bunu biliyor bu yüzden yazıyorlar. Ne diyelim aynisiyla sınanman dileğiyle Nagihan.Bizden çok uzak yalnız
@Fikirtepeli_83@halilsezaip Bravo araştırıp bulup kendinizi aklamişsiniz keşke her kes sizin gibi hakkını arasa.Bence hemen dava açın maddi manevi tazminat
@bpthaber Bunu yapan zebani nasıl böyle bişey dusunebilmis ve uygulamaya geçirmiş bu nasıl bozuk b*k bir kafa yapısıdır.Peki bu bozuk zihniyeti serbest bırakan hakim ne düşünmüş biz sıradan vatandaş olarak şok geçirdik hakim bunu nasıl normalleştirip serbest bıraktı
60 yaşındayım. Evime birinin gelmesinden hoşlanmıyorum.
60 yaşındayım. Uzun yıllardır yalnız yaşıyorum ve yaşlandıkça insanların beni ziyaret etmesinden hoşlanmadığımı daha çok fark ediyorum. Her zaman böyle değildi. Gençken misafir ağırlamayı severdim. O zamanlar bu bana doğal geliyordu: Evin açık olması, kapıların hep ardına kadar açık olması, mutfakta yemek kokusu, kahkahalar, gece geç saatlere kadar süren sohbetler. Büyük bir sofra kurar, bulaşıkları toplar, herkesi ağırlar, insanların evimde rahat hissetmelerinden mutlu olurdum. Elbette yorgundum ama bu hoş bir yorgunluktu. Kendimi işe yarar hissediyordum.
Bugün her şey değişti. Yıllar geçtikçe evimin benim alanım olduğu hissini geliştirdim ve artık kimseyi içeri almak istemiyorum. Akrabalarımı bile. İyi niyetle gelseler bile. Telefon çaldığında ve biri "Seni görmeye geleceğiz" dediğinde kendimi rahatsız hissediyorum. Hemen göğsümde bir ağırlık hissediyorum. "Neden? Ne kadar süre? Ne söyleyeceğim ya da yapacağım?" diye düşünmeye başlıyorum. Saklanmak, bir bahane uydurmak istiyorum.
Birinin varlığının dengemi bozduğunu fark ettim. Her şey yerli yerinde. Her nesne, her fincan veya kitap, bana uygun bir şekilde düzenlenmiş. Bu benim düzenim. Ve aniden biri geliyor, bir fincanı yanlış yere koyuyor, sandalyeme oturuyor, musluğu veya buzdolabını açıyor. Başkaları için önemsiz ama o anda dünyamın altüst edildiğini hissediyorum. Sanki havasız kalıyorum.
Çocuklarım geldiğinde biraz farklı oluyor. Onları bekliyorum, özlüyorum. Ama o zaman bile... Burada olduklarına seviniyorum ama hemen içimde bir endişe hissediyorum: Rahat olacaklar mı, yemeği beğenecekler mi, yeterli alan var mı, her şey yolunda mı? Her zaman gerginim. Ve gittiklerinde rahatlıyorum. Tekrar nefes alabiliyorum, tekrar kendim olabiliyorum. Eski bir sabahlıkla evde dolaşıyorum, mutfakta sessizce oturuyorum, acele etmeden çay içiyorum, acele etmeden pencereden dışarı bakıyorum.
Yaşlandıkça etkileşim kurmak için daha az enerjim olduğunu anlıyorum. Evde biri varken konuşmam, gülümsemem, sohbeti sürdürmem, "ev sahibi" rolünü oynamam gerekiyor. Ama artık bu rolü oynamak istemiyorum. Oynamaktan yoruldum. İçten içe boş veya bitkin hissettiğimde misafirpervermiş gibi davranacak gücüm yok artık. Yalnızken daha sakinim. Çocuklarımla telefonda konuşabiliyor, bir kafede bir arkadaşımla buluşabiliyor veya parkta yürüyüş yapabiliyorum. Ama evde neredeyse hiç kimseyi eve davet etmiyorum.
Bir ara bunun normal olmadığını düşündüm. Üşüdüğümü. Belki yaşımdan, belki de yalnızlığımdan. Ama sonunda anladım: Bu ne bir hastalık ne de bir heves. Bu benim hakkım. Kendi alanımı koruma hakkım var. Evim beni yansıtıyor. Özgün olabileceğim, kimsenin yerine geçmek zorunda olmadığım yer burası. O kapıdan kimin gireceğine ben karar veririm. Ve çoğu zaman cevap: hiç kimse.
İnsanlar bana "Ama sonunda yalnız kalacaksın." diyor. Zaten öyleyim de, ama bu yalnızlıkta huzur buluyorum. Evet, bazen konuşmak, birine sarılmak istiyorum. Ama başkalarıyla bağ kurmanın başka yollarını buldum. Ve evimi kendime saklıyorum.
Bu başkalarına tuhaf gelebilir. Belki bazıları şöyle yargılayacaktır: "Yaşlılık insanı içine kapanık yapar." Ya da belki de tam tersine, olgunluktur. Yıllarımı başkaları için yaşayarak geçirdim. Yemek pişirdim, ev sahipliği yaptım, eğlendirdim. Şimdi kendim için yaşamak istiyorum.
Ve merak ediyorum: Bu yalnızlığın ve yorgunluğun bir işareti mi, yoksa bu yaşımda kendi dünyamı korumak ve kimseyi içeri almamak gibi doğal bir arzu mu?
#lifeisbeautiful #hayatgüzeldir
@lhanTurel1313@alpklnctr Allah sabır versin Allah kimseyi böyle bi acıyla sınamasın sizde hakkınızı sonuna kadar arayın yanlarına kalmasın dahli olan kim varsa.
@gulbenergen Kiz ilk ifadesinde bütün rezilliği anlatmis ama ikinci ifadesinde değiştirmiş "mecburen" büyük ihtimal dayak tehdit v.b sebepler.o kısmı net te mahkeme nasıl salıverir jandarma tutanaginda her şey ortada iken kızın rızası ne demek tir.Biktik yaa gerçekten yıldık
Yapay zeka araçlarını nasıl bu kadar az insanın kullandığını anlamıyorum.
Çoğu yalnızca ChatGPT ve Midjourney'i biliyor.
İşte size yüzlerce saat kazandıracak maden değerinde yapay zeka aracı:👇🏻
@anaokulmuhendsi Bizde en en özel hastanede bile yok bunlar sebep te bence ahlak.Etigi hangi sistemin önüne koyarsanız koyun tıkır tıkır işler.bu arada geçen ay o en özel hastanelerden birinde kaldık günlük 20 bin ve çay 50 tl kahve 90 şimdi 120 olmuştur sanırım